BYLOCK VE ANKESORLE FETO’NUN YALNIZCA %5’I TEMIZLENEBILIR

Sosyal Medyada Paylaş!

TÜRK DEGS Başkanı Doç. Dr. Cihat Yaycı 14 Kasım 2021 tarihinde duayen gazeteci ve TÜRK DEGS danışma kurulu üyesi de olan Sn. Ardan Zentürk'le gündeme ilişkin bir röportaj gerçekleştirdi. ByLock ve ankesörle FETÖ’nün yalnızca %5’inin temizlenebileceğini hatırlatan Yaycı, bu örgüt şüphesiz Dışişlerine de sızmış vaziyettedir ifadelerini kullandı.

 

BYLOCK VE ANKESÖRLE FETÖ’NÜN YALNIZCA %5’İ TEMİZLENEBİLİR

 

ByLock ve ankesörle FETÖ’nün yalnızca %5’inin temizlenebileceğini ifade eden Yaycı, “Yine ne ile tespit edildi bunlar? ByLock’la… Halbuki ByLock’a bırakılırsa FETÖ ile mücadele içeride dolu dolu yaşıyorlar bunlar. Ben ne dedim başından beri? Sadece ByLock ve ankesörle mücadele edilmez bu örgütle bu bir. İkincisi de eğer ByLock ve ankesörle mücadele etmeye kalkarsanız örgütün yalnızca %5’ini temizlersiniz. Üçüncü husus ise örgütün sadece TSK’ya ya da polise, adliyeye girdiğini düşünürseniz çok büyük yanılgı içerisine girersiniz. Bugün Türkiye’nin Dışişlerinde, Türkiye’nin Sağlık Bakanlığı’nda, Türkiye’nin Maliye Bakanlığı’nda, Türkiye’nin Sanayi Bakanlığı’nda, Türkiye’nin Eğitim Bakanlığı’nda, Türkiye’nin her kurumunda FETÖ müthiş derecede yapılanmış vaziyette. Bunlarla ilgili ne yapılıyor? Soru bu. ByLock’u da çıkartmasaydı MİT ve Emniyet Genel Müdürlüğü (ki onlara minnettarız) Bakın iki tane kurum var. MİT ve Emniyet Genel Müdürlüğü. Bunlar olmasa FETÖ ile mücadele olmaz. Onlar da ne ile yapıyorlar? ByLock ve ankesörle. Şimdi bakın 53 kişiyi bulduk diyorlar. Ben istifa ettikten sonra bu devletin içine sızmış, dışişlerine sızmış hainler olacağını dikkate alın, Allah aşkına dikkate alın dedim. Bu Yunanlılar için o Fethullah Gülen denilen hain elebaşı dedi ki 'Yunanlıları koruyacaksınız. Yunanlılar bizim kardeşimizdir. Tarihe isimlerini süslü, gümüş ve altın harflerle yazacağız. Yunanlı aleyhine çalışmayın. Yunanlı aleyhine çalışanların da siz gereğini yapın' talimatını verdi." ifadelerini kullandı.

 

FETÖ ŞÜPHESİZ DIŞİŞLERİNE DE SIZMIŞ VAZİYETTEDİR

 

FETÖ’nün şüphesiz Dışişlerine de sızmış vaziyette olduğunu ifade eden Yaycı, “Eğer bu FETÖ denilen örgüt bence şüphesiz Dışişlerine de sızmış vaziyettedir. O zaman Yunanlıların aleyhine çalışır mı bu FETÖ mensupları? Veya Türkiye’nin lehine Yunanlı’nın aleyhine bir durum varsa Yunanlı aleyhine olan durumu bozar mı? Bozar. Türkiye’nin lehine olan durumu da bozar. Yani Türk düşmanlığı yapar. Peki Yunanlı aleyhine tez geliştirir mi bunlar? Hayır. Yunanlı aleyhine tez geliştirenlere ne yapar? Her türlü kötülüğü yapar. Kamuoyunda da barış, istikrar, güvenliği bozan bunlarmış gibi bir algı oluştururlar. Yapmadılar mı? Yaptılar. Bunun hesabını kim soracak şimdi?” dedi.

 

EĞER TÜRKİYE, GKRY’DEN ÖNCE İSRAİL VE MISIR’LA ANLAŞMA İMZALASA BUGÜN TÜRKİYE’NİN DOĞU AKDENİZ SORUNU OLUR MUYDU?

 

Eğer Türkiye, GKRY’den önce İsrail ve Mısır’la anlaşma imzalamış olsaydı bugün Türkiye’nin Doğu Akdeniz sorunu olur muydu? sorusunu soran Yaycı, “Eğer Türkiye, 2003’de GKRY’nin ilan ettiği MEB’e karşılık MEB ilan etmiş olsaydı… Ya bu bir kere diplomasinin temel, reaksiyonel hareketidir. O onu yaparsa sen de aynısını yaparsın. Şimdi yapmış olsaydın ve ardından da şunu söylemiş olsaydın. ‘Ya ben MEB ilan ettim ama herkesle masaya oturmaya hazırım.’ Karadeniz’deki gibi. Ve şunu da söylemiş olsaydık. ‘Ya ben İsrail’le, Mısır’la GKRY’den daha önce anlaşma imzalamış olsaydım.’ Libya ile anlaşma 2019’da değil de 2004’de 2005’de 2006’da 2007’de imzalanmış olsaydı. Bugün Türkiye’nin Doğu Akdeniz sorunu olur muydu? Türkiye bu yaptırımlarla karşı karşıya kalır mıydı? Türkiye bu zorluklarla karşılaşır mıydı? Mümkün değil. Türkiye bugün refah içerisinde ve barış içerisinde bir devlet olurdu. Bunun sorumlularından kim hesap soracak? Bu adamlar hala görevde mi?” dedi.

 

BUNU GÖRMÜYORLAR MI?

 

Yaycı, “Ben şunu anlamıyorum. Libya anlaşmasını kerhen anlatıyorum diyen adamlar, İsrail’le karşılıklı kıyımız yoktur diyen adamlar Türkiye’yi batağa sürüklüyorlar… Türkiye’yi krize sürüklüyorlar. Bunu görmüyorlar mı?”

 

GKRY’NİN SÖZDE MEB’İNE GİRDİK DİYOR. YAHU ORADA GKRY YOK! ORADA YA TÜRKİYE YA KKTC VAR.

 

Skandal navtexlere de değinen Yaycı, 22 Aralık 2020’den itibaren gemilerin Antalya körfezine yani Seville haritası kapsamında Türkiye’ye öngörülen alana çekildiğini ifade etti. Yaycı, “22 Aralık 2020’den itibaren Antalya körfezine Seville haritasına çekildi gemiler. Gemiler çekildikten sonra gemilerin bir kısmı gönderildi Karadeniz’e. Şimdi tek gemi kaldı. O da Oruç Reis gemisi. Antalya’da sismik araştırma yapacağım diye bir de cümle aleme duyurularak navtex yayımlanarak, bu komik bir şey… ‘Yani bak ben bir de bunu deklare ediyorum. Ben bana Seville haritası ile gösterdiğin yerden çıkmayacağım diye.’ Sonra KKTC ile Mersin-Anamur arasında bizim karasularımızın hemen dışındaki bir alanda navtex ilan edildi. Üç ay boyunca. Ve dedik ki kardeşim yine burada da Seville haritasının dışına çıkmıyorsunuz. Yav niye çıkmıyorsunuz? Oradan birisi açıklama yaptı. Komediye bakın. ‘Efendim bak çıktık. Ucundan kenarından 5 mil’ Seville haritası çizgisi varmış, sınırı varmış, onun hemen 5 mil dışına çıkmışlar. Küçücük, küçücük… Ve bunu da biz Seville haritasını deldik diye söylüyorlar. Yav hiç mi insanın yüzü kızarmaz ya? Özrü kabahatinden büyük. Bir kere bu alanda Seville haritası ne arar? Benim dediğim şey, Seville haritasının dışına çıkmıyorsunuz dediğim şey zaten orası değil. Kıbrıs adasının Batısı’na gel diyorum ben sana. Girit’e doğru gel diyorum. Senin bana Seville haritası dediğin yer, KKTC ile Türkiye arasındaki yer. Zaten sen 2011 yılında KKTC ile kıta sahanlığı sınırlandırma anlaşması imzalamışsın. Sen orasının Seville haritasında, Seville haritası da demiyor GKRY’nin sözde MEB’ine girdik biz diyor. Yav orada GKRY yok! Orada ya Türkiye var ya KKTC var. Sen bunu nasıl söylüyorsun? Bu açıklamayı yaptıran kimse askeri, sivil, diplomat veya bürokrat kimse hesap sorulacak. Böyle komik duruma düşülür mü? Yazık yazık. Vallahi yazık. Hainler dolu diyorum. Bunu yapanlar FETÖ’cü diyorum. Bunu yapanların arkasında FETÖ’cü grupları var diyorum. Bunu anlamıyorlar mı ya? Ricad için çok iyi karar verilmesi lazım. Yani geri çekilme için. Geri çekilip de ileriye çıkarım diye bir hesaplama yaparsın, geri çekildiğin hatta bir daha dönemezsin. Şimdi bizim düştüğümüz durum bu.”

 

KITA SAHANLIĞI İLAN EDİLMEZ

 

Türkiye’nin acilen MEB ilan etmesi gerektiğini hatırlatan Yaycı, “Açıklamaya bakın ya. Efendim biz kıta sahanlığı koordinatlarını verdik. Ya Dışişleri Bakanlığı’nın sitesinde var. İlgili genel müdürün sunumunda var. Diyor ki (ki bu hukuki olarak çok doğrudur) kıta sahanlığı ilan edilmez. Münhasır ekonomik bölge ilan edilir. Ya sen kimi kandırıyorsun? Kıta sahanlığı koordinatlarını verdik, biz hakkımızı teyit ettik diye kimi kandırıyorsun? Böyle bir yöntem yok. Sen ilan et MEB’i. Komediye bakın ya. Bizim oraya bir balıkçı girmesini önlememiz lazımmış. Önleyemezsek MEB ilan etmememiz lazımmış. Ya GKRY’nin hangi sahil güvenliği hangi Deniz Kuvveti var ki adam MEB ilan etti?” ifadelerini kullandı.

 

HER ŞEYE YETİŞMEK MÜMKÜN DEĞİLDİR

 

Sn. Cumhurbaşkanı’nın dik duruşu ile Libya anlaşmasının hayata geçirildiğini hatırlatan Yaycı, “Sn. Cumhurbaşkanı olmasaydı Libya anlaşması imzalanamazdı. Onun için her şeye yetişmek mümkün değildir. Ehil insanlar olması lazım. Gerçekten milli menfaatleri savunan insanlar olması lazım.” dedi.

 

FETÖ İLE MÜCADELE KURUMU KURULMALIDIR

 

FETÖ ile mücadele konusunda kritik hususlara değinen Yaycı, “FETÖ ile mücadele normal terör örgütleri ile mücadele edermiş gibi yapılamaz. Normal bir terör örgütü gibi kabul edilemez. Bu casusluk ve ihanet örgütüdür. Ajanlık örgütüdür. Bu örgüt devletin içerisini içeriden ele geçirme örgütüdür. O nedenle FETÖ ile mücadele için özel kanunlar çıkartılmalı, ceza kanunu ona göre adapte edilmeli ve FETÖ ile mücadele kurumu kurulmalıdır. Bu sadece EGM’nin Terörle Mücadele Dairesi’ne ya da MİT’e bırakılacak konu değildir. Bu kurumsal olarak ve kurumlar arasında, kurumların kendi içinde bir mücadele yöntemiyle, tespit yöntemiyle ancak ortaya çıkartılabilir.” ifadelerini kullandı.