YUNANİSTAN’IN NİYETİ KARASULARINI 6 MİLİN ÜZERİNE ÇIKARMAKTIR

Sosyal Medyada Paylaş!

TÜRK DEGS Başkanı Doç. Dr. Cihat Yaycı 29 Ekim 2021’de Haber Global ekranlarında Saynur Tezel’in konuğu oldu. Yaycı, Yunanistan’ın GASA’ları silahlandırması ve Lozan Antlaşması’nın öngördüğü 3 mil kuralını da ihlal etmeye kalkışması üzerine değerlendirmelerde bulundu. Yaycı, Türkiye’nin derhâl 1995 yılındaki TBMM kararına dikkat çekerek, Yunanistan’ın karasularını 3 mile indirmesi yönünde bir çağrı yapılmasında fayda olduğunu belirtti.

 

YAYCI: TBMM’NİN TÜM PARTİLERİ VE TÜRKİYE CUMHURİYETİ DEVLETİ HÜKÜMETİ 1995’DEKİ KARARLILIĞIMIZIN TEKRARINI TEKRAR DUYURMALIDIRLAR

 

Yunanistan’ın Lozan Antlaşması’nı ihlal ederek karasularını 12 mile çıkartmaya kalkışmasına ilişkin bir uyarıda bulunan Yaycı, Yunanistan’ın BMDHS bize 12 mile kadar karasularını genişletme hakkı veriyor diye Lozan’ı ihlal etmeye kalkıştığını ifade etti. Yaycı, “Burada çok önemli bir nokta var. Yunanistan hem Fransa ile imzaladığı anlaşmada hem de ABD ile imzaladığı anlaşmada 1995’deki TBMM’nin Yunanistan’ın karasularını 6 milin üzerine çıkarması durumunda Türkiye’nin belli güç unsurlarını tümüyle kullanarak buna engel olacağı, karşılık vereceği, casus belli (savaş nedeni) sayacağı ifade edilmese de anlam olarak oraya gelen, isabet eden bir bildirimi söz konusudur. Şimdi, olaya böyle bakınca ve her ikisi ile de anlaşma imzaladıktan sonra ve öncesinde 1995 kararına atıfta bulunması Yunan Dışişleri Bakanı’nın çok ilginçtir. 1995 kararlarına Yunanistan’ın atıfta bulunmaları hakikaten şu senaryonun hayata geçirileceği endişesini bende büyük bir kuvvetle doğurmaktadır. Karasularını artırma girişimi! Şimdi biraz önceki kutlama mesajında da BM kararlarına saygılı olunması gerekir ifadesinin altında BMDHS bize 12 mile kadar karasularını genişletme hakkı veriyor. Siz de buna saygılı olun iması vardır. Bu ima çok ciddi bir imadır. Benim buradaki naçizane tavsiyem şu olur. TBMM’nin tüm partileri ve Türkiye Cumhuriyeti Devleti hükümeti 1995’deki kararlılığımızın tekrarını tekrar duyurmalıdırlar. 1995’deki bildiriye sadığız. Bildirideki hususlara tamamen mutabıkız ve aynı kararlılıktayız ifadelerini tüm partilerin söylemesi gerekir. Bu konu önemlidir. İkinci konu ise şudur. BMDHS değildir Adalar (Ege) Denizinde statüyü belirleyen, karasularını belirleyen. Lozan Antlaşmasıdır. Lozan’da 3 mildir karasuları. Türkiye’nin talebi Lozan’daki statüye dönülmesidir. Türkiye kimseden bir şey istemiyor. Türkiye sadece antlaşmalara uyulmasını istiyor. Türkiye’nin buna net bir şekilde cevap vermesi gerekir ve Yunanistan’ı Lozan Antlaşması’ndaki şartlara, karasuyu şartlarına dönmeye çağırıyoruz demeleri gerekir diye düşünüyorum.”

 

TÜRKİYE DEĞİL, YUNANİSTAN İŞGALCİDİR.

 

Türkiye’nin işgalci bir devlet olmadığının altını özellikle çizen Yaycı, asıl Yunanistan’ın işgalci bir devlet olduğunu, bunun en büyük kanıtının da 1919 ile 1922 arasında Türkiye’nin Batı Anadolu’sunu Yunanlıların işgal etmiş olması olduğunu belirtti. Yaycı, “1919 ile 1922 arasında Türkiye’nin Batı Anadolu’sunu işgal eden Yunanlılardır! Devletler tarihinde 100 yıl çok kısa bir süredir. 100 yıl önce, 99 yıl önce Türkiye’nin Batı Anadolu’sunu işgal eden bir Yunanistan’dan bahsediyoruz ve Atatürk’ün sayesinde bütün ordusunu kaybetmiş bir Yunanistan vardır. 9 Eylül 1922’de de hepsini denize dökmüştür. Yani Yunanistan’ı tehdit eden, işgal etme girişiminde bulunan bir Türkiye’den söz etmek mümkün değil. Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin tarihinde Yunanistan’ın herhangi bir adasını, herhangi bir toprağını işgal etme girişimi mi olmuştur? Ya da bir bombalama mı olmuştur? Ya da bir top atışı mı olmuştur? Bir çıkarma mı olmuştur? Hayır olmamıştır. 1922’de Türkiye’nin Batı Anadolu’su işgal edilmiştir. Şimdi geldiğimiz noktada bir kere şunu karıştırmamak lazım. Türkiye istediği yerde ordu kurar. Neden? Türkiye’yi bağlayıcı bir husus yok. Türkiye Ege Batı Anadolu’da da kurar, Akdeniz’de de Akdeniz ordusu kurar, Güney Doğu Anadolu’da da Güney Doğu Anadolu ordusu kurar.”

 

YUNAN VE RUM İKİLİSİ MEGALİ İDEANIN PEŞİNDEN KOŞUYOR

 

Yunan ve Rum ikilisinin megali ideanın peşinde koştuğunu ifade eden Yaycı, “Daha önceden de uyarmıştık. İyon denizinde 12 mile çıkardım, sonra bizim uyarılarımızla Küçük Çuha, Büyük Çuha ve Girit Adası’yla Yunan anakarasına yakın yerlerde karasularını 6 milin üzerine çıkarılması 1995 kararımıza aykırıdır demiştik. Buralar Adalar (Ege) Denizi’dir demiştik. Onun için Adalar Denizi’nin hiçbir yerinde 6 milin üzerine çıkartılamaz demiştik. Ama 2018’den itibaren Yunanistan adım adım gidiyor. Adım adım bunları yapmaya kalkıyor. Biz de sürekli uyarıyoruz. Uyarılarımıza umarım kulak verenler vardır ve en azından devletin kararlılığını bu noktada belirtirler. Şimdi burada Türkiye’yi bağlayan ordu kurup kurmamakla ilişkin herhangi bir sözleşme anlaşma vs. yoktur. Ama Yunanistan’ın kendisine o adalar devredilirken gayrı askeri statüde olmak kaydıyla devredildiğine dair Lozan Antlaşması ve Paris Barış Antlaşması vardır. Yani bizi böyle bir anlaşmayla bizi bağlayan herhangi bir husus yoktur. Onun için Yunanistan Ege ordusunu kurdunuz dolayısıyla Ege ordusunu kurduğunu için bu adaları silahlandırdık diyemez. Hukuken diyemez. Böyle bir şey söz konusu olamaz. Artı Türkiye’nin bu adalara karşı en ufak bir tehdidi yoktur. Türkiye kendisini savunmak için askeri tedbir alıyor. Yoksa burnunun dibindeki adalara siz bu kadar ağır silah koyarsanız, anlaşmaları ihlal ederseniz ve megali ideayı daha yeni, iki buçuk hafta önce Yunanistan Dışişleri Bakanı ve Rum Dışişleri Bakanı bizim hedefimiz Kıbrıs’ın helenleştirilmesi derse megali ideanın parçası olarak ve Olimpiakos takımının başkanı derse ki şehrimizde Fenerbahçe’yi yendik diye siz megali ideanın hayatta olduğunu, bu ideal peşinde Yunanlıların koştuğunu, bunun içinde adaları silahlandırdığını düşünür ve gerekli savunma tedbirini alırsınız.” ifadelerini kullandı.

 

 

PEKİ NE YAPILMALI?

 

Haber Global ekranlarında değerlendirmelerde bulunan Yaycı’ya Saynur Tezel’in yönelttiği ‘peki ne yapılmalı’ sorusuna ise Yaycı, “Burada yeni bir karar alınmasına gerek yok. Karanın arkasındayız diye hükümetimiz bir açıklama yapar. Çünkü elimizde zaten bir karar var. O kararın kaldırılmasına çalışan FETÖ ve FETÖ’nün uzantıları vardı ve FONDAŞ medya dediğimiz medyada bunun bir saldırganlık vs. olduğunu söylemişlerdir. Halbuki bu bir sadece kendini savunma. Bunu bir tekrar etmeleri lazım. Yani sözlü olarak tekrar edilmesi lazım. Dışişleri Bakanlığı tarafından tekrar edilebilir, Cumhurbaşkanlığı tarafından takdir buyururlarsa tekrar edilebilir, partilerimiz tarafından tekrar edilebilir. Ama BMDHS’nin değil Lozan Antlaşması’nın Adalar Denizi’nde geçerli olduğunu ve karasularının 3 mile indirilmesi konusunda bir çağrı yapılmasında fayda var.” yanıtını verdi.