YAYCI'NIN ORTAYA ATTIGI TURKUAZ VATAN KAVRAMINI TESPAM ARASTIRMACISI KEMAL KISA MAKALESINDE INCELEDI

Sosyal Medyada Paylaş!

ASAM TÜRK DEGS Başkanı Doç. Dr. Cihat Yaycı'nın ortaya attığı "Turkuaz Vatan" kavramı, Türkiye Enerji Stratejileri ve Politikaları Araştırma Merkezi (TESPAM) araştırmacısı Kemal Kısa'nın "Turkuaz Vatan ve Türkiye'nin Gelecek Vizyonu / Turquoise Homeland And Turkey’s Future Vision" başlıklı makalesinde incelendi.

TURKUAZ VATAN VE TÜRKİYE'NİN GELECEK VİZYONU

(TURQUOISE HOMELAND AND TURKEY’S FUTURE VISION)

Emekli Tümamiral ve Türk deniz savunma anlayışının öncülerinden Cihat Yaycı, “Turkuaz Vatan” kavramını şöyle açıklıyor:

“Bu, Türklerin bugüne kadar yerleştikleri ve yaşadıkları yerleri anlatan bir kavram olarak ortaya çıktı. Burada Türk milletinin varlığı ve tarihi varlığının araştırılması, Türklerin tarihi varlığının korunması ve oradaki coğrafya ile ilişkilerin geliştirilmesi gerektiğini söylüyoruz. Başka bir deyişle, üç kıtaya yayılan büyük bir imparatorluğun geri kalanı olan bir devletiz. Ve biz böyle bir milletin bugünkü nesliyiz. Evrensel bir devlet olmamız lazım. Bu bizim idealimiz olmalı.”1

Turkuaz Vatan kapsamındaki bölgeleri genel olarak Osmanlı etkisinde kalan bölgeler bağlamında anlamak doğru bir değerlendirme olacaktır. Türkiye son yıllarda Osmanlı'nın etki alanı içindeki bölgelerde aktif bir dış politika izlemektedir. Bazıları Türkiye'nin bu stratejisini “Yeni Osmanlıcılık” çerçevesinde bir yayılmacılık olarak görse de Türkiye bu bölgelerde barışçıl bir vizyonla hareket ediyor. Türkiye'nin Orta Doğu'dan Afrika'ya, Balkanlar'dan Kafkasya'daki varlığının olumlu karşılanması bunun kanıtıdır. Mevcut dünya siyasetine baktığımızda; ABD, giderek azalan hegemonyasını yeniden kazanmaya çalışıyor. Çin ile mücadele etmekte ve bu bağlamda birçok ülkede aktif bir varlığa sahiptir, ayrıca Çin “borç diplomasisi” yoluyla birçok ülkede ekonomik hegemonya kurmaya çalışmaktadır, bir diğer örnek ise “Avrasyacılık” fikri çerçevesinde Rusya'dır. Sovyetler sahasında etkin bir konum elde etmeye çalışırken, Türkiye etki alanındaki ülkelerle neden ilgilenmesin?

Türkiye'nin gönül coğrafyasına dönüşü ve bu bölgede söz sahibi olması “akıllı gücüne” bağlıdır. Akıllı güç; Sert güç ve yumuşak gücün birleşimidir. Gelen Uluslararası İlişkiler disiplininin, sert güç esas olarak askeri ve ayrıca kapsar ekonomik gücü; yumuşak güç ise kültürel/ideolojik güç olarak tanımlanabilir. Yumuşak güç uygulamalarının amacı; gönüllere hitap etmek ve hedef ülke ve toplumların rızasını kazanmak. 21.yüzyılda bilgi teknolojilerinin gelişmesiyle birlikte yumuşak gücün önemi artmaktadır. Türkiye birçok bölgede yumuşak güç unsurlarıyla, dizilerle, insani yardımlarla var. Kuruluşlar (İHH veya Kızılay gibi) ve çeşitli kurumları (TİKA, Diyanet Vakfı, Yunus Emre Enstitüsü gibi). “Yumuşak güç ikna eder, sert güç caydırır veya zorlar ve diplomasi gereksiz askeri çatışmaları önler. Kamu diplomasisi, bir yumuşak güç aracı olarak fikir ve gönül savaşını kazanır. Akıllı güç, bunların en uyumlu ve dengeli karışımının birleşimidir.”2

Son olarak, dünya siyaseti yeniden şekilleniyor. Türkiye, Korona virüs krizi sonrası değişen dünya siyasetinde her türlü tehdide ve çok boyutlu bir savaş ortamına hazırlıklı olmak zorundadır. Önümüzdeki yıllarda olası savaşlar; Biyo-teknoloji ve genetik, iklim, su ve gıda, siber dünya ve uzay gibi alanlarda yer alması bekleniyor. 21. yüzyıl savaş ortamı çok farklı cephelerde hazırlanmayı gerektirirken Türkiye, Turkuaz Vatan çerçevesinde aktif bir dış politika izlemektedir. Bu kavram; ayrıca yeni nesil tehditlerle iç ve dış mücadele edebilecek bir güvenlik stratejisine sahip olmalıdır.

Kemal KISA

REFERANSLAR

1. https://turkdegs.org/icerik/turkuaz-vatan-ecdadimiz-nerelerde-yasamissa-nereleri-yurt-edinmisse-o-bolgeler-bu-vatanin-parcasidir

2. Sait Yılmaz, (2012). Akıllı Güç, İstanbul, Kum Saati Yayınları, s.51-52.

 

Kaynak: https://www.tespam.org/turquoise-homeland-and-turkeys-future-vision/