Suriye sahası, tarihin erken dönemlerinden beri Anadolu ile bütünleşiktir. Bu durum özellikle Levand yani Suriye Akdeniz sahili için daha da geçerlidir. Halep ise Anadolu’nun doğrudan devamıdır. Suriye sahasında ön Türk tarihi milattan önce Kimmer ve İskit izlerine kadar uzanmaktadır. Ancak bunlar daha ziyade, günümüzde Türkiye ile sınır hattındaki Halep’in kuzey kırsalı ve Rakka’nın kuzey kırsalını içermektedir. İskitler ise daha çok Suriye Levand’ına daha yakın bölgelerde ve Filistin’de bulunmuşlardı.
Öncü Türklerin de Selçuklu öncesi, kuzey kırsalda bulunması beklenen bir durumdur. Suriye, Büyük Selçuklu Devleti tarafından Anadolu’dan önce fethedilmişti ve Halep, Suriye Selçukluların merkezi konumunda idi. Büyük Selçuklular döneminin, Hazar’ın batısındaki en önemli kentlerinden birisi Halep idi ve kısa sürede bütünüyle Ön Asya’nın bayındır Müslüman Türk merkezlerinden birisine dönüşmüştür. Tarihte Halep denildiğinde bugün ki Suriye’nin arazisinin kuzey yarısı ve de merkezi alanlarının büyük bölümü anlaşılmakta idi. Suriye Selçukluları zamanla Halep Selçuklu ve Şam Selçuklu olarak ikiye ayrılmış olup bir dönem sonra Halep Atabeylikleri öne çıkmıştır.
Karamanoğlu Devleti döneminde de Halep önemini korumuştur. Karamanoğlu Devleti, Konya, Antalya, Alanya, Muğla, Aydın, Antakya, Ermenek gibi önemli merkezleri ile Türkiye’nin güneybatı kesiminde, Ege Denizinde ve doğu Akdeniz’de egemen olup hâkimiyeti Bayır Bucak, Halep ve Kıbrıs’a kadar uzanmıştır. Memlüklüler döneminde de Halep dönem dönem Memlüklüler, Karamanlılar ve Osmanlı Devleti için önemli bir yer teşkil etmiştir. En nihayetinde Osmanlı Devleti döneminde Halep vilayeti, bugün ki Suriye’nin kuzey yarısını içermekte idi. Türk beylerinin ve beylerbeylerinin en önemli merkezlerinden olan Halep her zaman etnik, dilsel, kültürel olarak büyük Türk kenti özelliğini korumuş olup büyük bir ticaret ve kültür birikimini ihtiva etmiştir.
Halep; İstanbul, Bursa, Ankara, İzmir, Beyrut, Konya, Sivas, Selânik, Üsküp, Yanya, Kastamonu, Sofya ve Manastır ile birlikte Osmanlı Türkiye’sinin en büyük kentlerinden birisi olmuştur. Esasen İstanbul, Selânik, Bursa ve Halep birlikte zikredilebilir.
Osmanlı Türkiye’si:
1. Anadolu Türkiye’si
2. Rumeli Türkiye’si
3. Musul Türkiye’si
4. Güney Kafkas Türkiye’si (Güney Gürcistan)
5. Ege ve Akdeniz Adaları
6. Halep Türkiye’si (Suriye’nin kuzey yarısı)
toplamından oluşmaktadır
Halep Türkiye’si hassasiyetle ele alınmalıdır.
Suriye’de son dönem gelişmeleri Halep’in ve Halep Türklüğünün önemini yine kalın çizgilerle işaretlemiştir.
Suriye’de Suriye Türklerinin haklarını alması, topraklarını sahiplenmesi ve kendi bölgelerinde düzenlerini kurabilmeleri hayati önemdedir. Halep bunun kalbindedir. Günümüzde Halep il sınırlarının yarıya yakını Türkiye kontrolündedir, Halep kenti yeniden ayağa kalkmaktadır. Türkiye Cumhuriyeti-Halep-Şam yüksek hızlı tren ağ kurulumu yüksek önemdedir. Savaş öncesi Halep il geneli nüfusu Türkler ve Araplaşmış Türklerden oluşmakta idi. Halep tahmini 7 milyona yaklaşan nüfusu ile Suriye’nin en büyük kenti idi, bu da Türkiye’de İstanbul’dan sonra 2. büyük nüfusa tekabül eder şekilde değerlendirilebilirdi. Günümüzde Halep ilinin toplam nüfusunun 2-3 milyon olduğu tahmin edilmektedir. Türkiye kontrol bölgesinde 1 milyon nüfus olduğu düşünülebilir. Bunlar Türkler (Suriye Türkmenleri) ve Araplardan oluşmaktadır. Türkiye’deki Suriyeli mülteci nüfusunun yaklaşık %40’ının Halepli olduğu tahmin edilmektedir, bu nüfus Türk ve Araplaşmış Türklerdir. Türkiye’de Suriye’den gelmiş olan Araplaşmış Türklerin ciddi bir bölümünün dil ve kültür geri dönüşü yaşadığı tahmin edilmektedir. Türkiye’deki Suriyeli nüfusun Suriye’ye yeniden adaptasyonu nitelik ve kronoloji olarak da önemlidir. Mevcut Suriye’deki Halep, Türkiye’ye daha da yakından konumlanmıştır.
Günümüz Halep ili ve Halep kenti, Suriye Türklüğünün tam manasıyla kalbine dönüşmelidir. Buradaki Selçuklu, Atabeylikler dönemi ve diğer Türk dönemi eserleri Türkiye tarafından onarılmalı, kentin Türk karakteri aslına rücu etmelidir. Halep’te ve diğer Türkiye kontrolündeki Suriye yerleşimlerinde bulunan Türk üniversiteleri ve bütün eğitim kurumları Türkçe eğitimin ana merkezlerine ve dayanaklarına dönüştürülmelidir. Suriye’de Türk dilinin haklarının tesliminin fiili saha kabiliyeti ortaya çıkartılmalıdır. Halep ilinin genelinin ve Suriye’deki Türk hâkimiyet bölgelerinin Türkiye ile ilişkileri, ekonomi başta olmak üzere geliştirilmelidir. Irak’ın Kerkük, Telafer ve Tuzhurmatu başta olmak üzere Türk-men nüfus bölgeleri ile Halep ilinin kültürel etkileşimleri desteklenmelidir.
Türkiye’deki Suriyelilerin Türk dilli ve kültürlü hâle gelmiş nüfusunun Suriye’ye yerleşimi ve Türkiye ile ticari ilişkilerde konumlanması, Türk hükümeti öncülüğünde tesis edilmelidir. Türkiye, Suriye’de ayrıca Bayır Bucak ve Çobanbey Türk kentleri ile de özel olarak ilgilenmeli ve de Lazkiye, Tartus ve Haseke kentlerinin Türkmen, Arap, Alevi, Ermeni, Süryani, Kürt ve Çerkes gibi unsurları ile eğitim/kültür/güvenlik etkileşim ağları geliştirmelidir.
Mehmet Çağrı Kızıltaş

