Yazan: Bekir Atacan
PKK-PYD/SDG ile Suriye Savunma Bakanlığı arasında basına yansıyan yazışmalar, “entegrasyon” söyleminin ardında yarı özerk bir yapının dayatıldığını ortaya koyuyor. Ordu, sınırlar ve doğal kaynaklar gibi egemenliğin temel unsurlarında belirsizlik sürerken, Suriye’nin devlet niteliği “geçici çözümler” kisvesi altında fiilen tartışmaya açılıyor.
PKK-PYD/SDG Dosyasında Büyük Oyun: Herkes Sahada, Devlet Masada Yalnız
PKK-PYD/SDG ile Suriye devleti arasında yürütüldüğü iddia edilen entegrasyon görüşmeleri, yüzeyde teknik bir uzlaşı süreci gibi sunulsa da gerçekte çok daha geniş ve sert bir jeopolitik oyunun parçasıdır. Bu dosyada yalnızca PKK-PYD/SDG ve Şam yoktur;
ABD sahada, Rusya masada, Türkiye sınırda ve her aktör kendi ajandasını bu sürece dayatmaktadır.
Bu nedenle mesele bir “entegrasyon” değil; egemenliğin kimde kalacağına dair çok taraflı bir pazarlıktır.
ABD: Entegrasyon Değil, Kontrol
Washington’ın desteklediği model nettir:
PKK-PYD/SDG silahlı kalacak, yerel kaynakları yönetecek, sınırlar ise “esnek” tutulacaktır. Bu yapıya entegrasyon demek mümkün değildir; bu, vekâlet düzeninin kurumsallaştırılmasıdır.
ABD açısından mesele Suriye’nin toprak bütünlüğü değildir. Asıl hedefler;
• İran’ı çevrelemek,
• Rusya’nın manevra alanını daraltmak,
• Enerji hatları ve doğal kaynaklar üzerinde kalıcı denetim sağlamaktır.
Bu denklemde PKK-PYD/SDG bir ortak değil, jeopolitik bir araçtır.
Rusya: Devleti Korumak mı, Krizi Yönetmek mi?
Moskova, söylem düzeyinde “Suriye devletinin birliği” vurgusunu sürdürürken, sahada oluşan gri alanlara fiilen göz yuman bir pozisyon almaktadır. Çünkü Rusya için öncelik, güçlü ve merkezi bir devlet yapısından ziyade kontrol edilebilir bir dengedir.
Bu nedenle entegrasyon adı altında muğlak ve ucu açık formüller tolere edilmektedir.
Ancak bu yaklaşım, kısa vadede krizi dondursa bile, uzun vadede devletin kurumsal ve egemenlik kapasitesini aşındırmaktadır.
Türkiye: Güvenlik Kaygısı, Siyasi Belirsizlik
Ankara açısından tablo nettir:
Silahlı bir PKK-PYD/SDG’nin, hangi ad altında olursa olsun varlığını sürdürmesi kabul edilemez.
Ancak sahadaki askeri gerçeklik ile masadaki siyasi süreç arasındaki uyumsuzluk, belirsizliği derinleştirmektedir.
“Entegrasyon” adı altında PKK-PYD/SDG’nin meşrulaştırılması, Türkiye açısından tehdidin yeniden paketlenmesinden başka bir anlam taşımamaktadır.
Devlet Nerede?
Bu çok katmanlı denklemde en zayıf halka, ironik biçimde devletin kendisidir.
• Ordusunu tam denetleyemeyen,
• Sınırlarını fiilen kontrol edemeyen,
• Kaynakları üzerinde egemenlik kuramayan bir yapıdan “egemen devlet” diye söz edilebilir mi?
Bugün “geçici” denilerek meşrulaştırılan düzenlemeler, yarın uluslararası baskılarla kalıcı statülere dönüştürülecektir.
Son Söz
Bu bir entegrasyon süreci değildir.
Bu, Suriye’nin egemenliğinin uluslararası pazarlığa açılmasıdır.
ABD kontrol ister,
Rusya denge ister,
Türkiye güvenlik ister.
Ama devletin ihtiyacı tartışmasızdır:
Tek ordu. Tek sınır. Tek karar merkezi.
Bunlar yoksa, geriye sadece adı kalan bir devlet kalır.

