Devletlerin aldığı hiçbir karar tesadüf değildir. Hele ki Türkiye gibi jeopolitik gerilimin, terör tehdidinin ve düzensiz göç baskısının tam merkezinde bulunan bir ülkenin atacağı adımlar, ancak devlet aklı, güvenlik yaklaşımı ve jeostrateji ışığında okunabilir. Irak vatandaşlarına uygulanan “15 yaş altı ve 50 yaş üstü vize muafiyeti” de bu gerçeğin tipik örneklerinden biridir.
Bu karar, bazı çevrelerin sandığı gibi basit bir vize düzenlemesi değildir. Tam tersine; Türkiye’nin güvenlik hassasiyetleri, demografik dengeleri, ekonomik çıkarları ve bölgesel vizyonu açısından ince hesapların ürünüdür.
⸻
Güvenliğin Adı Konmalı: Tehdit 15–50 Yaş Aralığındadır
Irak coğrafyası, özellikle kuzey hattı, sadece komşu bir ülke değil; PKK’nın insan kaynağı devşirme alanıdır. Terör örgütü, bu yaş aralığında bulunan erkek nüfusu sistematik olarak kullanmaktadır. Aynı zamanda kaçakçılık zinciri, yasa dışı göç ağları ve radikal yapılanmalar da bu demografik aralıktan beslenmektedir.
Türkiye’nin vize politikasını yaş temelli yapması, tam da bu nedenle “yerinde ve güçlü bir devlet refleksi”dir.
15 yaş altı ve 50 yaş üstü bireylerin terör eylemlerinde yer alma, örgüt bağlantılı alanlara karışma ve yasa dışı göç ağlarına uyum sağlama ihtimali oldukça düşüktür. Risk, tam olarak ortadadır; Türkiye ise riskin üzerine değil, riskin dışına kapı açmıştır.
⸻
Demografiyi Korumak Devletin Varoluş Meselesidir
Bugün pek çok ülke irili ufaklı krizlerle boğuşuyorsa; en temel sebebi demografik kontrolü kaybetmiş olmalarıdır. Türkiye, özellikle 2011 sonrası yaşanan yoğun göç dalgalarının sosyolojik yansımalarını çok acı bir şekilde gördü.
Düzensiz göçün en yoğun aktığı yaş aralığı bellidir: 16–45 yaş arası tekil erkek nüfus.
Türkiye bu grubu vizeye tabi tutarak, geleceğine dönük mümkün olan en önemli tedbirlerden birini almıştır.
Hem güvenlik hem toplumsal düzen hem de işgücü piyasası açısından yapılan bu sınırlama, demografik egemenliğin korunması anlamına gelir. Çünkü egemenlik sadece toprağı korumakla değil, insan akışını yönetmekle de mümkündür.
⸻
Ekonomik Adımlar Güvenlik Filtreleriyle Birlikte Atılır
Bu kararın ekonomik ayağı da vardır.
0–15 yaş grubu genellikle aile turizmi, sağlık hizmeti ve kısa süreli ziyaretlerle Türkiye’ye gelir.
50 yaş üstü ise sağlık turizmi, alışveriş ve gayrimenkul yatırımlarında etkin bir gruptur.
Yani Türkiye;
“düşük risk – yüksek ekonomik katkı” formülünü tercih etmiştir.
Bunun adı doğru politika, bunun adı akılcı devlettir.
⸻
Irak ile İlişkiler: Denge Siyaseti, Taviz Değil
Bazıları bu adımı Irak’a verilen bir taviz gibi sunmaya çalışsa da bu yaklaşım gerçekçi değildir. Türkiye hem Bağdat ile hem Erbil ile hem de bölgedeki İran etkisiyle aynı anda diplomatik temas yürütmek durumundadır.
Türkiye, vize muafiyetiyle Bağdat’a “iyi niyet” penceresi açmış; ama güvenlik riskini de kesin çizgilerle ayırmıştır.
Yani kapı açıktır ama kontrolsüz değildir.
⸻
PKK ve Suriye–Irak Hattındaki Oyunları Bozan Hamle
Türkiye’nin kuzey Irak ve Suriye’de yürüttüğü mücadele, sadece askeri değil; diplomatik, ekonomik ve demografik boyutları olan bir ulusal güvenlik mücadelesidir. Irak’taki 15–50 yaş arası nüfusun kontrolsüz akışına izin vermek, örgütün şehir yapılanmalarına, ikmal hatlarına ve lojistik imkânlarına zemin hazırlardı.
Bu kararla Türkiye, hem sınırlarını hem toplumunu hem de güvenlik boyutunu sağlam tutmaktadır.
⸻
Devlet Aklı Böyle İşler
Türkiye bugün bir tercihin değil; bir zorunluluğun gereğini yapmaktadır.
Irak politikasındaki “yaşa göre vize” uygulaması, şu gerçeklerin birleşimidir:
• Güvenlik riskinin azaltılması
• Düzensiz göçün filtrelenmesi
• Demografik egemenliğin korunması
• Ekonomik çıkarların gözetilmesi
• Bağdat–Erbil–Ankara dengelerinin sağlanması
• PKK’nın insan kaynaklarının kesilmesi
Bunun adı;
devlet stratejisidir,
demografik güvenliktir,
jeopolitik akıldır.
Türkiye, hem kendisini hem bölgesini hem de geleceğini korumaktadır.

