Bekir Atacan ; Şam–PKK-PYD Süreci: Uzlaşı Değil, Dağıtma Planı

Turk DEGS
Yazan: Turk DEGS
5 Dk. Okuma
5 Dk. Okuma

•   Şam–PKK-PYD Süreci: Uzlaşı Değil, Dağıtma Planı

Bekir Atacan | İstanbul

Şam ile PKK-PYD arasında yürütülen temaslar bir süredir “müzakere” başlığı altında sunuluyor. Ancak sahada ve masada yaşananlara bakıldığında bunun bir siyasi uzlaşı arayışı olmadığı artık net. Ortada yeni bir ortaklık inşası yok; sona gelmiş bir rolün kontrollü biçimde tasfiye edilmesi var.

İsrail merkezli Debka sitesinin yayımladığı ve güvenlik çevrelerinin bakışını yansıtan rapor, bu gerçeği gizleme ihtiyacı bile duymuyor. Rapora göre Fırat’ın doğusunda savaş koşullarında ortaya çıkan yapı artık ne korunuyor ne de sürdürülebilir görülüyor. Daha açık söylemek gerekirse: Bu yapı artık istenmiyor.

Eski Senaryolar Çöpe Atıldı

Bir dönem “özerklik”, “federasyon” ya da “yerel yönetim modeli” gibi başlıklar altında dolaşıma sokulan tüm senaryolar bugün geçerliliğini yitirmiş durumda. Şam açısından egemenliği zedeleyen, Ankara açısından doğrudan güvenlik tehdidi oluşturan, Moskova’nın merkezi devlet hedefiyle çelişen ve Washington için giderek daha riskli hale gelen bir yapının siyasi geleceğinden söz etmek mümkün değil.

Bu nedenle kritik bir eşik çoktan aşıldı. Artık tartışılan mesele “Suriye nasıl yönetilecek?” sorusu değil. O başlık kapandı. Asıl soru şudur: Bu dosya, bölgede yeni bir patlamaya yol açmadan nasıl kapatılacak?

PKK-PYD Artık Aktör Değil, Yük

Debka raporunun en çarpıcı tespiti de burada. PKK-PYD artık bir siyasi aktör olarak değil, geçici bir güvenlik yükü olarak ele alınıyor. Bağımsız askerî yapı, dış siyasi temsil iddiası, ayrı idari mekanizmalar… Savaş sırasında tolere edilen tüm bu unsurlar bugün fazlalık kabul ediliyor. Gerekçeler farklı olsa da sonuç aynı: Bu yapı taşınamaz hale gelmiş durumda.

Neden Savaş Değil, Tasfiye?

Bu noktada tercih edilen yol açık bir askerî hesaplaşma değil, kontrollü tasfiye. Çünkü doğrudan çatışma pahalı, riskli ve sonucu belirsiz. Buna karşılık tasfiye; silahların kontrolden çıkmasını önleyen, yerel dengeleri gözeten ve dosyayı en düşük maliyetle kapatmayı hedefleyen bir yöntem sunuyor.

Burada söz konusu olan sembolik bir çözülme değil. Bağımsız komuta yapısının sona erdirilmesi, dış siyasi rolün tasfiyesi, kritik isimlerin sahneden çekilmesi ve alt kadroların devlet yapısına emilmesi gibi somut adımlar gündemde. Yani mesele bir “dönüşüm” değil, açık bir “dağıtma” süreci.

“Güvenli Çıkış” Bir Ödül Değil

Son dönemde sıkça telaffuz edilen “güvenli çıkış” ya da “güvenli bölge” formülleri de yanlış okunmamalı. Bu söylemler bir kazanımı ya da onurlandırmayı değil, çatışmasız boşaltmayı ifade ediyor. Özellikle ABD ile doğrudan bağlantılı çekirdek kadronun sistem dışına çıkarılması hedefleniyor. Entegre edilemeyen unsurlar denklemin dışına alınıyor.

ABD Arabulucu Değil, Çıkış Yöneticisi

Washington’un bu süreçteki rolü de artık net. ABD bir arabulucu değil; bir çıkış yöneticisi. Önceliği yeni müttefikler inşa etmek değil, kaosu önlemek ve kendi çıkarlarını koruyarak sahadan çekilmek. PKK-PYD, Amerikan stratejisinde kalıcı bir başlık olmaktan çıkmış durumda. Geriye yalnızca ani ve kontrolsüz bir çöküşü engelleyecek kadar sınırlı bir angajman kalıyor.

Rusya ve Türkiye: İstisnaya Yer Yok

Rusya ve Türkiye cephesinde ise pozisyon başından beri değişmedi. Moskova istisnasız, merkezi bir devlet yapısı istiyor. Ankara ise sınırlarında silahlı bir Kürt yapılanmaya kesin olarak karşı. Bu iki hattın kesiştiği noktada, PKK-PYD için siyasi manevra alanı fiilen sıfırlanmış durumda.

Yerel Zemin Yeniden Kuruluyor

Bu sürecin bir diğer ayağını yerel dinamikler oluşturuyor. Arap aşiretleri ve yerel kanaat önderleri tali aktörler değil. PKK-PYD’nin toplumsal dayanağını zayıflatmak ve tasfiye sonrası idari yapıyı kurmak için kilit rol üstleniyorlar. Silahlar devreden çıkmadan önce zemin yeniden şekillendiriliyor.

Sonuç: Dosya Kapanıyor

Sonuç olarak yaşananlar bir müzakere süreci değil. Bir siyasi uzlaşma arayışı hiç değil. Açıkça yürütülen şey, Suriye savaşından kalan bir dosyanın kapatılmasıdır.

PKK-PYD artık “olası ortak” değil; çıkışı yönetilen geçici bir yapı konumunda. Tartışma bitip bitmeyeceği üzerine değil, nasıl, ne zaman ve hangi bedelle sona ereceği üzerine yoğunlaşıyor.

Ve eğer Debka raporunun işaret ettiği tablo doğruysa, PKK-PYD dosyası ile Süveyda dosyası aynı rafta duruyor: İstisnaların kapatılması, kontrol alanlarının yeniden çizilmesi ve Suriye savaşından kalan son boşlukların ortadan kaldırılması.

Bu Yazıyı Paylaş
Yorum yapılmamış

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir