27 Şubat 2026 Haber Bülteni

Turk DEGS
Yazan: Turk DEGS
24 Dk. Okuma
24 Dk. Okuma

ABD, İsviçre Bankası MBaer’i Finansal Sistemden Çıkarmakla Tehdit Etti

Kim / Nerede / Ne Zaman:

Amerika Birleşik Devletleri Hazine Bakanlığı, 26 Şubat 2026’da Washington’da yaptığı açıklamada İsviçre merkezli MBaer Merchant Bank AG’yi ABD mali sisteminden çıkarmakla tehdit etti. Gelişme Washington ve Zürih merkezli olarak duyuruldu.

Ne Oldu / Arka Plan:

ABD Hazine Bakanlığı, bankanın İran, Rusya ve Venezuela bağlantılı yaptırım ihlallerine karıştığını iddia etti. Özellikle bankanın, yaptırım listesinde bulunan İran Devrim Muhafızları Birliği ve Kudüs Gücü adına kara para aklama ve terörün finansmanını kolaylaştırdığı öne sürüldü. Ayrıca Venezuela devlet petrol şirketi PDVSA ile bağlantılı işlemler ve Rus kişi ve kuruluşlarla ilişkili para hareketleri mercek altına alındı.

ABD Hazine Bakanı Scott Bessent, bankaların yaptırım ihlallerine karşı ABD makamlarını bilgilendirmesi gerektiğini belirterek, ABD mali sisteminin bütünlüğünün “agresif biçimde korunacağını” söyledi.

ABD Hazine’ye bağlı Mali Suçları Uygulama Ağı (FinCEN), 11 Eylül sonrası dönemde ilk kez bir İsviçre bankasına karşı bu ölçekte bir yaptırım aracının devreye sokulmasını önerdi. Önerilen kural değişikliği, ABD finans kuruluşlarının MBaer adına muhabir hesap açmasını veya sürdürmesini yasaklayabilir.

İsviçre finansal düzenleyicisi FINMA ise bankayla ilgili kendi icra sürecini tamamladığını ve devam eden yasal süreç kapsamında bankaya bir denetim temsilcisi atadığını açıkladı.

Önemi / Etkileri:

ABD’nin bu adımı, küresel finans sisteminde dolar erişiminin stratejik bir baskı aracı olarak kullanıldığını bir kez daha gösteriyor. Dolar sisteminden çıkarılma tehdidi, bir banka için fiilen uluslararası finansal izolasyon anlamına geliyor.

Uzmanlar, bir G10 ülkesindeki bankanın hedef alınmasının güçlü bir siyasi mesaj içerdiğini ancak MBaer’in görece küçük ölçeği nedeniyle sistemik riskin sınırlı olabileceğini belirtiyor.

Benzer bir örnek olarak, Letonya merkezli ABLV Bank 2018 yılında ABD suçlamalarının ardından kapanmıştı.

Bu gelişme, ABD’nin İran, Rusya ve Venezuela yaptırımlarının uygulanmasında daha agresif bir çizgi izlediğine ve Avrupa finans kurumlarına yönelik denetimin arttığına işaret ediyor.

Kaynak: Reuters

Rusya: Küba Yakınlarındaki Tekne Olayı ABD’nin “Agresif Provokasyonu”

Kim / Nerede / Ne Zaman:

Rusya Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Maria Zakharova, 26 Şubat 2026’da Moskova’da yaptığı açıklamada, Küba açıklarında yaşanan sürat teknesi olayını ABD’nin “agresif provokasyonu” olarak nitelendirdi. Açıklama Rus haber ajansı TASS tarafından yayımlandı.

Ne Oldu / Arka Plan:

Küba hükümeti, Florida’ya kayıtlı bir sürat teknesinin Küba karasularına girdiğini ve devriye güçlerine ateş açtığını bildirdi. Olayda dört kişinin öldüğü, altı kişinin ise yaralandığı açıklandı.

Zakharova, olayın ABD’nin gerilimi tırmandırmayı ve bir çatışmayı tetiklemeyi amaçlayan bilinçli bir hamlesi olduğunu savundu.

Önemi / Etkileri:

Açıklama, Washington–Havana hattında artan gerilim bağlamında geldi. Moskova’nın sert tepkisi, Rusya’nın Küba ile siyasi dayanışma mesajı verdiğine işaret ediyor.

Olay, Karayipler’deki güvenlik dengeleri açısından hassas bir dönemde yaşanırken, ABD–Küba ilişkilerinde yeni bir diplomatik gerilim başlığı oluşturabilir.

Kaynak: Reuters

Afganistan ile Pakistan Arasındaki Son Çatışmanın Arka Planı

Kim / Nerede / Ne Zaman:

Pakistan ve Afganistan arasında 27 Şubat 2026’da, özellikle Torkham Sınır Kapısı yakınlarında yoğun çatışmalar yaşandı. İslamabad ve Kabil yönetimleri, karşılıklı hava ve kara saldırıları düzenlendiğini açıkladı.

Ne Oldu?

Pakistan’ın, Afganistan’daki Taliban askeri hedeflerine yönelik gece hava saldırıları düzenlediği bildirildi. Buna karşılık Afgan tarafının da sınır hattındaki Pakistan karakollarına saldırılar gerçekleştirdiği belirtildi.

Pakistan Savunma Bakanı, durumun “açık savaş” anlamına geldiğini söyledi. Her iki taraf da ağır kayıplar verdiğini duyurdu.

Komşular Neden Anlaşmazlığa Düştü?

Pakistan, 2021’de Taliban’ın yeniden iktidara gelişini başlangıçta olumlu karşıladı. Ancak zamanla İslamabad yönetimi, Afganistan’daki Taliban hükümetinin Pakistan karşıtı militan gruplara göz yumduğunu savunmaya başladı.

Başlıca gerilim kaynağı:

Tehreek-e-Taliban Pakistan (TTP)

Belucistan’daki ayrılıkçı silahlı gruplar

Pakistan, TTP lider kadrosunun Afganistan’da bulunduğunu ve saldırıları buradan yönettiğini öne sürüyor. Kabil ise Afgan topraklarının Pakistan’a karşı kullanılmasına izin vermediğini savunuyor.

TTP, 2007’de kurulmuş ve Pakistan’da çok sayıda saldırı düzenlemiş bir örgüt. 2012’de Nobel Barış Ödülü alan Malala Yousafzai’ye yönelik saldırıyı da üstlenmişti.

Son Çatışmalara Ne Yol Açtı?

Pakistan güvenlik kaynakları, son dönemde artan saldırıların arkasında Afganistan bağlantılı militanların bulunduğunu ve buna dair “reddedilemez kanıtlar” elde edildiğini iddia etti.

Geçtiğimiz hafta Bajaur bölgesinde düzenlenen ve 11 güvenlik görevlisinin öldüğü saldırı TTP tarafından üstlenildi. Bu gelişme, Pakistan’ın Afganistan içindeki hedeflere yönelik hava saldırılarını tetikledi.

Askeri Denge

Kâğıt üzerinde Pakistan askeri açıdan belirgin üstünlüğe sahip:

Taliban’ın yaklaşık 172.000 personeli bulunuyor.

Uluslararası Stratejik Araştırmalar Enstitüsü (IISS) 2025 verilerine göre Pakistan’ın 600.000’den fazla aktif askeri personeli, 6.000’den fazla zırhlı aracı ve 400’den fazla savaş uçağı bulunuyor.

Pakistan ayrıca nükleer silahlara sahip.

Taliban’ın sınırlı hava kapasitesi bulunurken, etkin bir savaş uçağı filosu olmadığı belirtiliyor.

Sonuç / Olası Senaryolar

Analistler, Pakistan’ın hava operasyonlarını yoğunlaştırabileceğini; Taliban’ın ise sınır karakollarına baskınlar ve gerilla saldırılarıyla karşılık verebileceğini öngörüyor.

Sınır hattında ticaretin ve geçişlerin sık sık durması, iki ülke arasındaki ekonomik ve diplomatik ilişkileri daha da zayıflatabilir. Mevcut tablo, düşük yoğunluklu sınır çatışmalarının daha geniş çaplı bir askeri krize dönüşme riskini barındırıyor.

Kaynak: Reuters

Çin, Güney Çin Denizi’nde Devriye Düzenledi; Filipinler’i “Barışı Bozmakla” Suçladı

Kim / Nerede / Ne Zaman:

Çin ordusu, 23–26 Şubat 2026 tarihleri arasında Güney Çin Denizi’nde rutin devriye faaliyetleri yürüttüğünü 27 Şubat’ta Pekin’de açıkladı.

Ne Oldu / Arka Plan:

Çin Halk Kurtuluş Ordusu Güney Tiyatro Komutanlığı Sözcüsü Zhai Shichen, Filipinler’in bölge dışındaki ülkelerle ortak devriyeler düzenleyerek bölgesel barış ve istikrarı “bozduğunu” ileri sürdü.

Açıklama, tartışmalı Scarborough Shoal çevresinde son dönemde artan gerilimin ardından geldi. Filipinler, ABD ve Japonya donanmaları bu hafta Güney Çin Denizi’nde ortak faaliyetler yürüttüklerini duyurdu. Manila yönetimi, bunun askeri iş birliğini artırma amacı taşıdığını belirtti.

Önemi / Etkileri:

Güney Çin Denizi, Çin ile Filipinler başta olmak üzere birçok bölge ülkesi arasında egemenlik ihtilaflarına sahne oluyor.

Çin’in devriye açıklaması, ABD ve Japonya’nın Filipinler’le artan askeri koordinasyonuna karşı bir mesaj olarak değerlendiriliyor. Bu durum, bölgede büyük güç rekabetinin daha görünür hale geldiğine ve deniz güvenliği risklerinin arttığına işaret ediyor.

Kaynak: Reuters

Pakistan ve Taliban Güçleri Nasıl Konumlanıyor?

Kim / Nerede / Ne Zaman:

Pakistan ile Afganistan arasında 27 Şubat 2026 itibarıyla sınır hattında çatışmalar yoğunlaştı. Pakistan Savunma Bakanı iki ülkenin “açık savaş” içinde olduğunu açıkladı.

Ne Oldu / Arka Plan:

Gece boyunca süren sınır ötesi çatışmalarda her iki taraf da ağır kayıplar verdiğini duyurdu. Gerilim tırmanırken askeri kapasite karşılaştırmaları yeniden gündeme geldi.

Londra merkezli Uluslararası Stratejik Araştırmalar Enstitüsü (IISS) verilerine göre Pakistan, personel sayısı, hava gücü ve zırhlı araç kapasitesi açısından Afgan Taliban güçlerine kıyasla belirgin üstünlüğe sahip.

Personel:

Pakistan: 660.000 aktif asker

Taliban güçleri: 172.000 aktif personel (200.000’e çıkarma planı var)

Zırhlı Araç & Topçu:

Pakistan: 6.000+ zırhlı araç, 4.600+ topçu sistemi

Afgan tarafı: Sovyet döneminden kalma tank ve zırhlılar (kesin sayı bilinmiyor)

Hava Gücü:

Pakistan: 465 savaş uçağı, 260+ helikopter

Afganistan: Operasyonel savaş uçağı filosu yok; sınırlı sayıda eski uçak ve helikopter

Nükleer Kapasite:

Pakistan: Yaklaşık 170 nükleer savaş başlığı

Afganistan: Nükleer kapasite yok

Önemi / Etkileri:

Pakistan’ın konvansiyonel askeri kapasitesi ve nükleer caydırıcılığı önemli bir üstünlük sağlıyor. Buna karşılık Taliban güçlerinin, doğrudan cephe savaşından ziyade sınır ötesi baskınlar ve düzensiz savaş taktiklerine yönelmesi bekleniyor.

Bu tablo, çatışmanın klasik bir devletler arası savaştan ziyade uzun süreli, düşük yoğunluklu ama istikrarsızlaştırıcı bir güvenlik krizine dönüşme riskini artırıyor.

Kaynak: Reuters

Filipinler, Japonya ve ABD Güney Çin Denizi’nde Ortak Tatbikat Düzenledi

Kim / Nerede / Ne Zaman:

Filipinler, Amerika Birleşik Devletleri ve Japonya donanmaları, 27 Şubat 2026 haftasında Güney Çin Denizi’nde ortak askeri tatbikat gerçekleştirdi. Açıklama Manila’dan yapıldı.

Ne Oldu / Arka Plan:

Filipinler Silahlı Kuvvetleri, tatbikatın müttefikler arasındaki birlikte çalışabilirliği artırmayı, deniz güvenliğini güçlendirmeyi ve “Denizcilik Alanı Farkındalığını” geliştirmeyi amaçladığını bildirdi.

Tatbikata Filipinler’in Antonio Luna firkateyni, savaş uçakları ve helikopterleri katıldı. Japonya bir P-3 Orion deniz karakol uçağı konuşlandırırken, ABD güdümlü füze destroyeri USS Dewey ve bir P-8 Poseidon deniz devriye uçağı gönderdi.

Faaliyetler arasında denizde ikmal, ortak hava devriyeleri ve iletişim/komuta kontrol tatbikatları yer aldı. Filipinler ayrıca 15–16 Şubat’ta Avustralya ve ABD ile benzer tatbikatlar düzenlemişti.

Çin, Güney Çin Denizi’nin büyük bölümünde egemenlik iddiasında bulunuyor ve 2016’daki uluslararası tahkim kararını reddediyor.

Önemi / Etkileri:

Tatbikat, Filipinler’in bölgedeki hak iddialarını savunmak için çok taraflı askeri iş birliğini artırma stratejisinin parçası olarak değerlendiriliyor.

ABD ve Japonya’nın aktif katılımı, Çin’in bölgedeki askeri varlığına karşı caydırıcılık mesajı niteliği taşıyor. Artan ortak devriyeler ve tatbikatlar, Güney Çin Denizi’ndeki büyük güç rekabetinin daha da yoğunlaştığını gösteriyor.

Kaynak: Reuters

Pakistan, Afgan Şehirlerini Bombaladı; Bakan “Açık Savaş” Dedi

Kim / Nerede / Ne Zaman:

Pakistan, 27 Şubat 2026 gecesi Afganistan’ın başta Kabil, Kandahar ve Paktia olmak üzere büyük şehirlerindeki Taliban hedeflerine hava ve kara saldırıları düzenledi. Pakistan Savunma Bakanı Khawaja Muhammad Asif çatışmayı “açık savaş” olarak nitelendirdi.

Ne Oldu / Arka Plan:

Pakistanlı güvenlik kaynaklarına göre saldırılar; Taliban’a ait askeri ofisler, karargâhlar ve karakollara yönelik havadan karaya füze atışlarını ve sınır hattında kara çatışmalarını içerdi.

Taliban Sözcüsü Zabihullah Mujahid, Pakistan askeri tesislerine misilleme saldırıları başlattıklarını açıkladı. Taraflar ağır kayıplar bildirdi ancak açıklanan rakamlar bağımsız olarak doğrulanamadı.

Pakistan hükümet sözcüsü Mosharraf Zaidi, operasyonların “kışkırtılmamış Afgan saldırılarına” yanıt olduğunu söyledi. Taliban ise Pakistan’ın sınır ötesi militan iddialarını reddediyor ve güvenlik sorunlarının Pakistan’ın iç meselesi olduğunu savunuyor.

Gerilim, Pakistan’ın Afganistan’daki Tehreek-e-Taliban Pakistan (TTP) ve İslam Devleti bağlantılı hedeflere yönelik önceki hava saldırılarının ardından tırmandı.

Önemi / Etkileri:

Taliban yönetiminin merkezlerine yönelik saldırılar, 2.600 kilometrelik sınır boyunca çatışmaların geniş çaplı bir savaşa dönüşme riskini artırıyor. Kandahar’ın, Taliban’ın ruhani lideri Haibatullah Akhundzada’nın bulunduğu şehir olması, saldırıların sembolik önemini artırıyor.

Bölgesel diplomasi de devrede: Rusya taraflara itidal çağrısı yaparken, Suudi Arabistan’ın gerilimi düşürmeye yönelik temaslarda bulunduğu bildirildi.

Artan hava saldırıları ve karşılıklı misillemeler, iki ülke arasındaki çatışmanın düşük yoğunluklu sınır geriliminden daha geniş kapsamlı bir askeri krize evrilme ihtimalini güçlendiriyor.

Kaynak: Reuters

Almanya, İHA Tehditlerine Karşı Askeri Yetkilerini Genişletiyor

Kim / Nerede / Ne Zaman:

Almanya Federal Meclisi (Bundestag), Berlin’de Perşembe günü, insansız hava araçlarına (İHA) karşı askeri müdahale yetkilerini genişleten yasa değişikliğini onayladı.

Ne Oldu / Nasıl:

Yasaya göre, Bundeswehr, sivil yetkililerin talebi üzerine veya akut tehdit durumlarında İHA’ları durdurmak veya vurmak için sinyal bozucu cihazlar ve silahlar kullanabilecek.

Daha önce askeri müdahale büyük ölçüde kısıtlıydı; şimdi savunma bakanlığı, acil durumlarda bağımsız operasyon emri verebilecek.

Federal polis ve eyalet polisleri de İHA’larla mücadeleden sorumlu ancak çoğu zaman gerekli donanıma sahip değildi. Berlin’de yeni bir İHA savunma merkezi açıldı.

Neden / Arka Plan:

Rusya’nın Ukrayna işgali sonrası Almanya üzerinde insansız hava aracı olayları arttı. Uzmanlar, uçuşların çoğunun arkasında Rusya olabileceğini düşünüyor.

Yasa değişikliği, havaalanı hava sahasına izinsiz uçan İHA’lara daha sıkı cezalar ve protestolara karşı etkin önlemler içeriyor. İklim aktivistlerinin protestolarında kullanılan İHA’lar artık para cezası yerine iki yıla kadar hapisle cezalandırılabilecek.

Hedef / Önemi:

Amaç, İHA tehditlerine hızlı ve etkili müdahale sağlamak, sivil ve askeri hava sahalarını korumak.

Bu değişiklik, Almanya’nın İHA savunma kapasitesini hem askeri hem de sivil alanlarda güçlendirmeyi hedefliyor.

Kaynak: Reuters

ABD, Ukrayna Barış Görüşmeleri İçin Lukoil Varlık Satışını Yavaşlattı

Kim / Nerede / Ne Zaman:

ABD Hazine Bakanlığı, Washington, 26 Şubat 2026 – Rus petrol devi Lukoil’in uluslararası varlıklarının satış sürecini, Ukrayna barış görüşmelerinde Rusya’ya baskı yapmak amacıyla yavaşlattı.

Ne Oldu / Nasıl:

ABD Yabancı Varlıklar Kontrol Ofisi (OFAC), Lukoil ile müzakereler için 28 Şubat olan son tarihi 1 Nisan’a kadar uzattı.

Satış gelirleri, Lukoil’in eline geçmeden, ABD’nin yargı yetkisine tabi dondurulmuş bir hesaba yatırılacak.

Lukoil varlıklarının uluslararası portföyü, petrol sahaları, rafineriler ve benzin istasyonlarını içeriyor; Irak’tan Finlandiya’ya kadar satışlar planlanıyor.

Potansiyel alıcılar arasında ExxonMobil, Carlyle Group, Alliance Investment Partners ve Todd Boehly gibi şirket ve yatırımcılar bulunuyor.

Neden / Arka Plan:

ABD, satış sürecini kontrol ederek, Rusya’nın Ukrayna’daki savaş makinesine gelir sağlamasını sınırlamak istiyor.

Lukoil varlık satışları, barış görüşmelerinin ilerlemesine doğrudan etki edebilir ve müzakereler sırasında diplomatik baskı aracı olarak kullanılabilir.

Ukrayna Devlet Başkanı Volodymyr Zelenskiy, Trump yönetimine 12 trilyon $ değerinde bir ekonomik anlaşma önerildiğini açıklamıştı; bu anlaşma Lukoil varlıklarını da kapsayabilir ve süreci karmaşıklaştırıyor.

Hedef / Önemi:

ABD’nin stratejisi, Rusya’ya ekonomik baskı uygulayarak barış görüşmelerinde Ukrayna lehine diplomatik avantaj sağlamak.

Lukoil varlıklarının satış sürecinin uzatılması, hem müzakereler hem de uluslararası enerji piyasalarında etkiler yaratabilir.

Kaynak: Reuters

ABD-İran Görüşmeleri Anlaşma Olmadan, Ancak Potansiyel İlerleme İşaretleriyle Sona Erdi

Kim / Nerede / Ne Zaman:

Donald Trump yönetimi, İran ile nükleer program konusunda yapılan dolaylı görüşmelerin ardından, Cenevre, İsviçre, 26 Şubat 2026 – ilerleme kaydedildi ancak herhangi bir anlaşma sağlanamadı.

Ne Oldu / Nasıl:

Görüşmeler, Umman arabuluculuğunda ABD ve İran arasında teknik ve dolaylı oturumlarla yürütüldü.

ABD askeri güçlerinin bölgeye yığılması, olası saldırıları önleyebilecek diplomatik bir adım olarak görüldü.

İran Dışişleri Bakanı Abbas Araqchi ve ABD temsilcileri Steve Witkoff ile Jared Kushner arasında sabah ve öğleden sonra oturumları yapıldı.

Umman Dışişleri Bakanı Seyyid Bedir Albusaidi, görüşmelerin “yaratıcı ve olumlu fikir alışverişi” içerdiğini belirtti ve gelecek hafta Viyana’da teknik düzeyde görüşmelerin planlandığını söyledi.

Neden / Arka Plan:

ABD, İran’ın balistik füze programı ve bölgedeki silahlı gruplara desteğini de müzakerelerin kapsamına almak istiyor.

Trump, anlaşma sağlanamazsa “gerçekten kötü şeyler” olabileceğini vurgulayarak diplomatik baskı oluşturdu.

İran, nükleer silah geliştirme niyetini reddediyor ve uranyum zenginleştirme hakları karşılığında sınırlı tavizler sunmaya hazır olduğunu bildirdi.

Hedef / Önemi:

Görüşmelerin amacı, ABD-İran arasında daha geniş bir savaşı önlemek ve bölgesel istikrarı korumak.

Teknik düzeydeki ilerlemeler, tarafların yakın zamanda yeniden müzakere masasına dönmesi için bir temel oluşturuyor.

Kaynak: Reuters

Trump’ın İran Füzesi İddiası ABD İstihbaratı Tarafından Desteklenmiyor

Kim / Nerede / Ne Zaman:

Donald Trump, ABD, 26 Şubat 2026 – İran’ın yakında ABD’yi vurabilecek bir füzeye sahip olacağı iddiasında bulundu.

Ne Oldu / Nasıl:

Trump, Birliğin Durumu konuşmasında Tahran’ın “yakında ABD’ye ulaşabilecek füzeler üzerinde çalıştığını” söyledi.

Ancak üç kaynağa göre ABD istihbaratı bu iddiayı desteklemiyor; Savunma İstihbarat Teşkilatı (DIA) İran’ın ICBM geliştirme kapasitesinin en erken 2035’te gerçekleşebileceğini değerlendiriyor.

Beyaz Saray sözcüsü, Trump’ın endişesinin ciddi olduğunu vurgulasa da, teknik olarak İran’ın operasyonel ICBM kapasitesine sahip olmadığı belirtiliyor.

ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, İran’ın “bir gün kıtasal ABD’ye ulaşabilecek silahlar geliştirme yolunda ilerlediğini” söyledi, ancak kesin bir tarih vermedi.

İran’ın Açıklaması / Tepkisi

İran Dışişleri Bakanı Abbas Araqchi, uzun menzilli füze geliştirmediklerini ve menzil sınırını 2000 km’nin altında tuttuklarını belirtti.

İran, nükleer silah geliştirme iddialarını reddediyor ve uranyum zenginleştirmesinin tamamen sivil amaçlı olduğunu söylüyor.

Uzman Görüşü:

Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (IAEA), İran’ın 2003’te nükleer silah programını kapattığını ve son yıllarda sadece sivil amaçlı zenginleştirme yaptığını doğruluyor.

David Albright ve diğer uzmanlar, İran’ın ICBM ve yeniden giriş araçları geliştirme konusunda ciddi teknik engellerle karşı karşıya olduğunu ve savaş başlığı taşıyabilecek füze üretmesinin uzun yıllar alacağını belirtiyor.

İsrail’in önceki hava saldırıları, İran’ın balistik füze altyapısına ağır darbe vurmuş durumda.

Özet:

Trump’ın İran’a olası saldırı gerekçesi olarak sunduğu “yakında ABD’ye ulaşabilecek füze” iddiası, ABD istihbaratı ve bağımsız uzmanlar tarafından desteklenmiyor. İran ise menzili sınırlı savunma füzeleri geliştirdiğini ve nükleer programının sivil olduğunu yineliyor.

Kaynak: Reuters

Ateşkes Anlaşması Sendelerken İsrail Ateşi Gazze’de Sekiz Kişiyi Öldürdü

Kim / Nerede / Ne Zaman:

Gazze’deki sağlık yetkilileri ve İsrail ordusu, Gazze Şehri ve çevresinde, 26 Şubat 2026 Perşembe günü gerçekleşen hava ve insansız hava aracı saldırıları sırasında en az sekiz kişinin öldüğünü bildirdi.

Ne Oldu / Nasıl:

Saldırılar kuzeyde Tuffah semtinde yaşayan Filistinlilere ve güneyde Han Yunus ile Bureij mülteci kampındaki kontrol noktalarına yönelik olarak düzenlendi. İsrail ordusu ayrıca güneyde kendilerine tehdit oluşturan bir militanı öldürdüğünü açıkladı. Bu olaylar, ABD’nin aracılık ettiği ve Ekim 2023’te yürürlüğe giren İsrail-Hamas ateşkesinin ihlali olarak kayda geçti.

Neden / Arka Plan:

Gazze’deki çatışmalar, 2023 Ekim’inde başlayan İsrail-Hamas savaşının ardından devam eden gerginliğin bir parçası olarak görülüyor. Sağlık yetkilileri, savaşın başlangıcından bu yana 72.000’den fazla kişinin hayatını kaybettiğini ve ateşkesten sonra en az 600 kişinin İsrail saldırıları nedeniyle öldüğünü belirtti. İsrail tarafı, ateşkes süresince dört askerinin militan saldırılarda öldüğünü ifade etti.

Hedef / Önemi:

Olaylar, bölgedeki istikrarın hâlâ kırılgan olduğunu ve ateşkesin etkin bir şekilde uygulanmasının önemini ortaya koyuyor. Ocak ayında ateşkesin ikinci aşamasına geçilmiş, İsrail’in askerlerini çekmesi ve Hamas’ın bölge yönetimini devralması bekleniyor.

Kaynak: Reuters

Avrupa Parlamentosu Üyesi Beleri’nin Kıbrıs ve Varosha Açıklaması

Kim / Nerede / Ne Zaman:

Yunanistanlı Avrupa Parlamentosu üyesi Fredi Beleri, Avrupa Parlamentosu, Brüksel, 26 Şubat 2026 – Kıbrıs ve Varosha’nın geri dönüşü konusunda AB’yi harekete geçmeye çağırdı.

Ne Oldu / Nasıl:

Beleri, Parlamento’daki tartışmada Kuzey Kıbrıs’taki Varosha kasabasının bazı bölgelerinin yeniden açılmasına yönelik Türkiye ve Kıbrıs Türk yönetiminin girişimlerini eleştirdi. Tek taraflı ve BM kararlarına aykırı olduğunu savundu, yerinden edilmiş halkın 52 yıldır evlerine ve mülklerine erişemediğini vurguladı. AB’nin Ukrayna’ya gösterdiği dayanışmanın, Kıbrıs için de geçerli olması gerektiğini belirtti ve Türkiye’ye yaptırım uygulanmasını önerdi.

Neden / Arka Plan:

Türkiye açısından, Varosha ve Kıbrıs politikaları, Kuzey Kıbrıs Türk halkının haklarını koruma ve bölgede istikrarı sağlama çerçevesinde yürütülüyor. Türkiye, bu tür eleştirileri çoğu zaman AB’nin ve bazı üyelerinin Doğu Akdeniz politikalarında çifte standart uygulaması olarak değerlendiriyor.

Hedef / Önemi:

Beleri’nin çağrısı AB perspektifinden, Kıbrıs ve Varosha’daki yerinden edilmiş vatandaşların haklarının geri verilmesini sağlama ve Türkiye’ye uluslararası baskı uygulama amacını taşıyor. Türkiye açısından ise, söz konusu girişimler, bölgesel güvenlik ve yerinden edilmiş Kıbrıs Türklerinin haklarının korunması açısından meşru görülüyor.

Kaynak: Ekathimerini

BM’ye Gönderilen Türk-Libya Denizcilik Mutabakatı Mektubu

Kim / Nerede / Ne Zaman:

Türkiye, Birleşmiş Milletler, 27 Şubat 2026 – Ankara, 2019 Türkiye-Libya denizcilik memorandumunu BM’ye gönderdiği resmi mektupla savundu.

Ne Oldu / Nasıl:

Türkiye’nin BM Daimi Temsilcisi Ahmet Yıldız, mektupta Türkiye’nin Doğu Akdeniz’deki haklarını ve 2019 mutabakat zaptını savundu. Yunanistan’ın deniz hukukunu “seçici yorumladığını” belirterek bu iddiaların hukuki dayanağı olmadığını vurguladı. Ayrıca Kıbrıs Cumhuriyeti’nin tutumlarını ve Libya ile yapılan hidrokarbon çıkarım anlaşmalarını da savundu. Türkiye, mektupta diğer kıyı ülkeleriyle diyaloga açık olduğunu ve Atina Deklarasyonu’nun ruhuna bağlı kalındığını belirtti.

Neden / Arka Plan:

Türkiye, Doğu Akdeniz’deki kıta sahanlığı ve münhasır ekonomik bölge haklarını koruma ve 2019 mutabakat zaptının meşruiyetini pekiştirme amacı taşıyor. Bu hamle, Türkiye’nin bölgedeki enerji kaynakları ve deniz sınırları konusundaki haklarını uluslararası platformda teyit etme stratejisinin bir parçası.

Atina’nın Tepkisi:

Yunanistan, mektubu hukuken geçersiz ve keyfi yorumlar içerdiğini ileri sürerek reddetti. Yunan kaynaklar, adaların kıta sahanlığı ve münhasır ekonomik bölgelerde tam hak sahibi olduğunu savunuyor; Türkiye’nin iddialarının uluslararası hukuk açısından sonuç doğurmadığını vurguladı.

Hedef / Önemi:

Türkiye, BM nezdinde pozisyonunu güçlendirerek Doğu Akdeniz’deki haklarını ve enerji çıkarlarını korumayı amaçlıyor. Bu girişim, Türkiye’nin bölgedeki meşru haklarının ve uluslararası hukuka uygunluğunun altını çizerken, Yunanistan’ın eleştirileri Türkiye için hukuki bir engel teşkil etmiyor.

Kaynak: Kathimerini

Yunanistan-ABD Görüşmesi: Gerapetritis ve Rubio Doğu Akdeniz ve Bölgesel İş Birliğini Ele Aldı

Kim / Nerede / Ne Zaman:

Yunanistan Dışişleri Bakanı George Gerapetritis ve ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, Beyaz Saray, Washington D.C., 26 Şubat 2026 – 50 dakikalık görüşmede Doğu Akdeniz, bölgesel iş birliği ve Barış Konseyi gündemleri ele alındı.

Ne Oldu / Nasıl:

Görüşme “çok iyi bir atmosferde” gerçekleşti. Taraflar Yunanistan-ABD stratejik ortaklığını ve Stratejik Diyalog’un 6. Turunun Atina’da düzenlenmesi için prosedürleri tamamlamayı kararlaştırdı. Ticaret, yatırım, enerji, savunma, yapay zeka ve yüksek teknoloji alanlarında iş birliğinin güçlendirilmesi üzerinde duruldu. Ayrıca IMEEC Ekonomik Koridoru üzerinden bölgesel bağlantılar ve iş birliği ele alındı.

Neden / Arka Plan:

Görüşme, Doğu Akdeniz’deki stratejik konum, bölgesel güvenlik, Avrupa-Atlantik ilişkileri ve Ortadoğu’daki gelişmeler bağlamında gerçekleştirildi. Yunanistan, bölgedeki ülkelerle ikili ve üçlü iş birliğini bir stratejik merkez olarak vurgularken, Gazze’nin istikrar ve yeniden inşasına katkı sağlamaya hazır olduğunu ifade etti. Kıbrıs meselesi de görüşmede gündeme geldi.

Hedef / Önemi:

Amaç, Yunanistan-ABD ilişkilerini en yüksek düzeyde tutmak, ekonomik ve savunma iş birliğini güçlendirmek, Doğu Akdeniz ve Ortadoğu’daki istikrarı desteklemek ve bölgesel diplomatik etkiyi artırmak.

Kaynak:Kathimerini

Bu Yazıyı Paylaş
Yorum yapılmamış

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir