
4 Mart Haber Bülteni
İsrail–İran Savaşı 5. Gün: Lübnan’a Sıçrayan Çatışma ve ABD’nin İlk Kayıpları
Kim / Nerede / Ne zaman:
İsrail ordusu 4 Mart 2026’da Lübnan’ın başkenti Beyrut’un güney banliyölerine hava saldırısı düzenledi. Aynı gün ABD yönetimi çatışmalarda ilk askerî kayıplarını açıkladı.
Ne oldu / Arka plan:
İsrail ile İran arasında beşinci gününe giren savaş, Lübnan cephesine daha görünür biçimde taşındı. Beyrut’un güneyinde, Hizbullah etkisinin güçlü olduğu bölgede gerçekleştirilen saldırıda en az dört kişinin hayatını kaybettiği bildirildi.
İsrail tarafı, eş zamanlı olarak Tahran’a yönelik yeni bir saldırı dalgası başlattığını duyurdu. İran devlet medyası başkentin doğu ve batı kesimlerinde şiddetli patlamalar yaşandığını aktardı. Çatışmaların ilk günlerinde öldürüldüğü açıklanan İran’ın dini lideri Ali Hamaney için Tahran’da üç günlük bir “veda töreni” başlatıldı.
ABD cephesinde ise Donald Trump yönetimi, çatışmalarda dört Amerikan askerinin hayatını kaybettiğini doğruladı. Washington ayrıca Hürmüz Boğazı’ndan geçen petrol tankerlerine donanma eskortu sağlanabileceği mesajını verdi. Bu adım, enerji güvenliği risklerinin arttığına işaret ediyor.
İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu rejim değişikliği söylemini sürdürürken, Trump yönetiminin önceliğinin İran’ın füze kapasitesi ve nükleer altyapısının hedef alınması olduğu belirtiliyor. ABD ve İsrail’in nihai hedefleri arasında ton farkı bulunduğuna dair değerlendirmeler öne çıkıyor.
Önemi / Etkileri:
Çatışmanın Lübnan’a yayılması, Hizbullah’ın daha doğrudan savaşa dahil olma ihtimalini artırarak cepheyi genişletebilir.
ABD’nin kayıp vermesi, Washington’un angajmandüzeyini yükseltebilir ve iç politikada baskı yaratabilir.
Hürmüz Boğazı’nda olası askerî eskort uygulaması, küresel enerji piyasalarında fiyat dalgalanmasını tetikleyebilir.
ABD–İsrail stratejik uyumundaki olası görüş ayrılıkları, savaşın süresi ve kapsamı üzerinde belirleyici olabilir.
Çatışmanın bölgesel savaşa evrilme riski artarken, Körfez hattı ve Doğu Akdeniz’de güvenlik dengeleri yeniden şekillenebilir. Türkiye açısından enerji arz güvenliği, Irak-Suriye hattındaki güvenlik gelişmeleri ve NATO içi diplomatik pozisyon dikkatle izlenmesi gereken başlıklar arasında yer alıyor.
Kaynak: Reuters / CNN
JP Morgan Uyarısı: Hürmüz’ün Kapanması Irak ve Kuveyt’te Üretimi Günler İçinde Vurabilir
Kim / Nerede / Ne zaman:
JPMorgan Chase analistleri, 4 Mart 2026 tarihli değerlendirmelerinde Hürmüz Boğazı’nın kapanması halinde Irak ve Kuveyt’in kısa sürede petrol üretimini kısmak zorunda kalabileceğini bildirdi.
Ne oldu / Arka plan:
Basra Körfezi ile Umman Körfezi arasında yer alan Hürmüz Boğazı, küresel petrol ve LNG ticaretinin yaklaşık beşte birinin geçtiği kritik bir enerji geçiş noktası konumunda.
Banka analizine göre, boğazın kapalı kalması durumunda Irak’ın yaklaşık üç gün, Kuveyt’in ise yaklaşık iki hafta içinde ham petrol ihracatını durdurmak zorunda kalabileceği belirtiliyor. Orta Doğu’daki çatışmanın sekizinci gününe gelindiğinde arz kesintisinin günlük 3,3 milyon varile ulaşabileceği; daha uzun süreli bir kapanışta bu miktarın 15. günde 3,8 milyon varile, 18. günde ise 4,7 milyon varile çıkabileceği öngörülüyor.
Iraklı petrol yetkilileri de tanker geçişlerinin engellenmesi halinde üretimin birkaç gün içinde günlük 3 milyon varilden fazla düşürülebileceğini ifade etti.
Öte yandan ABD Başkanı Donald Trump, gerekirse ABD Donanması’nın tanker geçişlerine eskort sağlayabileceğini açıkladı. İran medyasında yer alan haberlerde ise İslam Devrim Muhafızları yetkililerinin boğazın kapatıldığı ve geçiş yapmaya çalışan gemilere müdahale edileceği yönündeaçıklamalar yaptığı aktarıldı.
Önemi / Etkileri:
Hürmüz’de uzun süreli bir kesinti, küresel petrol fiyatlarında sert yükselişe yol açabilir.
Irak ve Kuveyt kaynaklı arz daralması, özellikle Asya pazarında rafineri maliyetlerini artırabilir.
ABD’nin askeri eskort seçeneği, bölgesel gerilimi daha geniş bir güvenlik krizine dönüştürme riski taşıyor.
Enerji ithalatçısı ülkeler için tedarik güvenliği ve stratejik rezerv kullanımı gündeme gelebilir.
Türkiye açısından bakıldığında, petrol fiyatlarındaki olası artış cari açık ve enflasyon üzerinde baskı oluşturabilir. Ayrıca Irak kaynaklı arzın kesintiye uğraması, bölgesel enerji dengeleri ve alternatif tedarik hatlarının önemini artıracaktır.
Kaynak: Reuters
Çin–ABD İlişkileri: İletişim Vurgusu ve “Kırmızı Çizgiler” Mesajı
Kim / Nerede / Ne zaman:
Çin hükümeti, 4 Mart 2026’da başkent Pekin’de düzenlediği basın toplantısında, Amerika Birleşik Devletleri ile ilişkilerde iletişime açık olduğunu ancak egemenlik ve güvenlik gibi hayati meselelerde “kırmızı çizgilerini” koruyacağını açıkladı. Bu açıklama, ülkenin üst yasama organı Ulusal Halk Kongresi oturumu öncesinde geldi.
Ne oldu / Arka plan:
Ulusal Halk Kongresi’nin geleneksel yıllık oturumu 5 Mart’ta başlayacak ve bu çerçevede Pekin yönetimi dış politika duruşunu netleştirmeye çalışıyor. Sözcü Lou Qinjian, Çin’in ilişkileri her seviyede güçlendirmeye hazır olduğunu belirtirken, egemenlik, güvenlik ve kalkınma çıkarlarını savunurken ödün vermeyeceğini yineledi. Ayrıca İran’daki çatışma ve Venezuela’da yaşanan siyasi gelişmelerin iki ülke ilişkilerini zaten zorladığını söyledi.
Çin tarafından ileri sürülen bu yaklaşım, 31 Mart–2 Nisan tarihlerinde planlanan liderler zirvesi öncesinde Washington ile diplomatik diyaloğu sürdürme niyetinin işareti olarak yorumlanıyor. Ayrıca iki tarafın Paris’te üst düzey ticaret müzakereleri yapması bekleniyor; bu görüşmelerin zirve için bir hazırlık niteliği taşıdığı belirtiliyor.
Önemi / Etkileri:
Çin’in mesajı, hem gerilim noktalarında diyalog kapısını açık tutarken hem de kırmızı çizgilerinin aşılmayacağı konusunda net bir uyarı sunuyor; bu, olası çatışma alanlarında yanlış hesaplamaları sınırlama niyetine işaret ediyor.
ABD ile ticaret, teknoloji ve jeopolitik rekabet alanlarında devam eden gerilimlerde sermaye piyasaları ve küresel tedarik zincirleri üzerinde belirsizlik yaratabiliyor.
Zirve öncesi iletişim çağrısı, iki süper güç arasında riskleri yönetme ve krizleri önleme mekanizmalarının güçlendirilmesi ihtiyacını yansıtıyor; bu da özellikle enerji güvenliği ve güneydoğu Asya’daki denge için önemli.
Türkiye gibi ülkeler için bu tür diplomatik tonlar, büyük güç rekabetinin bölgesel politikalar üzerindeki etkilerini dengelemek açısından izlenmesi gereken veriler sunuyor.
Kaynak: Reuters
Nepal Sandıkta: Gen Z Protestolarının Ardından İlk Genel Seçim
Kim / Nerede / Ne zaman:
Nepal, 5 Mart 2026’da genel seçim için sandık başına gidiyor. Seçim, Eylül 2025’te gençlik öncülüğünde başlayan ve hükümetin istifasıyla sonuçlanan kitlesel protestoların ardından düzenlenen ilk oylama olacak.
Ne oldu / Arka plan:
Geçen yıl “Gen Z” öncülüğünde düzenlenen yolsuzluk karşıtı gösterilerde 77 kişi hayatını kaybetmiş, artan kamuoyu baskısı sonucu hükümet görevden ayrılmıştı. Protestolar; daha fazla istihdam, şeffaf yönetim ve siyasal yenilenme taleplerini gündeme taşımıştı.
Yaklaşık 30 milyon nüfuslu ülkede 19 milyona yakın seçmen, 275 sandalyeli Temsilciler Meclisi’ni belirleyecek. Bunların 165’i doğrudan seçimle, 110’u ise nispi temsil yoluyla belirlenecek. Yaklaşık 1 milyon yeni seçmenin – büyük ölçüde gençler – protestolar sonrası seçmen listelerine eklendiği belirtiliyor.
Nepal siyaseti 1990’dan bu yana 30’dan fazla hükümet değişikliğine sahne oldu. Bu istikrarsızlık, tarıma dayalı ekonominin yapısal dönüşümünü zorlaştırırken milyonlarca Nepallinin yurt dışında çalışmasına yol açtı.
Siyasi Rekabet:
Seçim yarışında geleneksel partiler olan Nepali Congressve Communist Party of Nepal (Unified Marxist-Leninist) yeniden sahnede. UML’nin lideri ve eski başbakan K. P. Sharma Oli, Eylül olaylarının ardından istifa etmişti.
Ancak gözler, merkez çizgide konumlanan ve genç seçmenden destek aldığı belirtilen Rastriya Swatantra Partyüzerinde. Partinin başbakan adayı, eski Katmandu Belediye Başkanı Balendra Shah, protesto sürecinin sembol isimlerinden biri olarak öne çıkıyor.
Önemi / Etkileri:
Seçim, sokak mobilizasyonunun sandığa ne ölçüde yansıyacağını test edecek.
Genç seçmen ağırlığının artması, istihdam ve ekonomik reform vaatlerini kampanyaların merkezine taşıdı.
Ancak Nepal’deki kronik siyasi parçalanmışlık, güçlü ve istikrarlı bir hükümet kurulmasını zorlaştırabilir.
Hindistan ve Çin arasında stratejik konumda bulunan Nepal’deki siyasi yönelim, bölgesel dengeler açısından da yakından izleniyor.
Sonuç olarak bu seçim, yalnızca hükümet değişimini değil; Nepal’de genç kuşağın siyasal sisteme kalıcı biçimde entegre olup olamayacağını da gösterecek bir eşik niteliği taşıyor.
Kaynak: Reuters
Pakistan–Afganistan Hattında Çatışma: BM’ye Göre 42 Sivil Hayatını Kaybetti
Kim / Nerede / Ne zaman:
Pakistan ve Afganistan orduları arasında 26 Şubat’ta başlayan ve altı gündür süren sınır çatışmalarında, Birleşmiş Milletler’e göre en az 42 Afgan sivil yaşamını yitirdi. Açıklama 3 Mart 2026’da yapıldı.
Ne oldu / Arka plan:
Birleşmiş Milletler Afganistan Yardım Misyonu (UNAMA), sınır hattındaki dolaylı ateş ve hava saldırıları sonucu 42 sivilin öldüğünü, 104 kişinin yaralandığını bildirdi. Rakamların “ön değerlendirme” niteliğinde olduğu vurgulandı.
Gerilim, Pakistan’ın geçen hafta Afganistan’daki bazı hedeflere yönelik hava saldırılarıyla tırmandı. İslamabad yönetimi, Afgan topraklarının Pakistan’a saldırı düzenleyen militan gruplar tarafından kullanıldığını savunuyor. Afganistan’daki Taliban yönetimi ise bu suçlamaları reddediyor.
Pakistan Enformasyon Bakanı Attaullah Tarar, Kabil’in kuzeyindeki eski ABD üssü Bagram Hava Üssü’ne hava saldırısı düzenlendiğini doğruladı. Saldırıların, sınır hattında Pakistan güçlerine karşı kullanılan mühimmat depolarını hedef aldığı öne sürüldü. Afgan tarafı ise bazı saldırıların püskürtüldüğünü açıkladı.
Sınır boyunca 2.600 kilometrelik hatta onlarca noktada çatışma yaşandığı bildiriliyor. Taraflar karşılıklı ağır kayıplar verdirildiğini iddia etse de bağımsız doğrulama yapılamadı.
Önemi / Etkileri:
Çatışmalar, iki ülke arasında son yılların en ciddi askeri gerilimi olarak değerlendiriliyor.
BM’ye göre yaklaşık 16.400 hane yerinden edildi; insani yardım erişimi, devam eden çatışmalar nedeniyle ciddi şekilde kısıtlandı.
Pakistan’ın üst düzey Taliban liderliğini hedef alabileceği yönündeki güvenlik kaynaklı iddialar, çatışmanın daha da genişleyebileceğine işaret ediyor.
İran merkezli bölgesel kriz ve Orta Doğu’daki gerilimle eş zamanlı yaşanan bu tırmanış, Güney Asya’da çok cepheli bir güvenlik baskısı oluşturuyor.
Bölgedeki istikrarsızlık, yalnızca sınır güvenliği meselesi değil; aynı zamanda göç, radikal örgütlenme ve bölgesel güç dengeleri açısından da yeni riskler doğurabilecek bir gelişme olarak görülüyor.
Kaynak: Reuters
Trump’ın İran Hamlesi Asya’da Endişe Yarattı: “Çin’e Karşı Savunma Zayıflar mı?”
Kim / Nerede / Ne zaman:
Donald Trump yönetiminin İran’a yönelik askeri operasyonlarının ardından Japonya, Tayvan ve Güney Kore’de 3 Mart 2026 itibarıyla güvenlik çevrelerinde alarm yükseldi.
Ne oldu / Arka plan:
ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırıları Orta Doğu’da yeni bir cephe açarken, Asya’daki müttefikler Washington’un askeri kapasitesinin bölgeden kaydırılmasından endişe ediyor.
Japonya’da iktidar partisi milletvekilleri kapalı oturumda enerji güvenliği, tahliye planları ve ABD’nin hukuki dayanakları gibi başlıkları ele aldı. Ancak asıl kaygı, ABD donanmasına ait gemi ve füze sistemlerinin İran cephesine yönlendirilmesi halinde, Çin’e karşı caydırıcılığın zayıflayıp zayıflamayacağı.
Stratejik analiz kuruluşlarının verilerine göre, operasyonel durumda olan ABD donanma unsurlarının yaklaşık %40’ı hâlihazırda Orta Doğu çevresinde konuşlu. Pasifik merkezli bazı destroyerlerin ve uçak gemilerinin de bölgeye kaydırıldığı belirtiliyor. Asya’da konuşlu tek aktif uçak gemisi olan USS George Washington’un bakım sürecinde olması dikkat çekiyor.
Tayvanlı yetkililer, operasyonun “sınırlı ve kısa süreli” kalmasını umduklarını ifade ederken, Pekin’in ABD’nin dikkatinin dağılmasını fırsat bilerek baskıyı artırabileceği değerlendirmesi yapılıyor. Çin Dışişleri Sözcülüğü ise egemenlik ve güvenlik ilkelerine vurgu yaparak bölgesel istikrarsızlığa karşı çıktıklarını açıkladı.
Önemi / Etkileri:
Uzayan bir İran savaşı, ABD’nin Hint-Pasifik’teki askeri varlığını geçici olarak azaltabilir.
Mühimmat stoklarının hızla tüketilmesi, orta vadede Tayvan çevresinde caydırıcılığı zayıflatabilir.
Japonya ve Güney Kore gibi ABD üslerine ev sahipliği yapan ülkeler, güvenlik planlarını yeniden gözden geçirebilir.
Tayvan üzerindeki Çin baskısının artması ihtimali, bölgesel askeri hareketliliği yükseltebilir.
Öte yandan bazı analistler, İran ve Venezuela gibi Çin’e yakın enerji tedarikçilerinin zayıflatılmasının uzun vadede Pekin’i ekonomik olarak zorlayabileceğini savunuyor.
Sonuç olarak, Washington’un Orta Doğu’daki angajmanının süresi belirleyici olacak. Kısa ve sınırlı bir operasyon Asya’daki dengeyi kalıcı biçimde sarsmayabilir; ancak çatışmanın uzaması, ABD’nin iki cepheli stratejik rekabet yürütme kapasitesini ciddi biçimde test edebilir.
Kaynak: Reuters
Çin’de “İki Oturum” Başlarken İki Üst Düzey İsim Yoktu
Kim / Nerede / Ne zaman:
Çin’de yılın en önemli siyasi toplantılarından biri olan Chinese People’s Political Consultative Conference (CPPCC) açılışında, 4 Mart 2026’da iki kıdemli Komünist Parti yetkilisinin yokluğu dikkat çekti.
Ne oldu / Arka plan:
Reuters tanıklarına göre, 23 üyeli Politbüro içinde yer alan ve ülkenin en üst düzey generali olarak bilinen ZhangYouxia açılış oturumunda hazır bulunmadı. Zhang, aynı zamanda Merkez Askeri Komisyonu (CMC) başkan yardımcısı konumundaydı ve Ocak ayında hakkında soruşturma başlatıldığı açıklanmıştı.
Toplantıda yer almayan bir diğer isim ise Sincan bölgesinin eski parti sekreteri Ma Xingrui oldu. Ma’nın Ekim ayından bu yana kamuoyu önünde görünmediği belirtiliyor.
CPPCC ve Ulusal Halk Kongresi’ni kapsayan “İki Oturum” süreci, Çin siyasi takviminin en kritik haftası olarak kabul ediliyor. Bu dönemde üst düzey kadroların görünürlüğü ve protokol sıralaması, parti içi güç dengelerine dair önemli sinyaller verebiliyor.
Önemi / Etkileri:
Üst düzey askeri ve siyasi isimlerin yokluğu, parti içindeki disiplin ve tasfiye sürecinin devam ettiğine işaret edebilir.
Özellikle Merkez Askeri Komisyonu bağlantılı bir ismin soruşturma altında olması, ordu içi denetim mekanizmalarının sıkılaştırıldığı şeklinde yorumlanıyor.
Sincan geçmişi olan bir üst düzey kadronun sahneden çekilmesi, bölgesel yönetim politikalarında olası revizyonsinyali olarak değerlendirilebilir.
“İki Oturum” sürecinde kadro istikrarı mesajı verilmek istenirken yaşanan bu yokluklar, parti içi yeniden yapılanma ihtimalini gündeme taşıyor.
Gelişmeler, Çin’de üst düzey kadrolara yönelik disiplin soruşturmalarının siyasi ajanda üzerindeki etkisini yeniden tartışmaya açmış durumda.
Kaynak: Reuters
AB’den “Avrupa’da Üret” Hamlesi: Çin’e Bağımlılığı Azaltma Planı
Kim / Nerede / Ne zaman:
Avrupa Komisyonu, 4 Mart 2026’da Brüksel’de sanayi politikasına yönelik yeni bir düzenleme paketini açıklamaya hazırlanıyor.
Ne oldu / Arka plan:
“Industrial Accelerator Act” (IAA) olarak adlandırılan taslak düzenleme, stratejik sektörlerde yerel içerik şartları getirerek Avrupa imalat sanayisini güçlendirmeyi hedefliyor. Taslağa göre kamu ihaleleri ve sübvansiyonlarda “düşük karbonlu” ve “Made in Europe” kriterleri aranacak.
Düzenleme; alüminyum, çimento ve çelik gibi enerji yoğun sektörlerin yanı sıra rüzgâr türbinleri ve elektrikli araçlar gibi temiz teknoloji alanlarını kapsıyor. Amaç, 2035’e kadar imalat sanayinin AB ekonomisindeki payını %14’ten %20’ye çıkarmak.
Planın arkasındaki temel motivasyonlardan biri, Çin kaynaklı düşük maliyetli ürünlere bağımlılığı azaltmak ve Avrupa’nın yeşil dönüşüm sürecini yerli üretimle desteklemek. Ancak düzenleme taslağı, üye ülkeler arasında kapsam ve içerik konusunda ciddi tartışmalara yol açtı. Özellikle “Made in Europe” tanımının yalnızca AB-27 ile mi sınırlı kalacağı yoksa daha geniş bir ülke grubunu mu kapsayacağı belirsizliğini koruyor.
Önemi / Etkileri:
AB, ABD ve Çin’in yerel içerik teşviklerine benzer bir sanayi koruma çerçevesi oluşturmayı amaçlıyor.
Eleştirmenler, düzenlemenin ticaret ortaklarının misilleme önlemlerine yol açabileceğini ve korumacılık algısını güçlendirebileceğini savunuyor.
Düşük karbonlu üretim şartlarının ilk taslakta öngörülen %70 seviyesinden %25’e çekilmesi, sanayi lobilerinin etkisini gösteriyor.
Yasa teklifinin yürürlüğe girmesi için Avrupa Parlamentosu ve üye ülke hükümetlerinin onayı gerekiyor; müzakere sürecinde değişiklikler bekleniyor.
Düzenleme, AB’nin sanayi politikasında daha stratejik ve müdahaleci bir çizgiye yöneldiğini ortaya koyarken, küresel ticaret dengeleri ve Çin-AB ekonomik ilişkileri açısından yeni bir dönemin habercisi olabilir.
Kaynak: Reuters
Çin’in Fabrika Verileri Karışık: İran Savaşı İhracat Görünümünü Gölgede Bırakıyor
Kim / Nerede / Ne zaman:
Çin, 4 Mart 2026 itibarıyla Şubat ayına ilişkin resmi ve özel sektör imalat verilerini açıkladı.
Ne oldu / Arka plan:
Resmi veriler, Şubat ayında büyük devlet fabrikalarının zayıf iç talep nedeniyle kâr etmekte zorlandığını gösterdi.
National Bureau of Statistics PMI verilerine göre, resmi satın alma yöneticileri endeksi (PMI) 49,3’ten 49,0’a gerileyerek dört ayın en düşük seviyesine indi; 50 altı değerler daralmayı ifade ediyor.
Özel sektör üreticilerini kapsayan RatingDog PMI ise 50,3’ten 52,1’e yükseldi; ihracat siparişleri son dokuz ayda artışını sürdürdü ve Aralık 2020’den beri en hızlı büyüme kaydedildi.
Farklı PMI ölçümleri, devlet odaklı iç piyasayı ve dışa dönük özel sektör üretimini ayrı ayrı yansıtıyor.
İran Savaşı ve Hürmüz Boğazı Riski:
ABD-İsrail’in İran’a yönelik askeri operasyonları ve Hürmüz Boğazı’nın olası kapanması, Çin’in ihracat odaklı ekonomisini tehdit ediyor.
Küresel tedarik zincirlerinde kesintiler ve navlun maliyetlerindeki artışlar şimdiden görülmeye başlandı. Resmi PMI’da yeni ihracat siparişleri 45,0’a düşerek 10 aylık en düşük seviyeyi gördü.
Önemi / Etkileri:
Çin’in güçlü ihracat performansı, zayıf iç talebi bir ölçüde telafi etse de, savaş kaynaklı riskler ekonomik görünümü olumsuz etkileyebilir.
Analistler, Şubat verilerinin önümüzdeki aylarda hükümetin yeni teşvikler ve yatırımlar yapmasınıgerektirebileceğini öngörüyor.
Premier Li Qiang’in ulusal parlamento açılışında, iç talebi artırıcı önlemler ve beş yıllık plan hedefleri açıklaması bekleniyor.
Ekonomistler, Çin’in büyüme hızının 2026’da %4,5’e gerileyebileceğini ve dış talep ile ihracatın büyümeyi desteklemeye devam edeceğini öngörüyor.
Kaynak: Reuters
Almanya, Yeterli Asker Bulamazsa Zorunlu Askerliği Geri Getirebilir
Kim / Nerede / Ne Zaman:
Henning Otte, Berlin, Almanya, 3 Mart 2026.
Öne Çıkan Noktalar:
Bundeswehr için en büyük sorun personel alımı.
Almanya, aktif asker sayısını yaklaşık 185.000’den 260.000’e ve yedek asker sayısını 100.000’den 200.000’e çıkarmayı planlıyor.
18 yaşındaki tüm gençlere anket göndererek gönüllü askerlik sistemi uygulanıyor, ancak komisyoner bunun yeterli olmayabileceğini belirtiyor.
Bağlam / Stratejik Nedenler:
Almanya, Rusya’dan kaynaklanan tehditlere karşı koymak ve ABD beklentilerini karşılamak için savunma harcamalarını artırıyor.
Demografik eğilimler, yetenekli işgücü için rekabet ve yüksek vazgeçme oranları, gönüllü alımın sınırlarını belirliyor.
Olası Adımlar:
Gönüllü sistem yeterli olmazsa Almanya, zorunlu askerliği yeniden başlatabilir.
Alıntı:
“Personel, silahlı kuvvetlerin en kritik darboğazı olmaya devam ediyor… Gönüllü hizmet yeterli değilse, bir sonraki adım zorunlu askerliğe dönüş olacaktır,” raporda belirtildi.
Kaynak: Reuters
İngiltere Maliye Bakanı Reeves, Orta Doğu Krizi Karşısında Ekonomiyi Yöneteceğini Söyledi
Kim / Nerede / Ne Zaman:
Rachel Reeves, Londra, Birleşik Krallık, 3 Mart 2026.
Öne Çıkan Noktalar:
Reeves, Orta Doğu’daki çatışmanın yarattığı belirsizlikler arasında İngiltere ekonomisini istikrarlı bir şekilde yönetme sözü verdi.
Hükümetin ekonomik büyüme planını savundu; yatırımcılar ve analistler, küresel enerji fiyatları ve jeopolitik gelişmelerin kontrol dışı riskler olduğunu belirtti.
2026 ekonomik büyüme tahmini %1,1’e düşürüldü, 2027 ve 2028 için hafif artış öngörülüyor (%1,6).
Planlar ve Öncelikler:
Reeves, hükümet politikasında öngörülebilirlik ve altyapı yatırımlarının önemini vurguladı.
Yakın zamanda Brexit sonrası AB ile daha yakın ticaret ilişkileri kurulması ve genç işsizliğiyle mücadeleye dair reformlar açıklanacak.
Enflasyon hâlâ G7’de en yüksek seviyede; bu durum faiz indirimlerini sınırlıyor ve devletin enflasyona bağlı tahvil maliyetini artırıyor.
Zorluklar:
Enerji maliyetlerindeki artış, özellikle gaz ve akaryakıt fiyatlarındaki yükseliş, ekonomik istikrar için risk oluşturuyor.
Hükümet borçlanma ihtiyacı yüksek, 2026/27 mali yılında 252,1 milyar sterlinlik tahvil satışı planlanıyor (önceki yıl: 303,7 milyar).
Vurgulanan Mesaj:
“İstikrar, ekonomik büyüme için en önemli ön koşuldur,”Reeves, konuşmasında belirtti.
Kaynak: Reuters
İran Saldırıları Sonrası Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nde Hava Savunma Takviyesi
Kim / Nerede / Ne zaman:
Britanya, Fransa ve Yunanistan, 3 Mart 2026’da Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’ndeki RAF Akrotiri Üssü’ne düzenlenen drone saldırısının ardından bölgeye hava savunma unsurları gönderdi.
Ne oldu / Arka plan:
Güney Kıbrıs Rum Yönetimi yetkilileri, İran yapımı Shahed dronunun üssün pistine çarptığını ve iki başka dronunise düşürüldüğünü bildirdi. Saldırının muhtemelen Lübnan’dan İran destekli Hizbullah tarafından gerçekleştirildiği öne sürüldü. Üs, İngiliz egemenliği altında olmasına rağmen civardaki yerleşim alanlarına yakın konumda bulunuyor; yüzlerce kişi evlerini terk etmek zorunda kaldı.
Bölgeye müdahale kapsamında:
Fransa, Barak MX hava savunma sistemi ve Languedocfırkateyniyle bölgeye sevkiyat yaptı.
Britanya, Type 45 destroyeri HMS Dragon ve Martletfüzeleriyle donatılmış iki Wildcat helikopteri gönderdi.
Yunanistan, dört F-16 savaş uçağı ve Centauros anti-drone sistemi taşıyan iki fırkateyn gönderdi.
Hedef, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’ni korumak ve bölgedeki hava tehditlerini bertaraf etmek olarak açıklandı.
Önemi / Etkileri:
Avrupa müttefikleri, Orta Doğu’daki kriz nedeniyle Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’ni güvence altına alma kararlılığını gösteriyor.
Saldırı, bölgedeki sivil ve askeri riskleri öne çıkararak Doğu Akdeniz’deki güvenlik durumunu kritik hâle getirdi.
Fransa, İngiltere ve Yunanistan’ın hızlı müdahalesi, çok uluslu savunma işbirliğinin önemini pekiştiriyor.
Kaynak: Reuters
Fransa, Ortaklarını Savunmaya Hazır
Kim / Nerede / Ne zaman:
Fransa Dışişleri Bakanı Jean-Noel Barrot, 3 Mart 2026’da Paris’te yaptığı açıklamada, İran’ın misilleme saldırılarının ardından ortaklarını savunmaya hazır olduklarını belirtti.
Ne oldu / Arka plan:
Bakan Barrot, “Bu savaş, bölgede ilişkilerimiz, savunma anlaşmalarımız ve çıkarlarımız olan birçok ülkeyi çatışmanın içine çekiyor, buna askeri üsler de dahil” dedi. Barrot, Fransız Rafale savaş uçaklarının bölgedeki Fransız üslerinin üzerinde hava operasyonları gerçekleştirdiğini ve yaklaşık 400.000 Fransız vatandaşının krizden etkilenen ülkelerde bulunduğunu belirtti. En riskli kişilerin hem ticari hem de askeri uçuşlarla tahliye edilmeye hazır olduğu ifade edildi.
Önemi / Etkileri:
Fransa, Ortadoğu’daki kriz sonrası bölgesel müttefiklerine güvence sağlamak ve çıkarlarını korumak için aktif önlemler alıyor.
Hava operasyonları ve tahliye planları, Fransa’nın hem askeri hem de insani kapasitesini devreye soktuğunu gösteriyor.
Açıklama, Avrupa’nın bölgesel krizlere müdahale kapasitesine dair güçlü bir mesaj niteliği taşıyor.
Kaynak: Reuters
Trump’ın İran Saldırısı, Rus Sertlik Yanlılarını Sarstı: Putin’e Ukrayna Savaşını Tırmandırma Çağrısı
Kim / Nerede / Ne zaman:
Rus sertlik yanlıları, ABD Başkanı Donald Trump’ınİran’a yönelik saldırısını 3 Mart 2026 itibarıyla bir tehdit olarak görüyor ve Kremlin’in Ukrayna’daki savaşta sertleşmesini talep ediyor.
Ne oldu / Arka plan:
Trump’ın İran saldırısı, bazı Rus milliyetçi ve hardlinerçevrelerinde, Moskova yanlısı olabileceği umudunu boşa çıkardı. Bu çevreler, ABD’nin güvenilmez olduğunu ve Trump’ın dünya üzerindeki etkisinin artmakta olduğunu belirtiyor. Bazı yorumcular, Moskova’nın ABD aracılığıyla yürütülen Ukrayna barış görüşmelerinden çekilmesi ve savaşta daha agresif bir tutum izlemesi gerektiğini savunuyor.
Milliyetçi iş insanı Konstantin Malofeyev: “Ilkesiz ABD, tüm dünya için bir tehdit.”
Savaş blog yazarı Boris Rozhin: “Trump bir canavar, onunla anlaşma ummak ya saflık ya da ihanettir.”
Akademisyen Andrei Sidorov: “Trump artık neredeyse kimse tarafından durdurulamıyor; Rusya Ukrayna’da sıkışmış durumda.”
Kremlin, Trump ile ilişkileri tamamen koparmadan, barış görüşmelerini sürdürme ve diplomatik destek sağlama yolunu seçti. Öte yandan İran’a maddi destek sunmadı ve ABD’nin politikalarını “provokasyon” olarak nitelendirdi.
Bazı analistler, İran’daki kriz nedeniyle Rusya için olası ekonomik fırsatlara işaret ediyor: artan petrol fiyatları bütçeye destek olabilir ve Çin ile Hindistan’a satılan Rus petrolü üzerindeki indirimler düşebilir. Ayrıca, ABD’nin dikkatinin Orta Doğu’ya kayması nedeniyle Ukrayna’ya gönderilen askeri destek sınırlanabilir.
Rus milliyetçi çevreler, Trump’ın Suriye, Venezuela ve İran’da Moskova müttefiklerini hedef almasını örnek göstererek, bir sonraki hedefin Rusya olabileceği kaygısını taşıyor. Alexander Dugin, “Eğer İran çökerse, sıradaki biz olabiliriz” dedi.
Önemi / Etkileri:
ABD’nin askeri operasyonları, Rusya’nın Ukrayna’daki stratejik konumunu ve bölgesel nüfuzunu etkiliyor.
Sertlik yanlıları, Kremlin’in barış görüşmelerinde daha agresif bir yaklaşım benimsemesini istiyor.
Orta Doğu’daki ABD-İsrail müdahaleleri, Rusya için hem diplomatik hem ekonomik riskler ve fırsatlar yaratıyor.
Kaynak: Reuters
Trump, ABD-İspanya Ticaretini Durdurmakla Tehdit Etti
Kim / Nerede / Ne zaman:
ABD Başkanı Donald Trump, 3 Mart 2026’da, İspanya’nın ABD’nin İran’a yönelik saldırılarda üslerini kullanmasına izin vermemesi üzerine, İspanya’ya tam ticaret ambargosu uygulamakla tehdit etti.
Ne oldu / Arka plan:
Trump, İspanya’nın NATO ve AB üyesi olmasına rağmen, üslerini kullanmayı reddettiğini belirterek Hazine Bakanı Scott Bessent’e “İspanya ile tüm işlemleri kes” talimatı verdiğini söyledi. ABD, Rota ve Morón üslerinden 15 uçağı geri çekti. Trump ayrıca, İspanya’nın savunma harcamalarını NATO’nun belirlediği GSYH’in %5’i hedefine çıkarmamasını da eleştirdi.
Hukuki açıdan, ABD Yüksek Mahkemesi, Trump’ıngeniş kapsamlı küresel tarifelerini iptal etmiş olsa da, TrumpIEEPA yasası çerçevesinde ambargo yetkisini kullanabileceğini savundu. Hukuk uzmanları, böyle bir ambargonun uygulanabilmesi için “ulusal güvenlik açısından olağanüstü ve acil tehdit” ilan edilmesi gerektiğini belirtiyor.
İspanya’nın tepkisi:
İspanyol hükümeti, ABD’ye özel şirketler, uluslararası hukuk ve AB-ABD ikili ticaret anlaşmalarını gözetmesi çağrısında bulundu. Madrid, olası bir ambargonun etkilerini yönetebilecek kaynaklara sahip olduklarını ve serbest ticaret ile ekonomik iş birliğini sürdürmeye kararlı olduklarını açıkladı.
İspanya, dünya zeytinyağı ihracatında lider konumda olup, ABD’ye otomobil parçaları, çelik ve kimyasallar da ihraç ediyor. 2025’te ABD ile İspanya arasındaki ticaret fazlası 4,8 milyar dolar olarak kaydedildi.
Önemi / Etkileri:
ABD-İspanya ilişkilerinde ciddi gerilim yaratıyor.
İspanya’nın üsleri kullanmayı reddetmesi, Trumptarafından ulusal güvenlik gerekçesiyle ekonomik baskıya dönüştürülebilir.
Avrupa’da NATO savunma harcamaları ve ticaret anlaşmaları üzerinde ek tartışmalara yol açabilir.
Kaynak: Reuters
Belçika, Ele Geçirilen Rus Petrol Tankerine 10 Milyon Euro Kefalet Koydu
Kim / Nerede / Ne zaman:
Belçika hükümeti, 3 Mart 2026’da, Pazar günü ele geçirilen Rus petrol tankeri Ethera için 10 milyon euro($11,61 milyon) kefalet belirledi.
Ne oldu / Arka plan:
Kuzey Denizi Bakanlığı, tankerin sahte bayrak ve sahte belgelerle yelken açan Rus “gölge filosu”na ait olduğunu açıkladı. Yapılan incelemede 45 ihlal tespit edildi; bunların çoğu sahte sertifikalardan kaynaklanıyordu ve tankerin sahte bir Gine bayrağı altında seyrettiği belirlendi.
Tankerin tekrar seyredebilebilmesi için belirlenen kefaletin ödenmesi, bayrak devletinin alınması, geçerli sertifikaların temini ve teknik sorunların giderilmesi gerekiyor.
Belçika Savunma Bakanı Theo Francken, “Hükümetimiz gölge filodaki gemilere karşı kararlı adımlar atıyor. Bu operasyonla AB yaptırımlarını uyguluyor, Kuzey Denizi’ni koruyor ve Rusya’nın Ukrayna savaşını finanse etmesini sınırlıyoruz” dedi.
Batılı ülkelerin Rusya’ya uyguladığı yaptırımlar, Moskova’nın petrol ihracatını sürdürmesine yardımcı olmak için gölge filoların ortaya çıkmasına yol açtı. Ethera, Avrupa Birliği yaptırımlar listesinde yer alıyor.
Rusya’nın Belçika Büyükelçiliği hemen yorum yapmazken, Moskova daha önce tankerlerinin veya taşımakta oldukları yüklerin ele geçirilmesini korsanlık olarak nitelendirmişti. Gölge filo gemileri genellikle belirsiz mülkiyet yapısına sahip ve yaşlı, kötü düzenlenmiş tankerler nedeniyle çevresel riskler oluşturabiliyor; sızıntılar, mekanik arızalar ve deniz ekosistemine tehditler söz konusu olabiliyor
Önemi / Etkileri:
AB yaptırımlarının uygulanması ve deniz güvenliğinin artırılması açısından önemli bir adım. Rusya’nın petrol ihracat gelirlerini sınırlama çabalarını doğrudan hedefliyor. Gölge filo uygulamaları ve yaşlı tankerler nedeniyle çevresel riskleri gündeme getiriyor.
Kaynak: Reuters
Orta Doğu Savaşı Ekonomiyi Etkileyecek, Süre ve Enerji Fiyatlarına Bağlı
Kim / Nerede / Ne zaman:
Uluslararası Para Fonu (IMF) birinci başkan yardımcısı Dan Katz, 3 Mart 2026’da Washington’da Milken InstituteFuture of Finance konferansında, Orta Doğu’daki savaşın küresel ekonomi üzerindeki etkisinin süresine, bölgedeki altyapı ve endüstrilere vereceği zarara ve enerji fiyatlarındaki artışın kalıcılığına bağlı olacağını söyledi.
Ne oldu / Arka plan:
Katz, çatışmanın uzun sürmesi ve enerji fiyatlarında kalıcı bir artış olması durumunda, merkez bankalarının temkinli davranarak duruma göre önlem alacağını belirtti. Savaşın etkisinin enflasyon, ekonomik büyüme ve diğer makro göstergelerde hissedileceğini ancak henüz net bir öngörüde bulunmanın erken olduğunu vurguladı.
IMF, ABD ve İsrail’in İran’a yönelik hava saldırıları öncesinde 2026 yılı için küresel GDP büyümesini %3,3 olarak öngörüyordu. Katz, Orta Doğu’daki çatışmanın ekonomik etkisinin süresine ve bölgedeki diğer jeopolitik gelişmelere bağlı olacağını belirtti.
IMF, savaşın ticaret ve ekonomik faaliyetler üzerindeki bozulmaları, yükselen enerji fiyatlarını ve finansal piyasalardaki volatiliteyi yakından takip ediyor. Katz, özellikle enerji sektörüne ve altyapıya gelebilecek fiziksel hasara dikkat çekti. Turizm ve hava taşımacılığı da savaşın olası etkileri arasında sayıldı.
Petrol fiyatları, İran’ın Hürmüz Boğazı’ndan geçen gemilere saldırı tehdidi sonrası yükseldi. Brent tipi ham petrol fiyatı, Cuma gününe göre %15 artışla varil başına 83 dolara çıktı. Katz, geçici enerji fiyatı artışlarının merkez bankaları tarafından göz ardı edileceğini, ancak kalıcı bir enerji şokunun enflasyon beklentilerini bozması durumunda müdahale edilebileceğini söyledi.
Katz, 2022’de COVID sonrası enflasyon artışının, Rusya-Ukrayna savaşı nedeniyle enerji fiyatlarındaki yükselişten etkilenmiş olduğunu ve merkez bankalarının jeopolitik gelişmeleri enerji piyasalarına yansıtma konusunda pandemideneyimlerinden ders çıkaracağını belirtti.
Önemi / Etkileri:
Enerji fiyatlarının kalıcılığı, küresel enflasyon ve ekonomik büyüme üzerinde belirleyici olacak. Çatışmanın süresi ve altyapıya vereceği zarar, küresel ekonomik riskleri artırabilir.
Merkez bankalarının para politikası, jeopolitik gelişmeler ve enerji piyasalarına bağlı olarak şekillenecek.
Kaynak: Reuters
Trump ve Rubio ABD’nin İran Savaşına Giriş Sebeplerinde Çelişti
Kim / Nerede / Ne zaman:
ABD Başkanı Donald Trump, 3 Mart 2026’da, ABD güçlerini İsrail’in İran’a saldırısına katılmaya yönlendirme gerekçesini açıkladı. Bu gerekçe, bir gün önce Dışişleri Bakanı Marco Rubio tarafından açıklanan sebep ile çelişti.
Ne oldu / Arka plan:
Trump, İran’ın önce saldıracağını düşündüğü için ABD’nin harekete geçtiğini söyledi. Rubio ise ABD’nin saldırısının, İran’ın İsrail’in planladığı eylemine misilleme yapacağı endişesiyle gerçekleştiğini ifade etmişti.
Trump, İsrail’in ABD’yi çatışmaya ittiği yönündeki iddiaları reddetti. Rubio’nun açıklamaları ise bazı muhafazakar yorumcular tarafından Trump yönetiminin kararını İsrail’e bağlamakla eleştirildi. Öne çıkan yorumculardan Matt Walsh, Rubio’nun sözlerini “ABD’nin İran ile savaşının İsrail tarafından zorlanarak başlatıldığı” şeklinde değerlendirdi. Megyn Kelly ise kararın ABD çıkarlarını gözetmediğini düşündüğünü belirtti.
Hasar Kontrolü:
Trump, üç gün süren ABD-İsrail hava operasyonları sonrası ilk kez halka açık şekilde soruları yanıtladı. ABD ile İran arasında Cenevre’de yapılan görüşmelerden sonra, Trumpİran’ın saldırıya hazır olduğunu düşündüğünü ancak bunu destekleyecek kanıt sunmadığını söyledi. Rubio ise, “Başkan, önce saldırıya uğramayacağımızı belirledi. Hepsi bu” diyerek Trump’ın kararını özetledi.
ABD yetkilileri, Cenevre’deki görüşmelerde İran’ın uranyum zenginleştirmeyi bırakmayı reddettiğini ve gecikme taktikleri izlediğini aktardı. ABD heyeti, İran’ın nükleer silah geliştirme niyeti olmadığını savunmasına rağmen, Trump bir gün sonra askeri harekât emri verdi ve operasyonlar Cumartesi günü başladı.
Önemi / Etkileri:
ABD yönetimi içindeki çelişkili açıklamalar, savaşın gerekçelerine dair tartışmaları alevlendirdi. Muhafazakareleştiriler, Trump’ın İran politikasını sorguluyor.
ABD-İran gerilimi ve Ortadoğu’daki savaş, küresel diplomasi ve güvenlik ortamını etkiliyor.
Kaynak: Reuters
İran’ın Körfez Ülkelerine Saldırıları, Tahran’a Karşı Savaşı Genişletebilir
Kim / Nerede / Ne zaman:
İran’ın, ABD ve İsrail’in hava saldırılarının ardından 3 Mart 2026’da Körfez ülkelerine yönelik başlattığı hava saldırıları, bölgedeki güvenlik ve diplomatik dengeleri sarsıyor.
Ne oldu / Arka plan:
İran, ABD ve İsrail saldırılarına misilleme olarak Körfez ülkelerindeki limanlar, şehirler ve enerji tesislerine saldırdı.
Analistler, bu saldırıların Körfez ülkelerini ABD ile daha yakın bir ittifaka yönlendirebileceğini ve İran’a karşı daha geniş bir koalisyon oluşmasına yol açabileceğini belirtiyor.
Körfez İşbirliği Konseyi (GCC) acil toplantı yaparak Birleşmiş Milletler Şartı’nın 51. Maddesi uyarınca kolektif savunma hakkını devreye aldı ve bölgedeki hava savunma sistemlerini güçlendirdi.
Önemi / Etkileri:
Körfez’deki enerji altyapısı ve nakliye hatları tehdit altında; küresel enerji piyasaları ciddi şekilde etkileniyor.
Saldırılar, Abu Dabi’deki Fransız tesisleri ve Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’ndeki İngiliz üssü gibi Batı ile bağlantılı noktalara da yönelmiş, NATO’nun bölgeye dahil olma ihtimalini gündeme getirmiştir.
İran’ın saldırıları, bölgedeki diplomatik ortamı değiştirerek ABD ile müzakerelerde füze programının nükleer meselelerden ayrı tutulmasını zorlaştırıyor.
Kaynak: Reuters
Suudi Arabistan, Ham Petrol Sevkiyatlarını Hürmüz Boğazı’nı Atlayacak Şekilde Yönlendiriyor
Kim / Nerede / Ne zaman:
Suudi Arabistan’ın devlet petrol şirketi Aramco, 3 Mart 2026’da bazı ham petrol sevkiyatlarını Hürmüz Boğazı yerine Kızıldeniz’deki Yanbu Limanı’ndan yapmayı planladığını duyurdu.
Ne oldu / Arka plan:
ABD ve İsrail’in İran’a düzenlediği saldırıların ardından Hürmüz Boğazı’nda deniz trafiği neredeyse durdu. Bölgeye giriş yapan yüzlerce gemi beklemeye alındı.
Aramco, Arab Light ham petrolü alan bazı müşterilerini Yanbu’dan yükleme yapmaya bilgilendirdi. Şirket, kapasite ve lojistik sınırlamalar nedeniyle açıklama yapmayı tercih etmedi.
Kızıldeniz’e yönlendirilen sevkiyatlar, boru hattı kapasitesine göre maksimum 5 milyon varil/gün taşıyabilir; ancak limanın mevcut yükleme kapasitesi bu rakamın altında.
Tanker ücretleri şimdiden iki katına çıktı ve bazı yüklemeler iptal edildi.
Önemi / Etkileri:
Küresel petrol fiyatları, güvenlik riskleri nedeniyle 12% artış gösterdi.
İran ve Yemen’deki müttefiklerinin potansiyel saldırı tehdidi, sevkiyatların güvenliğini tehdit ediyor.
Birleşik Arap Emirlikleri de Abu Dabi-Fujairah boru hattı ile Hürmüz’ü atlayarak petrol taşımayı sürdürebiliyor; ancak Fujairah limanı da saldırılar nedeniyle yavaşlamalar yaşıyor.
Kaynak: Reuters
ABD ve İsrail’in İran Saldırıları Küresel Piyasaları Sarsıyor, Enerji Fiyatları Tırmanıyor
Kim / Nerede / Ne zaman:
ABD ve İsrail, 4 Mart 2026’da İran’a karşı geniş çaplı bir saldırı başlattı. ABD Merkez Komutanlığı, operasyonların “oyun planının önünde” olduğunu açıkladı.
Ne oldu / Arka plan:
ABD ve İsrail güçleri, İran’ın füze ve hava savunma sistemlerini hedef aldı. ABD’nin 50.000 askeri, 200 jet ve iki uçak gemisi sürekli saldırılara katılıyor.
İran, İsrail ve Körfez’de karşı saldırılar düzenlemeye devam ediyor ve Ayetullah Ali Hamaney’in öldürülmesinin ardından yeni bir lider seçme sözü verdi.
Saldırılar, Körfez enerji koridorlarını tehdit etti; Hürmüz Boğazı’ndan geçişler durdu ve petrol üretimi Katar, Irak gibi ülkelerde aksadı.
Ekonomik ve küresel etkiler:
Petrol fiyatları yükseldi; Brent petrol bu hafta %12 arttı.
Küresel piyasalar sarsıldı; Asya borsaları düştü, Seul’derekor seviyede çöküş yaşandı.
Altın ve ABD doları güvenli liman talebiyle yükseldi.
Orta Doğu’da 20.000’den fazla uçuş iptal edildi, turist ve havayolu sektörü büyük aksaklık yaşadı.
Askeri durum ve riskler:
İran’ın deniz gücü büyük ölçüde etkisiz hâle geldi; 17 savaş gemisi batırıldı.
İsrail, yeni bir saldırı dalgasıyla İran’ın komuta merkezlerini ve füze rampalarını hedef alıyor.
ABD Başkanı Donald Trump, Hürmüz Boğazı’ndan petrol tankerlerini korumak için donanmayı devreye sokabileceğini belirtti.
Sivil kayıplar yüksek; ilk üç gün içinde 787 kişi öldü, bunların içinde 165 çocuk da var.
Uluslararası ve politik etkiler:
Avrupa ülkeleri operasyonlara mesafeli duruyor, ancak Batı hedeflerini savunmak için destek sunuyor.
Fransa, deniz trafiğini güvence altına almak için Akdeniz’e uçak gemisi gönderdi, ancak ABD ve İsrail operasyonlarını uluslararası hukuka aykırı buldu.
ABD’de bazı Kongre üyeleri, Trump’ın parlamentodan onay almadan askeri harekat başlatmasını eleştiriyor.
Kaynak: Reuters
İran, Ölen Yüksek Lider Hamaney İçin Tören Düzenleyecek
Kim / Nerede / Ne zaman:
İran halkı, 4 Mart 2026’da, İsrail ve ABD saldırılarında hayatını kaybeden Yüksek Lider Ayetullah Ali Hamaney’eveda edecek. Tören, Tahran’da gerçekleşecek.
Ne oldu / Arka plan:
İran İslami Propaganda Konseyi Başkanı HojjatoleslamMahmoudi, veda töreninin üç gün süreceğini ve cenaze alayının ilerleyen saatlerde duyurulacağını açıkladı.
Halk, Hamaney’in naaşına Tahran’daki İmam Humeyni Namaz Salonu’nda saat 22:00’den itibaren saygı gösterebilecek.
Mahmoudi, törende halkın güçlü bir katılım göstereceğini belirtti.
Önemli detaylar:
Ayetullah Ali Hamaney, 86 yaşında ve ABD-İsrail hava saldırılarında yaşamını yitirdi.
Hamaney’in iktidarı, özellikle ABD ve İsrail’e karşı sert tutumuyla biliniyordu.
Kaynak: Reuters
Netanyahu-Trump Savaşı: Ortak Hedefler Testte
Kim / Nerede / Ne zaman:
İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu ve ABD Başkanı Donald Trump, 4 Mart 2026 itibarıyla İran’a yönelik ortak askeri operasyonlarını yürütüyor.
Ne oldu / Arka plan:
Netanyahu, uzun süredir İran’ın liderliğini devirmeyi amaçlayan bir politik hattı takip ediyordu.
ABD ve İsrail’in savaş hedefleri farklılık gösteriyor: Trump operasyonu İran’ın nükleer silah ve balistik füze kapasitesini yok etmeye odaklanırken, Netanyahu rejim değişikliğini öncelikli hedef olarak görüyor.
Ortak askeri plan, aylar öncesinden hazırlanmış; Trump, İsrail’in elini güçlendirmiş olabilir ama nihai kararın kendisinde olduğunu belirtiyor.
İç siyaset ve halk tepkisi:
ABD’de operasyonun popülerliği düşük, halkın yalnızca dörtte biri desteğini ifade ediyor.
Enerji fiyatlarındaki yükseliş ve savaşın süresi Trumpüzerinde siyasi baskı yaratıyor.
Netanyahu, İsrail’de yaklaşan seçimler öncesi bu operasyonu kendi siyasi mirasını güçlendirme fırsatı olarak görüyor.
İsrail halkının bir kısmı, İran operasyonunu desteklese de, 2023’teki Hamas saldırıları ve sonrasındaki savaşın travmalarıbazı seçmenler için hâlâ büyük bir kırılma noktası.
Önemli etkiler:
ABD ve İsrail arasındaki ittifak, hedefler farklılaştıkça testten geçiyor.
Ortadoğu’daki askeri hareketler ve enerji piyasalarındaki dalgalanmalar hem bölge hem de küresel ekonomi için risk oluşturuyor.
Kaynak: Reuters
BAE Borsaları, İran Saldırıları Sonrası İki Günlük Tatilin Ardından Sert Düştü
Ne oldu:
Dubai ve Abu Dhabi borsaları, İran’ın Körfez’e yönelik saldırılarının ardından iki gün süren kapalı dönemden sonraaçıldığında sert düşüş yaşadı.
Dubai Borsası (.DFMGI) %4,7, Abu Dhabi Borsası (.FTFADGI) %3,6 geriledi; bazı büyük hisselerde kayıplar %5’e kadar ulaştı (Emirates NBD, First Abu Dhabi Bank, Dana Gas, TAQA).
Neden kapatılmıştı:
2-3 Mart’ta BAE Sermaye Piyasaları Otoritesi, olası panik satışlarını önlemek için borsaları olağan tatil ve yas günleri dışında kapatma kararı aldı.
Borsalara etkiler:
1,1 trilyon dolarlık piyasa değeriyle, milyarlarca dolarlık işlem askıya alındı.
Emirliklerdeki havaalanları, limanlar ve enerji tesislerine saldırılar yatırımcı belirsizliğini artırdı.
Abu Dhabi Borsası, şirketlere finansal ve operasyoneletkilerini derhal değerlendirme ve yatırımcıları bilgilendirme çağrısı yaptı.
Bölgesel karşılaştırma:
Suudi Arabistan’da borsa %0,6 yükseldi, petro-kimya şirketleri toparlandı (Saudi Basic Industries +3%).
Katar’da küçük dalgalanmalar yaşandı, Industries Qatar%1,3 geriledi.
Kaynak: Reuters
Lübnan Savaşın İçine Çekiliyor: Hizbullah ve İsrail Çatışmaları Tırmanıyor
Kim / Nerede / Ne zaman:
Lübnan’ın İran destekli militan grubu Hizbullah, İsrail’e yönelik saldırılarını Pazartesi günü başlattı ve ikinci gününde devam etti. Olaylar sırasında İsrail, güney Lübnan’a asker sevk etti ve geniş çaplı hava saldırıları düzenledi. Haber 3 Mart 2026’da yayımlandı.
Ne oldu / Arka plan:
Hizbullah’ın saldırıları, bölgedeki gerilimi artırarak Lübnan’ı Orta Doğu’daki savaşın bir parçası hâline getirdi. İsrail’in misilleme saldırılarında onlarca kişi hayatını kaybetti ve çatışmalar, Lübnan’da Hizbullah’ın silahlı statüsü konusundaki uzun süredir devam eden tartışmaları derinleştirdi.
Hükümet Pazartesi günü, Hizbullah’ın askeri faaliyetlerini yasadışı ilan etti. Pro-Hizbullah gazete al-Akhbar, bu kararı “dış dayatmalara teslimiyet” olarak nitelendirerek iç savaş tehlikesine dikkat çekti.
İsrail’in hava saldırıları, Beyrut’un Hizbullah kontrolündeki güney banliyölerinde yoğun duman sütunları oluşturdu. Lübnan’dan fırlatılan füzeler İsrail’in Tel Aviv’e kadar ulaşan bölgelerinde hava alarmı çalmasına yol açtı. İsrail Savunma Bakanı Israel Katz, ordunun Lübnan’daki bazı stratejik tepeleri kontrol altına almak için hareket ettiğini açıkladı.
Binler Evlerini Terk Etti
Çatışmaların ağır yaşandığı bölgelerde binlerce Lübnanlı evlerini terk etmek zorunda kaldı. BM’ye göre Pazartesi itibarıyla 30.000 kişi, bunların 9.000’i çocuk, geçici barınaklara sığındı. Daha fazlasının katılması bekleniyor.
İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu, Hizbullah’ın Lübnan halkını “kendilerinin olmayan bir savaşa” sürüklediğini belirterek saldırıların artırılacağını duyurdu. ABD’nin Beyrut Büyükelçiliği ise bölgedeki gerilim nedeniyle geçici olarak kapatıldı.
İsrail Müdahaleleri
Lübnan Sağlık Bakanlığı, İsrail saldırılarında en az 40 kişinin öldüğünü, 246 kişinin yaralandığını bildirdi. İsrail tarafında ölü bildirilmedi. İsrail ordusu, güney Lübnan’a ek birlikler göndererek olası Hizbullah saldırılarına karşı önlemler aldı. BM barış gücü UNIFIL, İsrail askerlerinin dört bölgede sınırı geçip geri döndüğünü ve son iki günde onlarca füze ve roket atıldığını raporladı.
Hizbullah, en az dört saldırı gerçekleştirdiğini ve bunların kuzey İsrail’deki askeri hedefleri vurduğunu duyurdu. Grup ayrıca güneyde bir İsrail dronunu düşürdüğünü iddia etti.
Sivil Kaybı ve Hedefler
Bir füze kuzey İsrail’de bir eve isabet etti, bir kişi yaralandı. İsrail, Beyrut’ta Hizbullah’a ait al-Manar TV merkezine saldırı düzenledi. Ordu, sivillere zarar gelmemesi için önceden uyarı gönderdiğini açıkladı.
Hizbullah, saldırılarının İran’ın önde gelen liderinin öldürülmesine misilleme ve Lübnan’ı savunma amaçlı olduğunu söyledi. Lider Naim Qassem, son tırmanışla ilgili açıklama yapmadı.
Kaynak: Reuters
Trump, İran Savaşı İçin Gerekçelerini
Kim / Nerede / Ne zaman:
ABD Başkanı Donald Trump, İran’a karşı başlatılan geniş kapsamlı ve süresiz savaşla ilgili en kapsamlı açıklamalarını yaptı. Operasyon, hafta sonu başladı ve Trump’ın belirttiği amaçlar ile süresi ilk günden itibaren değişiklik gösterdi. Haber 2 Mart 2026’da yayımlandı.
Ne oldu / Arka plan:
Trump, ABD ve İsrail’in cumartesi günü başlattığı hava saldırılarının dört ila beş hafta süreceğini öngördüğünü, ancak gerekirse daha uzun sürebileceğini söyledi. Savaş, İran’ın Yüksek Lideri Ayetullah Ali Hamaney’in ölümüne, en az 10 İran savaş gemisinin batmasına ve 1.000’den fazla hedefin vurulmasına yol açtı. İran ise komşu Arap ülkelerine füzeler ve insansız hava araçlarıyla saldırdı, Hürmüz Boğazı’ndan enerji taşımacılığını kısıtladı.
Trump, rejim değişikliğinden bahsetmedi; operasyonun amacının İran’ın nükleer silah geliştirmesini önlemek ve uzun menzilli balistik füze programını durdurmak olduğunu belirtti.
“İhtiyaç Duyulan Süre”
Trump, Beyaz Saray’daki konuşmasında, “Zaman tahminlerimizin çok ilerisindeyiz. Ama ne kadar sürerse sürsün, sorun değil. Ne gerekiyorsa o yapılacak,” dedi. Sosyal medyada ise ABD’nin mühimmatının “neredeyse sınırsız” olduğunu ve savaşların “sonsuz” ve başarıyla sürdürülebileceğini ifade etti.
Beyaz Saray Sözcüsü Karoline Leavitt, operasyonla ilgili mesajların karışık olduğu yönündeki eleştirilere yanıt olarak, Trump’ın “açık hedefler” sunduğunu ve bunlar arasında İran destekli grupların saldırılarının önlenmesi ve Irak işgali sonrası kullanılan patlayıcıların üretiminin durdurulmasının bulunduğunu söyledi.
Çelişkili Açıklamalar
Ancak ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, İsrail’in saldırısının Washington’u harekete geçmeye zorladığını ima eden açıklamalarda bulunarak tartışmaları artırdı. Trump, operasyon öncesinde İran halkına “ülkenizi geri alın” mesajı vermiş ve rejim değişikliğinin de hedef olabileceğini ima etmişti.
Trump, operasyonun süresini önce “dört hafta veya daha kısa” olarak açıklamış, ardından dört ila beş hafta olarak belirtmiş, sonrasında ise hedefler gerçekleşene kadar sürebileceğini ifade etmişti. Kongre’ye gönderilen bildirimde ise kesin bir süre verilmedi.
Uzmanlar, Trump’ın bu savaşta nihai hedefi kasıtlı olarak belirsiz bıraktığını belirtiyor. Jon Alterman (Orta Doğu uzmanı, CSIS), “Belirli bir sonuca bağlı olduklarını sanmıyorum,” dedi.
Özel Koordinasyon
Trump, Venezuela operasyonunda olduğu gibi hemen bir basın açıklaması yapmadı; üst düzey yetkililer televizyon programlarına katılmayarak tek mesaj iletici olarak Trump’ıön plana çıkardı. Beyaz Saray, operasyonun kamuya nasıl sunulacağının hâlâ tartışıldığını açıkladı.
Kaynak: Reuters
Ortadoğu Çatışması Genişliyor: İsrail ve ABD’nin İran’a Saldırıları Devam Ediyor; Petrol Fırladı, Hisseler Düştü
Kim / Nerede / Ne zaman:
İsrail ve ABD güçleri, 3 Mart 2026 itibarıyla İran’da çeşitli hedefleri vurdu. İran, Körfez çevresinde misilleme saldırıları düzenlerken, çatışma Lübnan’a sıçradı ve küresel piyasaları sarstı.
Ne oldu / Arka plan:
ABD Başkanı Donald Trump, savaşın dördüncü gününde İran’ın deniz ve hava üslerini vurduklarını belirtti. Trump, operasyonu başlatma gerekçesini müzakerelerden sonuç alınamaması ve “İran’ın saldırı ihtimali” olarak açıkladı.
İran insansız hava araçları daha önce Kuveyt’te, ardından Suudi Arabistan’daki ABD büyükelçiliğini vurdu. Washington, bu ülkelerdeki büyükelçilikleri ve Lübnan’daki temsilciliğini kapattı, acil olmayan personeli bölgeden tahliye etti.
İsrail’in savaş planına yakın bir kaynak, operasyonun iki haftalık bir kampanya olarak planlandığını, ancak hedef listesinin beklenenden hızlı ilerlediğini belirtti. İlk saldırılarda İran’ın üst düzey liderleri – Ayetullah Ali Hamaney dahil – öldürüldü.
İran’da Kaos
İran’ın başkenti Tahran’da gün boyu patlamalar yaşandı; İsrail devlet yayıncısı IRIB ve Mehrabad Havaalanı çevresini vurdu. Qom’daki Uzmanlar Meclisi binası da saldırı aldı. Trump, bazı üst düzey İranlıların öldüğünü doğruladı. Kent adeta hayalet şehre dönüştü; halk bodrumlarda sığınmak zorunda kaldı.
Ekonomik Etkiler
Ortadoğu enerji tedarikindeki kesintiler küresel piyasaları sarstı. Petrol fiyatları %5 yükseldi, Avrupa doğal gaz fiyatları %40 arttı. ABD’de benzin fiyatı galon başına ortalama 3,11 dolara çıktı. Avrupa ve Asya borsaları %3’ten fazla değer kaybetti.
İran’ın Misillemesi ve Lübnan
İran, komşu Arap ülkelerine füze ve insansız hava aracı saldırıları düzenleyerek Hürmüz Boğazı’ndaki enerji taşımacılığını kısıtladı. Katar LNG üretimini durdurdu; tankerler Körfez’de demirledi. ABD, bölgedeki tankerleri sigorta ve donanma korumasıyla güvence altına alacağını açıkladı.
Lübnan’da Hezbollah, İsrail’i vururken, İsrail hava saldırıları ve Güney Lübnan’a asker takviyesi ile yanıt verdi. Beyrut kara dumanla kaplandı; yetkililer ölü sayısını onlarca olarak açıkladı. İran, saldırılarda ölenlerin sayısını 787 olarak duyurdu; ilk gün bir okulun bombalanması sonucu 165 kız öğrenci hayatını kaybetti.
Hedef ve Mesajlar
İsrail’in amacı açıkça İran hükümetini devirmek, ABD ise İran’ın sınır ötesi operasyon yeteneğini yok etmek. İsrail Dışişleri Bakanı Gideon Saar, hükümetin savaş sonrası hayatta kalabileceğini, ancak er ya da geç çökeceğini ifade etti. Trump, halkı yönetimi devirmeye çağırdı ancak “henüz protesto etmeyin, çok tehlikeli” uyarısında bulundu.
İsrail’de İran füzeleri 10 can aldı; hava alarmı sirenleri çaldı, milyonlar sığınaklara girdi.
Kaynak: Reuters
Petrol Fiyatları %3 Yükseldi — İran Krizi Orta Doğu Arzını Kesintiye Uğrattı
Ne oldu / Arka plan:
Orta Doğu’daki gerilim, İran’a karşı ABD ve İsrail’in başlattığı operasyonla daha da tırmanırken petrol piyasalarında da dalgalanma yaşandı. Bu askeri çatışmalar, bölgedeki enerji üretimi ve sevkiyatını bozdu — bu gelişme petrol fiyatlarını yukarı çekti.
Fiyatlardaki değişim:
Uluslararası gösterge Brent petrolün fiyatı yaklaşık %3 artarak 84,07 dolar/varil seviyesine yükseldi.
ABD ham petrolü (WTI) da yaklaşık %3 artışla 76,80 dolar/varil civarına tırmandı.
Bu yükseliş, önceki kapanış seviyelerinin de üzerindeydi ve son dönemin en yüksek fiyatlarından biri olarak kaydedildi.
Neden yükseldi:
ABD ve İsrail’in İran hedeflerine yönelik saldırıları, enerji altyapısına zarar verdi ve bölgeden petrol akışını tehdit etti.
Irak gibi üretici ülkeler sevkiyat hatlarının kapanması nedeniyle üretimi günlük yaklaşık 1,5 milyon varil azalttı.
Hürmüz Boğazı’ndan geçişlerin kesilmesi, küresel arz güvenliğine dair endişeleri artırdı.
Bu faktörler birlikte fiyatları yukarı çeken jeopolitik risk primini büyüttü.
Piyasa tepkisi ve görünüm:
Bazı analistler, ABD Başkanı Donald Trump’ın Hürmüz Boğazı’ndan geçiş yapan tankerleri donanma eskortuylakoruma ve siyasi risk sigortası sağlamaya yönelik açıklamalarının fiyatlardaki yükselişi bir ölçüde yavaşlattığını belirtiyor. Yine de, bölgedeki arz kesintileri ve belirsizlikler fiyatlar üzerinde yukarı yönlü baskı oluşturuyor.
Kaynak: Reuters
İran, ABD ile Barış Görüşmeleri Konusunda Temkinli: BM Temsilcisi Açıklama Yaptı
Ne oldu / Arka plan:
İran’ın Cenevre’deki Birleşmiş Milletler büyükelçisi Ali Bahreini, ABD ile şimdilik herhangi bir barış veya müzakere görüşmesi olmadığını açıkladı. Bu açıklama, ABD ve İsrail’in üç gün önce İran’a ortak düzenlediği hava saldırılarının ardından geldi. Saldırılarda İran’ın üst düzey liderleri, aralarında Âyetullah Ali Hamaney’in de bulunduğu kişiler öldü ve bölgesel kriz derinleşti.
Diplomatik duruş:
Bahreini, İran’ın ABD ile doğrudan veya dolaylı olarak görüşme başlatmadığını vurguladı. “Şu an için müzakerenin bir faydası olacağını düşünmüyoruz. ABD ile konuşmanın tek dili savunmadır” dedi.
Bölgesel etkiler:
İran, misilleme olarak komşu Körfez ülkelerine ve İsrail’e füze ve drone saldırıları düzenledi; Hürmüz Boğazı’nda sevkiyatı kısıtladı. Bu durum, küresel enerji piyasalarında tedirginliğe yol açtı ve petrol ile doğal gaz fiyatlarında dalgalanmaya neden oldu.
Zaman çizelgesi:
ABD Başkanı Donald Trump operasyonun 4-5 hafta sürebileceğini belirtti.
İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu ise çatışmanın “yıllarca süremeyeceğini” söyledi.
İsrail’in savaş planı iki haftalık bir kampanya olarak öngörülmüş, ancak plan beklenenden hızlı ilerliyor.
Kaynak: Reuters
İsrail ve ABD, İran Hava Sahasının Büyük Çoğunluğunu Kontrol Ediyor: BM Temsilcisi
Ne oldu / Arka plan:
İsrail’in Birleşmiş Milletler Daimi Temsilcisi Danny Danon, İsrail ve ABD’nin İran hava sahasının neredeyse tamamını kontrol ettiğini ve üstünlüğün önümüzdeki günlerde net şekilde görüleceğini açıkladı. Danon, çatışmanın bir günde veya bir haftada bitmeyeceğini, ancak üstünlüğün sağlandığını belirtti.
Askeri durum:
Danon, ABD ve İsrail’in son saldırılarının İran’ın füze kapasitesini önemli ölçüde azalttığını söyledi.
İran’ın bazı fırlatma sistemlerini yer altına ve mağaralara gizlediği, bu nedenle saldırıların kademeli ve zaman alacak şekilde ilerleyeceği vurgulandı.
Bölgesel etkiler:
Lübnan, çatışmanın yayılmasıyla doğrudan etkilendi. Hezbollah militanları Lübnan topraklarından İsrail’e drone ve füze saldırıları düzenledi.
İsrail, Lübnan’a asker gönderdi ve hava saldırıları düzenledi. Danon, Lübnan hükümetinin Hezbollah’ı kontrol altına alması ve roketleri engellemesi gerektiğini ifade etti.
Kaynak: Reuters
Trump’ın Ulusal Güvenlik Ekibi Kongre’de İran Savaşı İçin Destek Arıyor
Ne oldu / Arka plan:
ABD Başkanı Donald Trump’ın ulusal güvenlik üst düzey yetkilileri, İran’a yönelik ABD-İsrail operasyonunu Kongre’de savundu. Söz konusu görüşmelerde, Amerikan askerlerinin sahaya sürülme olasılığı açık bırakıldı.
Kongre brifingi:
Dışişleri Bakanı Marco Rubio, Savunma Bakanı Pete Hegseth, CIA Direktörü John Ratcliffe ve Genelkurmay Başkanı Dan Caine, önce Senato ardından Temsilciler Meclisi’nde gizli brifing verdi.
Brifinglerde operasyonun hızla değiştiği, kapsamının geniş olduğu vurgulandı.
Siyasi tepkiler:
Bazı Cumhuriyetçiler ve Demokratlar, asker gönderilmesi durumunda Kongre onayı gerektiğini belirtti.
Demokratlar, operasyon için net bir çıkış planı olmadığını ve bunun “sonsuz bir savaş” riskini artırdığını söyledi.
Bazı Cumhuriyetçiler ise “America First” sloganıyla çeliştiğini düşündükleri dış müdahalelere temkinli yaklaşıyor.
Mali boyut:
Beyaz Saray’ın operasyon için ek bütçe talep edip etmeyeceği henüz net değil. Kongre’de tartışmalar önümüzdeki haftalarda devam edecek.
Temsilciler Meclisi ve Senato’da, Trump’ın Kongre onayı olmadan saldırıları sürdürmesini engellemeye yönelik savaş yetkisi tasarıları oylamaya sunulacak, ancak gerekli çoğunluğa ulaşması zor görünüyor.
Kaynak: Reuters
Fidan: İran Saldırıları Enerji ve Hürmüz Üzerinde Kritik Risk Yaratıyor – Erdoğan Barış Odaklı Diplomasiye Vurgu Yaptı
Stratejik Genel Bakış: Ankara, ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılarını bölgesel gerilimin tetikleyicisi olarak değerlendiriyor. Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, saldırıların derhal durdurulmasını ve diplomasiye geri dönülmesini talep ederken, AB, ABD, Umman ve Körfez ülkeleriyle açık kanalların korunması gerektiğini vurguladı. Kıbrıs’a yönelik acil tehdit ise sınırlı olarak değerlendiriliyor. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ise krizi Gazze ve genel bölgesel istikrarsızlığın bir parçası olarak ele alıyor ve “barış merkezli diplomasiyi” öne çıkarıyor.
Enerji ve Güvenlik Riskleri: Fidan, İran’dan doğal gaz akışının kesintiye uğraması veya Körfez’den enerji ithalatının aksamasının küresel arz güvenliğine darbe vurabileceğini söyledi. Hürmüz Boğazı’ndaki olası kapanmanın finans ve enerji piyasalarında ciddi türbülansa yol açabileceğine dikkat çekti. İran’ın Körfez’deki Amerikan üslerini hedef almasının bölgesel güvenlik riskini artırdığı uyarısında bulundu.
Siyasi Değerlendirme: Fidan, İsrail’in saldırılarında hedef kaymasının olduğunu ve Başbakan Benjamin Netanyahu’nun sadece İran’ın yeteneklerini değil, rejimin özünü hedef aldığını belirtti. Ankara, diplomatik çabalarla çatışmanın başlamasını geciktirmeye çalıştı; savaşın görüşmeler ortasında patlak vermesi Tahran tarafından diplomatik sürecin baltalanması olarak değerlendirildi.
Fidan ayrıca, İran’ın enerji hedeflerine yönelik saldırılarla “maliyet yaratmaya” çalıştığını, ancak bunun üçüncü taraflara beklenen baskıyı sağlayıp sağlamayacağının belirsiz olduğunu ifade etti. İran, füzeler ve insansız hava araçları ile İsrail’e ciddi zarar verebilir.
Bölgesel Bağlam: Erdoğan, krizi Gazze, Batı Şeria ve Körfez’deki tırmanışla ilişkilendirerek, bölgedeki genel gerilim dalgasına dikkat çekti. Afganistan-Pakistan hattındaki çatışmalar ve Körfez ülkelerine yönelik füze ve dronesaldırıları da istikrarsızlığı derinleştiriyor.
Kıbrıs ve Türkiye’nin Hazırlığı:
Fidan, Kıbrıs’ta riskin sınırlı olduğunu ve özellikle sivil tesisler açısından tehdidin düşük olduğunu belirtti. Türkiye’nin kendini koruma kapasitesine sahip olduğunu vurguladı.
Diplomasi ve Temaslar:
Fidan, AB, Avrupa başkentleri, ABD, Körfez ülkeleri ve Umman ile temaslarda bulunarak saldırıların durdurulmasını ve diplomasiye dönüşü talep etti. ABD Büyükelçisi TomBarrack, Katar, Yunanistan, Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi ve İngiltere ile yapılan görüşmelerde de mevcut güvenlik ortamı ve gerilimin azaltılması ele alındı.
Risk Yönetimi:
İran’da yaklaşık 20.000 Türk vatandaşı bulunuyor; şu ana kadar can kaybı bildirilmedi ve sınır geçişleri normal işliyor. Ankara, gerginliğin bölgedeki öncelikleri yeniden şekillendirdiğini ve Gazze gibi açık cephelere ek yük bindirebileceğini vurguladı.
Genel Değerlendirme:
Fidan, enerji ve Hürmüz’e vurgu yaparak acil riskleri kaydederken, Erdoğan krizi daha geniş bölgesel bağlamda ele alıyor ve barış odaklı diplomasi mesajı veriyor. Açıklamalardan çıkan en kritik soru, karşılıklı saldırıların güvenlik, enerji akışları ve bölgesel istikrar açısından geri dönüşü olmayan aksamalara yol açmadan önce işlevsel bir diplomatik kanalın kurulup kurulamayacağı.
Kaynak: IBNA, 2026
Yunan Savaş Gemileri Güney Kıbrıs Rum Yönetimi Açıklarında Destek Gösterisi İçin Konuşlandı
Kim / Nerede / Ne zaman:
İki Yunan savaş gemisi, Çarşamba günü 4 Mart 2026’da erken saatlerde Güney Kıbrıs Rum Yönetimi açıklarına ulaştı.
Ne oldu / Arka plan:
Atina, bu adımı İran’ın olası bir saldırısına karşı Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’ni korumak amacıyla gerçekleştirdiğini açıkladı ve Lefkoşa ile dayanışmayı vurguladı. Yunan Donanması’ndan FDI HN sınıfı fırkateyni Kimon ve MEKO 200 sınıfı fırkateyni Psara, halihazırda Pafos’taki AndreasPapandreou Hava Üssü’nde konuşlandırılmış dört F-16 Vipersavaş uçağıyla birlikte görev yapacak.
Yunan yetkililer, adadaki askeri varlığın Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’ne destek mesajı verdiğini belirtti. Bu adım, Avrupa’daki ortaklara Ortadoğu krizinin Avrupa’ya sıçrama riskine karşı bir sinyal niteliği taşıyor. Savunma Bakanı NikosDendias, Lefkoşa ziyaretinde Yunanistan’ın adaya yakınlığını ve desteğini bir kez daha vurguladı. Güney Kıbrıs Rum Yönetimi Cumhurbaşkanı Nikos Christodoulides de Yunan askeri varlığı için teşekkür etti.
ABD güçlerinin yoğunlaştığı Suda Körfezi’ne yönelik olası balistik füze tehdidi teknik açıdan değerlendirildi; Yunan yetkililer, bu hedefin İran’ın mevcut planlamasında yer almadığını ifade etti. Dışişleri Bakanlığı sözcüsü LanaZochiou, Yunanistan’ın desteğinin tamamen savunma amaçlı olduğunu ve herhangi bir şekilde savaşa müdahale anlamına gelmediğini belirtti.
Buna ek olarak Fransa, Lefkoşa’nın talebi üzerine bir fırkateyn gönderdi; füze ve insansız hava aracı karşıtı sistemlerin de sevkiyatı planlanıyor. İngiltere ise Akrotiri’dekiKraliyet Hava Kuvvetleri üssünü korumak amacıyla HMS Dragon muhrip gemisi ve helikopterlerini göndermeyi sürdürüyor.
Önemi/Etkileri:
Bu konuşlandırma, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin güvenliğine destek sağlarken, Yunanistan’ın bölgesel krizlere karşı caydırıcı duruşunu ortaya koyuyor. Ayrıca Avrupa devletleri arasında koordinasyonu güçlendirerek, olası gerilimlerin daha geniş bir bölgeye yayılmasını önleyici bir mesaj veriyor. Savunma odaklı bu adım, hem bölgesel istikrarın korunması hem de İran kaynaklı olası tehditlerin sınırlandırılması açısından stratejik önem taşıyor.
Kaynak: Ekathimerini
ABD, Acil Durum Dışı Personelin Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nden Ayrılmasına İzin Verdi ve Seyahat Uyarısını Yükseltti
Kim / Nerede / Ne zaman:
ABD Dışişleri Bakanlığı, 4 Mart 2026’da Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nde bulunan acil durum dışı personel ve aileleri için ülkeyi terk etme izni verdi.
Ne oldu / Arka plan:
Bakanlık, güvenlik riskleri ve olası çatışma ihtimalleri gerekçesiyle, acil durum dışı ABD hükümeti çalışanlarının ve ailelerinin Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nden ayrılmasına onay verdi. Bunun yanı sıra, seyahat uyarısı 3. seviyeye çıkarıldı ve ABD vatandaşlarına “seyahati yeniden değerlendirin” tavsiyesi yapıldı.
Amerikan yetkililer, giriş ve çıkışların yalnızca belirlenen hava ve deniz limanları üzerinden yapılmasını önerdi: Larnaka ve Baf havaalanları ile Limassol, Larnaka ve Baf limanları. Bu karar, bölgede artan gerilim ve Türk işgali altındaki kuzey bölgelerde sınırlı konsolosluk desteği göz önünde bulundurularak alındı.
Önemi / Etkileri:
Bu hamle, ABD’nin Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’ndeki vatandaşlarının güvenliğini önceliklendirdiğini gösteriyor. Seyahat uyarısının yükseltilmesi ve personelin tahliyesine izin verilmesi, bölgedeki artan riskler ve olası çatışmaların ciddiyetine dair uluslararası bir mesaj niteliği taşıyor. Ayrıca ABD, diğer ülkeleri de bölgedeki güvenlik durumu konusunda uyararak diplomatik ve lojistik hazırlıkları güçlendirmiş oldu.
Kaynak: Ekathimerini
Yunan F-16’ları Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nden Havalandı, Lübnan Hava Sahası Yakınında Şüpheli Cisim Bildirildi
Kim / Nerede / Ne zaman:
Kıbrıs’ta konuşlanmış Yunan F-16 savaş uçakları, 4 Mart 2026’da açıklanmayan bir operasyon için havalandı. Lübnan hava sahası yakınlarında şüpheli bir cisim tespit edildi.
Ne oldu / Arka plan:
Yerel haber kaynaklarına göre, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’ndeki iki Yunan F-16 Çarşamba günü operasyonelgörev için havalandı. Uçuşların tam amacı ve hedefi henüz açıklanmadı. Bu sırada, Kıbrıs Cumhuriyeti Sivil Havacılık Dairesi, Lübnan hava sahası yakınlarında şüpheli bir cisim tespit ettiğini bildirdi. Olası riskler nedeniyle Larnaka Uluslararası Havalimanı üzerindeki hava sahası tedbir amaçlı geçici olarak kapatıldı.
Yunanistan, adayı olası bir İran saldırısına karşı korumayı ve Güney Kıbrıs Rum Yönetimi ile dayanışmasını göstermek amacıyla toplam dört F-16 Viper ve iki fırkateynkonuşlandırmıştı.
Önemi / Etkileri:
Bu hareket, bölgedeki artan gerilimler ve olası tehditlere karşı Yunanistan’ın savunma hazırlığını gösteriyor. Lübnan sınırına yakın bölgede şüpheli bir cismin tespit edilmesi, operasyonel riskleri artırıyor ve sivil hava trafiği üzerinde geçici aksamalara yol açtı. Ayrıca, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin güvenliği konusunda Atina’nın siyasi ve askeri desteğini pekiştirdiği görülüyor.
Kaynak: Ekathimerini
Yunan ve Türk Dışişleri Bakanları Ortadoğu Gerilimini Görüştü
Kim / Nerede / Ne zaman:
Yunanistan Dışişleri Bakanı George Gerapetritis ve Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, 3 Mart 2026’da telefon görüşmesi yaparak Ortadoğu’daki gerilimleri ele aldı.
Ne oldu / Arka plan:
Görüşme, İran ve İsrail’in ABD ile birlikte düzenlediği saldırılar ile Körfez ülkelerine yönelik füze ve insansız hava aracı operasyonlarının bölgedeki tansiyonu artırdığı bir dönemde gerçekleşti. Yunan tarafı, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’ne savaş uçakları ve fırkateynler konuşlandırmıştı; aynı zamanda Atina, Türkiye’nin askerden arındırılması gerektiğini düşündüğü Karpathos adasına Patriot bataryası göndereceği haberleriyle gündeme gelmişti.
Görüşmede Karpathos konusu ele alınmadı, ancak Türk tarafı diplomatik kanallar üzerinden açıklama talep etti. Hakan Fidan, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi için risklerin sınırlı olduğunu ve sivil tesisler açısından ciddi bir tehdit bulunmadığını belirtti. Ayrıca, İsrail’in CAATSA yaptırımlarını engelleme çabaları ve bölgesel siyasi gelişmelerin izlenmesi gerektiğine dikkat çekti.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, operasyonları “Siyonist lobinin kışkırtmasıyla” gerçekleştiğini ifade ederek, Körfez’e yönelik saldırıların bölgeyi daha da istikrarsızlaştırdığını vurguladı. Resmi açıklamalara rağmen İran vatandaşlarının Van’daki Kapıköy sınır kapısından geçiş yapması, sınır kontrollerinde bazı aksaklıkları ortaya koydu.
Önemi / Etkileri:
Bu görüşme, Yunanistan ve Türkiye arasında bölgede artan gerilimi diplomatik kanallarla yönetme çabasını gösteriyor. Güney Kıbrıs Rum Yönetimi ve Ege adalarının askerileştirilmesi konusunun hassasiyeti, taraflar arasında potansiyel diplomatik gerginlik alanı olarak öne çıkıyor. Görüşme, ayrıca bölgesel istikrarın korunması ve olası çatışma risklerinin azaltılması açısından önem taşıyor.

