
Dünyadaki hukuk sistemleri tarihsel olarak iki ana başlığa ayrılır: Kıta Avrupası hukuk sistemi ve Anglosakson hukuk sistemi. Türkiye’nin de dâhil olduğu Kıta Avrupası sisteminde hukukun kaynağı daha çok yazılı kanunlara dayanır. Anglosakson hukuk sisteminin temelinde ise hâkimlerin verdiği emsal kararlar (içtihatlar) yer alır. Kıta Avrupası hukuk sistemi, Avrupa anakarasında bulunan ülkelerce benimsenmiş ve tarihî gelişimi bu coğrafyada sağlanmıştır. Buna örnek olarak İsviçre, İtalya, Almanya ve Türkiye verilebilir. Anglosakson hukuk sisteminin uygulandığı ülkelerin dağılımı ise İngiliz İmparatorluğu’nun sömürgecilik faaliyetleriyle paralellik gösterir. İngilizler, egemenlik kurdukları her coğrafyaya kendi hukuk sistemlerini de empoze etmişlerdir. Bugün dünyada Anglosakson hukuk sistemine sahip ülkelere baktığımızda; eski İngiliz sömürgeleri olan Amerika Birleşik Devletleri, Yeni Zelanda ve Avustralya gibi ülkeleri görüyoruz. İngilizlerin 1878-1960 yılları arasında Kıbrıs Adası’ndaki sömürge faaliyetlerinden kaynaklı olarak, bugün hâlen KKTC’de uygulanan hukuk sisteminde Anglosakson hukukunun geniş bir yeri vardır. Ancak özellikle 1983 sonrası dönemde Cumhuriyet Meclisi tarafından çıkarılan yasalarda, Türkiye’nin etkisiyle Kıta Avrupası hukuk sistemi benimsenmiştir. Sonuç olarak, her iki hukuk sisteminin de izlerini taşıyan nadir ülkelerden biri olan KKTC; kültürel ve sosyal anlamda olduğu gibi hukuk sistemi bakımından da melez bir yapıya sahiptir.
Tarihsel Arka Plan İngiliz sömürge yönetimi, 1950’li yılların sonunda o güne kadar çıkardığı tüm yasaları kodifiye etmiş ve ortaya çıkan bu yasa külliyatına “Kıbrıs Yasaları” (Law of Cyprus) adını vermiştir. Sömürgeci İngiliz yönetimi, bu yasa külliyatının içerisindeki her bir yasayı numaralandırarak sıralamış ve bu bölümlere İngilizcede “chapter” denmiştir. Örneğin, İngilizlerin hazırladığı Ceza Kanunu bu külliyatın 154. bölümünde yer alır. Daha sonraki dönemlerde bu yasalar Türkçeye çevrilirken, “chapter” kelimesinin tam Türkçe karşılığı olarak “fasıl” ifadesinin kullanılması kararlaştırılmıştır. Ancak KKTC’de sadece İngiliz döneminden kalma yasalar fasıl olarak adlandırılmaktadır. İlerleyen yıllarda KKTC Cumhuriyet Meclisi tarafından çıkarılan yasalar fasıl olarak anılmaz; yıl ve numara ile belirtilir.
KKTC Hukuk Sistemindeki Temel Normlar Hukukun genel esaslarını oluşturan ceza hukuku ve borçlar hukuku alanlarında, hâlen İngiliz sömürge döneminden kalma yasalar kullanılmaktadır. Bu yasalar, klasik Anglosakson hukuk sisteminin maddeleştirilmiş hâlidir. “Fasıl 154” olarak bilinen Ceza Kanunu’na bakıldığında, İngiliz ceza hukuku doktrinlerinin hâkim olduğu görülür. “Fasıl 155” Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nda da, Anglosakson hukuk sisteminin bir gereği olarak suçun soruşturmasını polisin üstlendiğini; savcının ise davanın mahkemeye sunulması aşamasında devreye girdiğini görüyoruz. “Fasıl 148” Sözleşmeler Yasası ve “Fasıl 149” Haksız Fiiller Yasası gibi yasalarda da tamamen İngiliz doktrinlerinin hâkim olduğu göze çarpmaktadır.
KKTC Yargı Teşkilatının Yapısal Organları
KKTC yargı teşkilatının en yüksek mahkemesi; Türkiye’deki Danıştay, Yargıtay ve Anayasa Mahkemesi gibi farklı yargı kollarının ayrı yüksek mahkemeleri şeklinde değil, tek bir “Yüksek Mahkeme” olarak düzenlenmiştir. Bu Yüksek Mahkeme, bir başkan ve yedi üye olmak üzere toplam 8 üyeden oluşur ve altında ayrı kurumsal yapılar barındırmaz. Mahkeme, önüne gelen uyuşmazlığın niteliğine göre Anayasa Mahkemesi, Yargıtay veya Yüksek İdare Mahkemesi sıfatlarından birini takınarak uyuşmazlığı çözer. İlk derece mahkemeleri ise Ağır Ceza Mahkemeleri, Kaza Mahkemeleri ve Aile Mahkemeleri olmak üzere üçe ayrılır. Kaza Mahkemeleri; Ağır Ceza Mahkemelerinin görev alanına girmeyen ceza davalarının yanı sıra alacak davaları, sözleşme ihlalleri ve haksız fiil davaları gibi hukuk davalarına da bakar. Ağır Ceza Mahkemeleri ve Aile Mahkemeleri ise Türkiye’dekine benzer bir yapıdadır. Sistemde iki dereceli bir yargılama usulü mevcuttur; istinaf mahkemeleri bulunmamaktadır.
KKTC Hukuk Sisteminin Türkiye Cumhuriyeti Hukukundan Etkilenişi KKTC mevzuatı her ne kadar İngiliz hukukundan etkilenmiş olsa da Anglosakson hukuk sisteminin idare hukuku ve anayasa hukuku gibi kamu hukuku alanlarında yeni kurulan bir devlet için yetersiz kalması, KKTC’nin yönünü Türkiye’ye, yani Kıta Avrupası hukuk sistemine çevirmesine sebep olmuştur. KKTC bir devlet olarak teşkilatlanırken doğal olarak dilini, kültürünü ve siyasi vizyonunu paylaştığı Türkiye Cumhuriyeti’ne yönelmiştir. Bu yönelim, kendini özellikle anayasa hukuku alanında belli etmektedir. İngilizlerin yazısız anayasa ve parlamento egemenliği ilkeleri KKTC’de uygulanmamış, 1983 yılında KKTC Anayasası kabul edilmiştir. 1983 KKTC Anayasası; 1961 ve 1982 Türkiye Cumhuriyeti anayasalarından büyük izler taşır. Bu anayasa sayesinde sosyal devlet, hukuk devleti ve anayasa yargısı gibi Kıta Avrupası hukuk sistemine özgü kavramlar KKTC hukuk sistemine entegre edilmiştir. KKTC hukukunun Türkiye Cumhuriyeti hukuku ile etkileşiminin en göz önünde olduğu bir diğer durum ise yasaların modernize edilmesi ve çağın gereklerine uygun yeni yasaların çıkarılmasıdır. Bilişim suçları, tüketici hakları ve kara paranın aklanması gibi modern hukuk alanlarında KKTC Meclisi yasa yaparken, TBMM’nin hazırladığı yasaları şablon olarak kullanmaktadır.
Yargıdaki Teknik Problemler KKTC’deki hukuk sisteminin bir gereği olarak savcılar soruşturma aşamasına pek dâhil olmaz; soruşturmalar kolluk kuvvetleri tarafından yürütülür. Savcılar, Türkiye’dekinin aksine olay yerine gidip delil toplamaz, yalnızca iddia makamı olarak dosyayı mahkemeye sunarlar. Buna rağmen KKTC’deki savcı sayısı yetersizdir. Bu yetersizlik durumu hâkim kadroları için de geçerlidir. Anglosakson hukuk sisteminin doğası gereği hâkimlerin, yalnızca kanun maddesine bakıp karar vermekten ziyade ilgili konudaki içtihatlara vakıf olmaları gerekmektedir. Bu durum inceleme sürecini uzatmakta ve duruşmaların devamlı olarak ertelenmesine sebep olmaktadır. Ayrıca Yüksek Mahkeme’nin tek bir kurumdan oluşması ve temyiz edilen dosyaların devamlı olarak aynı mahkemeye gitmesi, burada bir darboğaz yaratmaktadır. Bu tablo, uyuşmazlıkların çözümlenmesinin uzun yıllar sürmesinin temel sebeplerinden biridir.
KKTC Hukuk Sisteminin Eksikliklerinin Türkiye’ye Yansımaları Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin hukuk sisteminin eksikliklerinden doğan problemlerin etkilerini Türkiye’de gözlemlemek mümkün hâle gelmiştir. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti, Türkiye Cumhuriyeti dışında başka bir devlet tarafından tanınmamıştır. Bu durum ile KKTC hukuk sistemindeki yetersizlikler birleştiğinde; bu bölgede yoğun kara para aklama, kumar, uyuşturucu ticareti vb. suçların yaşanmadığını söylemek güç hâle gelmiştir. Bu suçlar KKTC’deki suç örgütleri için cezasız kalabildiği gibi, oluşan bu ortam yeni suç örgütlerine de kapı aralamıştır. Bu suç ortamı, hukuk sisteminin yetersizliğinden kaynaklandığı gibi kolluk sisteminin yetersizliğinden de kaynaklanmaktadır. KKTC Güvenlik Kuvvetleri Komutanlığına (GKK) bağlı Polis Genel Müdürlüğü (PGM), bünyesinde çalıştırdığı 2.200 2.500 civarı polis memuru ile ülkenin adli kolluk kısmını oluşturur. Bu zafiyetler sonucunda oluşan güvensizlik ortamı; suç örgütlerinin faaliyetlerine, Türkiye’den suçluların KKTC’ye kaçmasına, kara para ve uyuşturucu ticaretine zemin hazırlamıştır. Bu güvensizlik ortamının yansımaları, Türkiye Cumhuriyeti’nde ekonomik, sosyokültürel, siyasi ve hukuki açılardan olumsuz sonuçlar doğurmuştur. Ülkedeki insanların suç işlediklerinde cezasız kalabileceklerini düşünmeleri, güvensiz ve belirsiz bir ortamda yatırımların yapılmasına sıcak bakılmaması, vatandaşların huzurlu ve rahat bir hayat sürdürememeleri vb. birçok temel sorunun başlıca kaynağı Türkiye ve KKTC’deki hukuk sistemlerinin yetersizliğidir. Bu sistemler için yeni adımlar atılmadıkça veya uygun uygulama alanları oluşturulmadıkça, en büyük zararı yine Türkiye Cumhuriyeti’nin göreceği kaçınılmaz bir gerçektir.

