Bugün burada yalnızca bir başkan seçimi için toplanmadık.
Bugün burada Fenerbahçe’nin önümüzdeki yıllardaki rotasını belirlemek için toplandık.
Bu nedenle vereceğimiz kararın yalnızca bugünü değil, yarını da etkileyeceğini bilmek zorundayız.
Çünkü Fenerbahçe sıradan bir spor kulübü değildir.
Fenerbahçe, Cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün kulübüdür.
Fenerbahçe, Türk milletinin bağımsızlık ruhunun, mücadele karakterinin ve asla teslim olmayan iradesinin sembollerinden biridir.
Bu nedenle Fenerbahçe’de başkan seçimi yapılırken yalnızca vaatlere değil; geçmişe, eserlere, mücadelelere ve ortaya konulan liderliğe de bakmak gerekir.
Değerli kongre üyeleri;
Bir denizci olarak hayatım boyunca şunu öğrendim:
Fırtına çıktığında gemiyi kimin limana sağ salimen götürebileceğine bakılır.
Sakin denizde herkes kaptan olabilir.
Ama dalgalar yükseldiğinde, rüzgâr sertleştiğinde, rotayı koruyabilenler ve gemilerini limana sağ salim götürebilenler gerçek liderlerdir.
Ben bugün burada neden Aziz Yıldırım’ı desteklediğimi açık ve net şekilde ifade etmek istiyorum.
Çünkü Aziz Yıldırım sadece bir başkan adayı değildir.
Aziz Yıldırım, Fenerbahçe tarihinin en önemli dönüşüm dönemlerinden birinin mimarıdır.
Bugün içerisinde bulunduğumuz stat varsa…
Bugün Avrupa standartlarında tesislerimiz varsa…
Bugün basketbolda Avrupa şampiyonluğu yaşamış bir Fenerbahçe varsa…
Bugün kadın voleybolunda dünya markası olmuş bir Fenerbahçe varsa…
Bugün milyonlarca insanın hayranlıkla takip ettiği çok branşlı bir spor kulübü yapısı varsa…
Bunların altında Aziz Yıldırım’ın imzası vardır.
Ancak burada özellikle altını çizmek istediğim bir husus vardır.
Bütün bu eserler büyük ölçüde Fenerbahçe’nin kendi öz kaynaklarıyla yapılmıştır.
Bugün gururla kullandığımız stat…
Samandıra Tesisleri…
Dereağzı Tesisleri…
Topuk Yaylası…
Altyapı yatırımları…
Spor salonları…
Kulübün geleceğini güvence altına alan pek çok yatırım…
Fenerbahçe’nin kendi imkânlarıyla hayata geçirilmiştir.
Bu nedenle Aziz Yıldırım yalnızca takım kuran bir başkan değildir.
Aziz Yıldırım eser bırakan bir başkandır.
Bir kulübü yönetmek başka şeydir.
Bir kulübe eser bırakmak başka şeydir.
Aziz Yıldırım hem klübü yönetmiş, hem eser bırakmıştır.
Ve tarih, eser bırakanları unutmaz.
Değerli Fenerbahçeliler;
Aziz Yıldırım’ın Fenerbahçe’ye kazandırdığı en önemli eserlerden biri de geleceğe yapılan yatırımdır.
Bir spor kulübünün yalnızca sahalarda değil; bilimde, eğitimde ve akademide de söz sahibi olması gerektiği anlayışıyla Fenerbahçe Üniversitesi kurulmuştur.
Bu vizyon sadece bugünü değil, yarını düşünmenin ürünüdür.
Çünkü büyük başkanlar yalnızca sezon kazanmazlar.
Büyük başkanlar gelecek inşa ederler.
Ancak benim Aziz Yıldırım’a desteğimin nedeni yalnızca statlar, tesisler veya kupalar değildir.
Asıl sebep karakterdir.
Asıl sebep mücadeledir.
Asıl sebep zor zamanlarda gösterilen duruştur.
Çünkü liderler başarı günlerinde değil, kriz zamanlarında belli olur.
Türk devletine kumpas kuran FETÖ yapılanmasının yıllar boyunca Türk Silahlı Kuvvetleri’ne, devlet kurumlarına ve milletimize karşı yürüttüğü operasyonları hepimiz gördük.
Balyoz’u gördük.
Ergenekon’u gördük.
15 Temmuz’u gördük.
Ve bugün artık çok daha iyi biliyoruz ki aynı yapı yıllar önce Fenerbahçe’yi de hedef almıştı.
3 Temmuz süreci yalnızca bir spor meselesi değildir.
3 Temmuz, Fenerbahçe’yi teslim alma girişimidir.
Fenerbahçe’nin bağımsız karakterini kırma girişimidir.
Bir camiayı diz çöktürme operasyonudur.
O günlerde pek çok kişi geri çekildi.
Pek çok kişi sustu.
Pek çok kişi beklemeyi tercih etti.
Ama Aziz Yıldırım geri adım atmadı.
Bedel ödedi.
Mücadele etti.
Direndi.
Ve milyonlarca Fenerbahçeliye de direnme cesareti verdi.
O günlerde söylediği iki söz bugün hâlâ hafızalardadır.
“Darağacında da olsak son sözümüz Fenerbahçe olacaktır.”
Bu söz yalnızca bir başkanın kulübüne bağlılığını değil, bir davaya inanmışlığını göstermektedir.
İkinci söz ise bugün çok daha iyi anlaşılmaktadır:
“Ne şikesi, memleket elden gidiyor.”
O gün birçok kişi bu sözün ne anlama geldiğini tam olarak kavrayamamış olabilir.
Ancak yıllar sonra Balyoz kumpaslarını gördük.
Ergenekon kumpaslarını gördük.
15 Temmuz ihanetini gördük.
Devletimizin içine nasıl sızıldığını gördük.
Türk Silahlı Kuvvetleri’nin nasıl hedef alındığını gördük.
Ve bugün geriye dönüp baktığımızda anlıyoruz ki Aziz Yıldırım’ın o gün yaptığı uyarı yalnızca Fenerbahçe ile ilgili değildi.
O söz, Türkiye’ye yönelik daha büyük bir tehdide işaret eden tarihî bir uyarıydı.
Bugün geriye dönüp baktığımızda görüyoruz ki, o gün Fenerbahçe’yi savunmak aslında Türkiye’nin bağımsız kurumlarına karşı yürütülen kumpaslara karşı da durmaktı.
Bu nedenle Aziz Yıldırım’ın adı yalnızca başarılarla değil, mücadeleyle de anılmaktadır.
İşte liderlik budur.
İşte karakter budur.
İşte vefa gösterilmesi gereken duruş budur.
Değerli kongre üyeleri;
Bugün önümüzdeki soru şudur:
Fenerbahçe’nin yeniden ayağa kalkması için nasıl bir liderliğe ihtiyaç vardır?
Benim cevabım nettir.
Fenerbahçe’nin bugün tecrübeye ihtiyacı vardır.
Kurumsal hafızaya ihtiyacı vardır.
Büyük hedefler koyan bir vizyona ihtiyacı vardır.
Kulübün DNA’sını bilen bir yönetime ihtiyacı vardır.
Fenerbahçe’nin büyüklüğünü yaşamış, yaşatmış ve ispat etmiş bir liderliğe ihtiyacı vardır.
Aziz Yıldırım’ın son dönemde yaptığı konuşmaları dikkatle dinlediğimde şunu görüyorum:
Kırgınlık değil birlik çağrısı yapıyor.
Ayrışma değil bütünleşme çağrısı yapıyor.
Mazeret değil hedef ortaya koyuyor.
Ve en önemlisi, Fenerbahçe’nin yeniden şampiyonluklara ve Avrupa hedeflerine odaklanmasını istiyor.
Bu yaklaşımın doğru olduğuna inanıyorum.
Çünkü Fenerbahçe’nin sürekli geçmiş tartışmalarına değil, geleceğe odaklanmaya ihtiyacı vardır.
Fenerbahçe’nin yeniden özgüven kazanmaya ihtiyacı vardır.
Fenerbahçe’nin yeniden kazanma kültürünü en üst seviyede yaşamaya ihtiyacı vardır.
Değerli Fenerbahçeliler;
Bugün burada bir tercih yapacağız.
Ben tercihimi açıkça ifade ediyorum.
Ben oyumu Aziz Yıldırım’dan yana kullanacağım.
Çünkü eserlerine güveniyorum.
Çünkü mücadelesine güveniyorum.
Çünkü Fenerbahçe sevgisinden şüphe duymuyorum.
Çünkü zor günlerde gösterdiği liderliği unutmanın vefasızlık olacağına inanıyorum.
Çünkü Fenerbahçe’ye yalnızca kupalar değil; statlar, tesisler, kurumsal yapılar ve bir üniversite bırakan bir vizyonun yeniden ihtiyaç duyulduğuna inanıyorum.
Ve çünkü Fenerbahçe’nin yeniden büyük hedeflere yürümesi için gerekli tecrübeye, cesarete ve iradeye sahip olduğuna inanıyorum.
Elbette son söz kongrenindir.
Son söz büyük Fenerbahçe camiasınındır.
Ama hangi görüşten olursak olalım, seçim bittiği anda hepimiz yeniden aynı çatının altında buluşacağız.
Çünkü başkanlar değişebilir.
Yönetimler değişebilir.
Futbolcular değişebilir.
Ama Fenerbahçe sonsuza kadar yaşayacaktır.
Ve unutmayalım:
Büyük başkanlar sadece sezon kazanmazlar.
Büyük başkanlar gelecek inşa ederler.
Aziz Yıldırım, Fenerbahçe’ye işte böyle bir gelecek bırakmıştır.
Allah Fenerbahçe’yi daim etsin.
Allah Fenerbahçe’nin birliğini ve beraberliğini korusun.
Yaşasın Fenerbahçe.
Yaşasın büyük Fenerbahçe camiası.
Ne mutlu Fenerbahçeliyim diyene.
💛💙


