Mert Akman yazdı;
İsrail 27 Ekim’de sandık başına gidiyor. Bu, 1988’den beri erken seçime gidilmeden yapılan ilk seçim. 25.
Knesset, 2018-2022 arasındaki beş art arda seçimlik krizden sonra dört yıllık dönemini erken
feshedilmeden tamamlayan ilk parlamento oldu. Ama yaşanan sakinlik yanıltıcı olmasın. Bu seçim 7
Ekim 2023’ten sonraki ilk genel seçim ve çoğu gözlemci onu Netanyahu’nun 7 Ekim saldırısını ve Gazze
savaşını yönetme biçimine dair bir halk oylaması olarak okuyor.
Türkiye’de seçim alışkanlığımız “en çok oy alan kazanır” mantığıyla işler. İsrail’de seçmenler bir kişiye
değil, bir parti listesine oy verir. 120 sandalyelik Knesset’te hükümet kurmak için 61 milletvekilinin
desteği gerekir. Seçim barajı yüzde 3,25. Yüzde 3,24 alan parti sıfır sandalye, 3,26 alan yaklaşık dört
sandalye kazanır. Bu yüzden küsuratlar tarih yazabilir. Bu sefer yarışta çok sayıda liste var ve 38 listelik
bir sistemin 61 sandalye üretip üretemeyeceği sorusu ortada duruyor.
Şu an mevcut koalisyonun elinde 120 sandalyenin 68’i var. Ama anketler bu bloğun 49-53 sandalyeye
düşeceğini gösteriyor. Buna rağmen tablo kesin değil, çünkü ölçüm için yapılan anketler birbirinden çok
uzak.
Yeni listelerin kapanmasından sonra yayımlanan beş anketten dördünde Eisenkot’un Yashar’ı birinci parti
çıktı. i24NEWS ve Direct Polls’un ortak anketinde ise Likud 27, Yashar 22 sandalyeyle önde göründü ve
Netanyahu bloğu, Ofer Winter’ın partisiyle birlikte 60’a ulaştı. Aynı dönemde bir Channel 13 anketi
Yashar’a 22, Likud’a 19 sandalye verdi. Ana akım anketlerin ortalamasında ise Yashar ile Likud 22
sandalyede eşitlenmiş durumda.
Başbakanlık tercihinde de aynı dağınıklık var. Kan’ın anketinde Netanyahu yüzde 39, Eisenkot yüzde 38.
Channel 14’ün açık uçlu sorusunda ise Netanyahu 53, Eisenkot 34 çıktı. Farklı kanalların farklı seçmen
kitlelerine ulaştığını akılda tutmak gerekiyor.
Diyelim Likud 30, Yashar 25 sandalye aldı. Netanyahu birinci parti olur ama ortaklarıyla toplamı 59’da
kalırsa iş biter. Yashar, Bennett-Lapid’in B’Yachad’ı, Lieberman, Yair Golan’ın Demokratlar’ı ve bir
küçük parti 61’i bulursa, hükümeti ikinci parti kurar. Tersi de doğru, Yashar önde bitirip ortakları eksik
kalabilir.
Bu yüzden seçim gecesinin sorusu “kim birinci?” değil, “kim 61’i bulabiliyor?” olacak. İsrail’de seçimden
sonra Cumhurbaşkanı, hükümeti kurma olasılığı en yüksek gördüğü milletvekiline görev verir. Yani asıl
belirleyici olan sayılar kadar, kimin kiminle ne ölçüde oturabildiği.
Bu seçimin en sarsıcı belirsizliği ise sandıkta değil, esasen mahkeme salonunda. İsrail devleti Arap
partilerini yasaklama ve ortadan kaldırma derdinde. Merkezi Seçim Komitesi 23 Eylül’de Ra’am’ı ve
Ortak Liste’yi, ikisinde de 18’e 5 oyla ve bir çekimserle, seçimden men etti. Başsavcılık ise her iki liste
için de delillerin diskalifiye için gereken sıkı hukukiliği karşılamadığını belirtti.
Yüksek Mahkeme’nin bu konuda önümüzdeki hafta karar vermesi bekleniyor. Geçmiş emsaller Arap
partileri lehine gözüküyor. Mahkeme, yasaklanan listelerde yasağı gerektiren fikrin listenin faaliyetinin
merkezinde olduğuna dair açık kanıt arıyor esasen bu bizim Anayasamızda da var olan ”odak haline
gelme” durumuna denk geliyor.
Aritmetik açıdan bunun anlamı büyük. Karar ayakta kalırsa, Netanyahu’nun seçim şansını artırabilir.
Mantık şöyle Arap partileri barajı geçtiğinde yaklaşık 12 sandalye kazanıyor. Bu partiler listeden çıkarsa,
onlara verilecek oylar boşa gider. Kalan 108 kadar sandalye dağıtıldığında 61 çoğunluğuna ulaşmak sağ
blok için daha kolay hâle gelir. Arap partileri zaten hükümete girmez, ama muhalefetin Netanyahu’yu
devirmesi için gereken sandalye matematiğinde belirleyici olabilirler. Bir analize göre Eisenkot’un bloğu,Arap desteği olmadan 61’e ulaşamıyor.
Netanyahu’nun ortakları Shas, Birleşik Tevrat Yahudiliği, Ben-Gvir’in Otzma Yehudit’i ve Smotrich’in
Dini Siyonizm listesi. Bu ittifak da sağlam görünmüyor. Haredi askerliği kavgaları ve Ben-Gvir’in
Smotrich’le birleşmeyi reddetmesi sağ blokta çatlak yarattı. Smotrich’in listesi barajın kıyısında
dolaşıyor; bir anketten diğerine barajın altında ya da üstünde kalabiliyor. Ofer Winter’ın People of Israel’i
ise beş anketin hepsinde barajı geçti; Hendel ve Zelekha’nın Ekonomi Partisi ise yalnızca Kan anketinde
geçti.
Eisenkot cephesinin problemi tersine. Bennett sağdan, Lapid merkezden ve laik çizgiden geliyor.
Lieberman seküler milliyetçi, Golan sol-merkezde. Netanyahu karşıtlığı dışında bu kadar farklı kimliği
bir arada tutacak ortak bir program yok. Bir de Eisenkot’un asıl ikilemi var. Arap partileriyle nasıl bir
ilişki kuracağı… Onlarla açık ittifak kurmak sağ blokun elini güçlendirecek, onlarsız kalmak ise 61’e
giden yolu zorlaştııracaktır.
Bu tabloda dört sandalyelik bir parti bile kader belirler. Blok 58’de takıldıysa, dört sandalye onu 62’ye
taşır. Winter’ın partisi, Reservists, Smotrich’in listesi ve Haredi partiler işte bu yüzden gecenin gizli
kahramanları. Küçük merkez listelerinin barajı geçemeyip oylarını boşa harcaması da ayrı bir risk. Aşağı
yukarı yüz binlerce oy, seçim sonrası hesapta hiç yer bulmayabilir.
Kim kazanırsa kazansın önünde aynı zorluklar duruyor. Trump’ın Gazze planı, gergin Netanyahu-Trump
ilişkisi, Filistin ufku konusunda Netanyahu’nun reddettiği için tıkanan Suudi Arabistan hattı ve GSYH’nin
yaklaşık yüzde 68,6’sına ulaşan borç yeni hükümetin elini kolunu bağlayacak. Yani seçim sadece kim
başbakan olacak sorusu değil; Gazze’nin geleceği, Haredilerin askerliği, yargının gücü ve İran meselesi
de masada.
Sırayla önemli olan; Likud ve Yashar’ın sandalye sayısı, B’Yachad’ın performansı, Smotrich ile küçük
merkez partilerinin barajı geçip geçmediği, Yüksek Mahkeme’nin Arap partileri hakkında ne dediği ve iki
bloktan birinin 61’e ulaşıp ulaşmadığı. İkisi de ulaşamazsa asıl sahne kuruluyor: kim, hangi tavizle, hangi
masaya oturabilir?

