GKRY’nin Doğu Akdeniz’deki Uluslararası Hukuku Çiğnemek Suretiyle Deniz Yetki Alanları Gaspı

Sosyal Medyada Paylaş!

Uluslararası yargı organlarında (Uluslararası Tahkim Mahkemeleri, Uluslararası Adalet Divanı) alınan birtakım GKRY’nin Doğu Akdeniz’de talep ettiklerinin haksızlığını gösterme adına emsal oluşturabilecek kararlar bulunmaktadır. Bu organlar, uluslararası hukukun asıl prensiplerini refere ederek verilmiş kararlardır.

Örneğin 1969 Kuzey Buz Denizi Davası. Hollanda ve Danimarka Almanya’ya karşı kıta sahanlığı esaslarının belirlenmesine dair dava açmıştır. Hollanda, eşit uzaklık hesabına göre paylaşım yapılması gerektiğini savunmuştur. Almanya ise kendi aleyhine oluşacak bu durumu görerek aksi yönde karar talep etmiştir. Neticede, Uluslararası Adalet Divanı, eşit uzaklık metodudun uygulanmasının zorunlu olmadığına hükmetmiştir. Coğrafyanın üstünlüğü prensibinin, sınırlandırma esnasında da orantılılık ilkesinin göz önünde bulundurulması hakkaniyet açısından daha doğru olacağına hükmetmiştir. Sonuç olarak sınırlandırma; hakça ilkelerin ışığında, söz konusu somut durumun bütün unsurları dikkate alınarak ve diğer tarafın karasının doğal uzan[1]tısı üzerindeki haklara tecavüz edilmeden, her devlete kara parçasının denizin altında doğal uzantısını teşkil eden alanların verilmesini sağlayacak şekilde gerçekleştirilmesi gerektiğine hükmetmiştir.

Bir başka dava ise 1977 İngiltere-Fransa Davası. Bir ülkenin, başka bir ülke kıyılarına yakın konumdaki adalarının deniz yetki alanlarının sınırlandırılmasındaki rolü, İngiltere-Fransa Davası’nda gündeme gelmiştir. İngiltere ve Fransa, Hakem Mahkemesine konuyu taşıyarak İngiltere-Fransa arasındaki Manş Denizi’nde kıta sahanlığı sınırlarının tespit edilmesini ve harita üzerinde konumlarının belirtilmesini talep etmişlerdir. Mahkeme 30 Haziran 1977 tarihli bu davada, coğrafyanın üstünlüğü prensibini esas almıştır. İngiltere-Fransa Davası’nda mahkeme, 1969 Kuzey Denizi Davası kararına atıfta bulunarak her ülkenin kıta sahanlığının, kendi anakarasının doğal uzantısı olması gerektiğini yinelemiş ve herhangi bir ülkenin kıta sahanlığının bir başka ülkenin doğal uzantısı olan kıta sahanlığını kapatmaması gerektiğini tekrar ifade etmiştir.

1982 Libya-Tunus Davası, 1984 Kanada- ABD Davası, 1985 Malta-Libya Davası,1985 Gine- Gine Bissau Davası, 1992 Fransa-Kanada Davası, 1993 Danimarka-Norveç Davası, 1999 Eritre-Yemen Davası, 2001 Katar- Bahreyn Davası, 2006 Barbados-Trinidad ve Tobago Davası, 2007 Guyana-Surinam Davası, 2009 Romanya-Ukrayna Davası, 2012 Hırvatistan-Slovenya Davası , 2014 Peru-Şili Davası, 2014 Bangladeş-Hindistan Davası, 2017 Gana-Fildişi Sahili Davası, 2018 Nikaragua-Kosta Rika Davası, 2018 Doğu Timor-Avustralya Davası, gibi GKRY’nin Doğu Akdeniz’de yaptıklarıın aleyhine onlarca karar mevcuttur.

Ancak GKRY verilen kararları “yok hükmünde” kabul ederek, uluslararası hukuku “hiçe sayarak”, önce 2004 yılında (2003) yılına şamil ederek tek taraflı MEB ilan etmiştir.

GKRY’nin 2004 Yılında (2003 Yılına Şamil Ederek) İlan Ettiği MEB’ini Gösterir Şekil

Devamında, Doğu Akdeniz'de kıyıdaş ülkelerle imzaladığı MEB sınırlandırma antlaşmaları ile "gasp" başlamıştır. Hile ile gaspları gösteren harita şu şekildedir;

Kurnazlığı ile ön plana çıkan, kıyıdaş devletlerin konuya tam anlamıyla haiz olmamasından istifade ederek, "orantılılık ve coğrafyanın üstünlüğü" ilkelerini bypass edip, eşit uzaklık ilkesinin uygulanmasını sağlamıştır. 1969 Kuzey Buz Denizi davası ve 1977 İngiltere- Fransa davasında da görüldüğü gibi uluslararası hukukun, coğrafyanın üstünlüğü ve orantılılık ilkesine atıfta bulunmasını görmezden gelip bu ülkeleri kandırmıştır.

Doğu Akdeniz'de ülkelerin kıyılarını gösterir harita ise şu şekildedir;

Görüldüğü üzere GKRY'nin 384 kilometrelik kıyı uzunluğu, bu uzunluğun da ülkelerle parçalar halinde; Mısır ile 130 km, İsrail ile 80 km, Lübnan ile 70 km'dir. İsrail'in 245, Mısır'ın 922 ve Lübnan'ın 294 kmlik kıyı uzunluğu ile kendi parça parça kıyı uzunlukları sanki eşitmiş gibi paylaşımda bulunması, tarihin görüp görebileceği en büyük hilelerden birisidir.

Haritada görüleceği üzere, GKRY'nin bölgedeki ülkelerden yaptığı gasplar alenen ortadadır.

Mısır; GKRY  2003 yılında Mısır ile yaptığı MEB antlaşması sayesinde bu ülkenin 21.500 kilometrekare büyüklüğünde hakkı olan deniz yetki alanını gasp etmiştir. Ayrıca Mısır; GKRY ile yaptığı antlaşma nedeniyle sözde ruhsat sahalarından 6 numaralı parselin güney yarısını, 4, 5, 7, 10 ve 11 numaralı parsellerin tamamını kaybetmiş, kıyı uzunluklarına göre oransallık ilkesine aykırı şekilde daha az deniz yetki alanına sahip olmuştur.

Lübnan; GKRY ile 2007 yılında yaptığı MEB antlaşması ile 3957 kilometrekare deniz yetki alanı kaybetmiştir.

İsrail, GKRY ile 2010 yılında yaptığı antlaşma nedeniyle 4600 kilometrekarelik deniz yetki alanına sahip olamamış, sözde ruhsat sahalarından 7, 8, 11 numaralı parsellerin bir kısmını ve 12 numaralı parselin tamamını kaybetmiştir.

Yukarıda gösterilen haritanın ışığında GKRY’nin hakkaniyet başta olmak üzere temel deniz yetki alanları sınırlandırma prensiplerine aykırı bir şekilde Doğu Akdeniz’deki kıyıdaş ülkelerin deniz yetki alanlarına sahip olduğu ortadadır.