PERU-SILI VE SOMALI-KENYA DENIZ SINIRLANDIRMA DAVALARI KARARLARININ KARSILASTIRILMASI VE TURKIYE ACISINDAN DEGERLENDIRILMESI

Sosyal Medyada Paylaş!

Her ikisi de Uluslararası Adalet Divanı’nda görülen Peru-Şili ve Somali-Kenya davaları birbirine pek çok benzerlikler barındırmasına karşın, mahkeme kararlarında sınırların belirlenmesi için farklı yaklaşımlar izlenmiştir. Türkiye’nin denizden komşuları ile arasındaki durum açısından da kararların incelenmesi ve olası bir mahkeme sürecinin analizinin çok iyi yapılması gerekmektedir. Dava özetleri şu şekildedir;

PERU- ŞİŞİ DAVASI: Peru ve Şili arasındaki Uluslararası Adalet Divanı’nda görülen davanın kararı 27.01.2014 tarihinde açıklamıştır. Davada Şili, sınırın iki ülkenin kara sınır noktasından coğrafi olarak aynı enlem boyunca oluşturulan bir paralel bir hat ile belirlenmesini talep etmiştir. Peru ise sınırın iki ülkenin kara sınır noktasından başlayan, eşit uzaklık yöntemine göre oluşturulmuş ortay hat ile belirlenmesini talep etmiştir. Mahkeme kararında sınır hattı kara noktasından başlayarak paralel bir hat boyunca belirlenen bir A noktasına kadar tanımlamış ve bu noktadan sonraki kısım için eşit uzaklık yöntemine göre ortay hat çizerek sınırı belirlemiştir. Yani başlangıçta Şili’nin iddiası doğrultusunda sınır A noktasına kadar paralel şekilde belirlenmiştir.

 

Harita-1: Şili ve Peru’nun İddialarını ve Mahkeme’nin Kararında Belirlediği Nihai Sınır Hattını Gösteren Harita

 

SOMALİ-KENYA DAVASI: Somali ve Kenya arasındaki Uluslararası Adalet Divanı’nda görülen davanın kararı da 12.10.2021 tarihinde açıklamıştır. Davada Kenya, sınırın iki ülkenin kara sınır noktasından coğrafi olarak aynı enlem boyunca oluşturulan bir paralel bir hatla belirlenmesini talep etmiştir. Somali ise sınırın iki ülkenin kara sınır noktasından başlayan, eşit uzaklık yöntemine göre oluşturulmuş ortay hat ile belirlenmesini talep etmiştir. Nihai sınırı belirlemek için mahkeme öncelikle geçici olarak bir eşit uzaklık hattı çizmiştir ki bu eşit uzaklık hattı Somali iddiasına çok yakındır. Ancak mahkeme nihai sınır hattını belirlerken bu eşit uzaklık hattının 200 deniz miline tekabül eden noktası olan B noktasının kuzey yönde kaydırılmasına karar vermiştir.

 

Harita-2: Somali ve Kenya’nın İddialarını ve Mahkeme’nin Kararında Belirlediği Nihai Sınır Hattını Gösteren Harita

DEĞERLENDİRME:

Öncelikle her iki davada da tarafların iddiaları ve davanın benzerlikleri dikkat çekmektedir. Bu benzerlikleri maddelemek gerekirse;

1-Her iki davadaki taraflar birbirine kara sınırı da bulunan komşu anakara devletleridir.

2-Taraflar okyanuslara kıyısı olan devletlerdir ve deniz tarafından 3. devletlerin sınırlandırmaya etkisi bulunmamaktadır. Başka bir değişle tarafların 3.bir devlet ile karşılıklı kıyıları bulunmamaktadır.

3-Kara tarafında deniz sınırının başlayacağı karadaki noktanın tespiti açısından bir şüphe/anlaşmazlık bulunmamaktadır.

4-Her iki davadaki taraf devletlerin kıyıları incelendiğinde sınırlandırmayı zorlaştıracak saçak kıyı yapısı veya kıyının genel seyrini bozan ani kıyı hattı değişimleri gibi coğrafi unsurların bulunmadığı görülmektedir.

5-Sınırlandırmaya konu alanda taraf devletlere ait ada, adacık veya kayalık gibi unsurlar bulunmamaktadır.

6-Her iki davada da taraflardan biri sınırın paralel hatla(Kenya ve Şişi), diğeri ise sınırın kara noktasından itibaren eşit uzaklık yöntemi(Somali ve Peru) ile belirlenmesi talep etmektedir.

Yukarıda dava kararlarının özetleri ve davaların benzerliklerinde anlatıldığı üzere birbiriyle neredeyse aynı durumdaki Somali-Kenya davasında mahkeme sınırı belirlemek için kara noktasından geçici eşit uzaklık hattı çizmiş ve bu hattın 200 deniz milindeki noktasını kaydırmak suretiyle nihai sınırı belirlemiştir. Peru-Şili davasında ise mahkeme kara noktasından paralel bir hat belirlemiş ve bu hattı belli bir noktada keserek bu noktadan itibaren eşit uzaklık yöntemi ile 200 deniz miline kadar olan sınırı tanımlamıştır.

 

Sonuç olarak hakkaniyet ilkesi uyarınca her iki durumda da sınırın eşit uzaklık yöntemi ile belirlenmesi gerekirken kararlar talepte bulunan tarafların da taleplerinin bir kısmının karşılanacağı yönde sonuçlanmıştır. İlaveten, ancak en önemlisi, birbiriyle neredeyse aynı sayılabilecek durumlarda dahi sınırların belirlenmesi için mahkemenin izlediği yoların farklılık göstermesidir. Bu da Uluslararası Adalet Divanı bünyesinde görülen kararlarının içtihat oluşturmadığının çok net bir örneğini oluşturmaktadır. Türkiye ve Yunanistan arasındaki durum incelendiğinde, iki ülke arasındaki coğrafyanın yukarıdaki davalara göre çok daha karmaşık unsurlar barındırdığı görülmektedir. Dolayısıyla Türkiye ve Yunanistan arasında olası bir mahkeme sürecinde Yunanistan’ın taleplerini karşılamak adına Türkiye aleyhine hiç beklenmedik kararlar çıkabileceği aşikardır.

Tolga Abdullah Çoğuz

(Harita Mühendisi)

TÜRK DEGS Gönüllü Araştırmacısı

 

Kaynaklar:

Somali-Kenya Davası Kararı: https://www.icj-cij.org/public/files/case-related/161/161-20211012-PRE-01-00-EN.pdf

 

Peru-Şili Davası Kararı: https://www.icj-cij.org/public/files/case-related/137/137-20140127-JUD-01-00-EN.pdf