DOC. DR. CIHAT YAYCI KUTAHYA DUMLUPINAR UNIVERSITESI OGRENCILERINE 'MAVI VATAN VE DENIZLERIN ONEMINI' ANLATTI

Sosyal Medyada Paylaş!

Kütahya Dumlupınar Üniversitesi Siyasetname Topluluğu tarafından düzenlenen ve Müstafi Tümamiral Doç. Dr. Cihat Yaycı'nın konuşmacı olduğu 'Mavi Vatan' başlıklı seminer 20 Aralık 2021 tarihinde Dumlupınar Üniversitesi İİBF Amfi-2'de gerçekleştirildi. TÜRK DEGS Başkanı Doç. Dr. Cihat Yaycı, verdiği ‘Mavi Vatan’ başlıklı konferans aracılığıyla Dumlupınar Üniversitesi öğrencileri ile buluştu ve Türkiye'nin hak ve menfaatlerini anlattı. Dumlupınar Üniversitesi öğrencilerinin yoğun ilgisine mazhar olan Yaycı, öğrencilere seslenerek; "siz büyük Türk milletinin en genç neslisiniz. Hepiniz bizim medarı iftarımızsınız. Bizim geleciğimizsiniz!" dedi. Yaycı, Türklerin denizci bir millet olmadığı yönündeki görüşlerin gerçeği yansıtmadığını ve aslında Türklerin denizci bir millet olduğunu ifade etti. Oğuzların efsanevi atası Oğuz Kaan’ın şu mısralarını da hatırlatan Yaycı, “Daha deniz, daha ırmak / Güneş tuğ (bayrak) olsun, Gökyüzü çadır.” diyen Oğuz Kaan’ın yani ülkemizin sınırları deniz, ırmak ve gök olsun demek istediğini ifade etti.

YAYCI: HEPİNİZ BİZİM GELECEĞİMİZSİNİZ

Türk Denizcilik Tarihi'nden ve tarihi gerçeklerden bahseden Yaycı, öğrencilere seslenerek; "siz büyük Türk milletinin en genç neslisiniz. Hepiniz bizim medarı iftarımızsınız. Bizim geleciğimizsiniz!" dedi. Türk milletinin geleceğini size teslim ediyoruz ve teslim almanıza çok az kaldı diyen Yaycı, "zaman öyle hızlı akar ki bir bakarsınız omuzlarınızda sorumluluk..." ifadelerini kullandı.

TÜRKLER DENİZCİ BİR MİLLETTİR

Türklerin denizci bir millet olmadığına ilişkin ifadelerin yanlış olduğunu ifade eden Yaycı, Türkler denizci bir millettir dedi. Yaycı, “Herkes der ki Türkler denizci bir millet değildir. Türkler aslında karacı bir millettir falan der. Halbuki öyle değil. Türk tarihi çok eskilere gider. Mesela Anakarsis. Anakarsis bir İskit Türk’üdür. Bir Saka Türk’ü. İskitler Sakalar nereden gelmişler? Şimdi ki Yakutistan’dan gelmişler. Kuzey buz denizinin olduğu yerden gelmişler. Kuzey buz denizinin ismi İskit Saka okyanusu. Eski Antik Yunanlılar öyle diyorlar. Çünkü Atalarımız orada yaşamışlar. İskitler ve Sakalar, Prototürk oldukları yönündeki araştırmalar şüphe götürmüyor. Dilleri Türkçe, Tomris Hatun diyorlar, atları ile beraber gömülüyorlar, kımız içiyorlar ve geldikleri yerler, tamamen Yakutistan’ın olduğu yerler. Bu Anakarsis bir filozof. M.Ö. 1000’li yıllarda Atina’ya gitmeye karar veriyor. Nereden? Odessa’dan. Bizim atalarımız bu Kuzey Doğu Asya’dan geldikleri zaman Gürcistan, Azerbaycan, Karadeniz Kıyıları, şimdiki Ukrayna kıyıları, Romanya ve Bulgaristan’a yerleşiyorlar. Yani Karadeniz’in kıyısını kapsıyorlar. İskitlerin de İskit Kralları’nın da merkezi Odessa oluyor. Şimdi bu Odessa’dan kalkıyor, ona gitme diyorlar. Yunanlılar seni zehirler diyorlar. O zaman da Yunanlıları bizimkiler pek sevmiyorlar. Ama Anakarsis kalkıyor Atina’ya gidiyor. Atina’ya gidiyor, onların gemilerini görüyor. Çok ilkel gemiler olarak buluyor. Ve çipanın tek kanatlısı kullanıyorlar Atinalılar. O diyor ki ya siz bunu eksik kullanıyorsunuz. Biz İskit Türkleri çift kanatlı çipa kullanırız diyor. Ve bu çift kanatlı çipayı Atinalılara gösteriyor. Gemi yapımında incelikleri gösteriyor, anlatıyor aynı zamanda. O zamandan sonra bu çift kanatlı çipa Atinalılar tarafından kullanılmaya başlanıyor.”

TÜRKLER YÖNLERİ RENKLERLE TASFİR ETMİŞLERDİR

"Türkler Yönleri Renklerle, Denizleri de Yönlerine Göre Renklerle Adlandırmışlardır” değerlendirmesinde bulunan Yaycı, “Türkler bütün yönleri renklerle tasfir etmişlerdir. Kuzey Kara (Siyah), Doğu Mavi, Güney Kırmızı, Batı Ak (Beyaz) olarak tasfir etmişlerdir." Kara Sea adının ta Türklerden kalma olduğunu ifade eden Yaycı, kuzey denizi demektir ifadelerini kullandı. Red Sea adının ise güneyi işaret ettiğini belirten Yaycı, Atatürk’ün ‘ordular ilk hedefiniz Akdeniz’dir’ dediğini hatırlatarak; "Akdeniz Batı’dır. Yani Atatürk Batı’yı işaret etmiştir. Yani kimse Atatürk ilk hedefiniz Akdeniz’dir ileri dediğinde Antalya’ya gitmiyor. Herkes İzmir’e doğru gidiyor. Çünkü Batı’ya yönlendiriyor. Yani yönler renklere göre, denizler yönlere göre isimlendiriliyor.” ifadelerini kullandı.

TÜM HAKANLARIN AMACI DENİZE ULAŞMAKTIR

Dumlupınar Öğrencilerine sunumu kapsamında Türk Denizcilik Tarihinden bahserken Oğuz Kağan Destanına da yer veren Yaycı, destanların göz ardı edilmemesi gerektiğini ifade ederek, “Oğuz Kağan Destanı sohbettir, öğütler vermektir. Oğuz Kağan diyor ki, ülkelerin sınırını çizerken denize ulaşın demiştir. Bu söze bakacak olursak tüm hakanların amacının denizlere ulaşmak olduğunu görebiliriz” değerlendirmesinde bulundu.

TÜRKLER ÇİN’E AKINLAR YAPTIKLARI ZAMAN DA HEP DENİZE ULAŞMAYI HEDEFLEMİŞLERDİR

Oğuzların efsanevi atası Oğuz Kaan’ın şu mısralarını da hatırlatan Yaycı, “Daha deniz, daha ırmak / Güneş tuğ (bayrak) olsun, Gökyüzü çadır.” diyen Oğuz Kaan’ın yani ülkenizin sınırları deniz, ırmak ve gök olsun demek istediğini ifade etti. Yaycı, “Onun içinde Orta Asya Türkleri’nin denizle bir bağı yoktur sözü çok yanlıştır. Neden? Çünkü Denizhan diye çocuklarının ismi vardır Oğuz Kaan’ın. Yani denizle o kadar iç içedirler ki Çin’e akınlar yaptıkları zaman hep deniz ulaşmayı hedeflemişlerdir ve denize ulaşmışlardır.” ifadelerini kullandı.

EY BABAM ALPARSLAN! SANA MÜJDELER OLSUN...

Türklerde denize ulaşmanın bir hedef olduğunu defaatle belirten Yaycı, “Alparslan kılıcını denize sokarak şöyle diyor bakın. ‘Ey babam Alparslan! Sana müjdeler olsun, henüz bir çocuk olarak bıraktığın oğlun dünyayı baştan başa fethetti.’ Akdeniz’e ulaşınca kılıcını sokuyor, diğer denizden bu denize geldim, dünyayı baştan başa fethettim diyor. Türklerde denize ulaşmak bir hedeftir.” ifadelerini kullandı.

TÜRKLER HER ZAMAN DENİZCİ BİR MİLLETTİ

İskitliler’in Proto-Türk olmasının kanıtlarından biri olarak hükümdarları arasında Tomris Hatun olduğunu ifade eden Doç. Dr. Cihat Yaycı, Tomris adının da Türkçe olduğunu belirtti. İskitli filozof Anakarsis’in Atina’ya gittiğinde Yunanlılara gemi çapasını anlattığına değinen Doç. Dr. Cihat Yaycı sözlerine şu şekilde devam etti: “İşte iki taraflı gemi çapasını Antik Yunan’a anlatan bizim atalarımız İskitlerdir. İskitlerin anayurdu olan Kuzey Kutup Bölgesi ve Bering Boğazı çevresi Antik Yunan’da İskit Okyanusu olarak adlandırılmıştır. Denizcilikle bağımızın çok derin olduğunun da bir kanıtıdır bu durum. Başka bir coğrafyada başka bir Proto-Türk kavmi olan Etrüskler, Avrupa’nın birçok noktasına gitmişlerdir. Bu bölgelerin arasında bugün İskoçya olarak adlandırılan bölge de var. Kelime köken bakımından da İskoç kelimesinin İskit’ten geldiğini görebiliriz. Buna kanıt olarak İskoçların İngilizlerle olan savaşı sonucu papanın “Siz aynı kavimsiniz, kavga etmeyin” konulu mektubuna İskoçların verdiği cevap var: “Biz İngiliz değiliz, Etrüsküz, İskitiz.”

ETRÜSKLERDE TANRININ ADI TURANDIR

Yaycı, İtalya’da bulunmuş olan Etrüsk taş babalarının (heykeller) Anadolu’da ve Azerbaycan’da bulunan taş babalarla olan benzerliklerinin yanında Etrüsklerin tanrılarını Turan, başkanlarını da Tarkan olarak adlandırmalarına da değindi. "Bu bizim denizci bir millet olduğumuzun en büyük göstergesidir.” değerlendirmesinde bulundu. Bu süreçten sonra Türklerin Anadolu’ya son giriş tarihi olarak 1071’e işaret eden Doç. Dr. Cihat Yaycı, 1040 yılında Türklerin Üsküdar sahiline kadar geldiklerini ve başlarındaki liderlerinin Afşin olduğunu söyledi. 1081’de Çaka Bey’in Çeşme ve İzmir’de donanma kurduğuna da değinen Doç. Dr. Cihat Yaycı, 1090’da Koyun Adaları Zaferi’yle Çaka Bey’in Bizans donanmasını yendiğini ekledi. Doç. Dr. Cihat Yaycı, Anadolu Selçuklu ve Büyük Selçukluların kendilerini “İki Denizin Sultanı” olarak adlandırmalarının da Türklerin denizci bir millet olduğunun kanıtı olduğunu söyledi. 1795’te Amerikan Donanması’nın Osmanlı İmparatorluğu’yla Trablus Antlaşması yaptığına değinen Doç. Dr. Yaycı: “Cezayir Beylerbeyi Gazi Hasan Paşa’yla yapılan bu antlaşmada Amerikalılar vergileriyle serbestçe ticaret yapma izni alıyor. Bu antlaşma, aynı zamanda Amerika Birleşik Devletleri’nin başka bir dilde yaptığı ilk antlaşmadır. Osmanlı İmparatorluğu denizden uzaklaştıkça zayıflamış, donanmanın ihmal edilmesi sadece denizde değil karada da kayıplara sebep olmuştur.” değerlendirmesinde bulundu.

DENİZLERİN ÖNEMİ

Dünyada çıkan petrolün %30'undan, doğalgazın ise %50'sinden fazlasının denizlerden çıkmakta olduğunu ifade eden Yaycı, bu oranın her geçen dakika denizlerİN lehine arttığını da belirterek denizlerin önemine dikkat çekti. Yaycı, "192 ülkenin 150’sinden fazlasının kıyı devleti ve dünyanın yüzde 71’inin denizlerle kaplı olması hesap edilirse denizlerin stratejik önemi anlaşılır. Denizlerin, dünyanın toplam doğalgazının yüzde ellisi, toplam petrolün yüzde 30’undan fazlasını bulundurması da enerji kaynağı açısınada denizlerin önemini ortaya koyuyor. Fakat ülkemiz denizlerinin değerini bilemiyor. Halbuki Türkiye’nin sınırlarının yüzde 70’i denizlerde. Deniz yoluyla taşımacılık karayoluna nispeten 7 kat daha ucuzken neden denizlerimizi kullanmıyoruz? Dünya balık tüketimi ortalama 16 kg iken Türkiye’de neden 8 kg? Denize kıyısı olmayan İsviçre de dahi 132 yelken kulübü varken Türkiye’de 10 taneyi neden bulmuyor? Bunlar üzerinde düşünülmesi gerekir.” ifadelerini kullandı.

YAYCI KÜTAHYALI OKURLARLA BULUŞTU

Kütahya Dumlupınar Üniversitesi'ndeki programının ardından Kütahyalılarla buluşan Yaycı, D&R’da imza günü gerçekleştirerek Kütahyalı okurlarla buluştu.