Fener Rum Ortodoks Patrikhanesi

Turk DEGS
Yazan: Turk DEGS
5 Dk. Okuma
5 Dk. Okuma

Tugay ULUÇEVİK, Büyükelçi (E)

Medyada Sayın Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, Fener Rum Patriği Bartholomeos’u 16 Haziran (2026) günü kabul ettiğine haberleri ve bu vesileyle çekilen fotoğrafı gördüm.

Haberlerin bir kısmında Heybeliada Ruhban Okulu’nun yeniden açılmasına yönelik çalışmalarda önemli ilerleme sağlandığı öne sürülmektedir. Yunan basınında kabulün Ruhban Okulu ile irtibatlandırıldığı da bildirilmektedir.

Fotoğrafa bakınca, haberleri okuyunca   Yunanistan Devleti’nin Batı Trakya Türk azınlığının din ve ibadet hürriyetlerini dahi tahdit emekte olduğu gerçeğini hatırladım.  Yunanistan makamlarının Batı Trakya Türk azınlığı mensuplarının seçtikleri Müftüleri tanımadığını; işlerine gelen kişileri Müftü olarak atadıklarını düşündüm.

Ayrıca meslek hayatım boyunca meslektaşlarımla birlikte şahit olduğum Yunanistan Devleti’nin Batı Trakya Türk Azınlığı’nın etnik kimliğini inkâr politikası güttüğüne;  Azınlığın  kendi sıfatı için “Türk” kelimesi kullanmasını yasakladığına; “Türk” kelimesi içeren işyeri veya sosyal tesis levhalarını kaldırdığına; Azınlık mensuplarına eğitimde, vakıflara ilişkin, siyasî katılım ve temsil bakımından  sorunlar çıkarttığına; 21. Yüzyılda Türk Azınlığı mensupları için vatandaşlıktan zorla çıkarma uygulaması yaptığına dair bilgiler hafızamda canlandı.

Anadolu Ajansı’nın duyurduğu dünkü (19 Haziran) haber de aklıma geldi. Haber “Yunan devletinin atadığı müftüleri protesto eden Batı Trakyalı Türklere 17’şer ay hapis cezası verildiği” hakkındaydı.

Yunan siyasetçilerin hayal âlemleri çok geniştir. Tarihin derinliklerine, hiç olmazsa 1453’e kadar uzanır.  Bu hayal aleminde Yunanların bir de 19’uncu yüzyılın başında ortaya çıkan büyük düşünceleri” (megali idea) vardır.​  “Büyük ülkü” de denebilir. “Büyük ülkü” demet halinde birçok irredantist hedef öngörür. Bunlar, önce Yunanistan’ın bağımsızlığının elde edilmesidir.  Bu hedef Osmanlı devletini parçalama hedefi güden İngiltere, Fransa ve Rusya’nın kışkırtmalarıyla, destekleriyle1820’lerin sonunda gerçekleşmiştir. Diğer hedefler, Ege adalarının, Batı Anadolu’nun, Karadeniz Bölgesi’nin, Rodos’un, Girit’in, Bozcaada’nın, Kıbrıs’ın, Epir’in, Makedonya’nın, Batı ve Doğu Trakya’nın ele ele geçirilmesidir. Son aşama olarak da başkenti “Konstantinopolis” dedikleri İstanbul olan Bizansdevletinin diriltilmesi hedeflenir.

Yunanistan, 1923 Lozan Barış Antlaşması’ndan itibaren Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin kanunlarına tâbi bir din kurumu olarak İstanbul’daki Ortodoks Rum azınlığına hizmet veren Ortodoks Fener Rum Patrikhanesi’ni, diriltmeyi hayal ettikleri Bizans’a bir alt yapı teşkil ettiğine kendisini inandırmış görünmektedir. 

Bu hayalcilikle Yunanlar İstanbul’daki Ortodoks Rum Patrikhanesi’nin “ekümenik” (evrensel) vasfı kazanarak dünyadaki bütün Ortodoksların merkezi haline gelmesini istemektedir. Bu yönde faaliyet göstermektedir.

Yunanistan Hükûmeti, ABD’deki Yunan lobisini harekete geçirerek, AB kurumlarından kararlar çıkartarak “ekümenik” sıfatını dış siyasî baskılarla ve dayatmayla Ankara’nın kabullenmesi için çalışmaktadır. Bu çalışma ve çabalara Patrik Bartholomeos da dahildir.

Yunanistan’ın ve Ortodoks Patrik Bartholomeos’un Heybeliada Ruhban Okulu’nun açılmasını teminen Hükûmetimiz nezdinde ve uluslararası plânda gerçekleştirdikleri girişimler de, Fener Rum Ortodoks Patrikhanesi’nin ve Patrik’in “ekümeniklik” statüsü kazanmasını kolaylaştırma maksadına matuf bulunmaktadır.  

Ruhban Okulu’nun açılması konusunda daha önce Eylül 2025’te yayınladığım yazıda yer alan bilgilerin, düşüncelerimin bir bölümünü burada tekrarlamak istiyorum. Şöyle demiştim:

“Diğer taraftan, günümüzde Türkiye’deki Rum azınlık nüfusunun 2000’in altına düştüğü yolundaki bilgileri de göz önünde tutmak icap eder. 

Mektep açıldığı takdirde Türkiye’deki Azınlık mensuplarından yeterli öğrenci bulmak mümkün olamayacağı için Okul Yönetimi dışarıdan öğrenci almaya başlayacaktır. Böylece okul Türkiye’nin Ortodoks din adamı yetiştiren bir Yüksek Okulu olma niteliğini yitirecek ve uluslararası, evrensel, eski tabirle “cihanşümul” bir hüviyete bürünecektir. 

Dünyanın çeşitli ülkelerindeki Ortodokslardan oluşan bir öğrenci kadrosu ortaya çıkacaktır. 

Bu da Patrikhane’nin ve Patrik’in “ekümeniklik” iddiasını sahada takviye eden somut bir vasıta olacaktır. 

Böyle bir gelişme, zamanla, Devletimizi bu defa uluslararası camiadaki belirli aktörlerin Fener Rum Patriği’nin Türk vatandaşı olması şartının kaldırılması yönündeki baskılarına maruz bırakabilecektir. 

Neticede Katolik alemin dini Lideri Papa gibi ortaya çeşitli ülkelerden gelen “ekümenik” Patrik çıkacaktır. Bu da daha ileri vadede uluslararası camiada “Vatikan” benzeri bir siyasî yapının yaratılması için müsait konjonktürün kollanması hevesini kamçılayabilecektir.”

Diğer taraftan Fener Rum Patrikhanesi ile Rusya arasındaki tarihî gerginlikler ve özellikle Fener Rum Patrikhanesi’nin 2019’da Kiev’deki Ortodoks Kilisesi’ne bağımsızlık (otosefali) vermesi üzerine,Moskova Patrikhanesi’nin, Ukrayna’yı kendi dini alanı olarak gördüğü için bu karara çok sert tepki göstermiş olduğunu da, Rusya ile olan ilişkilerimiz muvacehesinde bu konuda Türkiye’nin dikkate alması sanırım gerekli olacaktır.

Sayın Cumhurbaşkanımızın Patrik Bartholomeos’u kabul etmesinden bir gün sonra Avrupa Parlâmentosu’nun (AP) aldığı 2025 Türkiye Raporu ile ilgili Kararda Patrikhane’nin “ekümenik” statüsünü kabul etmesi yolunda Türkiye’ye çağrı yapıldığını da burada kaydediyorum.

AP’nin kararında şu ifadeye yer verilmiştir:

“Türkiye’nin, Ekümenik Patrikhane’nin dünyanın dört bir yanındaki Ortodoks Hristiyanlar için taşıdığı öneme saygı göstermesi, ilgili Venedik Komisyonu tavsiyesine uygun olarak Ekümenik Patrikliğin tüzel kişiliğini ve Ekümenik Patriğin dini unvanının kamusal kullanımını tanıması hakkındaki çağrımızıtekrarlamaktayız.”

Fener Rum Patriği Bartholomeus’un 15-16 Haziran 2024 tarihlerinde İsviçre’de düzenlenen Ukrayna Barış Zirvesi’ne Türkiye’den ayrı olarak katıldığını ve isminin sözde “ekümenik” sıfatıyla birlikte davetliler listesinde aynı zamanda bir bağımsız devlet olan Vatikan ile birlikte yazılmış olduğunu da bu vesileyle de hatırlatmak istiyorum.

(Bknz:)

https://www.muhalif.com.tr/gundem/tugay-ulucevikten-disislerinin-fener-rum-patrigi-hakkinda-yaptigi-aciklamaya-iliskin-paylasim/239739
Bu Yazıyı Paylaş
Yorum yapılmamış

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir