Doğu Akdeniz ve Kıbrıs

Sosyal Medyada Paylaş!

Doğu Akdeniz ve Kıbrıs

TÜRK DEGS Gönüllü Araştırmacısı Elif Aydoğdu

"Avrupa'nın haylaz çocuğu, uluslararası hukuka aykırı bir şekilde Avrupa Birliği üyesi olan ve Yunanistan'la birlikte yıllardır Doğu Akdeniz'i istikrarsızlığa sürükleyen Güney Kıbrıs Rum Yönetimidir."

 

Doğu Akdeniz’de yıllardan beri süregelen anlaşmazlıkların temelinde Doğu Akdeniz’in kalbi olarak nitelendirebileceğimiz Kıbrıs sorunu bulunmaktadır. Aslında bu sorunu Kıbrıs sorunu olarak değil de Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin, sanki adanın tek temsilcisiymiş gibi haksız bir şekilde hareket

ederek deniz yetki alanlarında tasarrufta bulunması sorunu olarak nitelendirmek kanaatimce daha uygun olacaktır.

1983 yılında Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) bağımsızlık ilan etmişse de yalnızca Türkiye tarafından bir devlet olarak tanınmıştır. Bağımsızlık

deklarasyonu sonrasında BM Güvenlik Konseyi derhâl toplanıp duruma ilişkin 541 nolu kararı alarak deklarasyonun 1960 yılı antlaşmalarını ihlal eder nitelikte olduğunu ve dolayısıyla geçersiz olduğunu, böyle bir devlet kurma çabasının durumu ancak daha da kötüleştireceğini dile getirmiştir. Bu karar Güney Kıbrıs Rum Yönetimini güçlendirmiştir. Çünkü bu karar sonrasında GKRY adanın

tamamında egemenlik iddiasında bulunmuş ve KKTC aksine birçok devlet tarafından da tanınmıştır. GKRY, 1 Mayıs 2004 tarihinde Kıbrıs adasının tamamını temsilen AB üyeliğine de kabul edilmesiyle birlikte KKTC yok

sayılmıştır. Mevcut durumda Kıbrıs’ta Güney ve Kuzey’de hâlihazırda iki farklı devlet varlığını sürdürüyor olsa da GKRY’ nin BM ve AB tarafından tanınıyor olmasına karşın KKTC’nin yalnızca Türkiye tarafından tanınması ve BM

desteğinden de yoksun olması, Doğu Akdeniz’de savunmasız kalmasına sebep olmaktadır. KKTC, devlet olmanın maddi ve manevi unsurlarını taşıyan siyasi bir yapıdır. KKTC’nin tanınmaması ise siyasi bir karardır. Çünkü bir devleti tanıyıp tanımama kararı siyasi meselelere bağlı olarak ortaya çıkar. KKTC’nin tanınmaması, tanımanın hukuki neticelerinden çekinilmesinden

kaynaklanmaktadır. GKRY ve Yunanistan’ın talepleri doğrultusunda deniz yetki alanlarında Doğu Akdeniz’de bir istikrarsızlık iklimi uzun süredir hakim durumda. Deniz yetki alanlarının belirlenmesinde ana çözüm olarak devletlerin anlaşması prensibi geçerlidir. 1958 Kıta Sahanlığı Sözleşmesi 6. maddesine göre, kıyıları karşılıklı ve bitişik devletlerin kıta sahanlığı anlaşma yoluyla belirlenecektir. Anlaşma yoksa ve özel şartlar başka bir sınır hattını esas kılmıyorsa, sınırlandırma eşit uzaklık ilkesine göre yapılacaktır. 1982 Deniz Hukuku Sözleşmesi uyarınca sınırlandırmada asıl amaç hakça bir çözüme

ulaşmaktır. GKRY ve Yunanistan ise, başta Rodos, Meis ve Kıbrıs olmak üzere adaların coğrafi konumlarını kullanarak, tek taraflı uygulamalar ve diğer

 

devletlerle yaptıkları ikili anlaşmalarla Türkiye’yi Doğu Akdeniz’de Antalya Körfezi açıklarında dar bir deniz alanına hapsetme çabasındadır. Yunanistan’ın adalar konusundaki maksimalist taleplerine karşılık Cihat Yaycı, Türkiye ana karası ile komşu ana karalar arasında çizilecek “orta hattın” kuzeyinde kalan Kıbrıs Adası ile Yunan adalarının ters tarafta bulunmaları ve Anadolu

sahillerinin önünü kapatmak suretiyle Türkiye’nin denize açılımını

engelleyecek coğrafi bir konumda olmaları nedeniyle, sadece karasuları kadar deniz yetki alanlarına sahip olmalarının hakça çözüm olduğunu belirtmektedir.

Türkiye ile KKTC arasında imzalanan Kıta Sahanlığı anlaşması ile hakça çözüm arayışı dile getirilmiş oldu. KKTC Dışişleri Bakanlığı yaptığı

açıklamada anlaşmanın nedeni şöyle açıklamıştır: “Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ile Türkiye Cumhuriyeti arasında 21 Eylül 2011 tarihinde

imzalanan “Kıta Sahanlığı Sınırlandırma Anlaşması” tamamıyla Kıbrıs Rum tarafının 19 Eylül 2011 tarihinde Kıbrıslı Türklerin varlığını gözardı ederek sondaj faaliyetlerine başlaması üzerine, Kıbrıslı Türklerin meşru hak ve

çıkarlarını korumak için atılmış bir adımdır”

11 Kasım 2022 günü KKTC’nin Türk Devletleri Teşkilatı’na gözlemci üye olması hakkında karar oybirliği ile alındı. KKTC Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, TDT zirvesindeki kararın KKTC tarihinde önemli bir kilometre taşı olacağını belirterek, “Şu anda bağımsız, özgür KKTC’nin temelleri daha da güçlenmiştir. Bu kazanım KKTC devletinin harcına harç katmıştır. Gözlemci üyelik KKTC’ye yeni kapılar açacak” diye açıklamada bulundu. Avrupa Birliği ise bu gelişmeyi yanlı tavrından vazgeçmeyerek, KKTC’nin uluslararası arenada

tanınması olarak nitelendirip eleştirdi. KKTC’nin uluslararası arenada

tanınmasının yansımaları ilerleyen süreçte Doğu Akdeniz’de yeni gelişmelerin kapılarını aralayacaktır.

 

KAYNAKÇA

 

·         BM Güvenlik Konseyi’nin 541 nolu kararı (18 Kasım 1983) UN Doc S/RES/541.

·         No: 43, 15 Şubat 2012, GKRY'nin Açtığı İkinci Uluslararası Hidrokarbon Arama İhalesi / T.C. Dışişleri Bakanlığı (mfa.gov.tr)

·         Doğu Akdeniz: Kıbrıs açıklarında doğalgaz arama krizi nasıl başladı, hangi ülke ne istiyor? - BBC News Türkçe

·         dogu-akdeniz-deniz-yetki-alanlarinin-sinirlandirilmasi.pdf (mfa.gov.tr)

·         Kıbrıs Cumhuriyetinin Temel Yapısı (Zurih,11 Şubat 1959) / T.C. Dışişleri Bakanlığı (mfa.gov.tr)

·         “TÜRKIYE-KUZEY KIBRIS TÜRK CUMHURİYETİ KITA SAHANLIĞI ANLAŞMASI” Doç.Dr. İsmail Şahin

https://dergipark.org.tr/en/download/article-file/1466654

·         Türkiye ile Avrupa Birliği Arasında Doğu Akdeniz Meselesine İlişkin Güncel Siyasi Gelişmeler ve Meselenin Uluslararası Hukuk Boyutu

https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/2090280