YUNANISTAN TARAFINDAN 10/12 MIL SOYLEMLERI ILE LOZAN’A GORE 3 MIL OLAN 6 MIL HUKUKSUZLUGUNUN MESRULASTIRILMAYA CALISILMASINA ILISKIN BIR DEGERLENDIRME

Sosyal Medyada Paylaş!

15 Ocak 2021 tarihinden “Atina yönetiminin kara sularında 12 mil talebinden vazgeçtiği öne sürüldü”[1] başlıklı haber kapsamında Yunanistan basınına konuşan eski Dışişleri Bakan Yardımcısı Hristos Rozakis’in Türkiye ile Yunanistan arasındaki diyalog sürecine ilişkin değerlendirmesinde Yunanistan'ın,kara sularındaki 12 mil talebinden "feragat ederek", 10 mil formülünü kabul ettiğini öne sürdü. Halbuki Lozan Barış Antlaşmasının 6. maddesinin 2’nci fıkrası ve 12’nci maddesinin son cümlesi ile akit devletlerin o zamanki uygulamaları ve konferanstaki tutumlarından, karasularının 3 mil genişlikte olması anlayışıyla hareket ettikleri bilinmektedir.[2] Bu çerçevede Yunanistan Lozan Barış Antlaşması çerçevesinde Adalar (Ege) Denizi’nde 3 mil olan karasuları sınırını 17 Eylül 1936 tarihinde “tek taraflı olarak” 6 mile genişletmiş[3] ve bugün adına da maximalist anlayışını sürdürerek 3 mil olması gereken karasularını tek taraflı olarak 6 mile çıkarması çerçevesindeki hukuksuzluğu maximal tutumlarla daha da arttırmaya çalışmaktadır.

 

Yunanistan’ın izlediği strateji, Lozan Barış Antlaşması çerçevesinde 3 mil olan kara suları sınırlarını “tek taraflı olarak” 17 Eylül 1936’da 6 mile genişletmesi çerçevesinde Türkiye’nin o dönemki siyasi konjonktürü yüzünden sessiz kalmış olması kapsamında Yunanistan, Adalar (Ege) Denizi’nde açık deniz olan %25’lik bir alanı egemenlik alanına Lozan hükmünü bozarak dahil etmiştir.

 

Türkiye’deki siyasi iklimin neden olduğu 1964 yılında çıkartılan “476 Sayılı Karasuları Kanunu” da Adalar (Ege) Denizi’nde karasularının 6 mil olduğunu ilan ederek üzücüdür ki Yunan tasarrufunu tescil etmiştir.[4]

 

Şimdi ise Yunanistan’ın izlediği stratejisi Adalar (Ege) Denizi’nde karasularını 6 milin de üzerine çıkartarak egemenlik alanını hukuksuzca genişletmektir. Bu kapsamda Türkiye’nin Lozan Antlaşması’na göre karasularının 3 mil olması gerektiğini ve 1995 yılındaki TBMM kararını hatırlatması gerekmektedir.

TBMM’de alınan 1995 kararı çerçevesinde Yunanistan'ın Adalar (Ege) Denizi’ndeki karasuları kapsamında 6 mili geçmesi durumunda Türkiye’nin bu durumu doğrudan casus belli (savaş sebebi) sayması gerektiği kararda belirtilmektedir. Bu kapsamda hassasiyetle 95 kararının hatırlatılması ve kararlılıkla 95 kararına bağlılık ihya olunmalıdır.

 

Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM), 8 Haziran 1995 tarihinde yaptığı 121’nci Birleşiminde, Yunan Parlamentosunun, Birleşmiş Milletler Deniz Hukuku Sözleşmesini (BMDHS) onaylayarak, Yunanistan yönünden uygulanabilecek aşamaya getirmesi sonucu ortaya çıkan durumu görüşmüş, aşağıdaki açıklamayı oybirliğiyle kabul etmiştir;

 

“Türkiye-Yunanistan arasında ortak deniz olan Ege'deki dengeler, 24 Temmuz 1923 tarihli Lozan Barış Antlaşmasıyla kurulmuştur. O tarihte her iki ülkenin karasuları 3 deniz mili olarak belirlenmişti. Bu durumda, millî hükümranlık dışındaki açık deniz alanları Ege'nin yüzde 70'ini oluşturmaktaydı.

 

Yunanistan, 8 Ekim 1936 tarihinde karasularını 6 deniz miline çıkararak Ege'nin yüzde 43,68'ini, yani yaklaşık yarısını egemenliği altına almıştır. Ancak, 1964 tarihinde 6 mile çıkarılan Ege'deki Türk karasuları ise, Ege'nin yaklaşık yüzde 7'lik bölümünü kapsamaktadır. Ege'nin yarısı halen açık deniz alanı statüsünde bulunmaktadır.

 

Yunanistan, son olarak, Deniz Hukuku Sözleşmesinin, esas itibariyle açık denizler ve okyanuslar için belirlenmiş bazı hükümlerinden yararlanarak, karasularını 12 mile çıkarmak isteğini ortaya atmıştır. Bu durum gerçekleştiği takdirde, Yunanistan, Ege Denizinin yaklaşık yüzde 72'sini egemenliği altına sokmuş olacaktır.

 

Bir yarımada olan Türkiye'nin, dünya denizlerine ve okyanuslarına Yunan karasularından geçerek ulaşmasına yol açacak böyle bir durumu kabul etmesi asla düşünülemez. Türkiye'nin, Ege'de hayatî menfaatları vardır.

 

Türkiye Büyük Millet Meclisi, Yunanistan Hükümetinin Lozanla kurulmuş dengeyi bozacak biçimde Ege'deki karasularını 6 milin ötesine çıkarma kararı almayacağını ümit etmekle birlikte, böyle bir olasılık durumunda, ülkemizin hayatî menfaatlarını muhafaza ve müdafaa için, Türkiye Cumhuriyeti Hükümetine, askerî bakımdan gerekli görülecek olanlar da dahil olmak üzere, tüm yetkilerin verilmesine ve bu durumun Yunan ve dünya kamuoyuna dostane duygularla duyurulmasına karar vermiştir."[5]

 

Bu çerçevede Yunanistan’ın karasularını sürekli genişletmek yerine maximalist tutumlarını ulusal ve uluslararası kamuoyunda gündemde tutarak, Lozan Antlaşması Adalar (Ege) Denizi’ndeki karasuları statüsünün 3 mil olduğunu, Yunanistan’ın “tek taraflı olarak” karasularını 6 mile genişleterek Adalar (Ege) Denizi’nin yüzde 43,68'ini, yani yaklaşık yarısını egemenliği altına aldığını, bununla da yetinmeyen Yunanistan’ın Adalar (Ege) Denizi’ndeki stratejisinin 6 milin üzerine de çıkarak 12 mile ulaşmayı arzuladığını ancak şimdi yapılan açıklamada da adeta bir algı yönetimi çerçevesinde 6 mile çıkarmasını meşrulaştırarak 10 mile ulaşmayı amaçladığı ve 12 mil hayalini 10 mille minimalize etmeye çalıştığı görülmektedir.

 

Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin defaatle Adalar (Ege) Denizi’nde karasularının Lozan Barış Antlaşması’na göre 3 mil olduğunu hatırlatması, 95 kararına bağlı kaldığını ve karar çerçevesinde Yunanistan’ın olası bir 6 mili 1 milim dahi geçmesi çerçevesinde Türkiye’nin bunu casus belli (savaş sebebi) sayacağını beyan etmesi ve 95 kararına bağlı olduğunu vurgulaması gerekmektedir.

 
TÜRK DEGS ARAŞTIRMACISI
ÖMER MEMOĞLU


[2] Yaycı, C. (2020). Yunanistan Talepleri (Ege sorunları): Soru ve Cevaplarla. Türk Tarih Kurumu. s. 93.

[3] Yaycı, C. (2020). Yunanistan Talepleri (Ege sorunları): Soru ve Cevaplarla. Türk Tarih Kurumu. s. 93.

[4] Yaycı, C. (2020). Yunanistan Talepleri (Ege sorunları): Soru ve Cevaplarla. Türk Tarih Kurumu. s. 93.