HOROZ DÖVÜŞTÜRMEK Mİ, 5.KOL FAALİYETİ Mİ DAHA TEHLİKELİ? (SABAHATTİN İSMAİL)

Sosyal Medyada Paylaş!

HOROZ DÖVÜŞTÜRMEK Mİ, 5.KOL FAALİYETİ Mİ DAHA TEHLİKELİ? 

 

SABAHATTİN İSMAİL 

 

Değerli dostum Yavuz Ekmekçi sosyal medya hesabında paylaştığı çok düşündürücü yorumunda, polisin, horoz dövüştüren 48 kişiye dava okumasına atıf yaparak şöyle yazdı:

- “ O 48 kişi, KKTC'yi yıkmak ve Rum'a azınlık olmak için toplanaydılar ve de bu amaçla Sivil Toplum Örgütü kursaydılar değil tutuklanmak, hem Stelyos amcalarından, hem de AB-D'den yardım alırdı... Kimse de hesap sormazdı..”

Okuyunca kara, kara düşündüm. 

Haklıdır... 

Hem de yerden göğe kadar haklıdır. 

Bugün KKTC ‘de iki horozun dövüşmesini seyretmek bile suçtur ama, Yunan’ın çıplak heykelinden Anavatan Cumhurbaşkanının başına çiş yaptıran çizim yayınlayarak ona hakaret etmek basın özgürlüğüdür... 

Bugün, KKTC ‘de, aç kalmış parasız bir çocuğun, bir bakkaldan bir ekmek alıp kaçması suçtur ama, bir tabela partisinin, bir sendikanın veya dış güçler tarafından fonlanan bir derneğin Anavatan Büyükelçiliği önüne gidip “ İşgalci Türkiye Defol” afişi açması veya KKTC aleyhine yıkıcı faaliyette bulunması, Meclis’e saldırıp kapısını kırması, trafiği kesip ulaşımı engellemesi suç değildir.... 

Gece gündüz Anavatana “işgalci”, KKTC’ye “sahte, muz cumhuriyeti ”, Cumhurbaşkanına, Başbakana, Bakanlara “ kukla, uşak, biyatçı, harami vb... “ ifadelerle hakaret edenlere, “terbiyesiz adam, sus” demek  suç, ama onların bu hakaretleri fikir özgürlüğüdür... 

Yasa ile korunan TMT’ye, “ katil, faşist, tecavüzcü vb... “ ifadelerle saldıranlara, “ Rum uşağı, hain demek” suç, ama onların bu aşağılık nitelemelerle, TMT’ye saldırması, fikir özgürlüğü ve basın özgürlüğüdür

Bugün, Anavatana “işgalci, asimilasyoncu, Kıbrıs Türklerine soykırım uyguluyor” diyerek saldıran bir öğretmene “terbiyesiz” diye yanıt vermek hakaret suçudur ama, o öğretmenin Anavatana yaptığı bu aşağılık küfür ve saldırılar suç değil, düşünce özgürlüğüdür.... 

 

ÖRNEĞİ VAR

 

Uydurmuyorum, bizim başımıza geldi. 

Bir sendikanın, öğretmen olan eski bir yöneticisi, her zaman kullandığı hakaret, saldırı ve dayanaksız suçlama içeren kelimelerle Anavatana saldırmış, Büyükelçilik önünde “Türkiye, ne seni, ne memurunu, ne paranı istiyoruz.... “ afişleri ile eylem yapmış, Büyükelçilik önüne kanlı bir el maketi bırakmış ve bir radyo programında “Türkiye, Kıbrıs Türklerine kansız soykırım uyguluyor “ diye konuşmuştu. 

VOLKAN Gazetesi de Anavatana yapılan bu haksız saldırılara, ertesi gün “TERBİYESİZ” manşeti atarak yanıt vermişti. 

Söz konusu öğretmen, “onuru rencide oldu” iddiası ile, gazete aleyhine zem ve kadih davası açtı. Mahkemede avukatımız ona “ KKTC’ye sahte diyorsunuz, KKTC sahte bir devlet mi sizce? “ diye sordu. 

Yanıtı “evet” oldu 

Bunun üzerine avukatımız ona, “ peki KKTC sahte ise, Mahkemeleri de sahte olmaz mı? “ diye sordu

O da “ Evet sahtedir” yanıtı verdi..

Avukatımız da bunun üzerine mahkemeye, devlete ve Anavatana yapılan saldırılarından belgeli örnekler verdi ve “gördüğünüz gibi huzurunuzda sahte olarak nitelediği KKTC’nin, sahte olarak nitelediği mahkemelerinde adalet arıyor, takdir sizindir “ diyerek konuşmasını tamamladı

Uzatmayayım, neticede  hem Anavatana yukarıda aktardığım nitelemelerle hakaret eden, hem de mahkeme huzurunda “KKTC ve Mahkemeleri sahtedir “ diyen kamu görevlisi öğretmen davayı kazandı. Attığımız “TERBİYESİZ “ manşetinin ona hakaret olduğu kabul edildi. . Gazete, tazminat yanında avukat masraflarını ödemeye de mahkum oldu. 

Bizim manşetimiz hakaret sayılırken, onun KKTC ve Anavatanı aşağılayıp hakaret etmesi “düşünce ve fikir özgürlüğü” olarak değerlendirildi....

 

YASALAR UYGULANMIYOR

 

Daha çok örnek verebilirim...

KKTC Bağımsızlık Bildirgesi’nde ve Anayasada, Anavatan, KKTC, Devletin makamları, bu tür saldırılara, karşı korunmaktadır...

Milli Mukavemet örgütümüz TMT de özel yasa ile korunmaktadır.

Kamu Görevlileri Yasası ve Öğretmenler Yasası’nda, memur ve öğretmenlerin, Anavatan ve devlet karşıtı faaliyetler içinde olamayacakları belirtilmekte, buna uymayacaklara verilecek cezalar sıralanmaktadır.

Ne yazık ki, Anavatana, KKTC ‘ye, Meclis’e, Devlet makamlarına, TMT’ye karşı en çok hakareti ve saldırıyı yapanlar, bazı öğretmenler ve bazı devlet memurları olmasına karşın, bu yasalar uygulanmamıştır. Polis dava okumamakta, Savcılık ise ceza davaları açmamaktadır. Açtıkları olursa da mahkemelerde beraat etmektedirler

Aynı şekilde kendi kendilerini “gazete” olarak niteleyen ancak tek amacı her gün  Türkiye “işgalci”, KKTC ‘ye “sahte, kukla” diye manşet atmak olan paçavralar da “basın özgürlüğü”ne sığınarak hiçbir ceza almamışlardır 

Bu durumda, Yavuz Ekmekçi kardeşim, haklarında dava açılan horoz dövüşçüleri için, “KKTC’yi yıkmak için toplansalardı dava açılmazdı, ödül de alırlardı” derken, haksız mı? 

Bugün KKTC ‘nin en büyük sorunu, devleti ve Anavatanı koruyucu daha etkili yasaların ısrarla yapılmaması ve devlete, makamlara ve Anavatana karşı işlenen suçların “ fikir ve basın özgürlüğü” kisvesi arkasına sığınarak cezasız bırakılmasıdır. 

Ne acıdır ki, Polis ve Savcılık, devlete ve Anavatana karşı işlenen suçlarda, devleti ve makamları aşağılayan saldırılarda ve 5. Kol faaliyetlerinde gereken davaları açmada isteksiz davranırken, yargı da yasaların öngördüğü cezaları vermek yerine olağandışı bir hoşgörü içindedir 

Yıkıcı 5. KOL faaliyetlerinin bu denli yoğunlaşması da bundan kaynaklanmaktadır. 

Bu durumun giderek kaosa, bireysel tepkilere ve iç çatışmalara neden olma ihtimali günden güne artmaktadır