DENIZLERIN PAYLASIM MUCADELESI KAPSAMINDA TURK DENIZ VATANI: MAVI VATAN SOYLESISI

Sosyal Medyada Paylaş!

DENİZLERİN PAYLAŞIM MÜCADELESİ KAPSAMINDA TÜRK DENİZ VATANI: MAVİ VATAN SÖYLEŞİSİ

Sn. Levent Ağaoğlu'nun ASAM TÜRK DEGS Başkanı Doç. Dr. Cihat Yaycı ile gerçekleştirdiği "Denizlerin Paylaşım Mücadelesi Kapsamında Türk Deniz Vatanı: Mavi Vatan Söyleşisi" podcast olarak takdirlerinize sunulmuştur.

Levent Ağaoğlu

Sevgili dostlar. Konuğumuz Cihat Yaycı, Türk stratejisti beyefendi, emekli amiralimiz… Kendileri ile Mavi Vatan kavramı konusunu daha derinliğine işlemek açısından bir görüşme yapıyoruz şu an. Efendim merhabalar,

 

Cihat Yaycı

 

Merhabalar, Çok teşekkür ederim.

 

Levent Ağaoğlu

 

Siz sağ olun efendim. Şimdi Mavi Vatan Doktrini ve Doğu Akdeniz başlığı altında değerlendirdiğinizde; bu doktrin tüm denizler ve ulusları kapsamakta mıdır? Evrensel midir?

 

Cihat Yaycı

 

Mavi Vatan doktrini aslında Türkiye’ye ait bir doktrin. Neden? Çünkü ilan edilmiş ve ilan edilmesi öngörülen, uluslararası hukuka uygun ve uluslararası hukuktan kaynaklanan hak ve menfaatlerimiz çerçevesinde ilan edilmesi öngörülen ya da ilan edilmiş deniz yetki alanlarımızın tümüne Mavi Vatan diyoruz. Bu ilan edilmiş veya ilan edilmesi öngörülen denizlerden her bakımdan faydalanma, oradaki hak ve menfaatlerimizi koruma ve geliştirme doktrinin kendisidir.

 

Levent Ağaoğlu

 

Mavi Vatan kavramının kendisi veya benzeri başka ülkelerde dile getirilmiş midir?

 

Cihat Yaycı

 

Şimdi aslında her ülkede var bu. Neden? Çok basit anlamı ile söyleyelim. Deniz yetki alanı yani kıta sahanlığı ve münhasır ekonomik bölge sınırlarına dayanıyor. Her ülkenin kendi deniz yetki alanı ve münhasır ekonomik bölgesi aslında onun Mavi Vatanıdır. Biz deniz yetki alanına güzel, sembolik bir isim olarak ‘’Mavi Vatan’’ adını vermişiz. Bu Mavi Vatan değil de deniz vatan da olabilirdi. Deniz yetki alanları da olabilirdi. Ülkenin ekonomik bir parçası da olabilirdi. Deniz ekonomik ülkesi de diyebilirdik. Ancak, Mavi Vatan tuttuğu için ben bu kavramı kullanıyorum. İşin aslı, deniz yetki alanıdır. Deniz yetki alanı da her ülkede uluslararası hukuka göre vardır. 

 

Levent Ağaoğlu

 

Yani her ülkenin mavi vatanı var. Peki efendim mavi vatan kavramsal çerçevesi kapsamında yeni kavram ve terimler geliştirilmiş midir? Daha da geliştirilmesi gerekli midir?

 

Cihat Yaycı

 

Biz aslında burada Mavi Vatan kavramının içerisine biraz önce de ifade ettiğim gibi deniz yetki alanlarını koyuyoruz. Yani ne bir toprak işgali ne bir başkasının deniz işgali ne de bir bölge işgali var. Bu tamamen uluslararası hukuk ile paralel, uluslararası hukuktan kaynaklanan hak ve menfaatler çerçevesinde belirlenmiş deniz alanlarıdır. Şimdi bu deniz alanları konusundan nasıl istifade edileceği, münhasır ekonomik bölgenin kıta sahanlığı ne anlam ifade ettiğini biz Türk Milletine anlatmaya çalıştık. Bazı milletler var ki zaten bunun farkında, bazı milletler var ki bunun farkında değiller ve bazı milletler var ki denize kıyıları yok. Ancak, bununla beraber bizim yaptığımız çalışmalar biz işte Erzurum’a gidiyoruz, Elazığ’a gidiyoruz. Maraş’a gidiyoruz, Antep’e gidiyoruz. Diyarbakır’a gidiyoruz. Yani birçok kere Ankara’ya, Eskişehir’e gidiyoruz. Yani denize kıyısı olmayan şehirlerimize de gidiyoruz. Dolayısı ile Mavi vatan sadece denizler de değil sular meselesidir. Bu bakımdan mavi vatan kavramının içeresine biz suları da gölleri, nehirleri, ırmakları, barajları da koyduk. O bakımdan Mavi vatan kavramının içerisinde yeni türetilmiş bir kavramdan ziyade olanın sindirilmesi özümsenmesi bilincine varılması önemli.

 

Levent Ağaoğlu

 

Teyit olarak yeni bir bilgi efendim. Türkiye’nin yer adlarında en çok kullanılan iki kelime pınar ve dereymiş. Bu tabii Türklerin eski kültürleri ile ilgili ama Anadolu’ya bunun damgasını da basmışlar. Dere ve pınar... Çünkü suyun kutsallığı var Türklerde.

 

Cihat Yaycı

 

Yani su ile biz çok iç içeyiz. Biliyorsunuz, Oğuz Kağan’ın oğullarının bir tanesinin ismi Denizhan. Oğuz Kağan da ne diyor, ülkeyi tarif ederken? Daha deniz, daha gök… Yani ülkenin sadece kara ile sınırla olmadığını, deniz ve göklerle de birlikte ülke olunduğunu o zaman söylüyor.

 

Levent Ağaoğlu

 

Tonyukuk’da da var efendim. Talay… Talay’a sefer yaptım diye geçiyor. Talay Çin’in deniz kıyısı, Pasifik kıyısı. Dalaylamadaki dalay aslında talaydır. Yani okyanus demektir. Daha okyanusta bizim komşuluğumuz var.

 

Efendim peki Mavi Vatan konusunda bir literatür var mıdır? Oluşmakta mıdır? Uluslararası akademik çevrelerde yansımaları olmuş mudur? Sizinle temasa geçilmiş midir?

 

Cihat Yaycı

Mavi vatan denildiği zaman aslında işin içerisine üç kısım girer. Üç ana ayağı vardır bunun. Birincisi hukukçuluk, ikincisi haritacılık, üçüncüsü de denizcilik… Şimdi sadece deniz olarak tarif etmek doğru değil. Bunu hukuken tanımlamak çok doğru ve haritalandırmak çok önemli. Ben bir uluslararası ilişkiler hocasıyım. Jeopolitik, jeostrateji gibi kavramları herkesten daha iyi bilirim. Ama bunun içinin doldurulması lazım. Bunun içinin doldurulması ve bunların bilimsel makaleleri lazım. Gazete köşe yazıları gibi değil. Teknik çalışmalar yapılması lazım. Uluslararası hakemli dergilerde yayınlanması lazım. Bunları yaptık biz. Mesela geçen yıl Tel Aviv Üniversitesinde bir makalemizi yayınladık.

 

Levent Ağaoğlu

 

Yani siz uluslararası planda yaptınız.

 

Cihat Yaycı

Tabii.  İsrail’in, GKRY tarafından nasıl kandırıldığı, aslında Türkiye ile anlaşma yaparsa ne kadar kazanacağına dair iki yönlü bir makale yayınladık. Bu hem İsrail’de hem Yunanistan’da hem İngiltere’de hem GKRY’de hem Amerika’da çok gündem oldu. Hala daha gündem oluyor ve İsrail GKRY’den hak talep etti bu makalenin üstüne. Şimdi Mısır’da da Libya’da da benzeri makale ve kitaplarımız var. Biliyorsunuz, 2009’da yazmaya başladığım, 2011’de yayınlanan ‘’Libya, Türkiye’nin Denizden Komşusudur’’ makalemi kitap haline getirdim. Bu makale neticesinde de Türkiye, Libya ile Türk deniz yetki alanları sınırlandırma anlaşmasını imzaladı. Şimdi Mısır’a kayıplarını anlatan makalemi yayınladık. Mısır da bunları tekrar değerlendirmeye başladı. Şimdi bunların hepsi aslında uluslararası alandaki saydıklarım yalnızca birkaçı bunlar ses getiren ve irtibata geçen, bizi davet eden ya da ziyaret eden heyetlere sebep oldu. Talep geldi, bir şey olduğu zaman soruluyor. Bunlar böyle devam ediyor.

 

Levent Ağaoğlu

 

Bu makaleleri Arapça olarak mı yayınladınız?

 

Cihat Yaycı

Tabii tabii. Hem Arapça hem Türkçe hem İngilizce.  Libya’da, Mısır’da, İsrail’de kendi dillerinde… Zaten İngilizce olarak yayınladığımız birçok makalemiz var. Hepsi ile bir literatür oluşturduk. Bir kere ben şöyle yaptım. Türk Milletinde bir Mavi Vatan bilinci, deniz bilinci olması için sırası ile başladım. Nasıl ilerledim? Önce makaleler yazdım. Sonra temel deniz hukuku diye bir kitap yazdım. Ardından soru ve cevaplar ile münhasır ekonomik bölge nedir, ne değildir diye yazdım. Denizin önemi, münhasır ekonomik bölgenin önemi, deniz yetki alanları nedir ne değildir ne haklar sağlar iyice kavrandıktan sonraki bunlar milletimizde bir bilinç oluştursun diyedir. Ki bu kitapların bütün gelirleri ya Türk Silahlı Kuvvetleri Dayanışma Vakfına ya Mehmetçik Vakfına ya da şimdi olduğu gibi son kitabımda; Türk Denizcilik ve Global Stratejiler Merkezine bağışlanmıştır. Bizim resmi ismimiz Mavi Vatan Denizcilik ve Global Stratejiler Derneğidir. TÜRK-DEGS kamuoyunda bilinen ismimizdir. Gelirlerini de buraya bağışladım. Dediğim gibi temel deniz hukuku, soru ve cevaplarla münhasır ekonomik bölge, Libya Türkiye’nin denizden komşusudur kitabı. Bu kitabın üstüne anlaşma imzalanmasının ardından Doğu Akdeniz’in paylaşım mücadelesi ve Türkiye… Bu kitapta Doğu Akdeniz’de daha sonra atılacak adımlar, kimlerle nasıl ve ne şekilde anlaşma yapılacağını ifade ettim. Adım adım gittim yani. Daha sonra, Doğu Akdeniz bittikten sonra; Adalar Denizine geldim. Soru ve Cevaplarla Yunanistan Talepleri aç parantez Ege sorunları diye Türk Tarih Kurumundan bir kitap çıkarttım. Bu kitapta da tüm Yunan taleplerini, bize sorun olarak algılattırılan bu talepleri hukuki zeminde ortaya koydum ve Türkiye’nin ne yapmasını gerektiğini de her ince noktasına kadar yazdım.  Hukuki olarak. Yani hamasetten uzak tamamen bilgi ve belgeye dayanarak yazdım. Sonra bunların ardından Montrö’ye geldim. O da en son çıkarttığım kitap. Soru ve cevaplarla Montrö nedir, ne değildir? Onu da yine bilgi ve belgeye dayanarak kamuoyunu bilinçlendirmek açısından yayımladım.

 

Levent Ağaoğlu

 

Bahsettiğiniz konularda hukuk, haritacılık denizcilik teknikleri bağlamında proaktif bir tutum alıyorsunuz ki bu bizim evvelden pek tanık olmadığımız bir durum. Biz savunmadaydık o anlamda.  Sizin bu proaktif tutumunuz ile bir literatür oluşturuyorsunuz ben tahmin edebiliyorum ki 2022 2023 yıllarında bu yayınlar çok daha yüksek rakamlara ulaşacaktır.

 

Şimdi efendim, Mavi Vatan kavramı konusunda dünyada da bir mutabakat oluşmuş mudur? Oluşması için neler yapılmalıdır? Yapılmakta mıdır?

 

Cihat Yaycı

 

Aslında bir mutabakat kavramlarda oluşmuştur.  Ancak denizlerin paylaşımında oluşmamıştır. Bunun için denizlerin paylaşım mücadelesi devam ediyor. Kavramda oluşmuş mutabakatın sahada mücadelesi devam ediyorsa o zaman yapılması gereken iş şudur: hukuken haklarını çok iyi bileceksiniz. Anlaşmaları bileceksiniz, sözleşmeleri bileceksiniz. Bunlardan doğan hakları bileceksiniz. Bir anlaşmanın nasıl yapılacağını bileceksiniz.  En başta şunu bileceksiniz. Bir enlem bir boylam verildiğinde o noktanın neresi olduğunu dünya küresi üzerinde gösterebilecek bir bilginiz olacak. O bilgiye sahip olmayan insanlar ile bu konuları konuşmayacaksınız. Onlara bu konuşma fırsatını da verdirmeyeceksiniz. Çünkü onlar bu işi yapamayan, haritada enlem ve boylamda bir noktayı koyamayan insanların bu Türkiye’nin deniz hak ve menfaatleri hakkında fikir yürütmeleri çok abestleşti. Şimdi gördük Türkiye büyük zarar gördü. Neden? Dünya küresi içerisinde Kuzey yarımkürede yatan Türkiye’nin sanki dümdüz yatıyor uzanıyormuş gibi… Doğu Batı ekseninde düşünüp Türkiye’yi çok ciddi kayıplara uğratan bürokratlar ve akademisyenler oldu. Bilgileri yok. Bizim bu bilgileri artırmalıyız. Enlem boylam bilmeyen insanlar sınır çizmeye çalıştılar hem de cetvelle. Olamaz böyle bir şey. Eline bir kurşun kalem, cetvel, silgi alıp bir sınır çizemezsiniz.

 

Levent Ağaoğlu

 

Bu çizgiden biz çıkabildik mi efendim?

 

Cihat Yaycı

 

Şimdi Libya anlaşması ile çıktık. Kısmen çıkıyoruz ama devamı var. Hala o kafalar herhalde mevcut. Diğer anlaşmaları, diğer sınırları çizmekte zorlanıyoruz.

 

Levent Ağaoğlu

 

Stratejik kavramların düşünülüp, geliştirilmesi için ne gibi çalışmalar yapılmalıdır diye bir soru oluşturmuştum kendimce. Bahsettiğiniz sahadaki teknik bilgilerin, sahaya teknik bilgiyle/kavramlar var bizde fakat sahada teknik bilgimiz yok. Sahaya inmiyoruz. Yok derken bu konudaki uzmanlar söz sahibi değil.

 

Cihat Yaycı

 

Bir kere deniz stratejisi ayrı bir şey. Ben şimdi bir yüksek lisans eğitimi müracaatında bulunmuştum açalım diye. Ki YÖK kabul etti sağ olsun. Deniz Politikaları ve Stratejisi diye. Yani deniz politikası üretmek, deniz stratejisi üretmek bambaşka bir şey. Bu lafla olmaz. Bir, deniz hukukunu çok iyi bileceksiniz. İki, uluslararası ilişkileri çok iyi bilecekseniz. Haritacılığı çok iyi bileceksiniz. Deniz yetki alanları sınırlandırma tekniklerini çok iyi bileceksiniz. Ve denizi bileceksiniz. Bunlar olmazsa olmaz.

 

Levent Ağaoğlu

 

Şimdi mesela efendim İngiltere’nin doktora tezine internet üzerinden, bir veri tabanından izleyebiliyorsunuz. Oraya girdiğinizde kim bilir ne kadar doktora tezi yapılmıştır İngiltere’de. Çünkü denizler boyu bir imparatorluk. Yani güneş batmayan imparatorluk. Belki Yunanistan da bu konularda epey ileri gitmiştir. Tahmin edebiliyorum.

 

Cihat Yaycı

 

Ee tabii. Şimdi Yunanistan bu konularda çok ileriye gitmiş, GKRY çok ileriye gitmiş. Zaten Türkiye’nin sekiz katından daha fazla gemiye sahip Yunanistan’ın ticaret gemisi. Dört katından daha fazla ticaret gemisine sahip GKRY var. Ve deniz hukuku konusunda da son derece mahirler. Kendilerine göre de istismar edebiliyorlar bu konuları. Ee istismar ettikleri için anlaşma yaptıkları her devleti de kandırdılar bugüne kadar.

 

Levent Ağaoğlu

 

Hee. Bilginin gücü!

 

Cihat Yaycı

Tabii. Yani bilginin ötesinde. Karşı taraf bilgisiz olunca istismarı da kolay oluyor.

 

Levent Ağaoğlu

 

Bu şu an dile getirdiğiniz, kurduğunuz cümle çok önemli. Muhataplarını o bilgiçliği ile kandırma noktası.

 

Cihat Yaycı

 

Aslında bilgiçliği ile kandırma noktası da biraz da tersine düşünürsek karşı tarafın muhatapların bilgisizliğinden de istifade. İngiltere ile Yunanistan bugün aynı tür anlaşma yapabilir mi? Ya da GKRY İngiltere ile yapabilir mi? Hayır yapamaz. Ama bu bölgede yapıyor. Bu bölgede herkesin elinden alabiliyor. Çok önemli. Mesela bugün bir karikatür gördüm. Çocuklara da attım. Kitaplardan bir baraj yapılmış. Bir bilgi gölü oluşturmak istiyorsan çok okumalısın. 

 

Levent Ağaoğlu

 

Kesinlikle. Çünkü zihninize antrenman yaptırıyorsunuz sürekli.

 

Cihat Yaycı

 

Önce neresi bizimdir? Nerede ne hakkımız vardır? Nasıl hakkımız vardır. Onu bilmezsen…

 

Levent Ağaoğlu

 

Sahada olursanız, masada da olabiliyorsunuz. Şimdi efendim biz Mavi Vatan haritamız gereği denizden komşularımızdan artış bekleyebilir miyiz? Libya gibi.

 

Cihat Yaycı

 

Tabii. Libya, Mısır, Filistin, İsrail, Lübnan, Suriye bunların hepsi bizim denizden komşumuzdur. Ve biz denizden komşu olmakla karadan komşu olmak arasında aslında bir fark olmadığı bilincine varmalıyız. Bu çok önemlidir.

 

Levent Ağaoğlu

 

O zaman Mavi Vatan kavramı uluslararası bir konvansiyon zaten. Bahsettiğiniz kıta sahanlığı ve yetki alanları. Biz onu kendimiz kavramsallaştırdık. Başka ülkelerin Mavi Vatan ilan ya da girişimi olmuş mudur diye sordum.

 

Cihat Yaycı

 

Tabii. Çok net herkes münhasır ekonomik bölgesini ilan ediyor. Onlar kendi Mavi Vatanları aslında. Yani MEB ilan ediyor, anlaşmalar yapıyorlar, kıta sahanlıkları. Bunların hepsi ülkelerin Mavi Vatanları.

 

Levent Ağaoğlu

 

Sizin yaptığınız stratejik katkı burada bunu yeniden kavramla dile getirmek, bilinç oluşturmak. Çünkü göze gözüken Mavi Vatan diyorsunuz. MEB dediğiniz zaman, kıta sahanlığı dediğiniz zaman o fotoğrafı oluşturmayabilir.

 

Cihat Yaycı

 

Aslında burada en önemli şey haritadır. O Mavi Vatan haritasını koyabilmektir. Deniz haritasını koyabilmektir. Haritadır önemli olan. Yoksa laf değil. Herkes ne diyor? Mavi Vatanımıza sahip çıkmalıyız. O neresi? İşte o harita. Şimdi devletin en üst düzeyi dahil 462 bin km2 lafını ediyor. Nereden çıkıyor bu? O haritadan. Harita olmasa o kavramların hiçbir anlamı olmaz.

 

Levent Ağaoğlu

 

Devlet politikasına dönüştü… Efendim Mavi Vatan kavramı konusunda tam zamanında mı harekete geçilmiştir? Yoksa geç mi kalınmıştır?

 

Cihat Yaycı

 

Çok geç kalınmıştır. Çok geç kalınmıştır. Ben size bir tane örnek vereyim mesela. Libya ile anlaşmayı biz 27 Kasım 2019’da yaptık. Neredeyse 2020 oluyordu. Bunun için de ben 11 sene çok yoğun mücadele ettim. Bunu anlatmak için. Libya’yla Türkiye’nin karşılıklı kıyıları vardır, anlaşma yapılmalıdır diye. Ne benden önce bunu birisi yazdı. Ne benden sonra birisi yazdı. 11 sene didindim. Devletin en üst düzeyi bu konuda adım attı. Kanaat getirdi, doğru dedi ve bu bütün bürokrasi engellerini ortadan kaldırdı. Siyaset bürokrasiyi yendi. Aynı şekilde bizim İsrail ve Filisin’le de karşılıklı kıyılarımız var. 2003 yılında GKRY, resmi 2004 yılında ilan etti de 2003’de şamil etti. Bunu hep söylüyorum. Onun için 2003 yılında resmi olarak MEB’ini ilan eden GKRY’nin karşısında biz ne yaptık? Hiçbir şey yapmadık. Nasıl? Sadece itiraz ettik. İşte efendim kıta sahanlığımız şöyledir. Geçin kıta sahanlığını. Artık münhasır ekonomik bölge kavramı var. Kıta sahanlığı ilan zorunluluğu olmadığı için kıta sahanlığını herkes bürokratlar, diplomatlar bunlar başımıza iş açılmasın diye kıta sahanlığı ile geçiştirmeye çalışıyorlar. Aslında münhasır ekonomik bölgedir. Ve 2003 yılında MEB ilan etmiştir GKRY. Niye biz 2003 yılında MEB ilan ettiğinde, karşılığında hemen MEB ilan etmedik?

 

Levent Ağaoğlu

 

Siyasi belirsizlik. Sahiplenmeme.

 

Cihat Yaycı

 

Bence hakikaten konuya pasifize olmak ve itiraz etmek. İtiraz etmek değil. Bir kere hukuken ve uluslararası ilişkilerde en önemli şey, misliyle mukabele etmezsen dahi aynıyla mukabele edersin. Aynıyla mukabele edecektin. Sen de münhasır ekonomik bölge ilan edecektin. Burası benim diyecektin. Geç kalındı. Hala da ilan edilmiş değil! Peki GKRY 2010’da, tam 7 sene sonra İsrail ile anlaşma imzaladı. Bizim o ara İsrail’le de ilişkilerimiz çok iyi ve onlar İsrail ile anlaşma imzaladı. Hatta İsrail’in de deniz alanlarını çaldılar. Halbuki İsrail ile Türkiye’nin karşılıklı kıyıları çok net vardır. Aynen Libya gibidir. Ve deniz hukukuna tamamen uygundur. Deniz hukuku prensiplerine tamamen uygundur. Eğer anlaşma imzalamış olsaydı Türkiye, İsrail de kazanacaktı şuandakine göre. Türkiye de kazanacaktı. Kaybeden GKRY olacaktı.

 

Levent Ağaoğlu

 

Farkındalar şu an değil mi?

 

Cihat Yaycı

 

İşte yazdığımız makaleler ile farkındalar. 2012’de yazmıştım ben aslında o makaleyi. 2020 yılında tekrar güncelledim. Peki şimdi biz 2003’le 2010 arasında GKRY anlaşma imzalamadan İsrail ile anlaşma imzalamış olsaydık bugün Türkiye’nin Doğu Akdeniz sorunu olur muydu? Olmazdı. Hep bunlar geç kalınmışlık ve hesabının sorulması gereken meseleler.

 

Levent Ağaoğlu

 

Asli kanaatimce efendim bizim iki önemli doğrumuz var. Doğu Avrupa ve Doğu Akdeniz. Biri karasal bir alan Doğu Avrupa, diğeri de denizle ilgili bir alan. Bahsettiğiniz gelişmeler tabii siyasi liderlik bilgelikle birleştiği zaman, bilgiyle birleştiği zaman biz bu atakları yapabiliyoruz. Proaktif olabiliyor. Yani muhatap ülkelerden de olumlu tepkiler alınmaya başlıyor. Muhataplar derken Libya, Suriye bandında olan Doğu Akdeniz çizgisinden bahsediyorum. Bu kavramda anlattıklarınızdan çıkardığım kadarıyla. Münferiden her ülkenin lehine de kazan kazan sentezi burada söz konusudur.

 

Cihat Yaycı

 

Bir kere Mavi Vatan Doktrinimize göre bizimle anlaşma yapan herkes kazanır. Kaybeden sadece GKRY ve Yunanistan olur. Şu andakine göre herkes daha fazla deniz alanı kazanır. Kaybeden de nasıl kaybeder? Gasp ettiklerinden kaybeder.

 

Levent Ağaoğlu

 

Libya’dan Doğu’ya doğru; Mısır, İsrail, Filistin, Lübnan, Suriye ile MEB anlaşmalarımızı ön görüyor musunuz?

 

Cihat Yaycı

 

Tabii. Kesinlikle. Ön görüyorum. Yapılması gerekir. Ama yapmayı beklemekte doğru bir şey değil. Önce ilan edelim, GKRY gibi daha sonra konjonktür uygun olduğunda anlaşmalar yaparız. Bizim ilan etmemiz de kimseyi rahatsız etmez. Çünkü onların şu andaki deniz alanlarına girmiyoruz.

 

Levent Ağaoğlu

 

İlan edecek olan biziz. Tek taraflı olarak.

 

Cihat Yaycı

 

Tabii tabii. Nasıl GKRY ilan etti? Nasıl Libya ilan etti? Önce ilanımızı yapacağız. Benim Doğu Akdeniz’deki deniz yetki alanım burasıdır diye.

 

Levent Ağaoğlu

 

Umarım en kısa zamanda bunlar gerçekleşecektir.

 

Cihat Yaycı

 

İnşallah. İnşallah. Dilimizde tüy bitti ama…

 

Levent Ağaoğlu

 

Doğu Akdeniz’in Türkiye önderliğinde münhasır ekonomik bölge alanlarının oluşması durumunda katılımcı ülkeler açısından yaratılacak katma değer büyüklüğü ne boyuttadır? Ortak menfaatler ilişkisindeki böyle bir girişim medeniyetler potası Doğu Akdeniz’de bir Doğu Akdeniz birliğinin manivelası olabilir mi?

 

Cihat Yaycı

 

Libya Türkiye ile anlaşarak 39 bin km2 deniz alanı kazandı. Yunanistan’la yapacağı anlaşmaya istinaden. Dört tane Kıbrıs adası büyüklüğü demektir. Eğer Mısır Türkiye ile anlaşma yaparsa ya da Türkiye’nin ilan ettiği MEB sayesinde Mısır 22 bin km2 deniz alanı kazanacaktır. GKRY ve Yunanistan’la yaptığı anlaşmalara istinaden. Filistin 10 bin km2 deniz alanı kazanacaktır. Bugün Filistin’in kara yüzölçümünün iki katından daha fazla bir alandır. Çok önemlidir. Filistin’in Mavi Vatanı, kara vatanından çok daha büyük olacaktır. Çok önemli bir şeydir. İsrail, 4600 km2 deniz alanı kazanacaktır. Çok önemlidir ve şu andaki 12 numaralı parsel Afrodit ve birkaç parsel GKRY’nin ilan ettiği İsrail’in olacaktır Türkiye ile beraber. Suriye 900 km2 deniz alanı kazanacaktır. Lübnan 3000 km2 deniz alanı kazanacaktır. Bunlar GKRY ve Yunanistan’ın gasp ettiği ya da hile ile gasp etmeye kalkıştığı deniz alanlarıdır. Bunları anlatmak lazımdır. Bunları anlatınca insanlar anlarlar.

 

Levent Ağaoğlu

 

Proaktif yaklaşımlarınızla ve kavramsallaştırmanızla Türkiye denizlerde kaybettiği haklarını teker teker geri alma sürecinde. Bu da sevindirici bir gelişme efendim. Böyle bir söyleşiye onay verdiğiniz için çok teşekkür ederim.

 

Cihat Yaycı

 

İnşallah. Sağ olun.