AZERBAYCAN’A KARŞI BLACK PR SABOTAJININ ANA HEDEFİ GAZZE VEYA BAŞÖRTÜSÜ DEĞİLDİR

Turk DEGS
Yazan: Turk DEGS
7 Dk. Okuma
7 Dk. Okuma

E. Kur. Alb. Akif GASIMOV
Türk DEGS Kafkasya Güvenlik Uzmanı
Askeri-Siyasi Analiz

I. GİRİŞ

Son dönemde Azerbaycan’a yönelik BLACK PR ve dezenformasyon faaliyetlerinde özellikle başörtüsü ve Gazze başlıklarının öne çıkarıldığı görülmektedir.

Ancak bu iki konu, yürütülen propaganda faaliyetlerinin tamamını açıklamak için yeterli değildir. Azerbaycan’ın Filistin politikası ve iç hukuk düzeni üzerinden oluşturulan bazı anlatılar incelendiğinde, bunların daha geniş bir jeopolitik rekabetin parçası olarak kullanıldığı değerlendirilebilir.

Asıl dikkat edilmesi gereken husus; Azerbaycan-Türkiye stratejik ortaklığı, Türk Devletleri Teşkilatı (TDT) içerisindeki askeri iş birliğinin gelişmesi, Avrupa-Anadolu-Kafkasya-Hazar Denizi-Türkistan bağlantısı ve Orta Koridor’un jeostratejik önemidir.

Dolayısıyla mesele yalnızca Gazze veya başörtüsü değildir. Esas mesele, bölgede değişen güvenlik mimarisi ve güç dengeleridir.

II. TDT ÜLKELERİ ARASINDA GELİŞEN ASKERİ İŞ BİRLİĞİ

A. BİRLİĞİN GÜCÜ-2026

21 Eylül-1 Ekim 2026 tarihleri arasında Azerbaycan’ın ev sahipliğinde gerçekleştirilen “Birliğin Gücü-2026” tatbikatına Azerbaycan, Türkiye ve Özbekistan silahlı kuvvetleri katılmaktadır.

Tatbikat; kara, hava, deniz ve insansız sistemlerin yanı sıra müşterek operasyonların planlanması ve icrasına yönelik unsurları kapsamaktadır. Türkiye Milli Savunma Bakanlığı da tatbikatın amaçları arasında hibrit tehditlerle mücadele ve müşterek operasyon kabiliyetlerinin geliştirilmesini belirtmiştir.

Bu tatbikatın Azerbaycan gibi Kafkasya, Hazar ve Türkistan bağlantısının merkezindeki bir ülkede gerçekleştirilmesi, bölgesel güvenlik mimarisi açısından dikkat çekicidir.

B. KAFKAS KARTALI-2026

Türkiye, Azerbaycan ve Gürcistan özel kuvvetlerinin katılımıyla gerçekleştirilen “Kafkas Kartalı-2026” tatbikatı, üç ülke arasındaki askeri koordinasyon ve ortak harekat kabiliyetlerinin geliştirilmesine yönelik önemli bir faaliyettir. Tatbikat Haziran 2026’da Gürcistan’da gerçekleştirilmiştir.

Bu yapı, Bakü-Tiflis-Ankara eksenindeki güvenlik iş birliğinin yalnızca siyasi söylem düzeyinde kalmadığını, askeri sahada da karşılık bulduğunu göstermektedir.

C. DİĞER ASKERİ FAALİYETLER

Azerbaycan ile Türk dünyası ülkeleri arasında gerçekleştirilen çeşitli müşterek tatbikatlar, karargah çalışmaları ve askeri temaslar da bu eğilimin devam ettiğini göstermektedir.

Özellikle;

  • Azerbaycan-Kazakistan askeri iş birliği,
  • özel kuvvetler tatbikatları,
  • hava kuvvetleri ve İHA alanındaki faaliyetler,
  • Hazar Denizi güvenliğine yönelik müşterek çalışmalar,

Kafkasya ile Türkistan arasındaki askeri bağlantının giderek güçlendiğine işaret etmektedir.

Bu gelişmeler yalnızca askeri eğitim açısından değil, Hazar-Kafkasya-Türkistan eksenindeki güvenlik mimarisi açısından da değerlendirilmelidir.

III. STRATEJİK MERKEZ: AZERBAYCAN

Azerbaycan’ın jeopolitik konumu, ülkeyi söz konusu güvenlik mimarisinin önemli merkezlerinden biri haline getirmektedir.

Azerbaycan; Avrupa, Anadolu, Kafkasya, Hazar Denizi ve Türkistan bağlantısının kesişim noktalarından birinde bulunmaktadır.

Bu nedenle Orta Koridor’un gelişmesi, enerji ve ulaştırma hatlarının çeşitlenmesi, TDT ülkeleri arasındaki askeri koordinasyon ve Azerbaycan-Türkiye ilişkilerinin derinleşmesi, bölgesel güç dengelerini doğrudan etkileyen unsurlar olarak ele alınmalıdır.

Clausewitz’in “Ağırlık Merkezi” (Center of Gravity) yaklaşımı açısından bakıldığında ise Azerbaycan’ın jeopolitik konumu, bölgesel sistem içerisindeki stratejik önemini daha da artırmaktadır.

Bu çerçevede Azerbaycan-Türkiye ilişkilerini hedef alan dezenformasyon anlatılarının yalnızca toplumsal veya kültürel konular üzerinden değerlendirilmesi eksik kalacaktır.

IV. TROL VE DEZENFORMASYON FAALİYETLERİ: OLASI AKTÖRLER

Belirli bir dezenformasyon kampanyasının doğrudan belirli bir devlet kurumu tarafından yönetildiğini söylemek için teknik, finansal ve istihbari deliller gereklidir.

Bununla birlikte bölgesel jeopolitik çıkarlar açısından bazı aktörlerin bilgi savaşı kapasitesi ve geçmiş faaliyetleri ayrıca incelenmelidir.

A. RUSYA

Rusya açısından Güney Kafkasya’daki nüfuz alanının korunması ve Türk dünyası ülkeleri arasındaki stratejik bağlantıların güçlenmesi önemli jeopolitik konulardır.

Rusya bağlantılı bilgi operasyonlarında;

  • istihbarat ve güvenlik yapıları,
  • koordineli sosyal medya ağları,
  • sahte haber siteleri,
  • taklit medya platformları,
  • yapay veya manipülatif içerikler

gibi farklı yöntemlerin birlikte kullanılabildiği bilinmektedir.

Doppelgänger gibi sahte medya ağları ve Storm-1516 olarak tanımlanan operasyonel yapıların Batılı kurumlar tarafından Rusya bağlantılı bilgi operasyonlarıyla ilişkilendirildiği görülmektedir.

Ancak bu yapıların Azerbaycan’a yönelik belirli bir kampanyanın doğrudan sorumlusu olduğunu ileri sürmek için ayrıca somut delil gerekir.

B. İRAN

İran açısından da Azerbaycan-Türkiye ilişkileri, Kafkasya’daki güç dengeleri, Hazar jeopolitiği ve Orta Koridor’un gelişimi stratejik önem taşımaktadır.

İran’ın siber ve bilgi operasyonları bağlamında;

  • İslam Devrim Muhafızları Ordusu (IRGC),
  • Besic yapılanmasının çevrim içi kapasitesi,
  • İstihbarat ve Milli Güvenlik Bakanlığı (MOIS),
  • sahte hesap ve kimlik ağları

gibi unsurlar çeşitli uluslararası araştırmalarda incelenmiştir.

V. BLACK PR OPERASYONLARINDA KULLANILAN YÖNTEMLER

Modern bilgi savaşı artık yalnızca sahte sosyal medya hesaplarından ibaret değildir.

Günümüzde;

  • bot ve koordineli hesap ağları,
  • yapay zeka ile üretilen içerikler,
  • manipülatif video ve görseller,
  • sahte haber siteleri,
  • VPN ve kimlik gizleme yöntemleri,
  • gerçek kullanıcı hesaplarının yönlendirilmesi,
  • aynı anlatının farklı platformlarda eş zamanlı yayılması

birlikte kullanılabilmektedir.

Amaç çoğu zaman doğrudan bir ülkeyi hedef almaktan ziyade toplumsal güveni zayıflatmak, kutuplaşmayı artırmak ve hedef ülkenin dış ilişkilerine yönelik şüphe oluşturmak olabilir.

Bu nedenle BLACK PR faaliyetleri, hibrit savaşın bilgi ve algı boyutunun önemli araçlarından biri olarak değerlendirilmelidir.

VI. FİNANSAL VE DIŞ DESTEK İHTİMALİ

Dezenformasyon operasyonlarının finansal veya teknik olarak üçüncü ülkelerden desteklenip desteklenmediği de ayrıca araştırılmalıdır.

Hindistan, Fransa veya başka aktörlerin belirli operasyonları finanse ettiği ihtimal edilebilir. Burada ana maksadın, IMEC (Hindistan-Orta Doğu-Avrupa Ekonomik Koridoru) projesine karşı olan Orta Koridor projesine engel yaratmak olduğu değerlendirilebilir. Yani burada aynı zamanda Çin-Hindistan rekabetini de görmekteyiz.

VII. ASKERİ-STRATEJİK DEĞERLENDİRME

Mevcut tablo birlikte değerlendirildiğinde üç temel gelişme öne çıkmaktadır:

  1. Azerbaycan-Türkiye askeri iş birliği derinleşmektedir.
  2. Azerbaycan ile Orta Asya Türk devletleri arasındaki güvenlik ve askeri bağlantılar güçlenmektedir.
  3. Hazar-Kafkasya-Orta Asya hattının Orta Koridor üzerinden Avrupa’ya bağlanması, Azerbaycan’ın jeostratejik önemini artırmaktadır.

Bu gelişmeler, Güney Kafkasya’daki mevcut güç dengelerinin yeniden şekillenmesine neden olmaktadır.

Dolayısıyla Azerbaycan’a yönelik BLACK PR faaliyetlerinin yalnızca Gazze, başörtüsü veya başka bir gündem başlığı üzerinden açıklanması yeterli değildir.

VIII. SONUÇ

Azerbaycan’a karşı yürütülen BLACK PR ve dezenformasyon faaliyetlerinin arka planını analiz ederken, görünen gündem ile stratejik hedefi birbirinden ayırmak gerekir.

Meselenin daha geniş çerçevesinde;

  • Azerbaycan-Türkiye stratejik ortaklığı,
  • TDT içerisindeki askeri iş birliği,
  • Hazar-Kafkasya-Türkistan bağlantısı,
  • Orta Koridor, IMEC ve bölgesel güç dengelerinin yeniden şekillenmesi

bulunmaktadır.

Bu nedenle Azerbaycan’a yönelik propaganda faaliyetlerini yalnızca Gazze veya başörtüsü üzerinden değerlendirmek, meselenin jeopolitik ve stratejik boyutunun gözden kaçırılmasına neden olabilir.

Asıl dikkat edilmesi gereken husus, Kafkasya’dan Türkistan’a, Hazar’dan Avrupa’ya uzanan yeni güvenlik ve ulaştırma mimarisinin oluşturduğu stratejik dengelerdir.

Azerbaycan’ın bu jeopolitik yapının merkezindeki konumu, ülkeye yönelik bilgi operasyonlarının neden özellikle Azerbaycan-Türkiye ilişkileri, TDT ve Orta Koridor ekseninde yoğunlaşabileceğinin anlaşılması açısından önemli bir parametredir.

Bu Yazıyı Paylaş
Yorum yapılmamış

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir