DOC. DR. CIHAT YAYCI'DAN DOGU AKDENIZ'DE DENGELERI LEHIMIZE DEGISTIRMEK ICIN 4 ADIMLI COZUM STRATEJISI...

Sosyal Medyada Paylaş!

ASAM TÜRK DEGS Başkanı Doç. Dr. Cihat Yaycı'dan Doğu Akdeniz'de dengeleri lehimize değiştirmek için 4 adımlı çözüm stratejisi... Amiral Yaycı, "1) Türkiye ve KKTC MEB Anlaşması imzalamalıdır. 2) Türkiye, sismik arama ve sondaj gemilerini KKTC'ye kiralamalıdır. 3) Bu gemilere KKTC bayrağı çekilmelidir! 4) Kiralan gemiler 5 ve 10. parsellerde GKRY'nin yanında sondaj yapmalıdır." değerlendirmesinde bulundu.

Doğu Akdeniz'de Osmanlı tokadı: EastMed'in çöküşü

Yunanistan, Güney Kıbrıs'ın Doğu Akdeniz'deki enerji kaynaklarının Türkiye'siz bir şekilde Avrupa'ya taşınması hayaline EastMed projesi deniyordu. ABD'nin bu projeye verdiği destekten vazgeçtiğini açıklaması ütopik projeyi adeta çöp etti.

ABD'nin EastMed projesi konusunda aldığı karar, Yunanistan ve Rum tarafını üzdü. Her ne kadar Atina Washington'un kararının proje için önemli olmadığını, bu aşamada faaliyetlerin devam ettirileceğini ifade etse de, projedeki diğer ortaklardan Mısır ve İsrail bu meseleyi gözden geçirmeye karar verdi.

Doğu Akdeniz gazını Türkiye'yi aradan çıkartarak taşımaya çalışan Yunanistan ve Rum yönetimi, Ankara olmadan burada herhangi bir planın başarıyla sonuçlanamayacağını bir kez daha açıkça görmek zorunda kalırken, ABD'nin aldığı karar ve Türkiye'nin yakın gelecekteki rolünü uzman isimler Haber7.com'a değerlendirdi. TÜRK DEGS Başkanı Müstafi Tümamiral Cihat Yaycı, Kıbrıs İlim Üniversitesi Dekanı Prof. Dr. Ata Atun, KKTC Cumhurbaşkanlığı Ekonomi ve Doğal Kaynaklar Komitesi Başkanı Prof. Salih Saner,  Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Öğretim Üyesi Dr. İsmail Şahin, ve MÜSİAD Enerji ve Çevre Sektör Kurulu Başkanı Altuğ Karataş konuyla ilgili çarpıcı tespitlerde bulunarak önemli açıklamalar yaptı.

ABD'nin desteğini geri çektiği EastMed projesinin inşa hattı.

CİHAT YAYCI: EASTMED MALİYET ETKİN DEĞİLDİ

Yunanistan ve Rum tarafının Türkiye'yi kenarda bırakmak için yaptığı bu planın, kısa süre içerisinde ne akılcı ne de uygun maliyetli olduğu görüldü. Anlaşmanın hayata geçirilmesi durumunda bile Türkiye'den izin alınmadan gaz borularının döşenemeyeceğine dikkat çeken TÜRK DEGS Başkanı Müstafi Tümamiral Cihat Yaycı, Türkiyesiz bir planın hayata geçirilemeyeceğine işaret etti:

"EastMed projesi maliyet etkin bir proje değildi. Hem derinlikler bakımından, hem uzunluk, hem rezerv hem de nakli itibarıyla doğru bir proje değildi. Aynı zamanda şu bir gerçekti ki buradaki boru hatlarının mutlaka Türkiye'nin deniz yetki alanlarından geçmesi gerekiyordu. Buraya kurulacak boru hatlarının Libya-Türkiye sınırından geçeceği için izin bu sahadan geçirilmesi mümkün değildi. BM Deniz Hukuku Sözleşmesi'nin Teamül Hukuku şekline dönüşmüş hükümlerine göre boru hattı diğer devletler için bir hak olmasına rağmen, deniz yetki alanı sahibi devlet bu hattın geçişinde rota vermek, güzergah belirtmekle yetkilidir. Yani anlaşma hayata geçirilebilseydi dahi güzergah için mutlaka Türkiye'ne başvurulmak durumundaydı. Türkiye'den güzergah almaktan imtina ediyorlardı. Dolayısıyla hem maliyet, hem de siyasi bakımdan bu projenin gerçekleşmesi mümkün değildi. Türkiye'yi devreden çıkartmaya çalışarak emrivaki ile yapmak mümkün değildi. Üstüne üstlük maliyeti de çok fazla yüksekti."

ABD'NİN SEBEPLERİ TÜRKİYE İLE ÖRTÜŞTÜ

Türkiye yıllardır Doğu Akdeniz'deki hidrokarbon yataklarının hak ve adil bir şekilde paylaşımı için herkese çağrı yaptı. Aralarının en kötü olduğu dönemde dahi İsrail ve Mısır'a sahaların eşit paylaşımı için çağrıda bulunan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, bölgede en adil çözümü sağlayabilmek büyük çaba sarfetti. Yunanistan ve Rum Yönetimi bu çağrıları gözardı etse de gerçek kısa sürede ortaya çıktı. 2011 yılına ilk olarak piyasaya sürülen EasMed projesi anlaşma aşamasından çıkamadı.

Son olarak ABD'nin veto ettiği ve arkasında durmaktan çekildiği proje konusunda Washington yönetimi iki sebep sundu. Yaycı, bu sebeplerin Türkiye'nin sunduğu argümanlar ile örtüştüğünü ve bu noktada  ABD'nin Türkiye ile aynı noktaya geldiğini belirtti:

"EastMed'den ABD'nin geri çekilmesi önemlidir. Çünkü ABD bu noktada geri çekilirken iki sebep öne sürdü. Tam da bizim öne sürdüğümüz sebepler. Birincisi maliyet, ikincisi de Doğu Akdeniz'deki gerginlik unsurunun oluşması. Bu sebeple ABD geri çekildiğini duyurmuştur. Bu projenin çok pahalı olacağı, finansmanının bulunmayacağı açıktı. Finansman bulmakta zorlanan Yunan-Rum ikilisinin bu projeyi gerçekleştirebilme kapasitesi zaten yoktu. Tamamen siyasi olarak bizi zora sokmak için, "AB'nin buna ihtiyacı var, Türkiye bunu geçirmiyor, engelliyor, Rusya'nın doğalgaz tekeline AB'yi mecbur kılıyor" gibi söylemlerde bulunuyorlardı. Bunun gerçek olmadığı ortaya çıktı. AB'yi ve diğer devletleri zora sokan Yunanistan ve Rum'un ta kendisi olduğu ortaya çıktı. Bu projeden desteğin çekilmesi, bunların sonucudur. "

ABD, Yunanistan'ın öncülük ettiği EastMed projesine daha önceden ılımlı yaklaşıyordu.

YENİ PROJELERE KARŞI DİKKAT

Cihat Yaycı, EastMed projesinin çökmesine karşılık Yunan ve Rum tarafının husumet ile Türkiye'yi aradan çıkartma çabalarının devam ettiğini belirterek, bölgenin ciddi bir şekilde yakından takip edilmesi gerektiğini savunarak şunları söyledi:

"Bu projeden destek çekildi ancak başka projelere karşı da dikkat etmemiz gerekiyor. Başka güzergahlar oluşturulmaya çalışılıyor. Bunları yakından takip etmeliyiz. Önemli olan boru hatlarının geçiş güzergahında olup olmamak değil, kaynağa sahip olmaktır. Bizim mücadelemiz güzergaha sahip olmak değil, kaynağa sahip olmak yönünde olmalıdır. Nakil yolu değil, nakledilecek malzemeye sahip olmayı hedef kılmalıyız. Petrol, doğalgaz ve doğal kaynaklara sahip olma hedefimiz olmalıdır."

Yunanistan, EastMed projesinin çökmesi nedeniyle sıvılaştırılmış gaz uygulamasını hayata geçirmeyi amaçlıyor.

4 ADIMLI ÇÖZÜM STRATEJİSİ

Yaycı, atılacak olası adımlara karşı Türkiye'nin aklıselim ile davranamaya devam etmesinin yanı sıra sahada önlemler alması gerektiğine de değinirken, 4 adımlı bir çözüm stratejisi ile sahadaki varlığını perçinleyebileceğini söyledi:

"Doğu Akdeniz’de KKTC ve Türkiye’nin haklarını gasbeden Yunanistan ve GKRY’nin haksız ve hukuksuz hareketlerine karşılık oyunun gidişatını değiştirerek Doğu Akdeniz’de dengeleri kendi lehimize çevirebilmemiz için geliştirdiğimiz askeri güç kullanmayı ön görmeyen 4 adımlı çözüm stratejisi şu şekildedir; 1. Türkiye ve KKTC öncelikle deniz yetki alanları ortak kullanım anlaşması imzalamalı, 2. Türkiye sismik araştırma ve sondaj gemilerimizi KKTC’ye kiralamalı, 3. KKTC bu gemilere KKTC bayrağı çekmeli, 4. KKTC bayraklı gemiler derhal gidip 5 ve 10 numaralı parsellerde GKRY’nin yanında sondaj yapmaya başlamalıdır."

Yaycı, bu adımların atılması halinde şu kazanımların elde edileceğini belirtti:

Türkiye’nin Doğu Akdeniz’deki Mavi Vatan parçası KKTC’nin de Mavi Vatanı olacaktır. Böylece KKTC normalde sahip olabileceği deniz alanının yaklaşık 10 katı bir alanda hak sahibi olacak ve elde edilecek kaynaklardan mutabakata varılacak miktarda pay alarak KKTC’nin bugün ve gelecekte refahına büyük katkı sağlanacaktır. Türkiye’nin Doğu Akdeniz’deki Mavi Vatan parçası KKTC’nin de Mavi Vatanı olacaktır. Böylece KKTC normalde sahip olabileceği deniz alanının yaklaşık 10 katı bir alanda hak sahibi olacak ve elde edilecek kaynaklardan mutabakata varılacak miktarda pay alarak KKTC’nin bugün ve gelecekte refahına büyük katkı sağlanacak ve uluslararası kurum ve devletlerin KKTC'yi muhatap almak durumunda kalacak ve tanınmasına zemin sağlanacaktır. Adada GKRY kadar KKTC’nin de hakları olduğu resmen ifade edilerek oyun bozulacaktır. Bu meşru, hukuki ve diplomatik ön alıcı bir hamle olur. ŞAH ve VEZİR çekmek gibidir.

Türkiye sondaj gemileri,Deniz Kuvvetleri'nin eskortluk ettiği Doğu Akdeniz'deki görevini gerçekleştiriyor.

Kaynak: https://www.haber7.com/dunya/haber/3183778-dogu-akdenizde-osmanli-tokadi-eastmedin-cokusu

AMİRAL YAYCI: "MASADA GÜÇLÜ OLMAK İÇİN, SAHADA OLMAK LAZIM, SAHADA GÜÇLÜ OLMAK İÇİN SAHADA VAR OLMAK LAZIMDIR!"