KERKUK'E PESMERGE’NIN GIRMESI DEMEK, TURKIYE'NIN ULKESEL BUTUNLUGUNUN TEHLIKEYE GIRMESI DEMEKTIR

Sosyal Medyada Paylaş!

TÜRK DEGS Başkanı Doç. Dr. Cihat Yaycı, Azerbaycan ANT TV’ye bağlanarak Kerkük meselesine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Kerkük'ün bir Türk şehri olduğunu ve Kerkük’ün asli unsurunun da Türkler olduğunu belirten Yaycı, “Kerkük'e Peşmerge’nin girmesi demek, Türkiye'nin ülkesel bütünlüğünün tehlikeye girmesi demektir.” ifadelerini kullandı.

 

KERKÜK’ÜN ASLİ UNSURU TÜRKLERDİR

 

Kerkük bir Türk şehri olduğunu ve Kerkük’ün asli unsurunun Türkler olduğunu belirten Yaycı, “Kerkük Musul gibi Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün ve onun silah arkadaşlarının, Türk milletinin misakı millisinin içindedir. Mısaki millinin bir parçasıdır. Mısaki milli alınırken de sebebi Türk şehirleri olmasıdır. Kerkük ve Musul gibi şehirler yani bu Irak’ın Kuzey’inden Basra Körfezi’ne kadar inen hatta ki biz buna Türkmeneli Hilali diyoruz hem Suriye’den hem de Irak tarafından. Bu Hilal Irak Türklerinin yaşadığı hilalin yarı kısmıdır. Diğer yarı kısmı da Suriye Türklerinin yaşadığı ve Akdeniz’e uzanan kısımdır. Çok büyük bir coğrafyada 7 milyon Türk yaşıyor. Bunun 3.5 milyonu Irak’ta yaşıyor. Şimdi bu 3.5 milyon Irak Türk’ünün kaderi Peşmerge’ye bırakılamaz. Bunun bir kere altını çizelim. Şimdi diğer yandan Kerkük bir petrol şehri. Bu Kürtleştirme politikası Musul’u Kerkük’ü… Erbil’i biliyorsunuz Kürtleştirdiler. Şu anda Erbil’de de aynı şekilde güvenliği sağlamak amacıyla daha önce girmişti Peşmerge oraya. Şu anda bizim herhangi bir Türk Kerkük’ten kalkıp Erbil’e gidecekse ikametgah göstermek, ikametgah ispatlamak zorunda. Yani öyle aldı, hiçbir şey olmuyor, ne olacak canım Peşmerge güvenliği sağlasınla olmuyor. Ondan sonra buralarda çok ciddi insan hakları ihlalleri oluyor. Oralarda asimilasyon oluyor. Oralarda soykırım oluyor. Bunu tarih boyunca biz yaşadık. Bizim Atalarımız yaşadı orada, o bölgede.” dedi.

 

2003-2017 YILLARI ARASINDA KERKÜK’DE PEŞMERGE VARKEN TÜRKLERE ÇOK CİDDİ KATLİAMLAR YAPILDI

 

2003-2017 tarihleri arasında Kerkük şehrinde Peşmergeler olduğunu, Türklere çok ciddi insan hakları ihlalleri, eziyetler ve katliamlar yapıldığını belirten Yaycı, “2003 ile 2017 arasında bu en son Körfez savaşından sonra bu Kerkük şehrinde Peşmerge’ler vardı. Çok ciddi insan hakları ihlalleri, Türklere eziyetler, Türklere katliamlar yapıldı. Türkler okuyamadılar. Türkler iş yeri açamadılar. Türkler kendi mallarını mülklerini koruyamadılar. 2017’de bu adamlar tuttular Kürdistan diye bir yer ilan etiler. Sözde bir referandumla. Bunun içine de Kerkük’ü aldılar. Musul’u aldılar. Erbil’i aldılar. Altınköprü’yü aldılar. Buraların hepsini alarak burası bir Kürdistan’dır dediler. Şimdi 2017’de Türkiye’nin, Irak Merkezi Yönetimi’nin ve İran’ın baskısıyla bu referandumun sonucunun açıklanmasından vazgeçtiler. Ama referandum ortada. Yani referandumdan vazgeçmediler. Referandumun sonucunun açıklanmasından vazgeçtiler. Referandum yapılmış ama biz şimdi açıklamıyoruz. Kürdistan’ın ilanını geri çektik dediler. Sözde Kürdistan’ın. O da sözde Kürdistan derken Irak Kürdistan’ı diyorlar. Irak Kürdistan’ı demek Suriye Kürdistan’ı var, Türkiye Kürdistan’ı var, Iran Kürdistan’ı var demek. Tehlikenin asıl büyüğü burada. Ne olduysa, nasıl olmuşsa Peşmerge buradan kovuldu. Baskıyla gerçekten çıkartıldı. Yaklaşık 4 senedir bizim Türkler ve Araplar o bölgeler baskı altındaydılar. Buranın güvenliği Türkmen güçleri ile sağlanırken her Nasıl olduysa Türkmen tümenleri de dağıtıldı. Şimdi Türkmenlerin aslında birtakım Tugayları var ve bu tugaylar maalesef mezhep çatışması ve mezhep ayrılıkları nedeniyle sorunlar yaşamaktadırlar. Biz Türklere mezhep açısı ile ayrılık yaparsak o zaman İran eline düşürmüş oluruz onları. O nedenle bir kere durumumuz vahim.” değerlendirmesinde bulundu.

 

KAZIMİ İLE BARZANİ ARASINDAKİ İŞBİRLİĞİ İLE BÖLGENİN GÜVENLİĞİNİ PEŞMERGE’YE PEŞKEŞ ÇEKİLİYOR

 

Kazımi ile Barzani arasındaki işbirliğine değinen ve bölgenin güvenliğini Peşmerge’ye peşkeş çekme planlarını aktaran Yaycı, “20 Ekim 2021 tarihinde bu Başbakan Kazımi ile Barzani arasında bir işbirliği meydana geldi. 10 Ekim'de olacak olan seçimlerde Barzani'ye duyulan ihtiyaç nedeniyle Kazımiyi ve Barzani arasında Kerkük özelinde bir anlaşma kuruldu. Sözde Kerkük'te Irak güçlerinin olacağı söylendi. Bu Türkiye'yi saf yerine koymaktır. İncelendiği zaman Peşmerge güçlerine Irak Merkezi hükümeti tarafından maaş ödenmektedir. Irak Maliye Bakanlığı Peşmerge’nin maaşlarını ödeyecek ve Peşmerge’nin 20. Tugayı Kerkük'ün güvenliğini sağlayacak bu anlaşmaya göre. Olay kağıt üzerinde şuna benzemektedir. Siz PKK'lılara Suriye ordusu kıyafeti giydirip Suriye askeri yapıyorsunuz. Peşmerge’nin PKK'dan benim için hiçbir farkı yok. Ben sadece Türk'e bakarım. Biz Peşmerge’nin Kerkük’e 25 Kasım'da gireceğine dair istihbarat elde ettik. 25 Kasım'ı beklemediler. Geçen hafta Altınköprü’ye geldiler. Altınköprü tepelerinde yani Kerkük'te Peşmerge Kuvvetleri orta noktada konuşlanmaya başladılar Yani Kerkük'ü resmen çevirmeye başladılar. Yani Kerkük fiilen Peşmerge’nin kontrolüne girmiş oldu. Bu şu demek. Altınköprü'den herhangi bir köye gitmek isteyen birisi Peşmerge’nin kontrolünden geçmek zorunda kalıyor. Peşmerge Kerkük’ün iç mahallelerine girme planını ise bizim bu durumu gündeme getirmemizin ardından bir miktar ertelemiş gözüküyor. Ama plan bellidir. Amaç Kerkük’e girmektir.” dedi.

 

KERKÜK BİR PEŞMERGEİSTAN YA DA BARZANİSTAN OLAMAZ!

 

Kerkük giderse tüm Türkmeneli’nin ve Irak Türklüğünün gideceğini ifade eden Yaycı, “Eğer Peşmerge tekrar Kerkük'e girerse 2017'den evvelki duruma tekrar dönmüş olacağız. Eğer Peşmerge Kerkük'e girerse Irak Türkleri asimile olurlar. Yani Irak'ta Türklük tamamen yok olur. Örneğin Erbil'de Türkler şu anda Kürtçe konuşuyorlar, okullarda Kürtçe eğitim alıyorlar. Eğer Kerkük giderse tüm Türkmeneli gider. Yani tüm Irak Türklüğü gider. Kerkük bir Peşmergeistan ya da Barzanistan olamaz!” ifadelerini kullandı.

 

BİZ BU ADAMLARA SU VERİYORUZ, ELEKTRİK VERİYORUZ HEM DE YARI FİYATINA!

 

Kerkük konusunda Türkiye’den resmi bir ses çıkmıyor oluşunu eleştiren Yaycı, “Kerkük'e Peşmerge’nin girmesi demek, Türkiye'nin ülkesel bütünlüğünün tehlikeye girmesi demektir. Ben şunu anlamıyorum. Neden Kerkük konusunda Türkiye'den resmi bir ses çıkmıyor? Biz bu adamlara su veriyoruz. Biz bu adamlara elektrik veriyoruz ve yarı fiyatına bunlara veriyoruz… Kendi elimizle bunları besliyoruz ve kendi elimizle beslediğimiz bu adamlar gelip sırtımızdan bizi vuruyorlar! Olacak iş değil!” dedi.

 

BİZİM KERKÜK İÇİN ELİMİZDE CİDDİ BİR HUKUKİ DAYANAK MEVCUT

 

Lozan’ın 16. maddesinin son paragrafı kapsamında Türkiye’nin bölgenin kaderini tayin etmede söz sahibi olan tek devlet olduğunu hatırlatan Yaycı, “Türkiye Cumhuriyeti devletinden de resmi bir ses çıktığını göremedim. Lozan Antlaşması'nın 16. maddesinin oluşması için de Mustafa Kemal Atatürk büyük mücadeleler vermiştir. Biz bugün Türklerin yaşadığı toprakları kaybediyoruz. Yarın eğer bir Türk Birliği kurulursa Osmanlı Devleti'nin mirası olan bu topraklarda Türkiye Cumhuriyeti söz sahibi olacaktır! Bizim Kerkük için elimizde ciddi bir hukuki dayanak mevcuttur.” değerlendirmesinde bulundu.