Türkmenler Silah Kullanmadı mı?

Turk DEGS
Yazan: Turk DEGS
5 Dk. Okuma
5 Dk. Okuma

Yıllardır bize Türkmenlerin mücadelelerinin silaha bulaşmadığı anlatıldı. Gerçekte durum biraz daha farklıydı.

Sınırlar çizilip ötesinde kaldığımız günden bugüne dek Irak’ta var olan yetim Türkler, sistematik haksızlıklara maruz bırakıldı. Sınırın ötesinde kalmış Türkler, dikta rejimine varlıklarını bir türlü kabul ettirememişti. Kendi toprakları bile karış karış ellerinden gidiyordu. Zalimin zulmü günden güne artarken, fikri hür ve vicdanı hür olmayan bir milletin kaybedecek hiçbir şeyi kalmamış demekti.

Asırlardır o toprakları işleyen ve varlığı inkâr edilemeyecek bir millet, artık yaşayıp nefes aldığını ispatlamak zorundaydı. İstekleri yalnızca eşit yurttaş olmaktı. Ancak bu istek, günün sonunda onları canlarından bile edecekti.

Baas yönetimi başa geldikten sonra Türkmenlerin maruz kaldığı haksızlıklar giderek arttı. Kendi çocuklarına bile Türk adı koyamaz hâle gelmişlerdi. İçi içini yiyen Türkmenlerin umut ışığı ise o günlerde zaferle sonuçlanan Kıbrıs Harekâtı olmuştu.

Kerkük ateş kırmızı

Sevdim bu Türkmen kızı

O gün dünyaya geldik

Türkler aldı Kıbrıs’ı

Zaferden sonra cesaretle coşan Türkmenler, sıkışmış su gibi musluğun açılmasını bekliyorlardı adeta. İşte o günlerde, kurucuları olduğu tahmin edilen iki yiğit çıktı meydana. Rüştü Salihi ve İzettin Celil Terzi tarafından kurulan Türkmen Kurtuluş Ordusu, büyük bir özverinin yansımasıydı.

Bu örgütlenme tamamen gizlilik içinde ilerliyordu. Yapılanma şekillendikçe silahlar, kitaplar ve eğitim materyalleri temin ediliyordu. O dönemde devlet daireleri dışında daktilo bulundurmak yasak olmasına rağmen, Türkiye’den daktilolar temin edilmiş ve bu yapılanmada kullanılmıştı.

Türkmen Kurtuluş Ordusu’nda en önemli unsur gizlilikti. Yapılanmaya katılan her nefer, önce Kur’an’a el basarak yemin ederdi.

Türkmen Kurtuluş Örgütü bünyesindeki kişiler, görev alanlarına göre eğitim alıyordu. Kimisi diplomasi, kimisi iktisat, kimisi ise tarih alanında yetiştiriliyordu. Faaliyetlerinin bir kısmının hâlen gizli tutulduğu, yapılanmanın üyelerinden biri olan ve günümüzde Irak Parlamentosunda Kerkük milletvekili olarak görev yapan Erşat Salihi tarafından da ifade edilmiştir.

Irak Türkmenleri, dikta rejiminin Türklere karşı olumsuz bir tavır sergilediğinin farkındaydı. Bu nedenle Filistin’deki Müslümanları destekleyen yönetimin, söz konusu Kıbrıs Türkleri olunca aynı desteği neden göstermediğine anlam veremiyorlardı.

MHP ile açıkça bağlantıları bulunan bu gizli grup, özellikle hazırlayıp dağıttıkları broşürlerden sonra dikkatleri üzerlerine çekmiş ve 1977’den itibaren Irak İstihbarat Teşkilatının yakın takibine girmişti.

Gökte yıldız kırmızı

Aydan akıttın bizi

İçelim bayram edelim

Türkler aldı Kıbrıs’ı

İşte o tarihten sonra tutuklamalar da başladı. Türkmen Kurtuluş Örgütü bu tutuklamalar karşısında hazırlıksız yakalanmıştı. Çünkü kendi içlerindeki herkesin samimiyetine güveniyorlardı. Ancak gözden kaçırdıkları bir şey vardı: telefonlar. Türkmenler telefonlarının dinlenebileceğini düşünmüyordu. Oysa Bağdat yönetimi telefonları dinliyordu.

Örgütün içinde her meslek grubundan ve her sosyal sınıftan insanlar bulunuyordu. Bir gün Türkmen Kurtuluş Örgütü’nün kurucu lideri Rüştü Salihi gözaltına alındı. Onu tanıyan herkes, Rüştü Salihi’nin akıbetini tahmin edebiliyordu.

Tutuklama operasyonları eş zamanlı olarak farklı şehirlerde gerçekleştirildi. Gözaltına alınanlar sorgulanmak üzere Bağdat’a götürüldü ve istihbarat tarafından sorguya çekildi. Bunun temel nedeni, yapılanmanın Türkiye tarafından desteklendiğinin düşünülmesiydi. Sorguların ardından tutuklandılar.

1980 yılında son tutuklamalarını yaşayan bu grubun üyeleri, mesleklerine göre farklı cezalar aldı. Yapılanma içinde bulunan askerlere daha ağır cezalar verildi. Mahkeme sırasında ise Türklere “Osmanlı artıkları” denildi.

Hâkimin hükmü çoktan belliydi. Karar, duruşmadan önce verilmişti. Mahkeme salonu adeta darağacından birkaç gün önce kurulmuş bir tiyatro sahnesini andırıyordu.

Türkler bir dilim aldı

Düşman yerinde kandı

O gün biz bayram ettik

Türkler Kıbrıs’a dayandı

İdam odasına şu on kişi götürüldü:

  • Rüştü Salihi
  • Mehmet Korkmaz
  • İzettin Celil Terzi
  • Selahattin Günyeçi
  • Muazzam Kasapoğlu
  • Hamit Rahman Kümbetli
  • Selahattin Tenekeci
  • Muhsin Molla Ali
  • Selahattin Necim Haffaf
  • Mustafa Abbas Taleferli

Günler birbirini beklemeden geçiyordu adeta. Gün, sonu ölüm olan zamanda geceyle yarışıyor gibiydi. Bir taraftan “Halk içinde muteber bir nesne yok devlet gibi” denilirken, öte taraftan “Olmaya devlet cihanda bir nefes sıhhat gibi” sözü, darağacında sabah saat 06.00’da bambaşka bir anlam kazanıyordu.

Günler geceye kavuştu ve 9 Temmuz 1980’de zalimin zulmü, mazlumları darağacında buluşturdu. Gencecikti bedenler; pırıl pırıl, incecikti. Hatta bazılarının bedenleri o kadar hafifti ki cellatlar ipin tam sıkılması için ayaklarına asılıyordu. Boyunları darağacında olsa da ruhları şehadet uğruna göğe yükseliyordu.

Kazan kara

Kapkara kazan kara

Türkmene hor bakanın

Mezarını kaz Ankara

Bu Yazıyı Paylaş
Yorum yapılmamış

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir