Mehmet Beyhan, Tümamiral Doç. Dr. Cihat Yaycı’nın Batı Trakya’da yaşanan Yunan zulmüne dair uyarılarını dile getirdi.

Sosyal Medyada Paylaş!

Mehmet Beyhan, Tümamiral Doç. Dr. Cihat Yaycı’nın Batı Trakya’da yaşanan Yunan zulmüne dair uyarılarını dile getirdi.

ATİNA’NIN BATI TRAKYA TÜRKLERİNE KARŞI UYGULAMALARI ANCAK BARBARLIKLA İZAH EDİLEBİLİR

Sn. Mehmet Beyhan seslimakale.com.tr adresinde yayınladığı podcast kapsamında “Emekli Tümamiral Doç. Dr. Cihat Yaycı’nın Başkanı olduğu Denizcilik ve Global Stratejiler Merkezi sitesinde ‘’Batı Trakya’da Yunan Zulmü’’ başlıklı dikkat çekici bir değerlendirme yer aldığını ve bir zamanlar uygarlığın merkezi sayılan Atina’nın Batı Trakya Türklerine karşı uygulamaları ancak barbarlıkla izah edilebilir.” ifadelerine yer verdi.

Beyhan anlatımı sırasında ‘’Batı Trakya Seçilmiş Müftüsü İbrahim Şerif'e, 2017 yılında Gümülcine’de düzenlenen toplu sünnet etkinliğine katıldığı için “makam gaspı” suçlamasıyla, Selanik'te, 7 Ekim 2021'de dava açıldığını ve Yunanistan’ın türlü bahanelerle soydaşlarımız üzerindeki baskıyı artırması ve Türklere uyguladığı asimilasyon ve baskı politikalarını şiddetlendirmesi dikkat verilmesi gereken önemli bir mesele olduğunu belirtti.

Sn. Mehmet Beyhan’ın TÜRK DEGS sitesinde yayımlanan ’Batı Trakya’da Yunan Zulmü’’ değerlendirmesini analiz ettiğini, Yunan zulmünü anlattığı ve Doç. Dr. Cihat Yaycı’ya atıfta bulunduğu ifadeleri şu şekilde;

Batı Trakya Türkleri ifadesi, Türk-Yunan nüfus mübadelesi dışında tutulmuş ve bugün Yunanistan’a bağlı olan; Dedeağaç, Rodop, İskeçe, Dimetoka,  Simavna, Gümülcine kentlerinde yoğunluklu olarak yaşayan Türk halkını tanımlamaktadır. Bugün Yunanistan’daki konumları 24 Temmuz 1923 yılında imzalanan Lozan Anlaşmasına göre şekillenmiş Batı Trakya Türkleri, milli değil dini bir azınlık statüsündedir. Yunanistan’daki müftü seçimleri ise 1991 yılına kadar 1920’de Osmanlı Devleti ile Yunanistan arasında imzalan Atina Anlaşmasına göre yapılmaktaydı.  1991 yılında ise Yunanistan bu anlaşmayı feshederek hukuksuz ve haksızca müftüleri kendi atamaya başlamıştır.

Lozan Anlaşması kapsamında; Müftüleri seçme, eğitim kurumları açma, vakıf işletme, eşit vatandaşlık gibi özerk davranma imkânı sunulmuştur fakat Yunanistan Devletinin diktatörvari tutumları ve iç hukuk düzenlemeleri nedeniyle Batı Trakya Türkleri sahip olmaları gereken haklardan mahrum bırakılmaktadır. Bu yasadışı uygulamalardan en sonuncusu ise seçilmiş Müftü İbrahim Şerif’in mağdur edilmesiyle gerçekleşmektedir.

Diğer yandan; Ülkedeki Türk kimliğinden ve Türk varlığından rahatsız olan Yunanistan daha önce de tabelalardaki Türk ibaresini kaldırmıştı. "Türk Azınlık Ortaokulu" gibi isimler yerini "Azınlık Ortaokulu"na bırakmıştı. Bununla da yetinmeyen Yunanistan, "Azınlık Ortaokulu" ibarelerini "Müslüman Ortaokulu" şeklinde değiştirmeye gayret etmektedirler. Bunu yapmalarındaki amaç ülkelerinde Türk azınlığı olmadığını Müslüman azınlık olduğunu iddia ederek Lozan Antlaşması'nın azınlıklara tanıdığı hakların ortadan kaldırılmasını sağlamaktır. Yunanistan'ın 11 sene önce azınlık okullarına gönderdiği genelgede "Müslüman Okulu"ibaresini kullanmış olması geçtiğimiz günlerde alınan kararın anlık bir karar olmadığını aksine sistematik bir planın sonucu olduğunu göstermektedir. Yunanistan bir yandan Lozan Antlaşması'nın kendisine yüklediği yükümlülüklerden kurtulmaya çalışırken diğer taraftan da Türk Azınlık okullarını yetersiz öğrenci sayısı gibi gerekçelerle kapatarak Batı Trakya Türkleri'nin haklarını sınırlamaktadır. Günümüzde Rodos ve İstanköy'de hiç Türk okulunun kalmaması da yine Yunanistan'ın hukuksuz tavrının bir sonucudur. 1947'den önce Rodos'ta 10 tane Türk Okulu vardı. Ancak 1947'de ada Yunanistan'a devredilince bu okullar bir plan ve program dâhilinde kapatıldı. Kapatılan bu okulların Türk öğretmenleri de zorunlu olarak emekli edildi.

Rodos ve İstanköy'de ki Türk çocukları ise Yunan okuluna gidip Yunanca ders almaktadır. Ayrıca Yunanistan bu çocukları din dersinden de muaf tutarak dinlerini öğrenmelerini de engellemektedir. Yunan okulundan yetişen bu nesiller Türkçe bilmemelerine rağmen asimilasyon neticesinde son derece iyi Yunanca konuşmaktadır. Yunanistan bu hukuksuz uygulamalarıyla sadece Lozan Antlaşması ile azınlık haklarını garantiye alan diğer uluslararası antlaşmaları ihlal etmemektedir aynı zamanda kendi iç mevzuatını da ihlal etmektedir. Yunan mevzuatına göre bir okulun kapatılabilmesi için okulun encümen heyetinin de rızasını almak gerekmektedir. Ancak kapatılan Türk azınlık okullarının encümen heyetlerinin rızası alınmadığı bu kapatma işlemleri Yunan mevzuatına da aykırı olduğu bilinmektedir.

Yunanistan hakkında Batı Trakya Türk azınlığına uyguladığı asimilasyon ve baskı politikası sonucunda AİHM tarafından 3 kez ihlal kararı verilmiştir fakat Yunan Devleti haksız ve hukuk tanımaz uygulamalarına devam ederek seçilmiş müftü İbrahim Şerif’i hedef almaya devam etmektedir. Batı Trakya’daki 120 bin Türk’ü yok saymaya devam eden Yunanistan, Medreselerdeki encümen heyetlerine gayrimüslimler atayarak Türk azınlığın dini, kültürel ve kimlik haklarına olan saldırısını her alana yaymıştır.

Tüm Türk Milleti ve Avrupa Birliği'ndeki Müslümanların da temel konusu haline gelen Batı Trakya Türkleri'nin yaşadığı zulmü TÜRK DEGS Başkanı (M) Tümamiral Doç. Dr. Cihat Yaycı da sıklıkla gündeme getirmiştir.

Katıldığı birçok yayında; "Batı Trakya sorununu, insanlık dışı sorunu dile getirmek lazım. Lozan Barış Antlaşması yırtılıp atılıyor, bütün hükümleri yok ediliyor. Bunları dünya kamuoyuna anlatmamız lazım. Bizim kamu diplomasisi yapmamız lazım. İngiltere, ABD ve Almanya'ya etki etmemiz lazım." Diyerek soruna yönelik çözüm haritası ve dikkat sunan Cihat Yaycı, 8 Ocak 2021 Tarihinde Saygı Öztürk'e verdiği mülakatta Batı Trakya Türklerinin uğradığı baskı ve zulme değinen Cihat Yaycı; “Baskı politikaları sonucu çok acı ama 25-30 yıl sonra Yunanistan'da Türk kalkmayacak. Aldıkları yeni kararlarla Batı Trakya'da bulunan Türk azınlığı yok sayılıyor. Türk ve Müslüman azınlık okulları vardı. Önce ‘Türk'ü kaldırdılar. Yılın son haftasında da okullardaki ‘Azınlık' sözcüğünü kaldırdılar. Türkçe yasaklanıyor. Lozan'da alınan azınlık hakları bitiyor. Lozan, ayaklar altına alınıyor. Lozan Antlaşması'yla hakları garantiye alınmış olan soydaşlarımızın Yunanlılar tarafından önce Türklükleri silindi, sonra azınlık oldukları. Kala kala ‘Yunanlı Müslüman!' oldular. Yunanlıların bu hukuk tanımazlıklarını dünya duymalı.” ifadelerini kullandı.

Ocak 2021 Tarihinde açıklamalarına devam eden Cihat Yaycı: "Batı Trakya sorununu dile getirmek lazım. Azınlık kelimesini artık kaldırdılar, Müslüman olarak adlandırmaya başladılar. Yunanistan, Lozan Barış Antlaşması'nın hükümlerini saymıyor, dikkate almıyor." İfadeleriyle Batı Trakya Türklerine desteklerini sunmuştur. Son günlerde Türk-Yunan tarafları arasında gerçekleştirilen İstişari görüşmeler bağlamında da değerlendirilebilecek öneri ve öngörülerde bulunan Cihat Yaycı;  “Batı Trakya’da Türklerin durumunu müzakere edelim. Atina’da neden camileri açmıyorsun? Bunları müzakere edelim ama anlaşmalara riayet etmemeni ve bunu talep olarak dayatmanı müzakere edemem demek lazım.” Değerlendirmesiyle, ilgili makamlara önerilerde bulunmuş ve Batı Trakya Türkleri'nin yaşadığı zulme dikkat çekmiştir!

Yunanistan her alanda olduğu gibi Batı Trakya’da da hiçbir uluslararası hukuk kuralını ve gerekliliğini umursamamaktadır.  Doğu Akdeniz’de haksız ve hukuksuz uygulamalara öncülük eden Yunanistan, Batı Trakya’da da Türk azınlığa her türlü zulmü uygulamaktadır. Yunan zulmünün son halkasına eklenen seçilmiş müftü İbrahim Şerif’in ve Batı Trakya Türklerinin her zaman yanında olacağımızı bildirmekten onur duyuyor, Türkiye Cumhuriyetinin de tüm gücü ile bu haksızlığa ve zulme karşı duracağına inancımız tamdır!’’

İnsan hem medeniyetin kurucusu, hem de sonucudur. Bu bakımdan medeniyet, hem insanın eseri, hem de onun zihnini inşa eden bir kaynaktır. Toplumun ruhunu ve zihnini ancak medeniyetin unsurları olan değerleri, inançları, gelenekleri ve amaçları inşa eder. Bireylerin kimliği olduğu gibi, devletlerin de kimliği vardır. Batı Trakya Türklerine reva görülen tiksinti verici uygulamalar Yunan Devletinin kimliğini yansıtmaktadır.

Kaynak: Mehmet Beyhan, https://seslimakale.com.tr/videodetay/mehmet-beyhan--bati-trakyada-yunan-zulmu-43018