TURKIYE CUMHURIYETI DEVLETI’NIN EN BUYUK BEKA VE GUVENLIK SORUNU FETO’DUR!

Sosyal Medyada Paylaş!

TÜRK DEGS Başkanı Doç. Dr. Cihat Yaycı, 10 Aralık 2021 tarihinde Erzurum Kardelen TV’nin stüdyo konuğu oldu. ‘Arka Plan’ programında Prof. Dr. Mevlüt Özben’in konuğu olan Yaycı, programın açılışında kendisine özel olarak hazırlanan bir kliple karşılandı. Aile hayatının ve babasının icra ettiği devlet görevinin fikirlerinin ve çizgisinin oluşmasında önemli bir rol oynadığını belirten Yaycı, “Biz ailecek Türk milliyetçi, Atatürk milliyetçisiyiz.” dedi. Aslen Elazığlı olan Yaycı, “Elazığ ve Erzurum bu memleketin kalkanıdır.” değerlendirmesinde bulundu. Askeri lise yıllarından da bahseden Yaycı, buradaki eğitimin çok önemli olduğunu, askerlik ahlakının burada bireyin ruhuna işlediğini ve yeniden FETÖ ve benzeri örgütlerin sızması durumunun engellenecek stratejilerin geliştirilerek, önceki hatalardan da ders alınarak askeri okulların yeniden açılması gerektiğini belirtti. Denizciliğe sevdasının ise küçük yaşlarda babası tarafından hediye edilen ve Cihat adını taşıyan bir sandalla başladığını vurgulayan Yaycı, “babamı devlet büyütmüştür.” ifadelerini kullandı. FETÖ ile mücadele noktasında FETÖ ile mücadele merkezi kurumu kurulmasını gerektiğini defaatle hatırlatan Yaycı, “Haine merhamet vatana ihanettir. Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin en büyük beka ve güvenlik sorunu FETÖ’dür. Ne ekonomidir ne PKK’dır ne başka bir şeydir. FETÖ’dür. Bugün başımıza ne geliyorsa bunun altında FETÖ belası vardır.” ifadelerini kullandı.

 

PERGELİMİN MERKEZİ ANKARA’DIR

 

Programın açılışında Kardelen TV’nin hazırladığı ve (M) Tümamiral Cihat Yaycı’nın sıklıkla ifade ettiği “pergelimin merkezi Ankara’dır” ifadesine vurgu yapılırken, Yaycı’nın görev süreci boyunca ve sonrasında Türkiye’nin egemenlik haklarından ve devlet adamı duruşundan asla taviz vermediğinin vurgulandığı bir klip paylaşıldı.

 

CİHAT YAYCI: BABAMI DEVLET BÜYÜTMÜŞ

 

Ben memur bir ailenin çocuğuyum, babamı devlet büyütmüş diyen Yaycı, “ben bugün bile hala babamla günün muhasebesini yaparım. Babamın fikrini alırım. O bakımdan ailem ve babamın devlete hizmeti, benim kalitemin oluşmasında çok önemli rol oynamıştır.” ifadelerini kullandı.

 

BİZ GERÇEKTEN BİR CUMHURİYET AİLESİYİZ

“Biz gerçekten bir cumhuriyet ailesiyiz” diyen Yaycı, ailecek Türk milliyetçisi olduklarını, ailecek Atatürk milliyetçisi olduklarını ve böyle bir aileden geldiğini ve mukaddesatına da çok düşkün olduğunu belirtti. “Düşkünlüğümüzün bir göstergesi de herhalde adımızın Cihat olarak konulmuş olmasıdır.” ifadelerini kullanan Yaycı, aile hayatına, Türk milliyetçiliği çizgisine, Atatürk milliyetçiliği çizgisinin temellerine değindi ve bu temelin ailesinde atıldığının altını çizdi.

 

ELAZIĞ VE ERZURUM BU MEMLEKETİN KALKANIDIR

 

Annesi ve babasının kökeninin Maraş olduğunu belirten Yaycı, kendisinin ise Elazığ doğumlu olduğunu ve Elazığ’ı çok sevdiğini ifade etti. Yaycı, “Elazığ’lı olmaktan, Elazığ’da doğmaktan, Elazığ’lı hissetmekten çok büyük bir gurur duyuyorum. Elazığ ve Erzurum da bu memleketin kalkanıdır. Gerçekten bir güvenlik kalkanıdır. Bir milli kalkanıdır. Milli olmanın kalkanıdır.” ifadelerini kullandı.

 

ASKERİ LİSELERİN FETÖ’NÜN TEKRAR SIZMASI ÖNLENEREK AÇILMASI GEREKLİDİR

 

Askeri lise hayatını anlatan ve askeri liselerin FETÖ’nün tekrar sızması önlenerek yeniden açılmasının önemini aktaran Yaycı, “Asker ruhumuzu biz askeri liseden aldık. Bu ruh Harp Okulu’nda çok zor alınır. O yaşlar çok önemlidir. Onun için askeri liselerin tekrar ama FETÖ sızmaksızın açılması şarttır. Bu çok önemli bir şeydir. Çünkü yürüyüşü bile farklıdır. Harp Okulu’na sonradan girenle askeri liseden gelenin yürüşü bile farklıdır. Hayata bakış açısı da çok farklıdır. Orada bizim ruhumuza askerlik işledi.” ifadelerini kullandı.

 

FETÖ VE BENZERİ TEHLİKELERDEN KURTULMAK İÇİN ASKERİ LİSE SİSTEMİNİN YAPILAN HATALARDAN DA DERS ALINARAK TEKRAR GETİRİLMESİ LAZIMDIR

 

Yaycı, “Askeri liseler bu konunun sebebi değildir. Askeri liseye girenler FETÖ’cuydu. Askeri lisede FETÖ’cu olunmadı. Harp Okulu’na alırsanız siz, FETÖ’cu ya da benzeri yapılanmaya daha önceden kaptırılmış insanı alma ihtimaliniz daha yüksek oluyor. O nedenle ben tekrar buradan bu işin içinden gelmiş ve çocukluğumdan beri bunun içinde olmuş, FETÖ ile mücadele etmiş birisi olarak söylüyorum. FETÖ ve benzeri tehlikelerden kurtulmak için askeri lise sisteminin yapılan hatalardan da ders alınarak tekrar getirilmesi lazımdır. Yoksa aksi takdirde FETÖ ya da benzeri tarikat/cemaat/örgüt yapılanmalarının kucağına düşeriz. Çünkü bunlar örgüte elemanı Harp Okulu öncesi, üniversite öncesi kazanıyorlar. O nedenle bu duruma dikkat edilmesi gerekir.” ifadelerini kullandı.

 

BİZİM TÜRK DENİZCİLİĞİNDE GEMİYE PERSONELDEN ÖNCE KURAN-I KERİM GİRER

 

Yaycı, “Bizim denizcilerin çok önemli bir değeri vardır. Ben de ona çok inanırım. Hep ona baktırırdım. Halkımız da bunu buradan bilsin. Bizim savaş gemilerimizin direğinin en tepesinde Kuran-ı Kerim vardır. Ve özel muhafazası vardır. Yani bizde adet şudur ya. Eve girerken evlenen bir çift ilk eve girmeden önce Kuran-ı Kerim ile girer. Ya da bir ev alırsınız, eve ilk Kuran-ı Kerim’i koyarsınız. Ben hatırlıyorum annemlerin başucunda Kuran-ı Kerim asılı idi. Bizim gemilerde de o adet vardır. Başka Müslüman memleketlerde falan yok böyle bir şey. Yani Hristiyanlarda falan da yok. Bu bizim Türklere ait bir şey. Biz gemiye girmeden önce ilk Kuran-ı Kerim girer ve Kuran-ı Kerim’in muhafazası vardır. O muhafazanın içerisine Kuran-ı Kerim konulur. Personel gemiye ondan sonra girer. Kaza bela atlattığınız zamanda limana ilk vardığınıza yaptığınız iş ‘ya ben bu kaza belayı atlattım da acaba Kuran’ı Kerim’im mi düştü’ dersiniz. Hemen Kreyn çağırır, Kuran’ı Kerim’inizi kontrol ettirirsiniz.” dedi.

 

15 TEMMUZ’DA DEVLETİN KAYBOLACAĞINI DÜŞÜNDÜM (ENDİŞE ETTİM!)

 

15 Temmuz’da devletin kaybolacağını düşündüm, çok endişe ettim ifadelerini kullanan Yaycı, “Devlet gidiyor dedim. Bu FETÖ’cu hainler devleti yok ediyorlar dedim. Yani sanmasın ki halkımız bir iktidar değişikliği için, bir hükümet değişikliği için bu işler yapılıyordu. Hiç alakası yok. Bunun maksadı Türkiye’yi parçalamaktı. Devleti yok etmekti! O bütün Büyük Orta Doğu Projesi denilen, yani Batı’da, İstanbul’da Ekümenik bir yapı/Vatikan türü bir yapı oluşturulması. Güney’de PKKİSTAN/Kürdistan denilen projenin hayata geçirilmesi, Ermenistan’ın topraklarının büyütülmesi. Hendek savaşları ile yapılamayan şeyleri 15 Temmuz’da yapmak istediler. Hendek savaşlarına neden olanlar da bu FETÖ’culardı. Eyvah dedim. Ya devletsiz kalırsak? Sakın halkımız şöyle düşünmesin. ‘Bunlar askerdi.’ Bunlar asker falan değildi. Bunlar askerin içerisine sızdırılmış ve TSK’yı neredeyse ele geçirmiş bir terörist casusluk örgütüydü.” ifadelerini kullandı.

 

EY VATANPERVER ERZURUMLULAR…

 

Vatanperver Erzurumlulara seslenen Yaycı, “Ey vatanperver Erzurumlular! Siz bir Türk askerinin Türk helikopterini alıp Yunanistan’a sığınacağını, Yunanistan’a indireceğini ve Yunanistan ‘kuş uçurmam, sinek geçemez’ diye sınır sistemleriyle övünürken bu hareket bile bu girişimin/kalkışmanın ne kadar anlaşmalı olduğunun bir göstergesidir. Bu helikopterin rahatlıkla gidip Yunanistan’a inmesi… Yunan bağrını açtı. Bunlar önceden danışıklı dövüş. Zaten danışıklı dövüş olduğunu söylemeye gerek var mı? Yunanlılar şimdi bütün FETÖ’cuları kabul etmediler mi?”

 

BUNLARA HAİN DEMİYORSANIZ DAHA KİME HAİN DİYECEKSİNİZ?

 

Yaycı, “Bir Türk askeri… Sen helikopterinle Yunanistan’a git, devletin helikopterini Yunanlıya teslim et, kripto cihazlarını ellerinle sök ve Yunanlıya ver. Bu dünyada bırakın Türkleri Patagonya’da bile olmaz! Bunlara daha hain demiyorsanız daha kime hain diyeceksiniz? Bunlara asker diyorsanız nasıl diyeceksiniz başkalarına asker diye. Bu kabul edilemez bir şey ya! Adam Kıbrıs Rum Kesimi’ne kaçıyor, adam Yunanistan’a kaçıyor, adam devletin helikopteri ile kaçıyor… Sonrada bunlar çıkıp devletin askeriymiş gibi muamele edilmesini istiyorlar. Ya bunlar eğer idam cezası olsa idam edilmeli. Zaten başka yer de olsa, ABD’de olsa kesin idam edilmişlerdi. Peki ABD’ye bunlar nasıl patır patır gidebiliyorlar? Ya biz yeşil pasaportumuzla ABD’ye gidemiyoruz. Bu adam gidiyor, hemen yeşil kart veriliyor, yerleşim alıyor, çalışma izni alıyor, vatandaşlık alıyor, sermaye veriliyor. Ya bunu görmüyor muyuz biz? Bunu niye söylemiyoruz? Bakın bunlar bir mağdur algısı oluşturuyorlar. KHK’lı falan diye. Peki kardeşim bunların mağdur ettiklerinin hesabını kim sordu şu ana kadar? İçeriye attıkları subayların, amirallerin, generallerin, astsubayların, polislerin, savcıların hesabını kim sordu? Onlara haklarını iade ettiniz mi? Soruyorum. Onlar mağdur değil mi? Bu FETÖ’cuların mağdur ettiklerinin haklarını iade ettiniz mi arkadaş! Peki bu FETÖ’cuların mağdur ettiği öğrencilerin haklarını iade ettiniz mi? Yani soru çalan, soru çalıp da sınavları kazandığı, kağıt üzerinde hileyle kazanan adamlardan hesap sordunuz mu? Soru çalıp sınavları kazanıp da soru çalmadan o kadar çalışmasına rağmen kul hakkı yenenlerin hesabını sordunuz m? Kim mağdur? Bu hain örgütün mağdur ettiği adamların niye hesabını sormuyorsunuz? Niye onlara söylemiyorsunuz? Asıl mağdur edilenler bu hain örgütün mağdur ettikleri. Bu hain örgütün zulmünden niye hesap sormuyorsunuz? Niye KHK’lıları iade edeceğim falan diyorsunuz? Niye demiyorsunuz ki bunların nedeniyle askeri liselerden, Harp Okulu’ndan atılanları tekrar subay yapıyorum diye?"

 

HAİNE MERHAMET VATANA İHANETTİR

 

“O kadar acıdır ki asıl mağdurlar bu örgütün mağdur ettikleridir. Siz onların hiçbir tanesini söylemiyorsunuz.” ifadelerini kullanan Yaycı, Aziz Yıldırım’a hakkını verdiniz mi arkadaş? diye sordu. Yaycı, “Soruyorum. 1 sene yattı adam. Aziz Yıldırım’a hakkını verdiniz mi? Peki içeriye atıp 4 sene 5 sene içeriye tıkılanların hakkını verdiniz mi? Ne yaptınız bunun karşılığında? Harp Okullarından atılan adamların hakkını verdiniz mi? Bu yayından sonra yine acayip saldırılar olacaktır şahsıma. 1996’dan beri bütün askeri lise sınavlarını örgüt kendi elemanlarına vermiş ve askeri liselere böyle sokmuş. Yahu bunu ben atmıyorum ki! İtirafçı ifadelerinde var. Efendim Harp Okullarına da böyle sokmuşlar. Sınav soruları verilerek okullara giren adamlar 15 Temmuz’da %98.7’sidir. Şifreleme sistemiyle girmişlerdir. Adamları devlet çalıntı sorularla girenleri, çalıntı soruyla bile Türkiye’nin hani %1, %2 değil %20, %30, %40’ında yer alan adamlar bunlar üniversite sınavlarında. Yani çalıntı soruyla bile. Devlet olarak sen bunları Boğaziçi’ne yerleştirdin ya! Böyle bir şey var mı ya? Nasıl oluyor? Çalıntı soruyla Harp Okulu’na girdikleri belli olan adamlar, çalıntı soruyla askeri liseye girdiği belli olan adamlar, tuttu devlet bunları 1. derece okullara soktu. İTÜ’ye soktu, Boğaziçi’ne soktu, geçiş yaptırdı! ODTÜ’ye soktu, İstanbul Üniversitesi’ne soktu. Böyle yerlere soktular! Şimdi de operasyon yapıyorlar bu şifrelemeden dolayı. Bunları teker teker alıyorlar. Bakın bugün üniversitelerde bu olaylar oluyor. Ben buradan yetkililere sesleniyorum şimdi. Çünkü benim elimde bilgi de, duyum da var. Bu olayları çıkartan elebaşlarının arasında Harp Okulu ve askeri liseden sizin buraya yerleştirdiğiniz adamlar kimler? Net bi soru. Bana bunun bir cevabını versinler. Kim verecekse… Ve onların sosyal medya hesaplarını takip ettiniz mi? Sosyal medya hesaplarını takip ettiğinizde devlete karşı düşmanlıkları var mı yok mu her birinin? Açık açık sergiliyorlar! Bakın çok net söylüyorum. Haine merhamet vatana ihanettir! Hangi haine merhamet edeceksiniz ya? Oy uğruna bunla iş tutacak, bu örgüte göz kırpacak olan varsa sağcı solcu kuzeyli güneyli beni hiç enterese etmez. Ben vatanımın, milletimin birlik bütünlüğüne bakarım. Lanet olsun, lanet olsun! Gerçekten lanet olsun…” dedi.

 

BU VATANA VE MİLLETE HİZMET EDEBİLMEK İÇİN İKİ ŞEY VAR….

 

Yaycı bu vatana ve millete hizmet edebilmek için iki şey olduğunu belirtti. “Birisi şu. Cüzdanının tasması başkasında olmayacak. İkincisi makam, mevkii, rütbe tasması da olmayacak. Eğer bu ikisinden birisine tasma takılmışsa o adam vatana, millete, devlete hizmet edemez. Makam, mevkii, rütbe beklentisi olan adamlar da korkudan ses çıkartamazlar. İkmal endişesi ile her şeye evet derler. Cüzdanına tasma takılmış olanlar varsa zaten o da vatanı satar.” değerlendirmesinde bulundu.

 

BİZİM BİR CANIMIZ VAR. KENDİ DÜŞEN AĞLAMAZ!

 

FETÖ ile mücadele konusunda veriye dayalı konuştuğunu ve artık anlata anlata dilinde tüy bittiğini belirten Yaycı, “Bizim dilimizde tüy bitti. Kendi düşen ağlamaz. Benim bir canım var. Başka da bir şeyim yok. Hiç de çekinmiyorum. Şurada FETÖ ile FETÖ konusunda sanıyorum herhalde veriye dayalı konuşuyorum. Ben bu örgütle mücadeleyi içselleştirmiş birisiyim ve bu mücadelem benim yaklaşık 10 sene geçmişe dayanır. Net veriye dayalı çalışmam. Buradan da FETÖ’culara söylüyorum. Onlarda gayet iyi biliyor, takip ediyorlar. Şimdi yurtdışı yurtiçi devamlı basarlar hakareti, küfürü, her türlü iftirayı. Birincisi, eğer siz örgütle mücadeleyi sadece bir terör örgütü gibi görüp terörle mücadeleye bırakırsanız o iş olmaz. Genelleyemezsiniz. Bu örgüt bir terörist örgüttür. Doğru. Çok net. Bakın ben size söyleyeyim. Terörist örgüt, çok basit anlamıyla. Terör korku demek değil mi? Silahlı terör olduğunu zaten 15 Temmuz’da görmedik mi? Ee onun öncesinde de birçok suikast var. O suikastler de aslında silahlı terör örgütü olduğunun göstergesi. Terör bir kere korku. Terörist bir örgüt olduğu çok netti. 15 Temmuz’da da silahlı terörist oldukları belgelendi.” ifadelerini kullandı.

 

NEDEN TÜRK CEZA KANUNU’NDA BU ÖRGÜTE YÖNELİK DÜZENLEME YAPMADINIZ?

 

Yaycı, FETÖ’nün etkin olduğu dönemlerde ofisine, iş yerine Zaman Gazetesi almayanların maliye ile belediye ile başının belaya sokulduğunu, tehdit edildiğini, bunun da bir çeşit terör olduğunu belirtti. Yaycı, “Eğer siz Zaman Gazetesi’ni kasap dükkanına almazsanız ya da berber olarak almazsanız ya da kurban parası vermezseniz maliyeci, belediyeci başınıza üşüşüyor muydu? Almak zorunda mısın? Bunlar yaşandı! Bu terör değil mi? Vermezsen başına bu gelir. Bu oldu mu? Oldu. Peki bu örgüt bir casusluk örgütü müdür? Casusluk örgütüdür. Askeri bilgileri her hafta sivil abisine verip, sivil abisinin de bunu merkeze gönderdiği, merkezin de bunu diğer ülkelere gönderdiğini herkes biliyor mu? Biliyor. Bu bir casusluk mu? Casusluk. Bu örgütün devleti ele geçirmek üzere kurulmuş olduğu ve nihai hedefinin devleti ele geçirmek olduğunu biliyor muyuz? Biliyoruz, yaptı. Hiçbir yeri de boş bırakmadan devleti ele geçirmeye çalıştı. Ya biz bunu DHKPC, PKK gibi bir terör örgütüyle bağdaştırabilir miyiz şu anda? Mümkün değil. Seviye çok farklı. DHKPC’de PKK’da terör örgütü üyesi olmak için örgütün mutat toplantılarına katılmak, silahlı eylemlerine katılmak ya da afişler asmak, bildiriler asmak, konuşmalar yapmak değil mi? Bunları bu örgütte tanımlayamazsınız ki. Ama bu örgüt çok ciddi bir suç örgütü. Çok ciddi bir casusluk örgütü. Çok ciddi bir terör örgütü. Çok ciddi bir silahlı terör örgütü. Bu örgütün birçok yerde mensupları var ve birçok ayrı politikası var. Akademide, üniversitelerde ne yapıyor adam? Kendisinden olmayanı eliyor. Kendisinden olanı yükseltiyor. Kadro açıyor, dergi açıyor İngiltere’de yurtdışı dergiymiş gibi. Orada yayınlar yaptırıyor. Jüri üyelerini kendisini seçtiriyor. Peki bunu şu andaki mevzuatla nereye oturtturacaksınız? Terör örgütü PKK’nın yerine oturtturabilir misiniz oradaki akademisyeni? Ben soruyorum şimdi buradan. Neden Türk Ceza Kanunu’nda bu örgüte yönelik düzenleme yapmadınız? Neden casusluğu sadece yabancılara verilen bilgi olarak algıladınız? Neden aradakini koymadınız? Bu adamlardan ders çıkarmadınız mı? Bu adamların itiraflarını hiç okumadınız mı? Bu adamların bütün birliklerde olan bilgilerin sivil öğretmenlere verildiğini, bunların da imamlarına verdiğini, imamların da bunları bir merkezi sistemde biriktirdiğini ve yurtdışına gönderdiğini tespit ettiğinize rağmen bu yabancıya verilmiş bilgi değil, bu sivil birisine verildiği için casusluk tanımına girmiyor Türk Ceza Kanunu’nda diyerek neden yırttırmaya çalışıyoruz? Düzelt o zaman kanununu arkadaş!” değerlendirmesinde bulundu.

 

KİMSE BANA FETÖ İLE MÜCADELE EDİYOR KURUMLAR FALAN DEMESİN!

 

FETÖ ile mücadele konusunda yalnızca EGM ve MİT’in etkili olduğunu, aynı zamanda bu örgütle mücadelenin ByLock ve ankesöre indirgenmemesi gerektiğini ifade eden Yaycı, “Bakın oranları çıkartalım. Eğer şifrelemede %98.7 FETÖ’cunun girdiğini düşünüyorsak bir askeri okula bu bir belge işte. İddianamelerde var. Sadece silahlı kuvvetlere mi girdi bu? Ya adliyeye girdi, mülkiyeye girdi ele geçirmek için. Ee mahrem hizmetler diyor. Polise girdi, istihbarata girdi, tarım bakanlığına girdi, doktorlara girdi. Çünkü doktorlar çok önemli. Her bakımda ilerlemek için çok önemli. Akademiye girdi. Çünkü eğitim sektörünü, eğitimi ele geçirmek çok önemli. Çünkü kendilerine bağlı örgüt nesilleri üretmek istiyorlar, geliştirmek istiyorlar. Peki soruyorum şimdi. Akademiden ne kadar FETÖ’cu tespit edildi, atıldı? OHAL’den sonra bir tane atılan var mı? Soruyorum. Tarım Bakanlığı’ndan, Çalışma Bakanlığı’ndan, Sanayi Bakanlığı’ndan, Ticaret Bakanlığı’ndan şu bakanlıktan bu bakanlıktan kaç tane adam atıldı? OHAL’den sonra hiçbir şey yapıldı mı? Kim nasıl mücadele ediyor FETÖ ile? Kimse bana FETÖ ile mücadele ediyor kurumlar falan demesin. Eden kurum iki tane. EGM ve MİT. Siz eğer sadece ByLock ve ankesörle bu işi yapacağım derseniz zaten tespit edeceğiniz kişiler en fazla ya asker olur ya polis olur. Ya hakim olur ya kaymakam olur. Başka da kimse olmaz. Diğerlerine hiç öyle bir şey yok. Onların da yeni nesillerinde olmaz. Eskilerinde olur. Diğerleri ne oldu? Yok. Peki bu adamların sicilleri, nasıl sicil aldıkları, FETÖ döneminde nasıl yükseldikleri, önlerinin kimin kapatılıp kimlerin açıldıkları, doktora jürilerinde kimlerin oldukları, hangi üniversitelerde nasıl eğitim yaptıkları, kadrolarını nasıl açıldığı… Bunları kim inceliyor? Yok. Peki bugün Tarım Bakanlığı’nda gazetede okuduk bir üst düzey yönetici FETÖ’den görevden alınıyor. Neye istinaden alınıyor? MİT’in ısrarlı yazısına istinaden. Niye Türkiye’de FETÖ ile mücadele merkezi kurumu kurulmuyor? Merkezi kurumu kurulsa, kurunun yanında yaş yanmasa, herkes FETÖ’cu diye de lekelenmese. Çünkü bu FETÖ’cuların şöyle de bir özelliği var. Adam FETÖ’cu olmayanları FETÖ’cu diye lekeliyor. İyice sulandırmak için. Kriterler niye oluşturulmuyor? Örgütün itirafçıları var.” açıklamasında bulundu.

 

TÜRKİYE CUMHURİYETİ DEVLETİ’NİN EN BÜYÜK BEKA VE GÜVENLİK SORUNU FETÖ’DÜR!

 

Yaycı, “Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin en büyük beka ve güvenlik sorunu FETÖ’dür. Ne ekonomidir ne PKK’dır ne başka bir şeydir. FETÖ’dür. Bugün başımıza ne geliyorsa bunun altında FETÖ belası vardır. FETÖ isim ve kılık değiştirebilir.” uyarısında bulundu.

 

KHK’LI TERİMİ BİR FETÖ SÖYLEMİDİR

 

KHK’lı teriminin bir FETÖ söylemi olduğunu belirten Yaycı, “KHK’lı falan diye bir şey yok. Terör örgütü ile iltisaklı bulunduğu kanaatiyle devlet memurluğundan ihraç edilmişler ifadesi kullanılması lazımdır. Devletin artık dili yanmıştır. Yoğurdu üfleyerek yemelidir. Sütte leke olur ama devletin artık kendisine alacağı adamlarda leke olmamalıdır. Bu devletin bekası için çok önemlidir.” ifadelerini kullandı.