DOC. DR. CIHAT YAYCI'NIN "TURKIYE-MISIR ILISKILERINE TURK GOZU ILE BIR BAKIS" BASLIKLI MAKALESI EL CEZIRE'DE ARAPCA OLARAK YAYIMLANDI

Sosyal Medyada Paylaş!

ASAM-TÜRK DEGS Başkanı Doç. Dr. Cihat Yaycı'nın "Türkiye-Mısır İlişkilerine Türk Gözü ile Bir Bakış" başlıklı makalesi El Cezire'de Arapça olarak yayımlandı. Mısır ve Türkiye'nin bağlarının köklü bir geçmişe dayandığını ifade eden Yaycı, tarihe bakıldığında ise 700 yıl boyunca Mısır'ı Türk kökenli yöneticilerin yönettiğini belirtti. Mısır ve Türkiye'yi tarihsel olarak Anadolu olarak nitelendiren Yaycı, günümüzde Mısır'ın jeopolitik ve jeostratejik önemine de değindi. Yaycı Mısır'ın Arap dünyasının en geniş devlet deneyimine ve sayısal olarak en büyük ordusuna sahip ülkesi olduğunu belirtirken, bölgedeki en istikrarlı rejimlerden biri olduğunu ve batının Arap ülkeleri arasındaki en önemli siyasi ortağı olması gibi etmenlerin Mısır’ı bölgesinde özel bir konuma getirdiğini belirtti. Yaycı, "Mısır, aynı zamanda Afrika kıtasının Nijerya’dan sonra gelişmekte olan en büyük ikinci pazarı, zengin doğalgaz kaynaklarıyla Avrupa’nın gelecekteki enerji ihtiyacının karşılanmasında potansiyel kaynak ülke konumundadır." değerlendirmesinde bulundu.

İŞTE YAYCI'NIN EL CEZİRE'DE ARAPÇA OLARAK YAYIMLANAN "TÜRKİYE – MISIR İLİŞKİLERİNE TÜRK GÖZÜ İLE BİR BAKIŞ" BAŞLIKLI MAKALESİ;

 

Mısır ve Türkiye’nin yani Anadolu’nun bağları oldukça köklü bir geçmişe dayanmaktadır. İnsanlık tarihine ilk yazılı uluslararası antlaşma olarak kaydedilen Kadeş Antlaşması dahi M.Ö. 1274 yılında Anadolu’daki Hitit Devleti ile Mısır arasında imzalanmıştır.

Türklerin Mısır’da iskan etmeye başlamaları 868 yılına kadar uzanmaktadır. 1250’li yıllardan 1952 yılına kadar 700 yıl süreyle Mısır’ı Türk kökenli yöneticiler yönetmişlerdir. Mısır dışında, başka hiçbir yerde Türkler bir coğrafi bölgede bu kadar uzun süre yönetici konumlarını sürdürememişlerdir. Türk kökenli Mısırlılar, bu nedenle, etnik kökenleriyle övünmektedirler. Bunun dışında, Mısır’da gerek Osmanlı İmparatorluğu’nun sona ermesinden önceki dönemde burada yaşamakta olan, gerek İmparatorluğun dağılmasından sonda kendi istekleriyle Mısır’a yerleşen kişilerden oluşan önemli bir Türk soylu topluluk vardır. Dolayısı ile Türk ve Mısır halkı sadece dost değil, aynı zamanda akrabadır ve kardeştir.

Mısır ile Türkiye arasında, 1925 yılında maslahatgüzar düzeyinde kurulan ilişkiler, 1948 yılında büyükelçilik seviyesine yükseltilmiştir. Türkiye ile Mısır arasındaki siyasi ilişkilerde  2003 yılına kadar ciddi bir sorun bulunmamakla beraber, Mısır’ın 17 şubat 2003 tarihinde Güney Kıbrıs Rum Yönetimi (GKRY) ile imzalamış olduğu münhasır ekonomik bölge (MEB) sınırlandırma anlaşması ilişkilerin olumlu seyrini etkilemiştir.

Ancak İslam Konferansı Örgütü (İKÖ) Zirvesi’nde; Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC)’nin anılan Örgüt’e “Kıbrıs Türk Devleti” ismiyle, gözlemci üye statüsüyle kabulünde Mısır’ın desteğin ve Mısır’ın Bölücü Terör Örgütü PKK’nın lideri Abdullah Öcalan’ın Suriye’den çıkarılması konusunda Türkiye’nin yanında yer alarak Beşar Esad’a telkinlerde bulunduğunu da Türk halkı unutmamıştır. Mısır’ın  bundan sonra da aynı destek doğrultusunda, İKÖ’de belirtildiği şekliyle KKTC’nin “Kıbrıs Türk Devleti” ismiyle tanınması için Mısır’ın desteği önemlidir.

Mısır’da 11 Şubat 2011’de Hüsnü Mübarek rejiminin değişmesiyle birlikte, Muhammed Mursi Cumhurbaşkanı olarak seçilmiş ancak 03 Ağustos 2013 tarihinde ordu yönetime el koyarak Muhammed Mursi görevinden almıştır.

2013 yılında Mısır'da yaşanan olaylar sonrasında Türkiye-Mısır ilişkileri hem diplomatik anlamda hem siyasi anlamda ciddi bir düşüş yaşadı. O tarihten bugüne ekonomik ilişkiler gelişerek esasında devam etti.  Dediğimiz gibi siyasi gerginliğin olduğu süreçte dahi iki ülke arasındaki ekonomik ilişkiler gelişti ve hatta Mısırlı subayların Türkiye’de eğitimlerine devam ettiler. 2019 yılında Türkiye Cumhuriyeti eğitim burslarına 1033 Mısırlı öğrenci başvurmuştur. Son yıllarda ise Mısır’dan Türkiye’de okumak isteyen öğrencilerin sayısında % 25 oranında artış görülmektedir.

Bu süreçte 2016 yılına gelindiğinde, Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı Binali Yıldırım, var olan bu durumun ekonomik anlamda iş birliği yapmak için büyük bir engel olmadığını kaydetmiştir. Mısır ise bu durumu olumlu karşılamış ve Türkiye'den var olan Mısır hükûmetini kabul etmesini istemiştir. 2021 yılı gelindiğinde ise ilişkilerin düzeltilmesi için iki devlet dışişleri bakanlıkları heyeti arasında önce Mayıs ayında Kahire’de, daha sonra Eylül ayında Ankara’da istikşafi görüşmeler yapılarak siyasi ilişkiler yeniden düzelme seyrine girmiştir. Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın 8 Mart 2021’de mülakatında; “Mısır, Arap dünyasının beyni ve kalbidir.” demiştir.

Arap dünyasının en geniş devlet deneyimine ve sayısal olarak en büyük ordusuna sahip ülkesi, bölgedeki en istikrarlı rejimlerden biri ve batının Arap ülkeleri arasındaki en önemli siyasi ortağı olması gibi etmenler, Mısır’ı bölgesinde özel bir konuma getirmektedir.  Mısır, aynı zamanda Afrika kıtasının Nijerya’dan sonra gelişmekte olan en büyük ikinci pazarı, zengin doğalgaz kaynaklarıyla Avrupa’nın gelecekteki enerji ihtiyacının karşılanmasında potansiyel kaynak ülke konumundadır.

Mısır, Arap ülkeleri içinde Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri’nin ardından üçüncü, Afrika kıtasında ise Güney Afrika’dan sonra ikinci büyük ekonomiye sahiptir.

Mısır ekonomisinin, Haziran 2022’de sona erecek mali yılda yüzde 5,1 oranında büyümesi beklenmektedir.

Türkiye, inşaat, savunma, eğitim ve sağlık alanlarının tamamında şuan Mısır’da faaliyet yürüten firmaların tamamından daha az maliyet ve daha kaliteli iş ortaya koyabilecek ekonomik durum ve know-how durumuna sahip bir ülkedir.

İki ülke arasındaki ekonomik ilişkilere baktığımızda, 2006 yılı itibarıyla Türk-Mısır toplam  ticaret hacmi bir milyar dolar olarak iken bugün yaklaşık 5 milyar ABD Dolarına ulaşmıştır. Bu rakamlara göre; Afrika Kıtası'nda Türkiye'nin en fazla ihracat yaptığı ülke halen Mısır’dır.

Türkiye, Mısır'ın 4'üncü büyük ticaret ortağı konumundadır. Türk doğrudan yatırımlarının 2 milyar ABD Dolarından fazla olduğu Mısır'da, 40'ı büyük ölçekli olmak üzere yaklaşık 200 Türk firmasının faaliyet göstermektedir. Türk fabrikalarında 75 bini aşkın Mısırlı çalışanın istihdam edilmektedir.

Tekstilin yanı sıra otomotiv, bankacılık, cam sanayi, soda külü, inşaat, enerji, işlenmiş yiyecek ve ev aletleri gibi diğer sektörlerde de Türk yatırımların bulunmaktadır. Türk müteahhitlik firmaları Mısır'da bugüne kadar 1 milyar ABD Doları değerinde 26 projeye imza atmıştır.

Bölgenin iki büyük ülkesi olan Türkiye ile Mısır, zengin ve ortak tarihi geçmişleri, jeostratejik konumları, gelişmiş insan gücü ve tabii kaynakları itibarıyla ekonomik ve ticari bakımlardan benzerlik arz etmekte, bu bakımdan geniş ekonomik ve ticari işbirliği imkanları bulunmaktadır.

Mısır; 1952 devriminden bu yana kendi kendine yeterli bir savunma sanayii alt yapısı oluşturma yönünde çabalar sarf etmiş olmasına karşın, yüksek teknolojiye bağımlı bulunmaktadır. Küçük silah ve mühimmat alanında ulaşılan kendi kendine yeterli üretim alt yapısına yüksek teknolojili sistemlerin üretiminde ulaşılamamıştır. Savunma sanayisi (silah, sistem, sensör, mühimmat yapımı, gem inşası gibi) konularında Türkiye ve Mısır işbirliği yapabilirler ve birbirlerine destek olabilirler.

Dost, akraba ve kardeş iki devlet olan Mısır ile Türkiye arasındaki politik, ekonomik ve askeri ilişkilerin geliştirilmesinin ve çeşitli alanlarda iş birliği faaliyetlerinin arttırılmasının bölgemizin barış ve istikrarına katkıda bulunacağı kesindir.

Kaynak: https://1-m6426.azureedge.net/opinions/2021/12/26/%D8%B1%D8%A6%D9%8A%D8%B3-%D8%A3%D8%B1%D9%83%D8%A7%D9%86-%D8%A7%D9%84%D8%A8%D8%AD%D8%B1%D9%8A%D8%A9-%D8%A7%D9%84%D8%AA%D8%B1%D9%83%D9%8A%D8%A9-%D8%A7%D9%84%D8%B3%D8%A7%D8%A8%D9%82-3