Bayrağa Adanmış Bir Ömür: Arif Nihat Asya

Turk DEGS
Yazan: Turk DEGS
4 Dk. Okuma
4 Dk. Okuma

 Dalgalandığın yerde ne korku, ne keder…

Gölgende bana da, bana da yer ver.

Sabah olmasın, günler doğmasın ne çıkar:

Yurda ay yıldızının ışığı yeter.

                                        Arif Nihat Asya

Arif Nihat Asya’nın asıl adı Mehmed Arif’tir. 7 Şubat 1904’te Çatalca’nın İnceğiz köyünde doğdu. Küçük yaşta babasını kaybetti. Çocukluğunu akrabalarının yanında geçirdi. Eğitimini İstanbul, Bolu ve Kastamonu’da tamamladı. Lise yıllarında Millî Mücadele ruhuyla tanıştı. I. Dünya Savaşı yıllarında Haseki’de destancıların okuyup sattığı harp destanları, onun şiire yönelmesinde belirleyici oldu. Öğrenimini Dârülmuallimîn-i Âliye’nin Edebiyat Bölümü’nde sürdürdüğü yıllarda ilk şiir kitabı Heykeltıraş 1924’te yayımlandı ve genç yaşta edebiyat dünyasında dikkat çekti.

 Edebiyat hayatına şiirle başlayan Asya; şiir, mensur şiir, fıkra, deneme ve vecizeleriyle tanındı. Eserlerini Hayat, Türk Yurdu, Hisar ve Defne gibi önemli dergilerde yayımladı. Şiirlerinde kahramanlık, tarih şuuru, din, aşk, tabiat ve vatan sevgisi gibi temalara yer verdi. Görüşler ve Başak adlı dergileri çıkardı. Okul yıllarında Anadolu Ajansı ve İstanbul Postanesi’nde çalışan Arif Nihat, son sınıftayken ilk evliliğini yaptı ve bu evlilikten iki çocuğu oldu.

            İstanbul Dârülmuallimîn-i Âliyesi’nden 1928’de mezun olduktan sonra Adana’ya tayin edilen Arif Nihat, Adana Lisesi ile kız ve erkek öğretmen okullarında yaklaşık on dört yıl edebiyat öğretmenliği ve idarecilik yapmıştır. Bu dönemde Üsküdar Mevlevihanesi’nin son şeyhi Ahmed Remzi Akyürek’le tanışması, hem edebî hem de düşünce dünyasında önemli bir kırılma noktası oldu. Akyürek’le kurduğu yakın ilişki, onun şiir dünyasında Mevlevi kültürünün derin izler bırakmasını sağladı. Kubbe-i Hadrâ adlı eseri bütünüyle Mevlana ve Mevlevilik temasına ayrılmıştır.

Askerlik görevi sırasında, Türklerin ata yurduna duyduğu özlemin bir ifadesi olarak “Asya” soyadını alan şair, 1940’ta kaleme aldığı “Bayrak” şiiriyle geniş kitlelerce tanındı ve “Bayrak Şairi” olarak anılmaya başladı. Şiir, önce Görüşler dergisinde yayımlandı. Daha sonra Bir Bayrak Rüzgâr Bekliyor adlı kitabında yer aldı. Millî ve manevî değerleri güçlü bir lirizmle işleyen bu şiir, Türk edebiyatının en sembolik metinlerinden biri hâline geldi. 1950 sonrası nesiller üzerinde etkili olan Asya’nın “Bayrak”, “Bir Bayrak Rüzgâr Bekliyor”, “Fetih Davulları”, “Selimler”, “Kubbeler”  ve “Naat” gibi şiirleri, Türk şiirinin en seçkin örnekleri arasında yer aldı. Günlük Türkçe’yi sade ve ahenkli bir sanat dili hâline getiren şair, Yahya Kemal’in tesirini taşıyan güçlü bir şiir anlayışı ortaya koymuştur.

Arif Nihat Asya, şiirlerinin yanı sıra mensur şiir, deneme, fıkra ve vecize türlerinde de eserler verdi. Kanatlar ve Gagalar, Enikli Kapı, Terazi Kendini Tartmaz ve Onlar Bu Dilden Anlar gibi kitaplarıyla düşünce dünyasında yer aldı. 1950–1954 yılları arasında Adana milletvekili olarak görev yaptı. Siyasetin ardından yeniden öğretmenliğe döndü. 1959–1961 yıllarında Kıbrıs’ta çalıştı.1962’de emekli oldu. 5 Ocak 1975’te Ankara’da vefat etti.

“Bayrak” şiiriyle tanınan ve “Bayrak Şairi” olarak anılan Arif Nihat Asya,  bugün “Bayrak”, “Fetih Marşı”, “Dua” ve “Naat” gibi şiirleri hâlâ geniş kitleler tarafından okunmakta,  şiiriyle millî hafızada yaşamaya devam etmektedir.

Ölümünün 51. yılında Arif Nihat Asya, Arif Nihat Asya, bayrağı yalnızca bir sembol değil, bir inanç ve hafıza olarak şiire taşıyan; mısralarıyla millet olma şuurunu diri tutmayı başaran müstesna bir şair olarak Türk edebiyatındaki yerini daima koruyacaktır.

Bu Yazıyı Paylaş
Yorum yapılmamış

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir