LAFLA PEYNİR GEMİSİ YÜRÜMÜYOR

Sosyal Medyada Paylaş!

Doç. Dr. Cihat Yaycı, BBNTÜRK ekranlarında “Gün Işığı” programına konuk oldu. Suriye’de Rusya’nın ABD ile anlaştığının çok açık bir şekilde göründüğünü ifade eden Yaycı, Türkiye’nin hava hakimiyetini elde etmeden kara birliklerini konuşlandırmada dikkatli olması gerektiğini ifade etti. Son yayımlanan iki navtex tartışmalarına ilişkin değerlendirmelerde de bulunan Yaycı, “Antalya körfezi Yunanistan ve GKRY’nin AB ile bize dayattığı Seville haritasında reva görülen alandır. Bu milletin geleceği için doğrularını söylemeyelim mi?” ifadelerini kullandı.

SURİYE’DE RUSYA’NIN ABD İLE ANLAŞTIĞI ÇOK AÇIK GÖZÜKÜYOR

Doç. Dr. Cihat Yaycı Suriye’de Rusya’nın ABD ile anlaştığının çok açık bir şekilde görüldüğünü ifade etti. Yaycı, “Suriye’de ABD ile Rusya anlaşmış durumda. PKK/PYD adı ne olursa olsun, bunlar Münbiç’in doğusunda bir ABD bayrağı çekiyorlar. Batısında da Rus bayrağı çekiyorlar ve her ikisi tarafından da kullanılıyorlar. İki hafta önce Moskova’da idi bu PKK/PYD temsilcileri ve görüşmeler yaptılar. Aynı zamanda bir başka heyette ABD’de idi ve her ikisi de itibar gördüler. PKK/PYD teröristlerinin her iki devlet tarafından da desteklendiği ve Suriye’de Rusya’nın ABD ile anlaştığı çok açık görünüyor. Onun için birinden birine dayanmak, birinden birine güvenmek çok yanlış olur. Türkiye burada kendi göbeğini kesmelidir. Türkiye’nin burada kullanacağı en önemli argüman Türkmenlerdir. Suriye’deki Türkmenlerin varlığını Irak’takiler de dahil olmak üzere desteklemelidir. Bugün hava sahasında hava hakimiyeti olmadan zaten Suriye’de kara birliğinin bulunması başlı başına ayrı bir çelişkidir. Yani İHA’nızı SİHA’nızı sokamadığınız bir yerde kara birliklerinin bulunması çok çok risklidir. Bu nedenle artık Türkiye şuna karar vermelidir. Ben ne Rusya’yı tanırım, ne ABD’yi tanırım. Ben burada benim birliklerime saldırana ceza veririm. Ben eğer birlik bulundurmaya devam edeceksem de orada hava hakimiyetini de sağlarım. Türkiye’nin Suriye’de ne istediğine karar vermesi lazımdır.” değerlendirmesinde bulundu.

TÜRKİYE'NİN YANI BAŞINDA PKKİSTAN KURULMAK İSTENDİ

Türkiye’nin hemen yanı başında bir PKKİSTAN kurulmak istendiğini ifade eden Yaycı, “Türkiye Suriye’ye müdahale etmek durumundaydı. Neden? Çünkü yanı başımızda bir PKKİSTAN kurulmak istendi. Türkiye bu oyunu müdahale ederek bozdu. Türkiye’nin Suriye sınırındaki köyler, kasabalar Türkmen köyleridir. PKK’nın iddia ettiği gibi peşmerge köyleri falan değildir. Bizim orada terörist bir kukla devlet kurulmasına asla ve katta müsaade etmememiz lazımdır. Onun içinde bedel ödemek gerekirse Türk milleti zaten bu bedeli ödemeye hazır olduğunu göstermiştir.” dedi.

SORUMLULUK YETKİ MAKAMINDA OLANLARINDIR

Son günlerde yaşanan navtex ilanlarına ilişkin açıklamalarda bulunan Yaycı, beni kimse bilgisizlikle suçlayamaz ifadelerini kullandı. Yaycı, “Mavi Vatan haritasını çizen benim. Ben bu görevleri 40 sene yaptım. MEB kavramını, kıta sahanlığı kavramını, deniz yetki alanları kavramını, Doğu Akdeniz’de Libya ile anlaşma yapılmasına dair teorik altyapıyı, Mısır’la anlaşma yapılmasına dair teorik altyapıyı, Filistin-İsrail ve Lübnan ile yapılması gereken anlaşmanın teorik altyapısını, sınırlarını koordinatlarını çizen benim. Bunu çok net söylüyorum. Onun için kimse beni bilgisizlikle suçlayamaz. Hodrimeydan diyorum. Eğer benimle tartışmaya gücü yeten herhangi bir siyasi, bilim insanı, akademisyen varsa her yerde birebir tartışmaya ve bu navtex’leri de göstermeye hazırım. Ama karşıma muhatap çıkarsınlar. Ben buna bu kadar emek vermişken, görevdeyken kitap yazmış ve bunun bedellerini ödemişken… Ben hiçbir siyasi partiye falan da yakın değilim. Ben doğruları söylerim. İşlerine gelir ya da gelmez. Sorumluluk yetki makamında olanlarındır. Onlar yaparlar ya da yapmazlar. Benim görevim tarihe not düşmektir.” dedi.

BENİM GÖREVİM TARİHE NOT DÜŞMEK

Görevinin tarihe not düşmek olduğunu ifade eden Yaycı, navtexlerin Seville haritası ile birebir örtüştüğünü ifade etti. Yaycı, “Görünen odur ki Oruç Reis sismik araştırma gemisi 22 Aralık 2020 tarihinden itibaren Antalya körfezindedir. Antalya körfezi Yunanistan ve GKRY’nin AB ile bize dayattığı Seville haritasında reva görülen alandır. Bu milletin geleceği için doğrularını söylemeyelim mi?” ifadelerini kullandı.

LAFLA PEYNİR GEMİSİ YÜRÜMÜYOR

İkinci navtex’e ilişkin acıkmalarda da bulunan Yaycı, “İkinci navtex Anamur açığındadır. KKTC’nin kıyılarının tam ortasına gelir. Yani Anamur kıyıları ile KKTC kıyıları arasındadır. Onda dahi GKRY’nin KKTC’yi yok sayarcasına çizmiş olduğu sözde MEB sınırlarına sanki itibar edercesine, sanki 2011 KKTC ile Türkiye arasında kıta sahanlığı sınırlandırma anlaşması yapılmamışçasına, efendim biz burada navtex ilan ettik 5 mil Seville haritasında GKRY’nin sahasına girdim. 5 mil! Yahu bu övünülecek bir şey midir? İkincisi GKRY’nin orada bahsedilecek alanı mı vardır? Karşı kıyı KKTC’dir, senin kıyında Anadolu Türkiye kıyısıdır. Burada dahi GKRY’nin 5 mil içine girdim diyerek, 5 millik küçücük bir alana girdi diye ben Seville haritasını tanımıyorum diye söylemek hakikaten akıllara ziyan. Mavi Vatan’da haklarımızı sonuna kadar savunan her kimse onun arkasında sonuna kadar dururuz. Ama lafla peynir gemisi yürümüyor. Sorumlu kim onu da anlamış değiliz. Dışişleri Bakanlığı mı sorumlu bunda? Enerji Bakanlığı mı sorumlu? Yoksa MSB mi sorumlu?” sorularını yöneltti.

SN. CUMHURBAŞKANI LİBYA ANLAŞMASININ İMZALANMASINDA EN BÜYÜK İRADEYİ GÖSTERMİŞTİR

Sn. Cumhurbaşkanı’nın Libya anlaşmasının imzalanmasında en büyük iradeyi gösterdiğini yeniden hatırlatan Yaycı, yoksa benim makalem raflarda kalırdı dedi. Yaycı, “Sn. Cumhurbaşkanı’nın gösterdiği iradeyi herkes unutuyor. Mavi Vatan’ın sınırlarını benim çizdiğimi de Libya anlaşmasını da herkes unutuyor. Navtex konusundaki bu uyarımıza birtakım cevaplar verilmeye çalışılıyor. Vatanperver insan hiçbir siyasi hesabı olmayan insandır. Vatanı, devleti, milleti için ne doğruysa onu söyler.”

SAHADA KAZANIRKEN MASADA KAYBETMEK

Türkiye’nin en büyük sorununun sahada kazanırken masada kaybetmek olduğunu ifade eden Yaycı, Türkiye’nin diplomaside maalesef zayıf olduğunu ifade etti. Yunanistan ve GKRY’nin maximalist taleplerini de değerlendiren Yaycı, "Türkiye’nin hiç kimsenin toprağında, hiç kimsenin denizinde gözü yoktur. Türkiye sadece kendi deniz ülkesini ve sadece kendi kara ülkesini korumak mecburiyetindedir ve uluslararası hukuktan kaynaklanan haklarını yedirmemek istiyor. Adalar Denizi’nde karasularını artırmak isteyen Yunanistan, adaları hukuksuzca silahlandıran Yunanistan, kendisine devredilmeyen ada, adacık, kayalıklara çöken Yunanistan, hava sahasını karasularının ötesinde ilan eden Yunanistan, Doğu Akdeniz’de kıyısı olmadığı halde, kendisi bir arşipel ülkesi olmadığı halde adaların esas alınmasını isteyip de Doğu Akdeniz’de hak iddia eden Yunanistan. Nereden hak iddia ediyor? Türkiye’nin denizlerinden hak iddia ediyor. GKRY kendisinin 30 katı deniz yetki alanı talep ediyor? Nereden talep ediyor? Türkiye’nin deniz yetki alanlarından talep ediyor. Hep bizden talep ediliyor. Biz bu talepleri sorun olarak algılamamalıyız.” ifadelerini kullandı.

TÜRKİYE’YE KARŞI YUNANİSTAN BİR MAŞA OLARAK KULLANILIYOR

Büyük güçlerin Türkiye’ye karşı Yunanistan’ı bir maşa olarak kullandıklarını ifade eden Yaycı, “Büyük güçler her zaman Türkiye’ye karşı Yunanistan’ı kullanırlar. Bakın ABD, Fransa ya da İngiltere Türkleri engellemek için Yunanistan’a destek oluyor. ABD ve Rusya kimleri destekliyor? PKK/PYD’yi desteklemiyorlar mı? Peki Yunanistan’ı kuranlar Rusya, İngiltere, Fransa değil miydi? Öyledi. Libya’da kiminle karşı karşıyayız? Rusya ve kısmen ABD ile karşı karşıyayız. Nerede Türkiye karşıtı varsa onları destekliyorlar. Onları sevdiklerinden değil. Çünkü Türkiye’nin büyümesini istemiyorlar.”