Tugay ULUÇEVİK, Büyükelçi (E)
Büyük Önderimiz Gazi Mustafa Kemâl ATATÜRK 29 Ekim 1933’te Cumhuriyetimizin 10 yıl dönümü nutkuna şu sözlerle başlıyor:
“Bugün Cumhuriyet’in onuncu yılını doldurduk. En Büyük Bayramdır. Kutlu olsun!”
Ne mutlu bizlere ki biz de bugün Cumhuriyetimizin 103’üncü yıldönümüne erişmenin haklı gururu ve sevinci içinde “en büyük Bayramı” Cumhuriyet Bayramımızı yaşıyoruz.
Milletimize kutlu ve mutlu olsun!
Çocukluk yıllarımdan hatırlarım. 10 Kasımlarda, Cumhuriyet Bayramlarında, diğer millî Bayramlarda ülkedeki tek radyo Ankara Radyosu’ndan Atatürk’ün 10’uncu yıl nutkunu Atamızın kendi sesinden dinlemek için siyah renkli PHILIPS marka lâmbalı radyomuza ailece yakın gelirdik. Ben Atatürk konuşacağı için radyonun karşısında “hazır ol” vaziyetinde dururmuşum.
Atatürk’ün “Az zamanda çok ve büyük işler yaptık”, “Büyük Türk Milleti, on beş yıldan beri giriştiğimiz işlerde muvaffakiyet vadeden çok sözlerimi işittin. Bahtiyarım ki, bu sözlerimin hiçbirinde, milletimin hakkımdaki itimadını sarsacak bir isabetsizliğe uğramadım” ifadesi üzerine odadaki aile büyüklerim “çok doğru” gibi sözler mırıldanırdı.
ATATÜRK’ün zikrettiği 15 yılda, yani Kurtuluş ve İstiklâl Savaşımızın başlangıcından (1919) Cumhuriyet’in 10’uncu yıldönümüne (1933) kadar uzanan dönemde yaşanan tarihî gelişmeleri hafızamızda canlandırdığımız zaman, Atamızın yukarıda alıntıladığım ifadelerinde iç politika amaçlı propaganda niteliğinde abartılar, zorlamalar, tahrifler bulunmadığını, salt hakikatin ifadesi olduğunu, açıkça görüyoruz.
Gerçekten de Atatürk “az zamanda” başardığı “çok ve büyük işlerden” aldığı haklı cesaret ve özgüven duygusuyla Milleti’nin önünde ve tarih huzurunda bu sözleri yüz akıyla söyleyebilme mazhariyetine erişmiş bir müstesna lider ve önderdir. Geçen bir asır içinde dünyada tarihe mal olan olaylar, Atatürk’ün sözlerini bütünüyle doğrulamıştır. Atatürk gösterdiği hedeflerde yanılgıya düşmemiştir. Samsun’a ayak bastığı günden itibaren söylediklerini, belirlediği hedefleri adım adım gerçekleştirmiştir.
Anavatan’ını düşman işgalinden kurtarmış, Barış Antlaşması yoluyla Türk Milleti’nin egemenliğini ve uluslararası camiada egemen eşitliğini sağlamış, “en büyük eserim” dediği modern, çağdaş, lâik, halkın iradesine dayalı Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni kurmuştur.
Aradan 103 yıl geçti. Atatürk günümüzde de uluslararası plânda Türkiye’nin değerlendirilmesinde bir referans noktasıdır, bir kriterdir.
Yakın geçmişten bir örnek: Belçika Savunma Theo Francken 2025 Temmuz’unda Türkiye’ye yaptığı resmî ziyaret çerçevesinde Anıtkabir’de ATATÜRK’ün mozolesine törenle çelenk koyduktan sonra ATA’mızın manevi huzurunda diz çöktü.
Belçikalı Bakan bu konuda şunları ifade etti:
“Ankara’da, modern Türk milletinin kurucu babası Mustafa Kemal Atatürk’e saygı duruşunda bulundum. Atatürk, reformları güçlü bir şekilde savundu ve Türkiye’yi demokratik ve lâik bir cumhuriyete dönüştürdü. Birçok Avrupa ülkesinden çok önce kadınlara tam siyasi haklar tanıdı, halifeliği kaldırdı, dini otoriteyi toplumun direksiyonundan indirdi ve eğitime, kalkınmaya ve bilime odaklandı. Bu adama ve siyasi projesine en derin saygımı diz çökerek ifade ettim.”
Kısa bir süre önce 23-24 Ekim’de Türkiye’ye resmî ziyarette bulunan Kanada Başbakanı Mark Carney Atatürk hakkında şunları dile getirdi:
“Mustafa Kemâl Atatürk, kendine güvenen ve egemen bir ulus inşa etti. “Yurtta sulh, cihanda sulh” (Türkçe söyledi) ilkesiyle hareket etti. Kanada bugün yaşadığımız bu kopuş döneminde bu ilkeyi son derece değerli buluyor.”
Atatürk’ün 95 yıl önce dile getirdiği “yurtta sulh, cihanda sulh” ilkesini günümüzde Kanada Başbakan’ı Türkçe olarak telâffuz ediyor ve Kanada’nın içinde bulunduğu kritik şartlar bakımından “değerli” buluyor!
Büyük Atam! Sen yaşıyorsun, bugün de dünyada yol gösterici olmaya devam ediyorsun!
Cumhuriyet’imizin ilânının bu şerefli Yıldönümünde Devletimizin Kurucusu ve Birinci Cumhurbaşkanı Gazi Mustafa Kemâl ATATÜRK’ü, Cumhuriyet’in ilânı kararını alan TBMM’nin üyelerini, İstiklâl Savaşımızda verdiğimiz Şehitleri, Gazileri rahmet, minnet, şükran, sevgi ve saygıyla anıyor, manevî huzurlarında tâzimle eğiliyorum.


