
“Yerel Liderler” Dedikleri Kim?**
Suriye’nin kuzeyinde yıllardır sahnelenen oyunun perdesi aralanıyor. “Yerel temsilci”, “bölgenin iradesi”, “Kürt halkının lideri” diye pazarlanan bazı SDG/PKK-PYD yöneticilerinin, bırakın Suriye’nin kaderini belirlemeyi, Suriye’nin kendi nüfus kayıtlarında bile gerçek bir varlığı olmadığı iddia ediliyor.
Evet, mesele tam olarak bu kadar çarpıcı.
1950’lerden sonra Türkiye’den Suriye’ye göç eden ve “yabancı kimliği” ile yaşayan ailelerin çocukları bugün Suriye’nin kuzeyinde “yönetici” diye dolaştırılıyor. Bu durum sadece bir kimlik meselesi değil; yıllardır sahaya sürülen kişilerin, gerçek bir toplumsal zemine değil, tamamen dışarıdan kurulan bir düzene dayandığını gösteriyor.
Mazlum Abdi’nin gerçek adı Ferhad Abdi Şahin. 1980’lerden bu yana Kandil hattında gidip gelen, Suriye’de ise sadece örgütsel görevler için konaklayan bir figür. İlham Ahmed’in hikâyesi de aynı dosyanın başka bir sayfası: 1980’lerde Kandil, sonra uzun bir sessizlik, ardından 2014’te aniden sahnede parlatılan bir siyasi rol.
Dahası?
Bu isimlerin Suriye pasaportu bile yok.
Bir ülkenin pasaportunu taşımadan o ülkenin kaderini çizmek…
Bu bile tek başına sahadaki yapının “yerellik” iddiasını yerle bir etmeye yeter.
Ama asıl tokat Irak’tan geldi.
Irak İçişleri Bakanlığı, Süleymaniye’de sahte pasaport ve sahte kimlik ağı ortaya çıkardı. Bazı SDG/PKK-PYD yöneticilerinin gerçek kimlikleriyle değil, başka ülkelerin bürokrasilerindeki gediklerden sızdırılmış sahte belgelerle dolaştığı ortaya kondu. Bu belgeleri hazırlayan memurlar gözaltına alındı.
Bu ne demek biliyor musunuz?
Suriye’nin kuzeyinde yıllardır “meşru yönetim” diye sunulan yapı, en basit kimlik ve pasaport düzeyinde bile ayakta duramıyor. Bir örgütün gölgesinden çıkan isimler, sahte belgelerle siyaset yapıyor; sonra da dünya bunları “yerel aktör” diye ciddiye almak zorunda kalıyor.
Hakikat acıdır ama açıktır:
Kuzey Suriye’de dönen senaryolarda, sahnenin önündeki aktörlerin çoğu kukla; iplerse çok daha uzakta, çok daha karanlık ellerde.
Ve bugün herkesin sorması gereken tek soru şu:
Bu bölgenin geleceğini gerçekten kim yazıyor — ve sahada görünenler o senaryonun neresinde duruyor?
Yazan:Bekir Atacan

