100. YILINDA IRAK TURKLERININ SIYASI TEMSIL HAKKINA DOGRU

Sosyal Medyada Paylaş!

Öz

Irak Türklerinin 100 yıllık mücadelesinin hiçbir döneminde kendilerine yapılan mezalim, asimilasyon ve yıldırma politikalarına karşın, verilecek cevap olarak asla silaha sarılmamış ve haklarını hukuki ve kanun yoluyla tesis etmek için çalışmalar yürütmüştür. Bu sayede Irak’ın demokratikleşme sürecine şüphesiz verilecek en büyük katkının bu şekilde olacağını tespit edip, uygulamaya başlamıştır. Türkmenleri dışlayan politikalar üreterek, toplumdan dışlamaya çalışmak hem Irak’ın toplumsal bütünlüğüne büyük zarar vermektedir. Irak’ın yeni hükümetinin yapması gereken en önemli hamleler şu şekilde sıralanabilir;

1-    Yeni hükümette Türkmenlere bakanlık tesis etmek

2-    IŞİD sonrası dönemde yeniden inşa sürecinde Türkmeneli coğrafyasında yatırımları yönlendirmek

3-    Türkmen iş insanlarının güvenlik ihtiyaçlarını gidermek

4-    IŞİD’in kaçırdığı ve zulüm ettiği kadınların haklarını ve yaşadıkları ihlalleri görmek ve buna göre politikalar üretmek

5-    İnsan haklarını uygulamak; kayıp Türkmenlerin nerede olduklarına dair bir tahkikat yürütmektir.

 

Irak Osmanlı’dan sonra 100. Yılını 2021 yılında kutlamıştır. Geçen bu süre zarfında rejim değişiklikleri darbeler, katliamlar ve terör olayları yaşanmış, ülke birçok kez bölge ülkeleriyle savaşlara girmiş ve en nihayetinde ABD öncülüğündeki koalisyon güçlerinin işgalinden sonra 2003 yılında Saddam rejimi devrilmiş ve yerine çok partili, etnik ve mezhep köklerine dayanan “demokratik” bir sistem kurulmuştur. Irak’ın kuzeyinde özerk bir yönetim tesis edilmiş ve ekseriyeti Baas hükümetini destekleyen Sünniler pasifize edilmiştir. Bu dışlanmanın da bir sonucu olarak terör örgütleri meydana gelmiş ve çeşitli katliamlar ve terör eylemleri yaparak Irak’ta iç huzur, denge ve istikrar yok edilmiştir.

Kuruluşu itibariyle Irak’ta üç etnik kökenden bahsetmek mümkündür. Telafer’den Mendeli’ye kadar Türklerin yaşadığı gerçeği tahrir defterleri ve çeşitli dış kaynakların notları ile mukimdir. Bir şehrin kime ait olduğu belirlenirken, şehri tarihi, eski yapıları, kimler tarafından yapıldığı, musikisi, edebiyatı ve sanatı tarafsız göstergelerdir. Birikmiş kültür, bir şehrin kime ait olduğunun delilidir. Demografik yapı süratle değiştirilebilir, ancak kültür o kadar kısa sürede değiştirilemez. Tarihi kaynaklara göre; Gertrude Bell(1917-1926 yıllarında Britanya Irak yüksek komiser sekreteri): 1961’de Londra’da yayımlanan mektuplarında Kerkük şehri ile ilgili tanım aynen şöyle geçmektedir.” Referandum tamamlandı ve Faysal Irak Krallığına seçildi. Ancak Kerkük halkı olumlu oy vermediler. Kerkük’ün şehri Türkmenlerden, köyleri ise Kürtlerden oluşmaktadır. Her iki grup da Arap idaresini istememektedir. Kerkük, Türk yönetimini istemektedir. Kürtler İngiliz karşıtı değiller; korumamız altında devlet istiyorlar.”

İngiliz yazar ve seyyah Stephen Hemsley Longrigg Çağdaş Irak Tarihi’nde Dört Asır kitabında Kerkük ile ilgili olarak “ Türkmen göçlerinin kalıntıları Telafer’de dağınık uzun bir hat şeklinde Musul yolu üzerinde Deliabbas’tan Büyük Zab’a kadar. Çoğunluğu da Kerkük’te bulunur. Kerkük’ün iki asır içerisinde fazla değişmediği anlaşılıyor. Türkmen köyleri de büyük yol üzerinde fazla değişmemiştir. Kerkük’te konuşulan dilin Türkçe olduğu görünüyor.” Bir başka kitabı “Modern Iraq from 1900-1950” “Türkmenlerin çoğunluğu köy ahalisi olup, tarımla uğraşırlar. Aşiret yapısına sahip değillerdir. Kerkük, Altunköprü, Erbil ve Kifri gibi şehirlerde çok sayıda bulunurlar.”

Rupert Hay Senetan fi Kurdistan kitabında “ Musul’un Dicle kıyılarında bulunan Yunus Peygamber Türbesinden başlayarak, Erbil, Altunköprü, Kerkük, Kifri, Kızılrabat ve Mendeli’ye kadar uzunan hatta yaşayan halkın Türkçe konuştuğunu görürüz. Bu hat Kürt bölgelerini Arap bölgelerinden ayıran hattır. Kerkük bu Türk nüfusun ana merkezini oluşturur.

Buckingham(Avrupalı seyyah, Travels in Mosopotamia: Including a Journy from Aleppo to Baghdad) Kerkük’ün Kürt bölgelerine 4 günlük bir mesafede olduğunu belirtmiştir. (page 338 ve 349)

C.J. Rich: (residence in Kurdistan) Tuzhurmatı şehri tamamen Türkmenlerden oluşur. Bütün gelenek ve görenekleri ayrıntılı bir şekilde kaleme alır. Kerkük halkının da Kürt olmadığını kaydeder.(sayfa 26 ve 142)

Wikie Young: 1910 yılında Musul’da konsolosluk görevini icra ederken (Public Record Office, Document no: 371/1008, Londra) isimli belgede “… Kerkük’te 7.000 hane mevcuttur. Şehrin nüfusu muhtemelen 40.000’den az değildir. Bunların 2.500’ü Yahudi, 360’u Hıristiyan ve geri kalanı Türkmen kökenli Müslümanlardan oluşmaktadır.

Arap asıllı ABD’li Said K. “ Saddam, Kerkük’ü Araplaştırmaya çalışıyordu. Saddam Kerkük’ün bir Arap, Kürtler de bir Kürt şehri olduğunu iddia ediyorlardı. Aslında bu şehr ne Arap ne Kürt şehridir. O şüphe götürmez bir Türkmen şehridir. Kürtler 1960 yıllarından itibaren planlı bir şekilde Kerkük’e gelmeye ve yerleşmeye başlamışlardır. (Saddam Hussein,
The Political of Revenge, Sayfa 88)

David McDowall,(Modern Kürt Tarihi, 2004, sayfa 24): Az sayıda Kürt 1958 gibi yakın bir tarihten bu yana daha büyük bir Türkmen nüfusa sahip olmasına rağmen, bugün bile Kerkük şehrinin kendilerinin olduğunu öne sürecektir.”

Netice olarak Türkmeneli bölgesinin doğal demografik yapısı Irak Türk, olmakla beraber, bu yapı 1970’lerden itibaren hızlı ve sistematik bir biçimde Araplaştırma ve Kürtleştirme politikasına rağmen Türkmenler azınlığa düşmemiştir. 10 Nisan 2003 tarihinden itibaren şehrin demografik yapısını tamamen alt üst etmeye çalışan ve toplumsal dejenerasyondan öteye şehrin sosyal ve ahlaki yapısında da ciddi yozlaşma ve bozulmaların meydana geldiğini gözlemlemek mümkündür.

İngiliz Subay Edmonds’un I. Dünya Savaşı esnasında Irak’ta görev yapmıştır. 1922’de yüzbaşı rütbesiyle siyasi bir subay olarak bölgeye gelip Kerkük ve Süleymaniye’de incelemeler yapmıştır.

Edmondsa göre Kürt aşiretleri ve yaşadıkları bölgeler

Kürt ismi milattan sonra 7. Yüzyılın başlarında Arap fetihleri zamanında bir ayağı Zagros dağlarında diğer ayağı İranlaştırılmış komşu halklar üzerinde bulunan batı İranlıları tanımlamak için kullanılırdı.2 Kürt aşiretlerinin menşelerini tespit ettiği bu kitabında hiçbir Kürt aşiretinin menşeinin Kerkük olmadığını tespit etmek mümkündür: Cebbari aşiretinin Çamçamal etrafındaki köylerde yaşadığını, Hemavendlerin 18. Yüzyılda İran’dan gelerek yine aynı bölgeye yerleştiğini, Talabani aşiretinin de yine Çamçamal civarında bulunan Talaban köyü ve Zengenelerin menşeini de Süleymaniye civarındaki Awa Spi olarak göstermektedir. Davudaları ise Tavuk ve Tuzhurmatu köylerinde gasp ve satın alma yoluyla elde ettikleri arazilerde yaşayan insanlar olarak göstermektedir. Baban aşireti 17. Yüzyıldan itibaren Süleymaniye şehrinde ortaya çıktıklarını göstermektedir. Celali aşiretinin Süleymaniye şehrinde yaşadıklarını Berzenci aşiretini de yine Süleymaniye de yaşadıklarını söylemektedir.

Caf ve Celalilerin hırsız olarak büyük üne sahip olduklarını anlatır.(Caf aşireti Süleymaniye’ye yakın bir yerleşim yeri olan Halepçe’de yaşayan kürtlerdir.)

Kitabın farklı Syfalarında EDMONDSUN kürt aşiretleriyle aralarında arkadaşlık ilişkileri kurdukları Türk ordusuna karşı işbirliği içinde olduklarını anlamak mümkündür:

Derbend bölgesinde Ağa Jin, Babekir, Heme Ağa ve Surk Ağayı sürekli ziyaret ettikleri görülmektedir.

Edmonds’un kitabında övgülerle bahsedemediği tek Kürt şeyh Mahmut’tur. Bilindiği üzere Şeyh Mahmud İngiliz işgallerine uzun yıllar karşı koymuş ve Türkiye ile yakın ilişkisi olduğu iddia edilen bir kürt reisiydi.

Türk karşıtı olduğu kitabından anlaşılan Edmonds’un Kerkük şehrinin etnik yapısı hakkında ‘’ 25000 olan kent nüfusunun büyük çoğunluğunu Türkmenler geri kalan kısmını ise (1/4) Kürtler, Araplar Hristiyan ve Yahudi toplulukları oluşturuyor demektedir. ( sayfa349 )

Kitabın dipnotunda ‘’ majesteleri hükümetinin Türkler ve Türkmenler arasında etnik farklılık yaratma amacına hizmet ettiğinden bahsetmektedir.’’ Bu vasıtayla da Lozan görüşmeleri esnasında İsmet paşa ve Türk heyetini, Lord Curzon ve İngiliz hükümetinin tezlerini kuvvetlendirmeyi amaçlamıştır.

Edmonds’un anlattıklarından yola çıkarak şu sonuçlara varmak doğaldır. Şehir olarak özellikler Kerkük’ün Türklerden oluştuğunu söylemek, Bağdat’a doğru uzanan bucak ve köylerde Türklerin yaşadığını, Süleymaniye yolu üzerindeki köylerde Kürtlere rastlamak, Süleymaniye dışında hiçbir yerde Kürtlerin kahir ekseriyetine rastlamanın da mümkün olmadığına kitabında değinmiştir. Ayrıca Edmonds Kerkük’te Türk propagandası yapan kişileri takip ettiklerini tespit ettiklerini de sınır dışı ettiklerini inkâr etmemiştir. (sayfa 416) Kısaca ifade etmek gerekirse kitabı Kürtleri daha çok anlatmak için yazmış olsa da kitaptan yapılan çıkarımlar neticesinde Kerkük şehrinin Türkmenlerden oluştuğunu civar bucak köy ve dağlarda Kürtlerin yaşadığını kendisi itiraf etmiştir. Örneğin kitapta yine Şeyh Rıza Talabani’nin şiirlerine yer verirken 16. Yüzyıl saray şairi Kerküklü Fuzuli’nin hiçbir eserine değinmemiştir.

Irak’ın geçmiş anayasalarında Türklerin de hakları birçok açıdan garanti altına alınmış gibi görünmüştür. Örneğin, 74 NOLU 1931 YILI YEREL DİLLER YASASI

Yasa Türkçe ve Kürtçe dillerinin kullanılmasına imkan veren üç alanı içermektedir:

1 anadilde mahkemelerde duruşma

2 anadilde eğitim

3 devletin resmi makamları önünde anadilde dilekçe verme haklarından oluşur.

Önemli Not: YASA TÜRKÇE DİLİ İBARESİNİ KULLANMIŞTIR. 1958 YILINDA KRALİYET REJİMİNİN YIKILMASINDAN SONRA IRAK TÜRKLERİ YEREİNE IRAK TÜRKMENLERİ TÜRKÇE DİLİ YERİNE TÜRKMENCE DİLİ SÖYLEMLERİNİN NEDENİ TAMAMEN SİYASİDİR.

Yine bu yasada;

1-    Irak’ın çok uluslu bir devlet olduğunu kabul etmesi

2-    Ulus devlet anlayışını benimseyemeyecek bir yapıda olması

3-    Arap, Türk ve Kürtlerin eşit kabul edilmiş olması

4-    ARAPÇA VE TÜRKÇE YA DA Kürtçe DENMESİ ŞEKLEN HANGİSİNİN ÖNCELİK ARZ ETTİĞİNİ ORTAYA KOYMUŞTUR.

 

Irak Hükümetinin 1932 Tarihli Deklarasyonu

Irak hükümetinin milletler cemiyetine verdiği bir taahhüttür. En önemli maddeleri şunlardır.

1-    Irak devleti için temel yasalar mahiyetindedir. Yönetmelik veya resmi maddeler bu deklarasyona aykırı düşemez. Aykırı hükümler içeremez bu bildirge gelecekte daha güçlü ve daha bağlayıcı kanun ya da yönetmelik veya resmi içtihat çıkartamaz.

2-    Devlet doğum milliyet dil ırk ve din ayrımı yapmaksızın ırakta yaşayan bütün bireylere herhangi bir din inanç veya felsefeye göre ibadet etme hakkını kısıtlayamaz ve insanların bu özgürlüğünü garanti eder.

3-    6 Ağustos 1924 yılında Irak’ta hayatlarını sürdürmekte olan Osmanlı vatandaşlarını Lozan Antlaşmasını 30. Maddesine göre ırak vatandaşlığını kazanırlar.

4-    Tüm ırak vatandaşları yasalar önünde eşittir. Herhangi bir ayrıma tabi tutmaksızın aynı medeni ve siyasi haklardan yararlanabilirler. ( düşünce özgürlüğü)

5-    Herhangi bir ayrım yapmaksızın bütün ırak vatandaşları hayır dernekleri dini veya sosyal enstitüler ya da kendi ana dillerini kullanmak amacıyla sair eğitim tesisleri açabilirler. ( azınlıklara STK hakkı)

6-    Irak’ta bulunan dini azınlıklara ait kilise sinagog ve dini müesseseler hayır müesseseleri ve vakıflar tesis etmek yönetmek, yönetim kurulları kurma hakkını garanti eder. (azınlık ibadet hakkı)

7-    İllerde veya ilçelerde belirli bir orana sahip olan ırak vatandaşlarına ilkokullarda kendi özel dilleriyle eğitim alma fırsatı tanır ve bu hakkı garanti altına alır.( eğitim hakkı)

8-    Yaşayanların çoğunu Türkmenlerin oluşturduğu il ilçe ve bucaklarda Arapçanın yanında resmi dil Türkçe veya Kürtler olacaktır. Irak Hükümeti bu bölgelerde çalışan devlet memurlarından yeteri derecede Türkçe ve Kürtçe bilenleri atamayı garanti eder.

9-    İş bu bildirge maddelerinde herhangi bir ayrım yapmaksızın ilgili maddeler milletler cemiyetinin de garantisi altındadır. Milletler Cemiyeti meclisinin üye çoğunluğunun onayı olmadan bu taahhütlerde herhangi bir değişiklik yapılamaz.

10- Son olarak ise sömürgeci devletin haklarını da garanti altına almıştır.

 

TÜRKMENLERE KÜLTÜREL HAKLAR TANIMA KARARI No:89 Yıl:1970

Konseyin 24 Ocak 1970 tarihinde ‘’ Türkmenlere kültürel haklar verilmesi kararnamesi’’ isimli bir KHK yayınlamıştır. Bu KHK’da ‘’ 17 Temmuz devrimi bu vatana hizmet etmede vatandaşların katkısının artırılmasının ulusal birliğin pekiştirilmesinin ve mücadele birliğinin güçlendirilesinin yolunun vatandaşların meşru haklarından geçtiğinden inanmaktadır. Ayrıca konsey Türkmen azınlığın kültürel haklarına ulaşmasının önemini idrak ederek bu kararnameyi çıkartmıştır.’’1923 Lozan antlaşmasının 16. Maddesi uyarınca dil hakkı kazanmış etnik grupların kendi kaderini tayin edebilme (self determinasyon) hakkına sahip olabileceği kabul edilmiştir. Ayrıca Lozan Antlaşması’nın 30. Maddesi uyarınca sınırlar çizildikten sonra Irak tarafında kalan Osmanlı vatandaşlarının Irak vatandaşlığına geçmesi hususu

Böylece 1924 yılında çıkartılan anayasadan sonra Türkmenleri Irak’ın kurucu profili olma yetkinliğini 1970 yılına kadar sürdürdüğü asimile politikaları vasıtasıyla ‘’ bölgelerin demografik yapısı bozma ve Araplaştırma’’ 24 Ocak 1970 yılında çıkartılan bu kararname ile 40 seneyi aşkın bir sene sonra Türkmenlere azınlık statüsünde bir rol biçilmek istenmiştir.

Kararnamedeki kararlar şunlardır;

1-    Türkmence dilinin ilkokullarda okutulması

2-    Türkmence eğitim veren okullarda eğitim araçlarının Türkmence olması

3-    Eğitim Bakanlığı’na bağlı bir Türkmen eğitim müdürlüğü kurulması

4-    Türkmen edebiyatçı şair ve yazarların birlik kurmalarına imkân tanınması onların desteklenmesi ve eserlerinin basılması ve dil yeteneklerinin artırılmasına fırsat tanınması ve bu birliğinde ırak edebiyatçılar birliğine bağlanması

5-    Kültür ve tanıtma bakanlığına bağlı bir Türkmen kültür müdürlüğünün kurulması

6-    Türkmence olarak haftada bir gazete ve aylık bir derginin çıkartılması

7-    Kerkük TV’lerinde Türkmence programlarının artırılması maddelerini kapsamaktadır.

Bu maddelerde dikkat edilmesi gereken 2 önemli husus vardır:

1-  Eğitim dilinin anadilde eğitimden ziyade bir ders olarak okutulmaya çalışılması Türkmenlerin anadilde eğitim alma haklarını tamamen karşılamamaktadır. Bu sebeple doğru bir hamle olarak nitelendirilemez haricen Türkmence dilinde eğitim talebinin sürekli vurgulanması Türkmenler açısından önem arz etmektedir.

2-    Kararnamenin beklenmedik ve durup dururken çıkmış olması ırak hükümetini bir politikasının eseridir. Bu politikayı; Irak’ın kuzeyinde Kürtlerin ekstra hareket alanı bulması ve etkin bir nüfuza erişmiş olması Irak Hükümeti tarafından karşısına bir cephe oluşturma maksadıyla bu hamle yapılmıştır. BAAS partisi Türkmen eğitim müdürlüğü yurt gazetesi birlik sesi dergisi Bağdat radyosunun Türkmence bölümü Türkmen edebiyatçılar birliği ve Türkmen kültür müdürlüğü gibi tüm müesseselerin başına parti azası olan ve yandaş Türkmenler getirilmiştir. Ancak Türkmence eğitim sudan abanilerle iptal edilmiştir. Okullarda verilen Türkçe isimler Arapça isimlerle değiştirilmiştir. İlkokulların 3. Sınıflarında Türkçe eğitim alan öğrenciler 4. Sınıfta Arapça okumaya zorlanmış devletin finansmanını ve yönlendirmesi ile çıkarılan gazeteler BAAS partisine hizmet eder duruma getirilmiştir. Kararın çıkarılmasının arkasında biri Irak’ın uluslararası camiadaki itibarıyla ilgilidir. Diğeri ise Irak’ın iç güvenlik durumlarıyla alakalıdır. Bu karardan tam on gün sonra 24 Ocak 1970 tarihinde Türkmenlere kültürel haklar tanıyan kararı çıkartmışlardır. BAAS rejimi Kerkük Türk şehridir demiştir. Kozunu kullanmaya çalışsa da iş işten geçmiştir. Kürtler otonom bir yapı elde etme adına 1921 kraliyetin kurulmasından 2003 yılında federe yapıyı ilan edene kadar ilmek ilmek işleyerek nihayetinde amacına ulaşmıştır.

 

10 Ekim 2021 Seçimleri ve Sonrasında Yaşananlar Çerçevesinde Türkmenler

 

10 Ekim 2021 tarihinde yapılan Irak parlamento seçimleri değişim hususunda umutsuz olan aktivistler ve vatandaşlar tarafından boykot edildi. 10 Ekim 2021 tarihli Irak Parlamento seçimleri 2003 sonrası kaydedilen en düşük katılımlı seçim olarak tarihe geçti. Seçmenlerin yalnızca % 43.54’ünün katıldığı seçimlerde; Temsilciler Konseyi 9 sandalye, İşkarat Kanun 6 sandalye, bağımsız adaylar ise toplam 43 sandalye kazandı.

Fetih Koalisyonu ve Ulusal Devlet Güçleri ittifakı beklenmedik bir şekilde son seçimlerde ciddi bir kayıp yaşadı. Iraklı seçmenlerin ciddi bir kısmının seçimlere katılmış olmasının yaratacağı etkiler de merak edilen bir mesele olarak kayıtlara geçti. Irak’ta Ekim 2019 tarihinde meydana gelen kitlesel protestoların ardından toplumun yerel siyasetçilere ve politika yapıcılarına olan güvenleri ciddi şekilde sarsıldı. Bu konuda ise Irak’taki değişimin nasıl gerçekleşeceğine dair Iraklı aydınlarda Hamzeh Hadad şu öneriyi sunuyor; “ Irak’ta yerel liderler ve mevcut durum karşıtı aktivistler daha fazla görünürde olarak bağımsız adaylar şeklinde seçimlere katılmalıdır.”

Irak seçimleri 4 yıllık periyotlar dâhilinde yapılmaktadır. Normal şartlarda 2021 Irak seçimlerinin yerine 2022 bahar aylarında seçim yapılması gerekiyordu fakat 2019 ve 2020 yıllarında meydana gelen kitlesel eylemler neticesinde başbakanın istifası dahil olmak üzere Irak’taki siyasal atmosfer köklü şekilde değişti. Adil Abdul-Mehdi yerine Mustafa Kazımi geldi ve Irak’taki seçim kanunu değiştirildi. Partiler seçim sürecinde daha az aday çıkartarak örgütlendiler. Oylarını maksimize etmeye çalışarak daha az aday ile daha fazla oy almanın metotlarına odaklandılar. 2021 seçimlerinde 21 koalisyon, 108 parti ve 789 bağımsız aday yarıştı. Bu adaylardan 138 sandalye koalisyon gruplarına, 148 sandalye siyasi partilere ve 43 sandalye de bağımsızların lehine kazanıldı. Irak’ın Güney ve Orta bölgelerinde örgütlenen bazı protestocu gruplar seçimlere ne şekilde katılacaklarını veya boykot alternatifini tartışarak çeşitli stratejiler geliştirdiler. Irak’ta yapılan bir anket çalışmasının sonuçları incelendiğinde; “Iraklılar için politik sistemin tüm büyüsü bozulmuş vaziyettedir. Diğer yandan Iraklılar, demokrasiye olan inancı yitiriyorlar.” Emtidad, Demokratik “Nazil Akith Haqi” Hareketi, Fao-Zakho Örgütü ve Tishreen Ulusal Örgütü gibi 4 Parti Babil, Bağdat, Basra, Diyala, Kerbela, Maysan, Muthanna, Necef, Ninawa, Qadisiya, Selahaddin ve Kerkük. Emtidad, Babil (2), Necef (1), Thi Qar (5) ve Qadisiya (1)'de sandalye kazandı. Seçim öncesi ortamın güvenli olmadığı ve aktivistlerin silahlı aktörlerin tehditleriyle karşı karşıya olduğunu gerekçe gösteren 25 Ekim Hareketi, Irak Meclisi, Muhalefet Güçleri Teşkilatı ve Ulusal Meclis gibi diğerleri seçimlere katılmak için kayıt bile yaptırmadı.

1-Irak Demokrasi Anketi (Kaynak: Iraqi Elections 2021: Independents and New Political Parties, Konrad Adenaur Stiftung, January 2022)

 

Seçimlere katılımı teşvik etmek için uluslararası toplum, seçimlerin teknik bütünlüğünü sağlamak için büyük miktarda enerji ve kaynak yatırımı yaptı. Uluslararası gözlemciler ülkeye akın etti ve Birleşmiş Milletler Irak Yardım Misyonu da seçimlerin kitleselleşebilmesi için medya ve görünürlük çalışmaları yürüttü. Tüm bu desteklere ve teşviklere rağmen Iraklılar seçim boykotundan vazgeçmediler.

2-Nihai sonuçlara göre Irak Parlamentosu Sandalye Dağılımları (Kaynak: Iraqi Elections 2021: Independents and New Political Parties, Konrad Adenaur Stiftung, January 2022)

YENİ SİYASİ PARTİLER

Emtidad:

Emtidad Hareketi lideri Alaa Al-Rikabi, Ekim Protesto Hareketi'nden lider olarak çıkan birkaç aktivistten biriydi. Salgın ve partisinin Temsilciler Konseyi'nde dokuz sandalye kazanmasıyla sonuçlanan yeni hükümet oluşumu yoluyla popülaritesini korumayı başardı. Kendisini yöneten birkaç parti liderinden biriydi. Ocak 2021 yılında kurulan Emtidad Partisi’nin anlamı “Devam” demek. Üye bağışlarından topla 36 milyon Irak Dinarı toplayan Emtidad, 2019 Ekim ayında başlayan protestoların sonuçlarından birisi olarak ortaya çıkmıştır.

Emtidad'ın misyonu, bir vatandaşlık ve kurumlar ülkesi inşa etmek ve gayri resmi etnik-mezhepsel kotaya yani “Muhasasa” ya son vermektir. Buna göre, açılış konuşmasında hareket, Iraklıların doğrudan başkanları ve valileri için oy kullanabilmeleri için anayasa değişikliği yaratma gayretidir.  Kerbela'daki Emtidad'ın başkanı ve seçimlerde aday olan Dhia Al-Hindi, şunları söylemiştir: “bu protesto hareketinin taleplerinden biri olan Irak'ta yarı başkanlık sisteminin kurulması için bir baskıydı: “Irak'ta başkanlık sistemini denedik, diktatörlük getirdi.”

Diğer yandan; Emtidad Partisi de çeşitli ortaklık denemelerinden bulundu. Kürt bir işadamı tarafından finanse edilen “Yeni Nesil Hareketi” ile görüşmeleri kaydedildi. Diğer yandan; Emtidad’ın politik ve sosyolojik tavrı Irak halkının durumuyla uyumlu bir hal içerisindedir. Çeşitli anketlere göre; Irak Halkı dine bakış olarak ve dini liderlerden giderek daha fazla uzaklaşmaktadırlar. Emtidad’ın yaklaşımı da bu tutumla oldukça uyumlu bir hal içerisindedir. Sünni ve Şii Vakıfların fesh edilmesi, Vakıflar Bakanlığı’nın yenilenmesi gibi görüşleri savunan Emtidad toplumdaki karşılığını da yükseltmiş vaziyettedir.

Emtidad, Babil, Bağdat, Basra, Kerbela, Muthanna, Necef, Qadisiya, Thi Qar ve Wasit'te 31 adayla protesto hareketinin kalbinde aday gösterdi, ancak yalnızca Babil, Necef, Thi Qar ve Qadisiya'da kazanabildiler. Bazı illerde – Kerbela gibi – yenilgi marjı dardı ve bir aday 4 koltuklu bir bölgenin son koltuğunu (4.718 oy farkıyla) kadın kotası nedeniyle kaybetti. Kadisiya'nın ilk bölgesinde, kadın kotası koltuğunun Sadrcı aday Intisar Al-Ghurabi'ye, Emtidad adayı Nour Nafi Dohi'ye yalnızca 124 oy farkla geçtiği bir başka yakın kayıp daha yaşandı. Dohi, kazansaydı Irak tarihindeki en genç parlamenter olacaktı. Thi Qar'ın dördüncü bölgesinde, Arapça öğretmeni ve bir İngilizce öğretim organizasyonunun kurucusu olan Naysan Abd Al-Ridha, kota olmadan 22.827 puanla kazandı. Babil'in ikinci bölgesinde, yine bir okul öğretmeni olan Nida Hasan Al-Kiriti, kontenjan olmadan kazandı.

İşkarat Kanun:

2021 seçimlerinin birçok sürprizinden biri, daha önce bilinmeyen bir siyasi parti olan ve Bağdat, Babil, Kerbela, Necef, Muthanna ve Wasit'te yarışan ve Babil'de (2), Kerbela'da (2) altı sandalye kazanan İşrakat Kanun'un yükselişiydi. , Bağdat (1) ve Kadisiye (1). İşrakat Kanun hakkında çok az şey biliniyor ve milletvekilleri de röportajlara katılmaktan çekiniyor. İşrakat Kanun, özellikle İslamcılığa referans göstererek ilerlemektedirler.

Partinin yayınladığı resmi açıklamalara göre, parti genel sekreteri, şu anda özel sektörde çalışan Bağdatlı bir mühendis olan Saad Jafar Aziz Al-Asadi. İşrakat Kanun tarafından yayınlanan resmi biyografiye göre, bir dizi hayırsever sivil toplum kuruluşunda yer alıyor ve katılımı teşvik eden veya 2004'ten 2010'a kadar olan seçimleri gözlemleyen çeşitli ekiplerin bir parçasıydı. 2014'te Halk Seferberlik Güçlerine lojistik destek sağladı. 17 Şubat 2021'de İşrakat Kanun'un genel sekreterliğine seçildi. İlginçtir, seçimlerde aday olmadı. İşkarat Kanun’un İslamcı nitelikleri, dini yapıdan, özellikle de Kerbela'daki Abbas Türbesi'nden destek almalarıyla ilgilidir. Ayrıca Kerbela sakinleri, İşrakat Kanun için yapılan reklam kampanyasının, Kur’an çevreleri de dâhil olmak üzere, dini çevrelere çok dayandığını bildirmektedir. Kutsal türbelerde ve sosyal medya kampanyalarında da yoğun şekilde dini motifleri kullandılar. Bu bilgi din adamları tarafından teyit edilmemiş olsa da, Necef'teki din adamlarından da örtülü destek aldıkları bildiriliyor. Seçimlerden önce, mevcut siyasi partilerle herhangi bir bağlarını reddeden ve haklarında dolaşan söylentileri dile getiren bir açıklama yaptıklarını belirtmekte fayda var.

9 Ocak 2022'deki ilk parlamento oturumundan sadece iki gün önce İşrakat Kanun, Bağımsızların Sesi İttifakı ile resmi bir ittifak kurduklarını duyurdu.

Bağımsızlar:

 

Son Irak seçimlerinde 43 bağımsız aday sandalye kazandı;

3- Irak Seçimlerinde Bağımsız Adayların Dağılımı (Kaynak: Iraqi Elections 2021: Independents and New Political Parties, Konrad Adenaur Stiftung, January 2022)

Irak Türklerinin Geleceği ise;

10 Ekim 2021 tarihinde yapılan erken seçimlerde elde edilen sonuçlara itiraz eden birçok partinin seçim sonuçlarının açıklanmasına yönelik sürecin uzamasına müteakip, nihayetinde sonuçlar kesinleşmiştir. 2003 yılından itibaren demokrasinin geldiği ilan edilen Irak’ta “çekişmeli bölge” ilan edilen Türkmeneli coğrafyası PKK, IŞİD ve El-Kaide gibi terör örgütlerinin sığınağı olması için gereken şartlar oluşturulmuş ve Türklerin bölgeden çekilmesi yahut sessiz kalması adına gereken her türlü eylem, faaliyet ve yöntem izlenmiştir. Raporun ekseriyetinde belirtildiği üzere Irak’ın temel bileşenlerinden olan Irak Türklerinin talepleri açıkça bellidir. Bu talepler liyakat ölçüleri doğrultusunda Irak’ın kurucu unsuru olan Türklerin de yönetimde söz sahibi olması gereklidir. Son seçimlerin ardından Sadr Hükümeti’nin ilan ettiği üzere “ulusal çoğunluk hükümeti” kurulması, Irak’ın geleceği adına büyük önem arz etmektedir. Bu kapsamda Türkmenlerin de bu hükümette bakanlık düzeyinde temsil edilmeleri söylemin gerçekleşmesini sağlayacaktır.

Türkmenlerin alacağı bakanlık ve hükümette söz sahibi olması, Irak Türklüğünün birleştiriciliğini artıracaktır. Ve bunlara ek olarak; 2014’ten başlayan IŞİD tahribatı ile ilgili yeniden inşa ile ilgili herhangi bir yardım söz konusu olmamıştır. Bunları telafi edebilmek ve yaraları sarabilmek adına Sadr Hükümeti’nin Türkmenleri de kurmak istediği çoğunluk hükümetin desteklemesi elzemdir.

Irak’ın üzerindeki İran etkisinin kırılmasında başlıca rol oynayabilecek özelliği olan bu seçimlerin, Irak’ın başta Türkiye olmak üzere, bölgedeki diğer ülkelerin BAE ve Suudi Arabistan gibi, Irak ile ilişkisi kuvvetlenir ve ülkenin kendi geleceğini tesis etme hususunda büyük bir rol oynayabilir.

 

Kasım Süleymani Olayı’nın ardından, İran’ın nüfuz alanının gözle görülür bir biçimde azaldığını görmek gerekir. Seçim sonuçlarında da görüleceği üzere Haşdi Şabi’nin siyasi kolu olan Fetih Koalisyonu büyük ivme kaybetmiş ve temsil edilme noktasında gücünü yitirmeye başlamıştır. Bu vasıtayla da Irak’ın kuzeyinde bulunan Türk üsleri başta olmak üzere, Bağdat’ta banka patlatması ve Peşmerge üslerine düzenlenen İran destekli gruplar tarafından yapılan saldırılar seçim sonuçlarından sonra Irak’ın gelecek politikasına müdahale etme aracı olarak siyasetten tekrar çatışma yöntemine geçmek olduğu görülebilir.

TÜRK DEGS ARAŞTIRMACILARI

MERT TUPUZ & MURAT PEHLİVANOĞLU