18 ARALIK 1923 TÜRK-MACAR DOSTLUK ANTLAŞMASI

Turk DEGS
Yazan: Turk DEGS
4 Dk. Okuma
4 Dk. Okuma

Türk ve Macar milletleri arasındaki ilişkiler, Avrupa tarihinin en eski ve en dikkat çekici kültürel temaslarından birini oluşturmaktadır. Her iki milletin kökenlerinin Türkistan’a dayanması, tarih boyunca ortak yaşam biçimleri, benzer gelenekler ve karşılıklı kültürel etkileşimlerin ortaya çıkmasına zemin hazırlamıştır. Bu durum, Türk–Macar ilişkilerinin yalnızca siyasî çıkarlar doğrultusunda şekillenmediğini; aksine tarihsel ve kültürel bir temele dayandığını göstermektedir. XIX. yüzyılın ikinci yarısından itibaren bu tarihsel yakınlık yeniden hatırlanmış, uzun yıllar süren savaşların Macar kamuoyunda bıraktığı olumsuz izler yerini karşılıklı sempati ve dayanışmaya bırakmıştır. Bu yakınlaşmanın önemli dönüm noktalarından biri 1848–1849 Macar Özgürlük Savaşı’nın yenilgiyle sonuçlanmasının ardından ihtilalin lideri Lajos Kossuth ve beraberindekilerin Osmanlı Devleti’ne sığınması olmuştur. Sultan Abdülmecit’in bu mültecilere kapılarını açması, Macar kamuoyunda Osmanlı Devleti’ne yönelik olumlu bir algının oluşmasına katkı sağlamıştır. Avrupa’nın ortasında Slav ve Cermen topluluklarla çevrili olan Macarlar, millî kimliklerini koruma arayışıyla kökenlerini araştırmaya yönelmiş; bu süreçte Doğu kültürü ve Türk tarihiyle olan bağlar daha fazla gündeme gelmiştir.

Birinci Dünya Savaşı’nın ardından Avusturya-Macaristan İmparatorluğu’nun dağılması ve 4 Haziran 1920’de imzalanan Trianon Barış Antlaşması, Macaristan için son derece ağır sonuçlar doğurmuştur. Macaristan’ın tarihî topraklarının üçte ikisini kaybetmesi, ülkeyi siyasî, askerî ve psikolojik açıdan derin bir travmayla karşı karşıya bırakmıştır. Bu süreçte Osmanlı Devleti’ne dayatılan Sevr Barış Antlaşması ile Trianon Antlaşması arasındaki benzerlikler, Macar kamuoyunun Türk Millî Mücadelesi’ni yakından ve umutla takip etmesine yol açmıştır. Atatürk önderliğinde yürütülen bağımsızlık mücadelesi, Macarlar açısından ilham verici bir örnek olmuştur. Atatürk’ün 1923 yılında Macar Meclisi’nde bir telgrafı okunmuş, bu telgrafta Atatürk Macar halkına hitaben şu ifadelere yer vermiştir: ‘’Doğruluk, metanet ve fedakârlık zafere ulaştırır. Orada, Tuna kıyısında acı çeken kardeş halkın geleceğine inanıyor ve güveniyoruz. Ümitsiz olmayınız; zira gelecek, arzu ve imanı olana vaat olunmuştur.’’ Bu mesaj, Türk milletinin Trianon Antlaşması’nın ağır yükü altında kalan Macar halkına duyduğu samimi desteğin ve kardeşlik hissinin en açık göstergelerinden biri olmuştur.

Türkiye Cumhuriyeti’nin kurulmasının ardından Mustafa Kemal Atatürk’ün benimsediği “Yurtta sulh, cihanda sulh” ilkesi doğrultusunda Türkiye, Avrupa devletleriyle barışçı ve dostane ilişkiler kurmayı hedeflemiştir. Bu anlayışın bir sonucu olarak 18 Aralık 1923 tarihinde İstanbul’da Türk–Macar Dostluk Antlaşması imzalanmıştır. Bu antlaşma, savaş sonrası kesintiye uğrayan diplomatik ilişkileri yeniden tesis etmiş; Türkiye Cumhuriyeti’nin uluslararası alandaki saygınlığını artırmıştır. Macaristan’ın Türkiye Cumhuriyeti’ni tanıyan ilk Avrupa ülkelerinden biri olması, iki ülke arasındaki tarihsel dostluğun resmî bir zemine taşındığını göstermektedir. Diplomatik ilişkilerin yeniden kurulmasıyla birlikte Dostluk Antlaşması’nı 1925 yılında imzalanan Ticaret Sözleşmesi ve 1926 yılında imzalanan Karşılıklı Yerleşme Sözleşmesi tamamlamıştır. Antlaşmanın imzalanmasını izleyen süreçte siyasî ilişkilerin yanı sıra ekonomik, kültürel ve bilimsel iş birlikleri de hız kazanmıştır. Macaristan’dan Türkiye’ye gelen çok sayıda uzman, mühendis ve akademisyen; tarım, sanayi, altyapı, eğitim ve bilim alanlarında genç Türkiye Cumhuriyeti’nin kalkınma hamlelerine önemli katkılarda bulunmuştur. Şeker fabrikalarının kuruluşu, hayvancılığın modernleştirilmesi, sulama projeleri, meteoroloji teşkilatının oluşturulması ve üniversitelerde akademik kadroların güçlendirilmesi bu katkıların başlıca örnekleridir. Atatürk’ün 1933 yılında kendisini ziyaret eden Macar heyetine hitaben yaptığı konuşmada Macar milletini medeniyet, kültür ve yüksek nitelikleriyle övmesi, bu saygı ve yakınlığın devam ettiğini göstermektedir.

Sonuç olarak Türk–Macar Dostluk Antlaşması, tarihsel kökleri derinlere uzanan iki milletin barış, karşılıklı saygı ve iş birliği temelinde ilişkilerini sürdürme iradesini yansıtan son derece önemli bir belgedir. Atatürk’ün Macar halkına yönelik sözleri ve mesajları da bu dostluğun yalnızca diplomatik değil, aynı zamanda insanî ve duygusal bir boyuta sahip olduğunu ortaya koymaktadır. Antlaşmanın 102. yılında Türk-Macar dostluğu, geçmişten gelen ortak değerler ışığında günümüzde de canlılığını korumakta ve geleceğe yönelik ortak hedefler doğrultusunda gelişmeye devam etmektedir.

Bu Yazıyı Paylaş
Yorum yapılmamış

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir