Bekir Atacan; PKK’da Maskeler Düştü: Kandil’in Sert Kanadı Suriye’yi Ateşe Sürüklüyor

Turk DEGS
Yazan: Turk DEGS
2 Dk. Okuma
2 Dk. Okuma

Yazan:Bekir Atacan

Artık kimse “denge”, “yerel irade” ya da “zorunlu koşullar” masalları anlatmasın. Suriye’nin kuzeyinde yaşananlar, Kandil merkezli dar bir klik tarafından bilinçli biçimde kurgulanan bir istikrarsızlık projesidir. PKK-PYD adı altında pazarlanan yapı, bugün sahada kendi ajandasını değil; Kandil’in, Tahran’ın ve eski rejim artıklarının çıkarlarını taşımaktadır.

Bu kirli tablonun baş aktörlerinden biri Sîpan Hemo’dur. Uzlaşmayı reddeden, savaşı varlık gerekçesi hâline getiren bu çizgi, PKK-PYD içinde adım adım iktidarı gasp etmektedir. Mazlum Abdi’nin temsil ettiği görece dengeli ve müzakereye açık hat, yalnızca marjinalleştirilmiyor; bilinçli biçimde tasfiye ediliyor. Çünkü barış, bu yapının işine gelmiyor.

10 Mart Anlaşması’nın daha mürekkebi kurumadan, Sîpan Hemo’nun Suriye devletini hedef alan tırmanmacı bir dile sarılması tesadüf değildir. Bu, açık bir sabotajdır. Amaç, verilen sözleri boşa düşürmek, sahayı yeniden kaosa sürüklemek ve dış bağlantılardan beslenen silahlı varlığı meşrulaştırmaktır.

Asıl tehlike ise perde arkasında yaşanmaktadır. Afrin sonrası dönemde İran Devrim Muhafızları ve Mahir Esad’ın Dördüncü Tümeni ile kurulan ilişkiler, bugün yeniden canlandırılmaktadır. PKK-PYD bölgelerinde eski rejim artıklarının toparlanması, silahlandırılması ve özellikle Halep hattında Suriye ordusuna karşı konumlandırılması, bu yapının hangi cephede saf tuttuğunu açıkça göstermektedir. Bu artık bir iddia değil; sahada adım adım inşa edilen bir gerçektir.

Ortada net bir gerçek vardır: PKK-PYD içinde yaşanan şey bir “fikir ayrılığı” değil, açık bir ihanet ve yön değişimidir. Bir tarafta bölgeyi kalıcı bir çatışma alanına çevirmek isteyen, dış güçlere taşeronluk yapan radikal bir yapı; diğer tarafta ise sınırlı da olsa aklıselimi temsil eden bir çizgi vardır. Ve bugün o çizgi, Kandil’in sopasıyla ezilmektedir.

Bu gidişatın bedeli ağır olacaktır. Suriye’nin kuzeyi yeni bir cepheye sürüklenirken, bunun yankıları yalnızca Halep’te, Kamışlı’da ya da Haseke’de kalmayacaktır. Bölgesel güvenlik dengeleri altüst olacak, yeni çatışma hatları oluşacak ve en büyük bedeli yine siviller ödeyecektir.

Bugün susanlar, yarın yaşanacakların ortağıdır. Kandil’in gölgesinde siyaset yapılmaz; ancak savaş üretilir. Ve görünen odur ki bu yapı, Suriye’yi bir kez daha ateşe atmaya kararlıdır.

Bu Yazıyı Paylaş
Yorum yapılmamış

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir