Bekir Atacan; Türkler Suriye’yi Neden Yakından Takip Etmek Zorunda?

Turk DEGS
Yazan: Turk DEGS
3 Dk. Okuma
3 Dk. Okuma

Yazan:Bekir Atacan

Bu bir merak meselesi değildir.
Bir sempati ya da ideolojik tercih hiç değildir.
Bu, doğrudan ulusal güvenlik meselesidir.

Suriyeli bir dostumun sorduğu şu soru aslında meseleyi özetliyor:
“Türkler neden Suriye’yi bu kadar yakından izliyor?”

Cevap nettir:
Çünkü Suriye’de olan biten, er ya da geç Türkiye’ye gelir.

Bu gerçek 2011’de başlamadı.
Savaşla da sınırlı değildir.
Bu, tarihsel, jeopolitik ve güvenlik temelli bir zorunluluktur.

Tarih boyunca Anadolu ile Şam ayrı dünyalar olmadı.
Selçuklu’dan Osmanlı’ya kadar bu iki coğrafya aynı güvenlik havzasının parçalarıydı.
Şam, toplumsal ve ekonomik merkezdi;
Anadolu ise askerî ve siyasi karar merkezine dönüşmüştü.

Bu yapı şunu doğurdu:
Şam çökerse, Anadolu sarsılır.
Anadolu zayıflarsa, Şam savunmasız kalır.

Bu denge hiçbir zaman kaybolmadı, sadece modern sınırların arkasına gizlendi.

Sykes–Picot, bu güvenlik havzasını bölmedi; sadece harita üzerinde parçaladı.
Aşiretler, ticaret yolları, insan hareketliliği ve tehditler sınır tanımadı.

2003’te Irak’ın işgaliyle birlikte Suriye, Türkiye için kontrolsüz bir arka cepheye dönüştü.
Silahlar aktı.
Radikal unsurlar dolaşıma girdi.
İstihbarat savaşları başladı.

2011 sonrası ise tablo tamamen değişti.

Türkiye ilk kez şunu açık biçimde yaşadı:
Suriye çökerse, Türkiye hedef olur.

DEAŞ, Suriye–Irak boşluğunda doğdu.
Sonra Gaziantep’e, Reyhanlı’ya, Ankara’ya ve İstanbul’a geldi.
Bu bir teori değildi; kanla yazılmış bir gerçekti.

Açık sınırlar, terörü ve düzensiz göçü ortak güvenlik sorunu haline getirdi.
Suriye’deki her silahlı yapı, Türkiye’nin güney sınırında potansiyel bir tehdide dönüştü.

Bugün mesele daha da nettir:
   •   Suriye’nin devlet yapısında yaşanacak her değişim, Türkiye’nin iç güvenliğini doğrudan etkiler.
   •   ABD, Fransa, İngiltere ya da İsrail’in Suriye’deki her askerî varlığı, Türkiye’nin çevrelenmesi anlamına gelir.
   •   Suriye’de kurulacak her özerk, zayıf ya da parçalı yapı, Türkiye için kalıcı bir güvenlik riski üretir.

Türkiye’nin derin bir stratejik geri sahası yoktur.
Suriye, Türkiye’nin güneydoğu güvenlik kapısıdır.
Bu kapı çökerse, içeriye her şey girer:
terör, yabancı istihbarat, vekâlet savaşları ve bölünme senaryoları.

Bu yüzden Türkiye, Suriye’yi izlemek zorunda değildir;
Suriye’yi ciddiye almak zorundadır.

Bu bir müdahalecilik değil, önleyici güvenlik refleksidir.
Bu bir yayılmacılık değil, devlet aklıdır.

Türkiye’nin Suriye’ye bakışı nettir:
Parçalanmış, zayıf ve dış güçlere açık bir Suriye, Türkiye için tehdittir.
İstikrarlı, üniter ve kontrol edilebilir bir Suriye ise zorunlu bir komşudur.

Açık konuşalım:
Türkiye, Suriye’nin iç işlerine karışmak istemiyor.
Ama Suriye’nin çöküşünün Türkiye’ye taşınmasına da izin veremez.

Çünkü bu coğrafyada herkes şunu bilir:
Şam’da başlayan krizler, Ankara’da biter

Bu Yazıyı Paylaş
Yorum yapılmamış

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir