AMIRAL YAYCI: “LOZAN’DA BELIRTILDIGI UZERE KARASULARININ 3 MILE INDIRGENMESI TALEP EDILMELIDIR!”

Sosyal Medyada Paylaş!

ASAM TÜRK DEGS Başkanı Doç. Dr. Cihat Yaycı 17 Ocak 2022 tarihinde Haber Global ekranlarında Saynur Tezel’in konuğu oldu. Amiral Yaycı yaptığı değerlendirmede, “Bir mil artırıldığında dahi yüzde 13 açık deniz alanı Yunan malı olur. Yunan gölüne dönüşmüş olur. Onun için bu millet affetmez! Bakın Türk tarihi de affetmez. Eğer bir pazarlık yapan var ise bunlarla masalarda gizli, örtülü olarak kısmi, taksimli kara sularının artırılması yönünde bunu Türk milleti de Türk tarihi de affetmez.” dedi.

 

ÖNEMLİ OLAN BORU HATTININ NEREDEN GEÇTİĞİ DEĞİL, KAYNAKLARA SAHİP OLABİLMEK

 

EastMed boru hattı projesinden ABD’nin desteğini çekmesi sürecini değerlendiren Yaycı, “EastMed boru hattı projesinden ABD desteğini çekti. İki sebep bildirdi. Birincisi bunun maliyet etken olmadığı yani astarı yüzünden pahalı olacak dedi. İkincisi de gerilimlere neden olduğunu söyledi. Onun için ben bu iki nedenden dolayı bu projeden desteğimi çekiyorum dedi. Zaten daha önce İsrail’de bu konuda bir uzaklaşma yaşamıştı. Ee Yunanistan ve Rum Yönetimi’nin de hem maddi kapasiteleri hem de teknik kapasiteleri bu boru hattını tek başına yapmaya yeterli değil. Bu bizi rehavete kaptırmasın. Bunun hemen arkasından başka güzergahlar ortaya konuluyor. Yani projede bu güzergahtan vazgeçiliyor ama başka güzergahlar ortaya konuluyor. Bunu da dikkatle takip etmek lazımdır. Ama burada önemli olan şey, boru hattının bizim üzerimizden geçerken izin alınıp alınmaması. Bu durum çok önemlidir. İzin alınmadığı takdirde güzergah belirlenemez, güzergah belirlenemediği takdirde de boru hattı döşenemez. Güzergahın belirlenmesi konusunda da bize müracaat edildiğinde bizim deniz yetki alanımız tescil edilmiş olur. Ama önemli olan boru hattının nereden geçeceği değil. Herkesin doğalgazını ya da petrolünü nakledecek yol üzerinde bulunmak değil, kaynaklara sahip olabilmektir.” değerlendirmesinde bulundu.

 

15 TEMMUZ’DAN SONRA YUNANİSTAN’IN ÜÇ BASAMAKLI PLANI…

 

Yunanistan tarih boyunca altı kez topraklarını Türklerden toprak alarak büyüttüğünü ifade eden Yaycı, “Ama çok enteresandır ki her defasında da savaş kaybederek, masada kazanarak topraklarını büyütmüştür. Şimdi 7.cisini yapmaya çalışıyor. Ben Yunanların bu niyetlerini açıkça ortaya koyan birisi oldum. Hem görevdeyken hem de kitaplarımla. Çünkü 15 Temmuz 2016’dan sonra Türkiye Devleti’nin zayıflayacağını hesaplayan Yunanistan, üç basamaklı bir plan ortaya koydu. Bunu da zamanın Yunan Dışişleri Bakanı ve Başbakanı açıkladı. 1. Basamak İyon Denizi idi. 2. Basamak Girit Adası ile Mora Yarımadası arasındaydı. 3. Basamaksa Yunan anakaralarında 12 mile çıkarmaktı. Şimdi 1. Basamağı bu yıl içerisinde yaptılar İyon Denizi’nde. Biz 2. Basamak olmasın diye ortalığı ayağa kaldırdık. Çünkü 2. Basamak Adalar Denizi’nin içerisindedir. Bu kabul edilemez. Neresinde olursa olsun. İster doğusunda ister batısında ister güneyinde, neresinde olursa olsun 6 milin üzerine çıkarmak 1995 yılı kararlılığının fiiliyata geçmesine neden olur dedik.” ifadelerini kullandı.

 

YUNANİSTAN’DAN ALGI OPERAYSONU…

 

Yaycı, Yunanistan’ın 12 mil söyleminden vazgeçtik söylemi üzerine bir algı yönetimi operasyonu gerçekleştirdiğini belirtti. Amiral Yaycı, “Türkiye ekonomik bir sıkıntıyla karşı karşı diye ve Türkiye AB ve ABD baskısı altında diye bundan yine istifade etmeye çalışan Yunanistan, bizim aylarca da uyardığımız şekilde, şimdi resmi olarak dillendirmeye başladılar kara sularını artıracaklarını. Ama bir algı operasyonu yapılıyor. Yunanistan’ın karasularını 12 mile çıkartması… Bunu içerideki uzantılarda, AB-Yunan-Rum lobilerinin uzantıları da bunu bu şekilde yayıyorlar halkımıza. Yani şöyle bir imaj oluşuyor. Ya 10 mil olursa demek ki 12 mile çıkartmadı, kabullenilebilir. 8 mil olursa kabullenilebilir gibi.” değerlendirmesinde bulundu.

 

AMİRAL YAYCI: “LOZAN’DA BELİRTİLDİĞİ ÜZERE KARASULARININ 3 MİLE İNDİRGENMESİ TALEP EDİLMELİDİR!”

 

Lozan Antlaşması’na göre karasularının 3 mil olması gerektiğini ifade eden Yaycı, “Birincisi BMDHS 12 mil hakkı vermez. 12 mile kadar anlaşarak, yarı kapalı denizlerde iki kıyıdaş devletle sizin anlaşmanız lazım. Bu birincisi. İkincisi BMDHS’ye biz taraf değiliz. Üçüncüsü ki en önemlisi bizim diplomatlarımızın, politikacılarımızın, bürokratlarımızın, askerlerimizin en önemli tezi bu olmalı. Adalar Denizi’nde statü Lozan Antlaşması ile belirlenmiştir. 1923 Lozan Antlaşması’nda karasuları 3 mildir. Dolayısıyla statükonun tesisi ve huzura, barışa, güvenliğe, istikrara dönüş için Lozan’da belirtildiği üzere karasularının 3 mile indirgenmesi talep edilmelidir.” ifadelerini kullandı.

 

TÜRK MİLLETİ DE TÜRK TARİHİ DE AFFETMEZ!

 

Bir mil artırıldığında dahi yüzde 13 açık deniz alanı Yunan malı olur ifadelerini kullanan Yaycı, “Yunan malı olursa bizim balıkçılarımız balık avlayamaz, askeri gemilerimiz eğitim yapamaz, uçaklarımız uçamaz orada ve Ege (Adalar) Denizi çok dar bir denizdir. Kıta Sahanlığı sorunu da ortadan kalkacak, açık deniz alanı hemen hemen yok olacağını için paylaşacak yer de kalmayacak kıta sahanlığı için. Hepsi karasularına dönüşmüş olacak. Yunan gölüne dönüşmüş olacak. Onun için millet affetmez! Bakın Türk tarihi de affetmez. Eğer bir pazarlık yapan var ise bunlarla masalarda gizli, örtülü pazarlık yapan var ise kısmi, taksimli kara sularının artırılması yönünde Yunanistanla pazarlık yapan var ise bunu Türk milleti de Türk tarihi de affetmez.” ifadelerini kullandı.

 

RUSYA İLE ÇİN’İN ABD’YE KARŞI MÜTTEFİK OLDUĞUNU DÜŞÜNMEK ÇOK ROMANTİK OLUR

 

Ukrayna’da olası bir savaş olasılığını değerlendiren Yaycı, “Öncelikle Kazakistan olayını Ukrayna olayını ayrı düşünmemek lazım. Hatta Bosna’yı, Gürcistan’ı ve Afganistan’ı da ayrı düşünmemek lazım. Bir kere Ukrayna’nın NATO’ya girmesi NATO prosedürlerine göre mümkün değil. Neden? Çünkü işgal edilmiş toprakları var. Toprak bütünlüğünü sağlayamamış, toprak sorunu olan bir devletin NATO’ya girmesi mümkün değil. Çünkü girdiği takdirde 5. madde ne olacak? Birisinin toprakları işgal edilmişse benim de topraklarım işgal edilmiş, birisi bana saldırırsa hepimize saldırılmış anlayışı olacağı için… Bunların hepsi göstermelik nedenler. NATO’da birinci öncelikli tehdit şu anda Rusya değil. Çin! Pasifikte ABD yeni bir AUKUS diye ittifak oluşturdu. Çin’in önlenmesini istiyor. Rusya ile Çin’in de ABD’ye karşı müttefik olduğunu düşünmek çok romantik olur.” değerlendirmesinde bulundu.