Doğu Akdeniz ve Kıbrıs'ta Neler Oluyor, Ne Yapılmalı Sempozyumu Medyada Geniş Yankı Buldu

Sosyal Medyada Paylaş!

Türk Denizcilik ve Global Stratejiler Merkezi (TÜRK DEGS), Avrasya Stratejik Araştırmalar Merkezi (ASAM) ve Avrasya Bir Vakfı  işbirliğinde 23 Ekim 2021 Cumartesi günü gerçekleştirilen "Doğu Akdeniz ve Kıbrıs'ta Neler Oluyor, Ne Yapılmalı" Sempozyumu ulusal medyada da geniş yankı buldu. TÜRK DEGS Başkanı Doç. Dr. Cihat Yaycı, TÜRK DEGS Danışma Kurulu Üyesi Emekli Büyükelçi Uluç Özülker, Eski Dışişleri Bakanı Prof. Dr. Şükrü Sina Gürel, KTÜ Deniz Bilimleri Fakültesi Dekan Yardımcısı Doç. Dr. Sercan Erol, Rauf Denktaş'ın Gezici Büyükelçisi Hüseyin Macit Yusuf, Avrasya Birlik Vakfı Başkanı Şaban Gülbahar ve ASAM Başkanı Murat Doğanay'ın açılış konuşmaları ve tebliğlerine yer verildi. 3 oturumun yapıldığı sempozyumda toplam 12 konuşmacı tebliğlerini sundu. Sempozyumun açış konuşmasını düzenleyici kurumların başkanları yaptı.

AYDINLIK GAZETESİ: "Doğu Akdeniz ve Kıbrıs'ta yapılması gerekenler"

Aydınlık gazetesinin "Doğu Akdeniz ve Kıbrıs'ta yapılması gerekenler" başlığı ile gündemine taşıdığı sempozyum kapsamında birçok katılımcının çalışmalarına değinildi. TÜRK DEGS Başkanı Doç. Dr. Cihat Yaycı'nın da sunumuna değinilen haberde Yaycı'nın Lozan Barış Antlaşması'nın 16. Maddesi'ne atıfta bulunarak, “Türkiye'nin rızası olmadan Musul ve Kerkük'ün statüsünün değiştirilemeyeceğini, Irak'ın kuzeyinde ve Suriye'de yeni ülkesel statüler ortaya konamayacağını ve Türkiye'nin Kıbrıs'tan dışlanamayacağını” ifade ettiği belirtildi.

TÜRK DEGS Başkanı Doç. Dr. Cihat Yaycı ;

“Türkiye’nin Kıbrıs sorunundan haberdar olmadığı, diğer bir ifade ile Türkiye’nin Kıbrıs diye bir sorununun olmadığı 1950’li yıllarda, İngiltere, Lozan’ın 16’ncı maddesine dayanarak Türkiye’yi Kıbrıs meselesinin içine çekti. Lozan Barış Antlaşması’nın belirleyici aktörlerinden olan ve Kıbrıs’ta zor şartlarla karşı karşıya kalan İngiltere, Kıbrıs’ın geleceği konusunda, ilgili taraf kimliğini ve Lozan’ın hukuki zeminini Türkiye’ye hatırlattı. Diğer bir deyişle o dönemde Kıbrıs’ta yaşanan gelişmeler İngiltere’yi, Lozan’ın 16’ncı maddesini lafzı ve ruhuyla uyumlu olacak şekilde, olması gerektiği şekliyle Türkiye lehine kullanmaya zorladı. Aynı hukuki zemin bugün Musul, Kerkük ve Irak’ın kuzeyi için de mevcuttur. Tabii ki iyi kullanılabildiği ve değerlendirebildiği takdirde..."

“Türkiye-Irak sınırının nasıl belirleneceği Lozan Barış Andlaşması’nın 3’üncü maddesiyle düzenlenmiştir. Bu madde hükmünün gereği olarak yapılan ve Lozan’ın tamamlayıcısı niteliğinde bir belge olan 5 Haziran 1926 tarihli Türkiye ile İngiltere ve Irak Arasında İyi Komşuluk Andlaşması ile Irak’ın ülkesel statüsü tespit edilmiştir. Türkiye bu andlaşma ile belirlenen sınırın dışında kalan topraklar üzerindeki veya bu topraklara ilişkin olarak her türlü haklarından ve sıfatlarından, Lozan’ın 16’ncı maddesi ile Irak Devleti lehine feragat etmiştir. Ancak aynı madde hükmü ile Kıbrıs örneğinde olduğu gibi bu topraklar üzerinde ilhak, istiklal veya herhangi bir idare şekli hakkında esas kabul edilen veya edilecek olan bütün kararlar konusunda, Türkiye’nin söz hakkına sahip olacağı saklı tutulmuştur.”

KIBRIS'IN GELECEĞİ

“4 Haziran 1878 tarihli Türk-İngiliz Savunma Andlaşması ile egemenlik hakkı Osmanlı Devleti’ne ait olmak üzere Kıbrıs’ın yönetimi İngiltere’ye devredildi. İngiltere, Osmalı’nın Birinci Dünya Savaşı’na katılmasını bahane ederek, 5 Kasım 1914’te adayı ilhak etti. Ancak Kıbrıs’ta 350 yıl süren Türk egemenliğinin sona ermesi, Lozan Barış Antlaşması’nın yürürlüğe girmesi ile hukukileşti. Antlaşmanın 20’nci maddesi hükmü ile Türkiye, İngiliz Hükûmeti’nce 5 Kasım 1914 tarihinde ilan edilen, Kıbrıs’ın İngiltere’ye iltihakını tanımaktadır. Ölü doğmuş bir antlaşma olan Sevr’e göre de (madde 132) Osmanlı, Britanya Hükûmeti’nce 5 Kasım 1914’te açıklanan ilhakı tanıyor, Kıbrıs üzerindeki veya Kıbrıs’a müteallik bütün hukuk ve tasarruflarından feragat ediyordu. Lozan’da, Sevr’de olduğu gibi İngiltere’nin Kıbrıs’ı ilhakı tanınmakla birlikte, Türkiye’nin birinci öncelikli ilgili devlet olarak Kıbrıs’ın geleceği konusunda söz hakkına sahip olacağı 16’ncı madde ile saklı tutuldu."

“Lozan’ın 16’ncı maddesinin karmaşık bir üslupla kaleme alınmasında aktif rol oynayan ve maddenin lafzı ve ruhuyla ne anlama geldiğini iyi bilen İngiltere, Ada’daki şartları ve aleyhinde gelişen olayları değerlendirerek, Lozan’ın 16’ncı maddesinden yararlanma yoluna gitmiş ve haklı olarak Türkiye’yi Kıbrıs sorununun içine çekmişti. Lozan Barış Andlaşması yürürlükte olduğu sürece; Türkiye, Antlaşmanın 16’ncı maddesi hükmüne dayanarak, Kıbrıs uyuşmazlığının taraflarından biri kimliğiyle bu uyuşmazlığın çözüm mekanizmaları içerisinde geçmişte olduğu gibi yer almalıdır. Andlaşmalar hukuku temelindeki bu bakış açısı ile Türkiye’nin Musul, Kerkük ve Irak’ın kuzeyine ilişkin uyuşmazlıkların da çözüm mekanizmaları içerisinde yer alması gerekmektedir.”

16'NCI MADDE NE DİYOR?

“Lozan Barış Antlaşması’nın 16’ncı maddesi egemenlik devrine konu olan Kıbrıs, Musul, Kerkük ve Ege Adaları gibi diğer bütün ülke kesimleri ile ilgili genel nitelikli ortak bir düzenleme getirmektedir. Bu madde; 'Türkiye, işbu Andlaşmada belirtilen sınırlar dışında bulunan topraklar üzerindeki ya da bu topraklara ilişkin olarak, her türlü haklarıyla sıfatlarından ve egemenliği işbu Andlaşmada tanınmış adalardan başka bütün öteki adalar üzerindeki her türlü haklarından ve sıfatlarından vazgeçmiş olduğunu bildirir; bu toprakların ve adaların geleceği (kaderi), ilgililerce düzenlenmiştir ya da düzenlenecektir.' hükmünü düzenlemektedir."

“Bu madde hükmünde iki nokta önem arz etmektedir. Birincisi; Türkiye’nin egemenliğini devrettiği ülke kesimleri üzerindeki her türlü haklarından ve sıfatlarından vaz geçtiğini kabul etmesidir. İkincisi ise; egemenliğini devrettiği ülke kesimlerinin geleceğinin ilgililerce düzenlenmiş veya düzenlenecek olmasıdır."

“Birinci nokta esas alınarak, Türkiye’nin, Lozan’dan sonra, egemenlik devrine konu olan ülke kesimleri üzerinde hiç bir hak iddia edemeyeceği ileri sürülebilir. 16’ncı maddenin sadece lafzına bakıldığı zaman böyle bir iddianın haklılık payı yüksek görülmektedir. Unutulmamalıdır ki Türkiye, Lozan’a Sevr Andlaşması’nı reddederek gelmiştir. Genel nitelikte bir toptan feragat hükmü Sevr’in 132’nci maddesinde vardı. Lozan’ın 16’ncı maddesi, Sevr’in 132’nci maddesinin muadili olarak hazırlanmıştı. Türkiye’nin itirazları sonucu değiştirilen ve Lozan Barış Andlaşması’nın 16’ncı maddesine karşılık gelen ilk taslağında da Sevr benzeri bir feragat hükmü vardı."

“16’ncı maddenin taslağında; 'Türkiye, ... egemenliklerini devrettiği ülke kesimleri üzerinde ilhak, istiklal veya herhengi bir idare şekli hakkında esas kabul edilen veya edilecek olan bütün kararları kabul ve tasdik eder.' şeklinde bugünkü Türkçe ile ifade edilebilecek hüküm mevcuttu. Buna göre egemenlik devrine konu olan ülke kesimlerine, bu bağlamda Kıbrıs, Musul, Kerkük ve Irak’ın kuzeyine ilişkin ileride alınacak kararları Türkiye’nin peşinen tanımış olması isteniyordu. Bu durumda Türkiye bu ülke kesimleriyle ilgili olarak hiçbir söz hakkına sahip olamayacaktı."

“Bu nedenledir ki Türkiye, 16’ncı maddenin ilk şekline itiraz etmiştir. Bu düzenleme değiştirilip 16’ncı madde nihai şeklini alıncaya kadar Lozan Barış Konferansı’nda çetin tartışmalara yol açmış ve hatta görüşmelerin kesilmesine neden olmuştur."

“Böylece Türkiye’nin Kıbrıs ve Ege Adaları’nda olduğu gibi Musul ve Kerkük’ün geleceğine ilişkin haklarını gasp eden hükmün tasarıdan çıkarılması sağlanmış ve 16’ncı madde bugünkü halini almıştı. Türkiye Lozan Barış Antlaşması’nın yürürlüğe girmesinden sonra, 16’ncı maddede sözü edilen ilgililerden biri, daha doğru bir ifade ile birinci öncelikli ilgili devlet olarak, egemenliğini devrettiği ülke kesimlerinin geleceği konusunda söz hakkına sahip olacağını saklı tutmuştur."

“Sonuç olarak, Lozan Barış Antlaşması’na göre Türkiye’nin rızası olmadan Musul ve Kerkük’ün statüsü değiştirilemez, Irak’ın kuzeyinde ve bu bağlamda Suriye’de yeni ülkesel statüler ortaya çıkamaz ve Kıbrıs’ta şu veya bu şekilde dışlanamaz, her ne aksi irade, istek ya da talep olursa olsun Türkiye’nin onayı olmadan ne bugün ne de gelecekte hiçbir statü değişikliği olamaz. Esasen Lozan’da söz konusu olan tüm eski Osmanlı Devleti topraklarında Türkiye’nin onayı olmadan sınır değişiklikleri ve devlet kurmalar olamaz. Bu son derece açık hukuki bir gerçektir. Türkiye’nin bundan faydalanması gerekir.” ifadelerine yer verdi.

Kaynak: https://aydinlik.com.tr/dogu-akdeniz-ve-kibris-ta-yapilmasi-gerekenler-262139

 

 

MİLLİ GAZETE: ABD, Yunanistan’ı Türkiye’ye karşı kullanıyor

Türk Denizcilik ve Global Stratejiler Merkezi (TÜRK DEGS), Avrasya Stratejik Araştırmalar Merkezi (ASAM) ve Avrasya Bir Vakfı tarafından düzenenlenen “Doğu Akdeniz ve Kıbrıs’ta neler oluyor, ne yapılmalı” sempozyumunu gündemine taşıyan Milli Gazete, "ABD, Yunanistan’ı Türkiye’ye karşı kullanıyor" başlığı ile duyurduğu sempozyum haberinde TÜRK DEGS Başkanı Doç. Dr. Cihat Yaycı'nın, TÜRK DEGS Danışma Kurulu Üyesi Emekli Büyükelçi Uluç Özülker'in, ASAM Yönetim Kurulu Başkanı Murat Doğanay'ın ve eski Dışişleri Bakanı Prof. Dr. Şükrü Sina Gürel'in görüşlerine yer verirken Türkiye’nin Kıbrıs’tan dışlanamayacağının altının çizildiğini ve AB’nin Yunanistan’ı Türkiye’ye karşı koçbaşı olarak kullandığının ifade edildiğini belirtti.

MÜNHASIR EKONOMİK BÖLGE İLAN EDİLMELİ

Türk Denizcilik ve Global Stratejiler Merkezi (TÜRK DEGS) Başkanı ve Müstafi Tümamiral Doç. Dr. Cihat Yaycı, Lozan Barış Antlaşması’nın 16. maddesine göre Türkiye’nin Kıbrıs’tan dışlanamayacağını vurguladı: “Lozan Barış Antlaşması’nın 16’ncı maddesi egemenlik devrine konu olan Kıbrıs, Musul, Kerkük ve Ege Adaları gibi diğer bütün ülke kesimleri ile ilgili genel nitelikli ortak bir düzenleme getirmektedir. Türkiye, Lozan Barış Antlaşması’nın yürürlüğe girmesinden sonra 16’ncı maddede sözü edilen ilgililerden biri, daha doğru bir ifade ile birinci öncelikli ilgili devlet olarak, egemenliğini devrettiği ülke kesimlerinin geleceği konusunda söz hakkına sahip olacağını saklı tutmuştur.” dedi. Yaycı, Türkiye’nin Doğu Akdeniz’de Münhasır Ekonomik Bölge ilan etmesi gerektiğinin altını çizdi ifadelerine yer verildi.

Kaynak: https://www.milligazete.com.tr/haber/8059652/abd-yunanistani-turkiyeye-karsi-kullaniyor

 

SPUTNIK: "Cihat Yaycı: Lozan Barış Antlaşması’na göre Türkiye Kıbrıs’tan şu veya bu şekilde dışlanamaz"

‘Doğu Akdeniz ve Kıbrıs’ta neler oluyor, ne yapılmalı’ sempozyumunu gündemine taşıyan Sputnik, Müstafi Tümamiral Doç. Dr. Cihat Yaycı'nın “Lozan Barış Antlaşması’na göre Türkiye’nin rızası olmadan Musul ve Kerkük’ün statüsü değiştirilemez, Irak’ın kuzeyinde ve bu bağlamda Suriye’de yeni ülkesel statüler ortaya çıkamaz ve de Kıbrıs’ta şu veya bu şekilde dışlanamaz” ifadelerini vurguladı.

Lozan’a göre, Türkiye Kıbrıs’ta şu veya bu şekilde dışlanamaz

Sputnik'in haberinde sempozyumdaki konuşmasına değinilen Cihat Yaycı, Türkiye’nin Doğu Akdeniz’de Münhasır Ekonomik Bölge ilan etmesi gerektiğinin altını çizdiği belirtildi. Türk Denizcilik ve Global Stratejiler Merkezi (TÜRK DEGS) Başkanı ve Müstafi Tümamiral Doç. Dr. Cihat Yaycı'nın, Lozan Barış Antlaşması’nın 16. maddesine göre Türkiye’nin Kıbrıs’tan dışlanamacağını vurguladığı belirtildi.

TÜRK DEGS Başkanı Doç. Dr. Cihat Yaycı;
“Lozan Barış Antlaşması’nın 16’ncı maddesi egemenlik devrine konu olan Kıbrıs, Musul, Kerkük ve Ege Adaları gibi diğer bütün ülke kesimleri ile ilgili genel nitelikli ortak bir düzenleme getirmektedir. Türkiye Lozan Barış Antlaşması’nın yürürlüğe girmesinden sonra, 16’ncı maddede sözü edilen ilgililerden biri, daha doğru bir ifade ile birinci öncelikli ilgili devlet olarak, egemenliğini devrettiği ülke kesimlerinin geleceği konusunda söz hakkına sahip olacağını saklı tutmuştur.”

Yaycı sözlerine “Sonuç olarak, Lozan Barış Antlaşması’na göre Türkiye’nin rızası olmadan Musul ve Kerkük’ün statüsü değiştirilemez, Irak’ın kuzeyinde ve bu bağlamda Suriye’de yeni ülkesel statüler ortaya çıkamaz. Ve de Kıbrıs’ta şu veya bu şekilde dışlanamaz, her ne aksi irade, istek ya da talep olursa olsun Türkiye’nin onayı olmadan ne bugün ne de gelecekte hiçbir statü değişikliği olamaz. Esasen Lozan’da söz konusu olan tüm eski Osmanlı Devleti topraklarında Türkiye’nin onayı olmadan sınır değişiklikleri ve devlet kurmalar olamaz. Bu son derece açık hukuki bir gerçektir. Türkiye’nin bundan faydalanması gerekir” şeklinde devam etti.

Kaynak: https://tr.sputniknews.com/20211024/cihat-yayci-lozan-baris-antlasmasina-gore-turkiye-kibristan-su-veya-bu-sekilde-dislanamaz-1050124189.html

 

KIBRIS POSTASI: "Cihat Yaycı: Lozan Barış Antlaşması’na göre Türkiye Kıbrıs’tan şu veya bu şekilde dışlanamaz"

"Doğu Akdeniz ve Kıbrıs’ta neler oluyor, ne yapılmalı" sempozyumunu gündemine taşıyan ve Müstafi Tümamiral Doç. Dr. Cihat Yaycı'nın ifadelerine yer veren Kıbrıs Postası, "Cihat Yaycı: Lozan Barış Antlaşması’na göre Türkiye Kıbrıs’tan şu veya bu şekilde dışlanamaz" manşetini attı. Yaycı'nın “Lozan Barış Antlaşması’na göre Türkiye’nin rızası olmadan Musul ve Kerkük’ün statüsü değiştirilemez, Irak’ın kuzeyinde ve bu bağlamda Suriye’de yeni ülkesel statüler ortaya çıkamaz ve de Kıbrıs’ta şu veya bu şekilde dışlanamaz” ifadelerine yer verildi.

Kaynak: https://www.kibrispostasi.com/c36-TURKIYE/n397708-cihat-yayci-lozan-baris-antlasmasina-gore-turkiye-kibristan-su-veya-bu-sekilde-dislanamaz

 

VOLKAN GAZETESİ: "HEDEF HAKLARIMIZIN KORUNMASI, KKTC'NİN TANINMASI"

Türk Denizcilik ve Global Stratejiler Merkezi (TÜRK DEGS), Avrasya Stratejik Araştırmalar Merkezi (ASAM) ve Avrasya Bir Vakfı  işbirliğinde gerçekleştirilen "Doğu Akdeniz ve Kıbrıs'ta Neler Oluyor, Ne Yapılmalı" sempozyumunu manşetine taşıyan KKTC merkezli Volkan Gazetesi, TÜRK DEGS Başkanı Doç. Dr. Cihat Yaycı'nın, TÜRK DEGS Danışma Kurulu Üyesi Emekli Büyükelçi Uluç Özülker'in, ASAM Başkanı Murat Doğanay'ın, Avrasya Birlik Vakfı Başkanı Şaban Gülbahar'ın ve Eski Dışişleri Bakanı Prof. Dr. Şükrü Sina Gürel'in görüşlerine yer verdi.