KÜRESEL ENERJİ KRİZİ VE TÜRKİYE

Sosyal Medyada Paylaş!

Özellikle Avrupa son yıllar içerisinde enerjisini rüzgar ve hidroelektrik kaynaklarından elde etmek için büyük yatırım ve girişimlerde bulunmaktadır fakat küresel ısınmanın etkisi nedeniyle bu yaz enerji üretiminde yeterli verimliliğin alınmaması sebebiyle doğalgaza olan ihtiyaç had safhaya ulaşmış vaziyettedir. Avrupa’nın gaz stoklarının son yılların en düşük seviyesinde olması ve Rusya’nın tedarik konusunda yeterli uzlaşıyı göstermemesi hem Avrupa’da hem de küresel manada enerji bağımlılığını tekrar gündeme getirdi.

Küresel Enerji ve Doğalgaz

Türkiye, enerjide %70 oranında dışa bağımlı bir ülkedir. Türkiye Elektrik Üretimi üretimdeki paylarına göre sırasıyla doğalgaz, hidroelektrik, taş kömürü ve linyit, ithal kömür, rüzgar, motorin ve fuel-oil gibi sıvı yakıtlar jeotermal, biyogaz ve güneş enerjisi ile yapılmaktadır. Diğer yandan Türkiye, petrol hususunda geniş bir portföye sahip olmasına karşın doğalgaz alanında çok daha az sayıda ülkeye bağımlıdır. Bu ülkeler ise; Rusya Federasyonu, İran, Azerbaycan ile sıvılaştırılmış doğalgaz konusunda ise Cezayir ve Nijerya’dan temin sağlamaktadır. Türkiye'de elektrik üretiminin 2018 yılı ilk altı aylık zaman dilimine bakıldığında, %32'si hidrolik enerji, % 26,4'ü doğal gaz enerjisi, %21,4‘ü kömür enerjisi, %7,7'si rüzgar enerjisi, % 5,4'ü güneş enerjisi,  % 1,3'ü jeotermal enerji ve % 5,8'ini diğer enerji kaynakları oluşturmaktadır. 2017 yılında ise elektrik üretimimizin, %37'sini doğal gaz enerjisi, %33'ünü kömür enerjisi, %20'sini hidrolik enerji,  %6'sını rüzgâr enerjisi, %2'sini jeotermal enerji ve kalan %2'sini diğer kaynaklar sağlamıştır. 2020 yılında ise Türkiye’nin elektrik üretiminin yüzde 22,7'si doğal gazdan sağlanmıştır[1].

Küresel ısınma Türkiye’nin enerji üretim faaliyetlerini de etkilemiş ve hidroelektrik santrallerindeki üretim verimini düşürmüştür. Bu nedenle Türkiye’nin doğalgaza olan ihtiyacı daha çok artmıştır. Özellikle Rusya Federasyonuna olan ihtiyacı daha çok artan Türkiye enerji konusunda az sayıda ülkeye ciddi ihtiyaç duymaktadır. Diğer yandan Rusya Federasyonu Başkanı Vlademir Putin, artan doğalgaz fiyatlarıne yönelik 6 Ekim 2021 tarihinde şu açıklamayı yapmıştır; "Küresel enerji pazarının, aceleciliği tolere etmediği bilinen bir şey. Bu pazarda yatırım planları uzun vadeli biçimde yapılır. Bundandır ki ani, üstünde iyice düşünülmemiş eylemler ciddi dengesizliklere yol açabilir, hatta pazarda şu an gözlenen duruma bakacak olursak, dengesizliğe yol açmış olduğunu söyleyebiliriz. Bu sene birkaç elverişsiz faktörün aynı anda etkisini gösterdiği Avrupa enerji pazarındaki durumu bu şekilde değerlendiriyoruz" bu ifadelerden de anlaşılacağı üzere Rusya, elinde bulundurduğu enerji kozunu oldukça aktif bir stratejik silah olarak kullanmaktadır. Avrupa ülkelerinin Rusya’ya olan enerji bağımlılıkları sebebiyle ekonomik ve stratejik avantaja sahip olan Putin’in bu konumu Türkiye açısından da önlem alınması ve alternatifler yaratması gereken bir gerçek olarak durmaktadır.

Türkiye ve Nükleer Alternatif

Orta vadede Türkiye, Nükleer enerjiye dayalı elektrik üretimini arttırmak zorundadır. Nükleer enerji Türkiye’nin enerji bağımsızlığında ciddi rol oynamaktadır. Nükleer enerjiden elektrik üretimin payı dünyada da giderek artmaktadır. Örneğin Fransa elektrik üretiminin %70’ini nükleer enerjiden sağlamaktadır.

TÜRK DEGS Başkanı (M) Tümamiral Doç. Dr. Cihat Yaycı da Nükleer enerjinin önemini ve stratejik değerini; “Enerjide dışa bağımlıysanız büyük devlet olmak çok zor. Enerji sorununu nasıl halledersiniz? Denizlere sahip olmak lazım. Diğer şartsa, nükleer teknolojiye sahip olmak lazım.” İfadeleriyle vurgulamıştır. Türkiye’nin orta vadede enerji ihtiyacını nükleer santraller sayesinde alternatif yaratabilir. Uzun vadede ise Doğu Akdeniz’in Türkiye’nin enerji bağımsızlığını ve ekonomik istikrarını garanti altına alacak bölge olarak karşımıza çıkmaktadır.

Bağımsızlığın Anahtarı Doğu Akdeniz

Cihat Yaycı 2012 yılında yayınladığı makalesinde de Doğu Akdeniz’deki enerji kaynaklarını ve gaz hidrat varlığını veriler ışığında detaylandırmıştır; Bu verileri incelediğimizde “Türkiye’nin tam olarak 572 yıllık hidrokarbon ihtiyacını karşılayacak kaynakların Doğu Akdeniz’de bulunduğunu vurgulamıştır.[2]

Cihat Yaycı, enerji taşımacılığının ötesinde, bizatihi Doğu Akdeniz’de bulunduğu ilan edilen doğalgaz ve petrol rezervleri enerji bağlamında Türkiye’nin enerji ve ekonomik bağımlılıklarını yok edecek bir olgu olduğunu ortaya koymuştur. Doğu Akdeniz’deki enerji kaynaklarını inceleyen araştırmalara göre; Kıbrıs, Lübnan, Suriye ve İsrail arasında kalan bölge olan Levant Havzasında 3,45 trilyon metreküp (122 trilyon kübik feetlik) doğalgaz ve 1,7 milyar varil petrol bulunduğunun tahmin edildiği, bu tahmin dünyanın en büyük doğalgaz yataklarından birinin Doğu Akdeniz’de bulunduğuna işaret etmektedir.  Bu bağlamda; Doğu Akdeniz’de yaklaşık olarak toplam değeri 1,5 trilyon dolar olan 30 milyar varil petrole eşdeğer hidrokarbon yatakları bulunduğu değerlendirilmektedir. Doğu Akdeniz’deki hidrokarbon rezervinin, Türkiye’nin yaklaşık 572 yıllık, Avrupa’nın ise 30 yıllık doğal gaz ihtiyacını karşılayabilecek seviyede olduğu anlaşılmaktadır[3].

Tüm bu veri ve analizler ışığında; Türkiye’nin milli selamet ve bekası için enerjideki dışa bağımlılığından kurtulması şarttır. Bugün elindeki enerji kozu sayesinde Avrupa ülkelerinin politikalarına müdahalelerde bulunan Rusya Federasyonu’nun bu tavrı Türkiye’nin önlem oluşturması gereken bir olaydır. Diğer yandan; Türkiye’nin Suriye, Libya ve Karabağ’daki politikaları ve askeri hamleleri incelediğinde de Rusya’nın enerji gücünü bir silah olarak kullanması muhtemel bir gerçeklik olarak Türkiye’nin önünde durmaktadır. Bu nedenle Türkiye’nin Orta vadede nükleer enerji alternatifini uzun vadede ise Doğu Akdeniz’deki egemenliğine ve haklarına sahip çıkarak buradaki enerji varlığını da gücüne eklemek durumundadır. Türkiye’nin gelecek hedeflerine ulaşbilmesi ve süper güç olabilmesi için de enerjideki dışa bağımlılığını en aza indirmesi şarttır. ABD ve Çin gibi küresel güce ulaşmış ülkelerin enerji politikaları incelendiğinde bu ülkelerin enerji bağımlılıklarını en aza indirecek hamleleri yaptıkları görülmektedir. Türkiye’nin de enerji bağımlılığından kurtularak milli politikalara adım atması elzemdir.

TÜRK DEGS Araştırmacısı

Şafak Yıldırım

 

 

Yayına Erişmek İçin Tıklayınız



[2] Cihat YAYCI; “Doğu Akdeniz’de Deniz Yetki Alanlarının Paylaşılması Sorunu ve Türkiye”, Bilge Strateji, Cilt 4, Sayı 6, Bahar 2012, s.6

[3] BP Statıstıcal Revıew Of World Energy, JUNE 2010