Doç. Dr. Cihat Yaycı; "Fransa ve Yunanistan NATO'nun da dibini oymaktadır!"

Sosyal Medyada Paylaş!

 

Türk Denizcilik ve Global Stratejiler Merkezi Başkanı Doç. Dr. Cihat Yaycı, 10 Ekim 2021 tarihinde Instagram platformunda yayın yapan “Global Politika” isimli kanalın konuğu oldu. TÜRK DEGS’in yapısını ve hedeflerini açıklayan Yaycı, “Biz Türk Milletinin, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin yanındayız.” ifadelerini kullandı.

 

BİZ TÜRK MİLLETİ’NİN TÜRKİYE CUMHURİYETİ DEVLETİ’NİN YANINDAYIZ

 

Doç. Dr. Cihat Yaycı TÜRK DEGS’i şu şekilde tanımladı; “TÜRK DEGS, devletimizin ve milletimizin hak ve menfaatlerini korumak ve kollamak, devletimizin politikalarını desteklemek, Türk milletinin ve Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin hak ve menfaatleri çerçevesindeki tezlerini hem ulusal kamuoyuna hem de uluslararası kamuoyuna 21 dilde duyurmak, mevcut hak ve menfaatlerimiz çerçevesindeki tezlerimiz eğer yok ise bunları geliştirmek ve bu geliştirilen tezleri yine dünyaya ve ulusal kamuoyuna duyurmak. Farkında olmadığımız hak ve menfaatleri ise tespit etmek ve onların da tezlerini geliştirmek üzerine bir görev edinmiştir kendisine. Tamamen gönüllü insanlardan müteşekkil, şu anda 554 kişilik dünyanın her tarafında Türk gençleri ve Türk insanlarından oluşan bir gönüllü asistan grubu vardır ve bu Türk asistan grubu sadece Türkiye Cumhuriyeti’nde değil, Suriye’de, Irak’da, İran’da, Rusya’da, ABD’deki Türk kökenli insanlardan oluşmaktadır. Ve Azerbaycan’da.

 

Türk Denizcilik ve Global Stratejiler Merkezi’nin hiçbir kişi ya da kurum tarafından fonlanmadığının defaatle altını çizen Yaycı, “Biz hiçbir taraftan fonlanmayan, hiç kimse tarafından desteklenmeyen, beyni de cüzdanı da hiç kimseye bağlı olmayan tam bağımsız devletin menfaatlerini koruyan, kollayan, kollamaya çalışan bir düşünce kuruluşu, bir araştırma merkeziyiz. O nedenle biz hiç kimsenin ne yandaşı ne de karşısındayız. Biz Türk milletinin yanındayız. Doğruları söylemek bizim görevimizdir. İster beğenilir ister beğenilmez. Sorumluluk karar merciinde, yetki merciinde olanlarındır. Bizim görevimiz onlara görüşler sunmak ve desteklemektir. Biz Türkiye Cumhuriyeti’nin yanındayız. Türkiye Cumhuriyeti aleyhinde en ufak faaliyette bulunmayız.” ifadelerini kullandı.

 

 

152 GRUP ADA, ADACIK, KAYALIĞIN İSİMLERİNİN AÇIKLANMASI LAZIMDIR

 

Egemenliği Yunanistan’a devredilmemiş ada, adacık, kayalıklar (EGAYDAAK) konusuna da değinen Yaycı, 152 grup ada, adacık ve kayalığın isimlerinin bir an önce açıklanması gerektiğini ifade etti.

 

Yaycı; “Bugün sizlere EGAYDAAK konusundaki en güncel teklifimizi tekrarlayacağım. Lozan ve Paris Barış Anlaşmalarıyla Yunanistan’a devredilmeyen ada, adacık, kayalıklar konusunda devletimizin ilgili kurumları 1996’dan 1998’e kadar çeşitli çalışmalar yapmışlar, arşivleri araştırmışlar 152 grup ada, adacık, kayalık belirlenmiştir. Bunların hangileri olduğu uzun akademik çalışmalardan sonra, arşiv çalışmalarından sonra ortaya çıkartılmıştır ve bu çalışmalara katılan kişiler bunların bazılarını kitaplaştırmışlardır. Ancak bugüne kadar henüz Dışişleri Bakanlığı bu 152 grup egemenliği Yunanistan’a devredilmemiş ada, adacık, kayalıklar yani kısa adıyla EGAYDAAK isimlerini açıklamamıştır. İsimler açıklanmadığı için hangi adanın Yunanistan’a devredilip devredilmediği resmi olarak hiçbir yerde yer almamaktadır. Ancak devletin üst düzey yetkilileri EGAYDAAK sorununu kabul etmekte hem Yunanistan tarafından hem Türkiye tarafında ve dile getirmektedirler. Ancak isimlerinin açıklanmaması, çok ciddi Türkiye açısından zemin kaybına neden olmaktadır. O nedenle Türkiye’nin bir an önce masada zemin kazanmak için, koz kazanmak için, güç kazanmak için 152 grup ada, adacık, kayalığın ismini bir an önce açıklaması ve Yunanistan’ın bunlara çökmesini önlemesi lazımdır. O nedenle biz, 152 grup ada, adacık, kayalığın isimlerinin açıklanmasını bir an önce bekliyoruz ki Türkiye, bu konuda güç kazansın. Masada eli güçlensin. Yunanistan’da artık bu adalara çökmekten vazgeçsin. Çekilsin.” dedi.

 

 

ADALAR DENİZİ’NDE LOZAN ESASTIR

 

Yunanistan’ın gayri askeri statüde olmak kaydıyla egemenlik devir şartını ihlal ettiği 23 adaya da değinen Yaycı, Türkiye’nin Yunanistan’ı BM’ye şikayet etmesini “senelerce dilimizde tüy bitti, nihayet” olarak değerlendirdi. Yaycı, “İlk defa Yunanistan böyle hukuki girişimlerle köşeye sıkışmıştır” ifadelerini kullandı.

 

Yaycı; “Yunanistan, Lozan ve Paris Barış Anlaşmaları gereğince 23 adayı gayri askeri statüde olmak kaydıyla yani askersizleştirilmiş/silahsızlandırılmış statüde olmak şartıyla almıştır. Egemenlik devir şartı buna bağlıdır. Bunu ben senelerdir dile getiriyorum. Hatta ilk dile getiren de benim. Bu nedenle bunun BM nezdinde Uluslararası Adalet Divanı, Uluslararası Ceza Mahkemesi, NATO, AB ve gerekirse hatta gerekiyor da Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nde insan haklarına yani bir Türkiye’yi tehdit altında bırakma konusunda, insanları tedirgin etme konusunda AİHM’de müracaat edilmesi gerektiğini söylemiştim. Nihayet BM’ye, senelerce dilimizde tüy bitti ve nihayet devletimiz bu konuda gerekli girişimde bulunarak Yunanistan’ı BM’ye şikayet etti. Bu adaların silahsızlandırılmış ve askersizleştirilmiş olmak kaydıyla Yunanistan’a devredildiğini, bu devir şartının Yunanistan’ın ihlalleri nedeniyle ortadan kalktığını, Türkiye’nin haklarını saklı tuttuğunu söylemesi son derece önemlidir. Bu Yunanistan’da büyük infial oluşturmuştur. İlk defa Yunanistan böyle hukuki girişimlerle köşeye sıkışmıştır. Bizim bu hukuki ve diplomatik girişimlerimizi kesinlikle arttırmamız gerekir. O nedenle gayri askeri statüdeki adalar durumunu diğer kurum ve kuruluşlar düzeyinde yani uluslararası kurum ve kuruluşlar düzeyinde her zeminde dile getirmeye devam etmemiz gerekir. Bununla birlikte Adalar Denizi’nde yani Ege Denizi’ndeki statünün Lozan’la tesis edildiğini, Lozan’a dönülmesi gerektiğini, Lozan şartlarına dönülmesi gerektiğini; dönüldüğü takdirde huzur, sükûn, barış ve güvenlik tesis edileceğini tekrar hatırlatmakta fayda vardır. Adalar Denizi’nde Lozan esastır.”

 

 

 

FRANSA VE YUNANİSTAN AYNI ZAMANDA NATO’NUN DA DİBİNİ OYMAKTADIR

 

Yunanistan ve Fransa arasında imzalanan savunma, güvenlik, iş birliği anlaşmasına da değinen Yaycı, Fransa ve Yunanistan’ın bu anlaşma ile aynı zamanda NATO’nun da dibini oyduğunu ve Türkiye’nin derhâl Yunanistan’ın nükleer güç kullanma konusundaki tehditleri nedeniyle BM’ye şikayet etmesi gerektiğini ifade etti.

 

Yaycı; “Son günlerde Yunanistan’la Fransa arasında savunma, güvenlik, iş birliği anlaşması yapıldığı gündeme geldi. Hakikaten önemli bir anlaşma. Zira birisinin toprağı, ülkesi işgal edilirse diğerinin de toprağı, ülkesi işgal edilmiş sayılacak ve onun yanında bu işgale karşı çıkacaktır diye, bu minvalde ifadeler var. Fransa ve Yunanistan’ın her ikisi de NATO ülkesidir. NATO’nun 5. maddesi açıktır. Aslında NATO üyesi bir ülkenin topraklarının işgali, diğer NATO üyesi ülkelerinde topraklarının işgali anlamına gelir ve topluca savunma yükümlülüğü taşırlar. Yani hepsi birden o ülkeyi savunmak için gerekli her türlü askeri tedbiri de alırlar demektedir. O zaman NATO üyesi iki devletin ayrıca böyle bir karar alması, NATO’nun ruhuna aykırıdır. NATO’nun ittifak anlayışına aykırıdır. NATO anlaşmasına aykırıdır. Fransa ve Yunanistan aynı zamanda NATO’nun dibini oymaktadırlar. Açıkça belirtmeseler de hedefin Türkiye olduğu bellidir. Türkiye’de bir NATO üyesidir. Bu durum çok ciddi şekilde NATO ittifakını zedelemektedir. Üstüne üstlük NATO üyesi iki devlet bu ittifakı yaparken Yunanistan, ‘AB’nin tek nükleer gücü olan Fransa arkamızdadır’ demekle başka ülkeleri nükleer silah kullanımıyla tehdit etmektedir. Bu uluslararası bir suçtur. Türkiye’nin yapması gereken bir an önce NATO nezdinde bu girişimleri çok ciddi şekilde protesto etmek ve Yunanistan’ın nükleer güç kullanma konusunda tehditleri nedeniyle BM’ye şikayet etmesi gerekmektedir. Bunu bir an önce Yunanistan’a karşı Türkiye’nin yapmasını bekliyoruz.”