
2026 yılı, Türkiye ile Afganistan arasındaki diplomatik ilişkilerin tesisinin 105. yılı olarak tarih sahnesinde önemini korumaktadır. Resmî ilişkiler, 1 Mart 1921’de imzalananTürk–Afgan Dostluk Antlaşması ile resmiyet kazanmıştır. Ancak bu diplomatik çerçeve, iki millet arasındaki tarihî, kültürel ve insani bağların yalnızca bir yansımasıdır. Kurtuluş Savaşı sırasında Afgan halkının Türkiye’ye sağladığı maddî ve manevi destekler, Anadolu’ya gönderilen yardımlar ve Türkiye’de eğitim gören Afgan öğrencilerin katkıları, bu dayanışmanın somut örneklerindendir. 1 Mart 1921’de Moskova’da imzalanan Türk-Afgan AntlaşmasıylaAfganistan, TBMM’yi resmen tanıyan ikinci devlet olmuş, Ankara Hükümeti de Kabil’de ikinci yurt dışı temsilciliğini açmış; Afgan asıllı Türk subayı Abdurrahman Samadantemsilci olarak atanmıştır.
Antlaşmanın Maddeleri
1. Türkiye ve Afganistan arasında, ihlali mümkün olmayan ebedî dostluğa dayalı bir barış tesis edilmiştir.
2. Bir tarafa düşmanca bir hareket olursa, diğer taraf saldırıyı önlemeye çalışacak; savaş hâlinde ortak ve akılcı bir çözüm arayacaktır.
3. Taraflar, üçüncü devletlerin kendi aralarındaki anlaşmalarına katılmayacak ve karşı tarafın güvenliğine yönelik düşmanca hareketlere iştirak etmeyecektir.
4. Ülkelerin kalkınması ve halkların yararı için tüm imkânlar karşılıklı sağlanacak, özel sözleşmeler yapılabilecektir.
5. Türkiye, Afganistan’ın eğitim ve ordusunun modernleşmesi için talep ettiği uzmanları sunmayı taahhüt etmiştir.
6. Taraf vatandaşları, ticaret ve ikamet konusunda en çok kayrılan millet statüsünden yararlanacak; posta, konsolosluk ve suçluların iadesi konularında iş birliği yapılacaktır.
7. Taraflar, diğer devletlerle ilişkilerde serbest hareket hakkını koruyacaktır.
8. Antlaşma Türkçe ve Farsça hazırlanmış olup, her iki metin eşit derecede geçerlidir.
9. Onay süreci tamamlandığında antlaşma yürürlüğe girecek; birinci madde süresiz, diğer maddeler on yıl geçerli olacaktır.
Söz konusu antlaşma, Ankara Hükümeti’nin Millî Mücadele döneminde imzaladığı ilk resmî antlaşma olma özelliğini taşımaktadır. Afganistan, bu antlaşmaylaTürkiye’nin bağımsızlığını ve Misak-ı Millî’yi resmen tanıyan ilk ülke olmuştur. Doğu toplumlarının bağımsızlık ve özgürlük hakkını vurgulayan bu gelişme, İngiltere’yi rahatsız etmiş; aynı zamanda Türkiye’nin diplomatik başarısını da pekiştirmiştir. Afganistan tarafı uzun süre onay vermemiş, İngiltere ile yakınlaşma süreci ve bağımsızlık hassasiyeti nedeniyle değişiklikler talep etmiştir. Bu sürecin yürütülmesi için Fahreddin Paşa Kabil’e atanmış ve özellikle üçüncü madde ile beşinci madde üzerinde yaşanan anlaşmazlıkları çözmüştür. 19 Ekim 1922’de antlaşma resmen onaylanmış ve halk tarafından büyük bir sevinçle karşılanmıştır. Fahreddin Paşa’dan sonra Afganistan’a atanan Memduh Şevket Esendal Bey ve Yusuf Hikmet Bayur Bey gibi büyükelçiler de ülkede önemli hizmetler vermiştir. Atatürk’ün dış politikadaki gerçekçilik, diyaloğa açıklık ve stratejik ittifak anlayışı hem Sovyetler hem de Afganistan ile yürütülen ilişkilerde başarıyla uygulanmıştır. Antlaşma, iki ülke arasındaki iş birliğini fiilen başlatmış; Türkiye, Afganistan’ın modernleşme çabalarına askerî, eğitim ve idari alanlarda destek sağlamıştır. Kabil’de açılan Askerî Zabitan Mektebi ve Afganistan’a gönderilen öğretmen, doktor ve subaylar, bu iş birliğinin somut örneklerindendir.
1927’de Afganistan Dışişleri Bakanı Mahmut Tarzi’ninAnkara ziyareti ve Kral Amanullah Han’ın Türkiye ziyareti, iki ülke arasındaki dostluk ve iş birliğini pekiştirmiştir. 1930’larda Türkiye, Nadir Şah’ın talebiyle Afganistan’a tıp, hukuk ve siyasal bilimler alanlarında eğitmenler göndererek iş birliğini eğitim ve uzmanlık düzeyinde güçlendirmiştir. Bu diplomatik ve kültürel etkileşimler, Sovyetler Birliği’nin Afganistan üzerindeki etkisi ve 1990’lı yıllardaki iç savaş döneminde zaman zaman aksasa da, Türkiye–Afganistan iş birliği hiçbir zaman kesilmemiştir. 2001 sonrası dönemde Türkiye, Afganistan’a eğitim, sağlık, barınma ve insani yardım alanlarında yoğun destek sağlamış; TİKA, Türkiye Bursları, Türkiye Maarif Vakfı, AFAD ve Türk Kızılay gibi kuruluşlar aracılığıyla projeler günümüze kadar devam etmiştir.
Sonuç olarak; 1921 Türk-Afgan Dostluk Antlaşması, Türkiye–Afganistan ilişkilerinin temelini oluşturan tarihî, kültürel ve insani bir miras niteliğindedir. Antlaşma, iki ülke halkları arasındaki dayanışmayı ve iş birliğini günümüze kadar taşıyan, diplomatik ve stratejik bir simge olarak değerini korumaktadır.

