Çukurova’nın Düşman İşgalinden Kurtuluşu

Turk DEGS
Yazan: Turk DEGS
3 Dk. Okuma
3 Dk. Okuma

Osmanlı Devleti’nin Birinci Dünya Savaşı’nda yenilmesinin ardından Türk yurdunun çeşitli bölgeleri işgale uğradı. Bu bölgelerden birisi olan Çukurova ve Toroslar, İngiltere ile Fransa arasında etki alanlarını ve işgal bölgelerini paylaşan anlaşmalar sonucunda Fransızlar tarafından işgal edildi. Fransız askerlerine çok sayıda Ermeni Lejyonu milisi eşlik ediyordu. İşgalci güçler, Akdeniz kıyısı boyunca çeşitli limanları ele geçirirken Toroslar’a doğru yayılmaya çalıştı. Türk ulusunun ve askerlerinin işgale karşı direnişiyle başlayan çatışmalar, Kurtuluş Savaşı’nın Güney Cephesi’ni oluşturan önemli bir mücadele alanına dönüştü.

İlk işgal güçleri 1918 yılının sonunda bölgeye ulaştı. 17 Kasım’da Fransızlar ve Ermeniler Mersin’e çıktılar. Takip eden süreçte bugünkü Mersin, Adana ve Osmaniye illerini kapsayan alanda işgali genişletmeye çalıştılar. Tarsus 19 Kasım’da işgal edilirken, Adana 21 Aralık’ta, Kozan ve Kadirli gibi daha kuzeydeki şehirler ise sırasıyla 1919 yılının 7 Mart ve 14 Mart tarihlerinde işgal edildi. Fransızlar, Anadolu’nun geri kalanı ile Çukurova’yı birbirine bağlayan Toros geçitlerini ele geçirmek istiyorlardı. Bölgeyi ekonomik gerekçelerin yanı sıra Suriye’deki Fransız toprakları ile Türk toprakları arasında bir tampon bölge oluşturmak amacıyla da işgal etmişlerdi. Ermenilerin bölgeye yerleştirilmesi ise Türklere karşı müttefik bir Ermeni devleti kurma amacını taşıyordu. Atatürk bu planları fark etmiş ve ‘‘Anadolu’nun en koyu Türk muhiti ve en mahsuldar ve zengin bir mıntıkası’’ olarak değerlendirdiği bölgedeki bu tasarıları bozmanın elzem olduğunu düşünmüştü.

  İşgalci güçlerin bölgedeki zulüm ve tecavüzleri, Türk halkını yıldırma ve sindirme aracı olarak kullanılmaktaydı. Özellikle Ermeni milisleri, etnik temizlik amacıyla katliam, tecavüz, yaralama ve terör eylemleri düzenliyorlardı. Ancak bu davranışlar ters tepti ve işgale karşı direnişi daha da artırdı. Atatürk geçit noktalarından birisi olan Pozantı’da direniş merkezi kurmuştu. Türk güçleri bu şekilde koordinasyonlu ve organize olabileceklerdi.  İlk zamanlarda Kuva-yi Milliye ve Türk direniş güçleri, Fransız ve Ermeni birliklerine karşı asimetrik savaş yöntemini benimsediler. Toros geçitlerinde kurulan pusular, işgalcilere ağır kayıplar verdirmekteydi. Özellikle 1920 yılında Karboğazı geçidinde düzenlenen pusuda, Fransız taburu büyük bir yenilgiye uğradı; toplam ölü, yaralı ve esir sayısı bini aşmıştı. Düşman güçlerine bu şekilde kararlı bir direniş gösteriliyordu.

  Kurtuluş Savaşı’nın ilerleyen safhalarında bölgeye daha fazla Türk askeri gönderildi. İşgalcilere doğrudan direnecek kadar askerle bölgede Fransız işgalini sürdürülemez hale getirmek amaçlanıyordu. Direniş, nihayet Yunanlılara karşı verilen Batı Cephesi’nin olumlu seyri ve Atatürk’ün diplomasi başarısıyla 20 Ekim 1921 tarihli Ankara Antlaşması ile başarıya ulaştı. Fransa, diğer İtilaf Devletleri ile yaşadığı anlaşmazlıkların da etkisiyle bu anlaşmaya razı geldi. Bölgeden çekilen Fransız ve Ermeni güçleri, arkalarında yaptıkları katliamlar nedeniyle çok sayıda ölü, yaralı ve enkaz bıraktılar. Kurtuluş Savaşı’nda Türk ulusu bağımsızlığına kavuşurken, ilk kurtarılan bölgelerden biri Çukurova ve Toroslar oldu. 

Bu Yazıyı Paylaş
Yorum yapılmamış

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir