7 Mart Haber Bülteni

Turk DEGS
Yazan: Turk DEGS
54 Dk. Okuma
54 Dk. Okuma

Afrika

Çin ve ABD, Gana’ya Altın Royalti Artışını Durdurma Baskısı Yapıyor

Kim / Nerede / Ne Zaman

ABD, Çin ve bazı Batılı ülkelerin diplomatik temsilcileri, Mart 2026’da Gana hükümetine altın madenciliğinden alınan royalti oranlarını artırma planını gözden geçirmesi yönünde baskı yaptı. Reuters’a konuşan kaynaklara göre diplomatik misyonlar, konuyla ilgili endişelerini Gana’nın Toprak ve Doğal Kaynaklar Bakanlığına iletti.

Ne Oldu?

Afrika’nın en büyük altın üreticilerinden biri olan Gana, mevcut sabit yüzde 5’lik royalti sistemini değiştirmeyi planlıyor. Hükümetin önerisine göre yeni modelde oranlar altın fiyatına bağlı olarak yüzde 5 ile yüzde 12 arasında değişebilecek.

Yetkililer bu düzenlemenin, küresel altın fiyatlarının rekor seviyelere ulaştığı dönemde ülkenin madencilik gelirlerinden daha fazla pay almasını sağlayacağını savunuyor.

Ancak uluslararası madencilik şirketleri, özellikle üst dilimlerde uygulanacak yüksek oranların Gana’daki madencilik faaliyetlerini daha maliyetli hale getireceğini ve kâr marjlarını ciddi şekilde daraltabileceğini belirtiyor.

Diplomatik Baskı

Reuters’a konuşan sektör kaynaklarına göre ABD ve Çin’in yanı sıra Birleşik Krallık, Kanada, Avustralya ve Güney Afrika’nın diplomatik temsilcilikleri de sürece dahiloldu. Bu ülkelerin temsilcileri, Gana’nın ilgili bakanıyla görüşerek madencilik sektörünün karşılaşabileceği zorlukları içeren ortak bir belge sundu.

Sektördeki bazı yöneticiler, diplomatik topluluğun mali bir düzenleme konusunda bu kadar geniş çaplı şekilde devreye girmesinin nadir görülen bir durum olduğunu ifade etti.

Madencilik Şirketlerinin Tepkisi

Dünyanın önde gelen madencilik şirketlerinin yöneticileri de planlanan düzenlemeye özel görüşmelerde itirazlarını dile getirdi. Aralarında Newmont, Gold Fields, AngloGold Ashantive Perseus Mining gibi şirketlerin bulunduğu yöneticilerin Gana hükümetine yazılı ya da doğrudan mesaj ilettiği bildirildi.

Çin sermayeli bazı şirketler de resmi itiraz başvuruları yaptı. Bu şirketler arasında Zijin Mining, Chifeng Gold ve Shandong Gold yer alıyor. Çinli madencilik dernekleri tarafından gönderilen bir mektupta, yeni düzenlemenin bazı altın madenlerinin ekonomik sürdürülebilirliğini riske atabileceği uyarısı yapıldı.

Arka Plan

Gana hükümeti son yıllarda altın fiyatlarının yükselmesiyle birlikte madencilik sektöründen elde edilen kamu gelirlerini artırmayı hedefliyor. Küresel piyasalarda altının güçlü performansı, birçok üretici ülkenin vergi ve royalti politikalarını yeniden değerlendirmesine yol açtı.

Öte yandan uluslararası şirketler, yüksek vergi ve royaltioranlarının yatırım ortamını zayıflatabileceğini ve bazı projelerin ertelenmesine neden olabileceğini savunuyor.

Önemi

Yatırım Ortamı: Royalti artışı Gana’yı Afrika’daki en pahalı madencilik bölgelerinden biri haline getirebilir.

Diplomatik Gerilim: ABD, Çin ve diğer ülkelerin ortak baskısı, ekonomik politikaların uluslararası ilişkiler üzerindeki etkisini gösteriyor.

Küresel Altın Piyasası: Dünyanın önemli üreticilerinden biri olan Gana’daki düzenlemeler, küresel altın arzı ve madencilik yatırımları açısından da yakından izleniyor.

Kaynak: Reuters

ABD ve AB’den Doğu Kongo’daki Ateşkes İhlallerine Tepki

Kim / Nerede / Ne Zaman

ABD ve Avrupa Birliği başta olmak üzere bazı uluslararası aktörler, 5 Mart 2026’da yayımladıkları ortak açıklamada doğu Demokratik Kongo Cumhuriyeti’nde devam eden ateşkes ihlallerinden ciddi endişe duyduklarını bildirdi.

Ne Oldu?

Ortak açıklamada, bölgede ilan edilen ateşkes anlaşmalarına rağmen çatışmaların devam ettiği ve son dönemde yeni ihlal iddialarının ortaya çıktığı belirtildi. ABD, Avrupa Birliği ve diğer uluslararası taraflar, bölgedeki tüm aktörlere çatışmaları durdurma ve yeniden müzakere sürecine dönme çağrısı yaptı.

Açıklamada özellikle ateşkes şartlarına uyulmasının, bölgede kalıcı barışın sağlanabilmesi için kritik önem taşıdığı vurgulandı.

Arka Plan

Doğu Kongo’da son yıllarda çok sayıda silahlı grup faaliyet gösteriyor. Bu gruplar arasında yer alan M23 isyancı hareketi, bölgedeki çatışmaların önemli aktörlerinden biri olarak öne çıkıyor. Örgüt, özellikle ülkenin doğusundaki stratejik kentler ve maden bölgelerinde kontrol sağlamak için hükümet güçleriyle sık sık karşı karşıya geliyor.

Çatışmaların yoğunlaştığı bölgelerden biri de Kuzey Kivueyaletinin merkezi olan Goma. Bölge, hem güvenlik hem de insani kriz açısından uluslararası toplumun dikkatini çekmeye devam ediyor.

Önemi

Bölgesel İstikrarsızlık: Süregelen ateşkes ihlalleri, Orta Afrika’da güvenlik risklerinin artmasına yol açabilir.

Diplomatik Çabalar: Uluslararası toplumun yaptığı çağrılar, çatışmaların diplomatik yollarla çözülmesi yönündekibaskının sürdüğünü gösteriyor.

İnsani Kriz: Doğu Kongo’daki çatışmalar milyonlarca insanın yerinden edilmesine neden olmuş durumda ve bölgede ciddi bir insani yardım ihtiyacı bulunuyor.

Kaynak: Reuters

Orta Afrika Cumhuriyeti Enerji Sorunları İçin Rusya’dan Destek İstiyor

Kim / Nerede / Ne Zaman

Orta Afrika Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Faustin-Archange Touadéra, 5 Mart 2026’da Moskova’da Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile yaptığı görüşmede ülkesinin enerji alanında yaşadığı ciddi sorunların çözümü için Rusya’dan destek talep etti.

Ne Oldu?

Kremlin’de gerçekleşen görüşmede Touadéra, Rusya’nın sağladığı güvenlik desteğinin ülkede istikrarın korunmasına katkı sağladığını ve Aralık ayında yapılan seçimlerin gerçekleştirilmesinde önemli rol oynadığını ifade etti. Söz konusu seçimler sonucunda Touadéra yedi yıllık yeni bir görev süresi elde etmişti.

Orta Afrika Cumhuriyeti lideri ayrıca Rusya’nın daha önce sağladığı tahıl ve yakıt yardımları için teşekkür ederek enerji alanında iş birliğinin genişletilmesini istedi.

Touadéra, ülkesinin enerji altyapısının ciddi zorluklarla karşı karşıya olduğunu belirterek Rusya’nın bu alandaki deneyiminden yararlanmak istediklerini dile getirdi.

Rusya’nın Afrika Politikası

Putin ise görüşmede iki ülke arasında enerji, tarım ve altyapı alanlarında iş birliğinin geliştirilmesi için önemlifırsatlar bulunduğunu söyledi.

Rusya son yıllarda Afrika’da siyasi ve ekonomik etkisini artırmaya yönelik adımlar atıyor. Bu süreçte Rusya’nın güvenlik alanındaki faaliyetleri Batılı ülkelerin dikkatini çekerken, bazı bölgelerde Fransa ve ABD’nin etkisinin azalmasıyla Moskova’nın rolünün büyüdüğü değerlendiriliyor.

Rusya’nın güvenlik faaliyetleri kapsamında faaliyet gösteren Africa Corps adlı paramiliter yapı, daha önce bölgede faaliyet gösteren Wagner Group’un yerini aldı. Bu yapı şu anda Orta Afrika Cumhuriyeti’nin yanı sıra Mali ve Ekvator Ginesi gibi ülkelerde de faaliyet yürütüyor.

Arka Plan

Touadéra, Aralık ayında düzenlenen seçimleri kazanarak görevini sürdürmüştü. Ancak ana muhalefet koalisyonu seçim sürecinin adil olmadığı gerekçesiyle oylamayı boykot etmişti.

Orta Afrika Cumhuriyeti uzun yıllardır siyasi istikrarsızlık, silahlı gruplar ve zayıf altyapı gibi sorunlarla mücadele ediyor. Ülke özellikle enerji üretimi ve elektrik erişimi konusunda ciddi eksikliklerle karşı karşıya bulunuyor.

Önemi

Enerji Krizi: Elektrik üretiminin sınırlı olması, ülkenin ekonomik kalkınması önündeki en büyük engellerden biri olarak görülüyor.

Jeopolitik Rekabet: Rusya’nın Afrika’daki artan etkisi, Batılı ülkelerle rekabetin yeni bir boyut kazanmasına yol açıyor.

Bölgesel Güvenlik: Rusya’nın güvenlik desteği ve askeri varlığı, bölgedeki siyasi dengeleri etkileyebilecek önemli bir faktör olarak değerlendiriliyor.

Kaynak: Reuters

Amerika

Trump Savunma Şirketleriyle Görüştü: İran Operasyonu Sonrası Silah Üretimi Artabilir

Kim / Nerede / Ne Zaman

ABD Başkanı Donald Trump, 6 Mart 2026’da Washington’da ülkenin önde gelen savunma sanayi şirketlerinin yöneticileriyle bir araya geldi. Görüşmenin, ABD’nin İran’a yönelik askeri operasyonları sonrasında kullanılan mühimmat ve silah stoklarının yeniden güçlendirilmesi amacıyla düzenlendiği belirtildi.

Ne Oldu?

Trump görüşmenin ardından sosyal medya üzerinden yaptığı açıklamada, ABD’nin en büyük savunma üreticileriyle üretim kapasitesi ve teslimat takvimleri hakkında verimli bir toplantı gerçekleştirdiklerini duyurdu.

Toplantıya savunma sektörünün önde gelen şirketleri katıldı. Bunlar arasında Lockheed Martin, RTX Corporation, BAE Systems, Boeing, Honeywell Aerospace, L3Harris Technologies ve Northrop Grumman yer aldı.

ABD yönetimi, İran’a yönelik son saldırılar ve diğer askeri operasyonlar nedeniyle azalan mühimmat stoklarını hızla yenilemeyi hedefliyor.

Üretim Artışı Planı

Trump yönetimi savunma şirketlerine üretim hızını artırmaları yönünde baskı yapıyor. Beyaz Saray, şirketlerin hissedarlara yapılan ödemeler yerine üretim ve teslimat performansına öncelik vermesini talep ediyor.

Bu kapsamda Trump, Ocak ayında savunma sözleşmelerinde yeterli performans göstermediği halde yüksek kâr dağıtan şirketlerin tespit edilmesini öngören bir başkanlık kararnamesi imzalamıştı.

ABD Savunma Bakanlığı’nın ayrıca askeri operasyonlarda kullanılan mühimmatın yerine konması için yaklaşık 50 milyar dolarlık ek savunma bütçesi talep edebileceği ifade ediliyor.

Füze ve Silah Sistemlerinde Artan Talep

Görüşmelerin merkezinde özellikle füze savunma sistemleri ve hassas güdümlü mühimmat üretimi yer alıyor. ABD yönetimi, üretim kapasitesinin önemli ölçüde artırılmasını hedefliyor.

Bu çerçevede Lockheed Martin, Patriot sistemlerinde kullanılan PAC-3 füze önleyicilerinin yıllık üretim kapasitesini yaklaşık 600’den 2.000’e çıkarmayı planlıyor. Ayrıca THAAD füze savunma sisteminin üretiminin de önemli ölçüde artırılması hedefleniyor.

Trump görüşme sonrasında yaptığı açıklamada, hassas güdümlü mühimmat üretiminin dört katına çıkarılması konusunda şirketlerle mutabakata varıldığını belirtti.

Arka Plan

ABD son yıllarda birçok cephede askeri operasyon yürüttü. Özellikle Rusya’nın Ukrayna’yı İşgali sonrasında Ukrayna’ya sağlanan askeri destek ve Gazze’deki çatışmalar sırasında İsrail’e yapılan yardımlar nedeniyle ABD’nin silah stoklarında önemli bir azalma yaşandığı ifade ediliyor.

İran’a yönelik son operasyonlar da bu stokların daha da hızlı tüketilmesine yol açtı.

Önemi

Savunma Sanayii Seferberliği: ABD yönetimi, savunma üretimini hızlandırarak mühimmat stoklarını kısa süredeyeniden doldurmayı hedefliyor.

Küresel Güvenlik: İran’la yaşanan gerilim ve diğer bölgesel çatışmalar, gelişmiş silah sistemlerine olan talebi artırıyor.

Ekonomik Boyut: Planlanan ek savunma bütçesi ve üretim artışı, ABD savunma sanayii için milyarlarca dolarlık yeni sözleşmeler anlamına gelebilir.

Kaynak: Reuters

Trump: İran ile Tek Anlaşma “Koşulsuz Teslimiyet” Olur

Kim / Nerede / Ne Zaman

ABD Başkanı Donald Trump, 6 Mart 2026’da yaptığı açıklamada İran ile herhangi bir anlaşmanın ancak “koşulsuz teslimiyet” temelinde mümkün olabileceğini söyledi. Açıklama, ABD ve İsrail’in Tahran’a karşı başlattığı askeri operasyonların üzerinden yaklaşık bir hafta geçmesinin ardından geldi.

Ne Oldu?

Trump sosyal medya üzerinden yaptığı paylaşımda, mevcut koşullarda İran ile müzakere yoluyla bir anlaşmaya varılmasının söz konusu olmadığını belirtti. ABD Başkanı, İran yönetiminin teslim olmasının ardından ülkede uluslararası toplum tarafından kabul görecek yeni bir liderlik oluşması gerektiğini ifade etti.

Trump, böyle bir değişimin gerçekleşmesi halinde ABD ve müttefiklerinin İran’ın ekonomik toparlanmasına yardımcı olmak için çalışabileceğini de dile getirdi.

Arka Plan

ABD ve İsrail son günlerde İran’a yönelik askeri operasyonlar düzenledi. Washington yönetimi bu operasyonların İran’ın askeri kapasitesini sınırlamayı ve bölgesel güvenlik tehditlerini azaltmayı amaçladığını savunuyor.

İran ile ABD arasındaki gerilim uzun süredir nükleer program, bölgesel nüfuz ve güvenlik konuları nedeniyle devam ediyor.

Önemi

Diplomatik Gerilim: Trump’ın “koşulsuz teslimiyet” vurgusu, kısa vadede diplomatik çözüm ihtimalinin zayıf olduğunu gösteriyor.

Bölgesel Risk: İran ile yaşanan çatışmanın genişlemesi Orta Doğu’daki güvenlik dengelerini etkileyebilir.

Siyasi Mesaj: ABD yönetiminin söylemi, İran’da siyasi değişim beklentisini açık şekilde ortaya koyuyor.

Kaynak: Reuters

İran Savaşı Protestosunda Yaralanan Eski Deniz Piyadesi Senato Adaylığını Sürdüreceğini Söyledi

Kim / Nerede / Ne Zaman

ABD’de eski deniz piyadesi ve Green Party Senato adayı Brian McGinnis, 5 Mart 2026’da yaptığı açıklamada İran’a yönelik askeri operasyonlara karşı düzenlenen protestoda yaralanmasına rağmen seçim kampanyasına devam edeceğini duyurdu.

Ne Oldu?

Kuzey Carolina’dan Senato’ya aday olan McGinnis, 4 Mart’ta Washington’daki bir Senato Silahlı Hizmetler alt komitesi oturumu sırasında protesto eylemi gerçekleştirdi. Oturumu keserek bağıran McGinnis, İran ile yaşanan çatışmadan İsrail’i sorumlu tuttuğunu ve Amerikalıların bu savaşta yer almak istemediğini söyledi.

Olay sırasında güvenlik güçleri protestocuyu salondan çıkarmaya çalıştı. Görgü tanıkları ve sosyal medyada paylaşılan görüntülerde, McGinnis’in kapıdan çıkarılırken güvenlik görevlileriyle yaşanan arbede sırasında kolunun kapı menteşesine sıkıştığı ve kırıldığı görülüyor.

Müdahale ve Suçlamalar

Olay sırasında Tim Sheehy adlı Cumhuriyetçi senatör de güvenlik görevlilerine yardımcı oldu. McGinnis, ABD Kongre Polisi tarafından gözaltına alınırken polis yetkilileri protestocuya polise saldırı, gözaltına direnme ve izinsiz gösteri sırasında engelleme suçlamaları yöneltildiğini açıkladı.

Capitol Polisi, olayda üç polis memurunun da yaralanarak tedavi gördüğünü bildirdi.

McGinnis’in Açıklaması

44 yaşındaki McGinnis sosyal medya üzerinden yaptığı paylaşımda yaşanan olayın kampanyasını durdurmayacağını söyledi.

McGinnis mesajında, kolunun kırılmasına rağmen savunduğu görüşler için mücadele etmeye devam edeceğini ve yaşananların kendisini daha kararlı hale getirdiğini ifade etti.

Arka Plan

ABD ve İsrail’in İran’a yönelik askeri operasyonlarının ardından ABD’de savaş karşıtı protestolar artmaya başladı. Orta Doğu’da yükselen gerilim, Washington’daki siyasi tartışmaları da yoğunlaştırdı.

McGinnis’in seçim kampanyası sayfasına göre aday, lise mezuniyetinin hemen ardından ABD Deniz Piyadelerine katıldı ve dört yıl görev yaptı. Daha sonra itfaiyeci olarak çalışan McGinnis aynı zamanda dört çocuk babası.

Önemi

ABD İç Siyaseti: İran’a yönelik askeri operasyonlar ABD’de siyasi ve toplumsal tartışmaları derinleştiriyor.

Seçim Kampanyası: McGinnis’in yaşadığı olay, üçüncü parti adayların savaş karşıtı söylemlerini gündeme taşıdı.

Toplumsal Tepki: Protesto, ABD’de dış politika kararlarına yönelik artan kamuoyu tepkisinin bir örneği olarak görülüyor.

Kaynak: Reuters

ABD, Venezuela Altını İçin Bazı İşlemlere İzin Verdi

Kim / Nerede / Ne Zaman

ABD yönetimi, 6 Mart 2026’da yayımladığı yeni bir lisans düzenlemesiyle Venezuela kaynaklı altınla ilgili bazı ticari işlemlere sınırlı izin verdi. Karar, ABD İçişleri Bakanı Doug Burgum’un Karakas ziyaretinin ardından geldi.

Ne Oldu?

ABD Hazine Bakanlığı tarafından yayımlanan düzenleme, Venezuela devletine bağlı madencilik şirketi Minerven ve bağlı kuruluşlarıyla belirli koşullar altında işlem yapılmasına olanak tanıyor.

Bu kapsamda Venezuela’dan çıkarılan altının ABD’ye ihracatı, satışı, satın alınması, taşınması veya teslim edilmesi gibi işlemler belirli şartlara bağlı olarak gerçekleştirilebilecek. Ancak söz konusu sözleşmelerin ABD hukuku kapsamında düzenlenmesi gerekiyor.

Bununla birlikte yaptırım listesinde bulunan kişi veya kuruluşlara ödeme yapılması yasak olmaya devam ediyor. Yetkililer, yalnızca yerel vergi veya izin ücretleri gibi ödemelerin istisna oluşturabileceğini belirtti.

Kısıtlamalar

Yeni lisans düzenlemesi bazı işlemleri açıkça yasaklıyor. Buna göre Venezuela hükümeti tarafından çıkarılan dijital para birimleriyle yapılan işlemler ve borç takası anlaşmaları izin kapsamı dışında bırakıldı.

Ayrıca Rusya, İran, Kuzey Kore ve Küba gibi Venezuela hükümetiyle yakın ilişkilere sahip ülkelerle bağlantılı işlemlerin de lisans kapsamında olmadığı belirtildi. Çin ortaklı girişimler de bu sınırlamalar içinde yer alıyor.

Arka Plan

Burgum, Venezuela ziyareti sırasında ülkenin madencilik ve enerji sektörlerinde yabancı yatırım için yeni fırsatlar doğabileceğini ifade etti. ABD Başkanı Donald Trump da daha önce Venezuela’nın doğal kaynak potansiyeline dikkat çekmişti.

Ocak ayında ABD’nin desteklediği siyasi değişimin ardından geçici devlet başkanlığı görevini üstlenen DelcyRodriguez, ülkenin petrol ve madencilik sektörünü yabancı yatırımcılara açmayı hedefleyen reformlar üzerinde çalıştıklarını açıklamıştı.

Madencilik Potansiyeli

Zengin doğal kaynaklara sahip Venezuela’da altın, demir cevheri, boksit ve koltan gibi maden rezervleri bulunuyor. Ancak altyapı sorunları, yıllardır süren yaptırımlar ve yetersiz yatırım nedeniyle üretim kapasitesi potansiyelin oldukça altında kalmış durumda.

Uzmanlara göre özellikle altın ihracatında kısa vadede toparlanma mümkün olsa da madencilik sektörünün tam kapasiteye ulaşabilmesi için ciddi finansman ve teknoloji yatırımı gerekiyor.

Önemi

Yaptırımlarda Esneklik: ABD’nin verdiği sınırlı izin, Venezuela ile ekonomik ilişkilerde kısmi bir yumuşama sinyali olarak değerlendiriliyor.

Madencilik Yatırımları: Yeni düzenleme, uluslararası madencilik şirketlerinin Venezuela’ya yeniden ilgi göstermesine yol açabilir.

Jeopolitik Rekabet: ABD’nin Venezuela’daki doğal kaynak sektörüne yönelik yaklaşımı, Latin Amerika’daki ekonomik ve siyasi dengeleri etkileyebilir.

Kaynak: Reuters

ABD ve Ekvador’dan Kolombiya Sınırında Uyuşturucu Kampına Ortak Operasyon

Kim / Nerede / Ne Zaman

ABD ve Ekvador orduları, 6 Mart 2026’da ülkenin kuzeydoğusunda Kolombiya sınırına yakın bir bölgede uyuşturucu kaçakçılarına ait bir kampa ortak askeri operasyon düzenledi. Yetkililer operasyonun iki ülke güvenlik güçlerinin koordinasyonuyla gerçekleştirildiğini açıkladı.

Ne Oldu?

Ekvador Savunma Bakanlığı tarafından yapılan açıklamaya göre operasyon kapsamında helikopterler, savaş uçakları, nehir botları ve insansız hava araçları kullanıldı. Güvenlik güçleri tarafından tespit edilen bir eğitim kampı hava saldırısıyla hedef alındı.

ABD ordusuna bağlı United States Southern Commandoperasyonu “ölümcül kinetik operasyon” olarak nitelendirdi. Ancak saldırı sonucunda kaç kişinin öldüğü ya da yakalandığına dair resmi bir bilgi paylaşılmadı.

Ekvador hükümeti operasyonu “Total Extermination” adıyla duyurdu.

Hedef Alınan Grup

Yetkililere göre hedef alınan kamp, Kolombiya merkezli suç örgütü Comandos de la Frontera’ya ait. Grup, eski FARC gerillalarının ayrılan unsurlarından oluşan bir yapı olarak biliniyor.

Ekvador makamları, söz konusu kampın yaklaşık 50 kişilik kapasiteye sahip olduğunu belirtti.

Arka Plan

Ekvador Cumhurbaşkanı Daniel Noboa, göreve geldiğinden bu yana organize suç örgütleri ve uyuşturucu kaçakçılığına karşı sert güvenlik politikaları uyguluyor. Hükümet, uyuşturucu trafiğiyle mücadelede yeterli iş birliği yapılmadığı gerekçesiyle Kolombiya’ya yönelik bazı ticari önlemler de almıştı.

Noboa’nın hafta sonu ABD’nin Miami kentinde düzenlenecek “Shield of the Americas” zirvesine katılması bekleniyor. Zirve, Latin Amerika’daki güvenlik sorunları ve organize suçla mücadele konularını ele alacak.

Önemi

Bölgesel Güvenlik: ABD ile Ekvador’un gerçekleştirdiği ortak operasyonlar, Latin Amerika’da uyuşturucu kartellerine karşı askeri iş birliğinin arttığını gösteriyor.

Sınır Güvenliği: Kolombiya sınırındaki silahlı gruplar, bölgede güvenlik sorunlarının temel kaynaklarından biri olarak görülüyor.

Uluslararası İş Birliği: Washington yönetimi, bölgedeki müttefiklerle birlikte uyuşturucu ticareti ve organize suç ağlarına karşı daha geniş çaplı operasyonlar yürütmeyi hedefliyor.

Kaynak: Reuters

İran Savaşı ABD Ham Petrol Fiyatlarını Yüzde 12 Artırdı

Kim / Ne / Ne Zaman

ABD’de ham petrol vadeli işlemleri, 6 Mart 2026’da, ABD ve İsrail’in İran’a yönelik askeri operasyonları nedeniyle küresel petrol arzındaki kesintilerle birlikte yüzde 12 oranında yükseldi.

Ne Oldu?

West Texas Intermediate (WTI) ham petrol varil fiyatı 90,90 dolar ile günü kapattı, bu yüzde 12,2’lik bir artışa karşılık geliyor.

Brent petrolü ise 92,69 dolara çıkarak yüzde 8,5 artış kaydetti.

WTI son bir haftada yüzde 35,6, Brent ise yüzde 27 yükselerek COVID-19 salgını sonrası en büyük haftalık kazançları gördü.

Fiyat artışında Orta Doğu’daki üretim aksaklıkları ve tankerlerin Hürmüz Boğazı’ndan geçişinin durması etkili oldu. Boğaz, normalde günlük dünya petrol talebinin yaklaşık yüzde 20’sine denk gelen hacmi taşımakta. Bölgede yaşanan kesinti, yaklaşık 140 milyon varil petrole karşılık geliyor.

Piyasa Analistleri Ne Diyor?

UBS analisti Giovanni Staunovo, rafineriler ve ticaret şirketlerinin alternatif petrol arayışında olduğunu belirtti. Rystad Energy analisti Janiv Shah ise yüksek üretim, kâr marjları ve Avrupa’ya yönelen fırsatlarla WTI ve Brentarasındaki fiyat farkını açıkladı.

Gelecek Tahminleri

Katar Enerji Bakanı, Körfez’deki üreticilerin ihracatı birkaç hafta içinde durdurabileceğini ve bunun petrol fiyatını 150 dolar seviyesine çıkarabileceğini söyledi. Again Capitalortağı John Kilduff ise 100 doların üzerindeki varil fiyatlarının kaçınılmaz olduğunu belirtti.

ABD Başkanı Donald Trump ise artan benzin fiyatlarından endişe etmediğini açıklayarak “Yükselirse yükselir” dedi. Bununla birlikte, Hazine Bakanlığı’nın bazı yaptırımlı Rus petrolü alımlarına izin veren kararları fiyatları geçici olarak aşağı çekti.

Önemi

Enerji Güvenliği: Orta Doğu’daki çatışmalar küresel petrol arzını doğrudan etkiliyor.

Fiyat Volatilitesi: Ham petrol fiyatlarındaki ani yükseliş, rafineri ve tüketici piyasalarında belirsizlik yaratıyor.

Jeopolitik Risk: ABD ve İsrail’in İran’a yönelik operasyonları, enerji piyasaları üzerindeki risk algısını artırıyor.

Kaynak: Reuters

Asya Pasifik

Endonezya, Trump’ın Barış Kurulu’ndan Filistin’e Yarar Sağlamazsa Çekilecek

Kim / Nerede / Ne Zaman

Endonezya Cumhurbaşkanı Prabowo Subianto, 6 Mart 2026’da yaptığı açıklamada, ABD Başkanı Donald Trumptarafından oluşturulan “Barış Kurulu”ndan, Filistin’e fayda sağlamadığı takdirde çekileceğini duyurdu.

Ne Oldu?

Prabowo, iki yıl süren İsrail–Hamas savaşını sonlandıran Trump aracılı ateşkes anlaşması kapsamında kurula katılmayı ve Gazze istikrar gücüne asker göndermeyi kabul etmişti. Ancak iç kamuoyu ve bazı Müslüman sivil toplum kuruluşları, Endonezya’nın bu role katılmasını eleştirmişti.

ABD yönetiminden bir yetkili, Orta Doğu’daki güvenlik durumunun uluslararası istikrar gücünün konuşlandırma takvimini etkileyebileceğini söyledi. Bu güç, BM Güvenlik Konseyi tarafından onaylanmış ve Endonezya lider katkı sağlayan ülkeler arasında yer alıyor.

İç Politik Tepkiler

Prabowo, Endonezyalı İslami kuruluş liderleriyle yaptığı toplantıda, kurul üyeliğinin gerekçelerini savundu ve Filistin ile Endonezya çıkarlarına hizmet etmediğini görmesi halinde çekileceğini belirtti.

Önde gelen dini kurum Indonesian Ulema Council, İran savaşı nedeniyle Endonezya’nın kuruldan çekilmesini önermişti. Ülkenin en büyük Müslüman grubu NahdlatulUlama ise Endonezya’nın kurul rolünü, Orta Doğu’daki gerilimi azaltmak için diplomatik bir araç olarak kullanabileceğini belirtti.

Önemi

Filistin Desteği: Endonezya, uzun yıllardır Filistin davasını destekleyen bir ülke olarak rolünü bu çerçevede değerlendirmek istiyor.

Orta Doğu Diplomasisi: Kurulun işlevselliği, Trumpyönetiminin İran savaşı ve Gazze istikrar gücü üzerindeki etkisiyle doğrudan ilişkili.

İç Politik Denge: Prabowo’nun kararı, iç kamuoyunun talepleri ve uluslararası yükümlülükler arasında bir denge arayışını yansıtıyor.

Kaynak: Reuters

Avustralya, Askeri Helikopter Karşılaşması Sonrası Çin’e Şikayette Bulundu

Kim / Nerede / Ne Zaman

Avustralya Savunma Bakanlığı, 6 Mart 2026’da Çin ile,askeri helikopterler arasında gerçekleşen “güvensiz ve profesyonel olmayan” bir karşılaşma nedeniyle resmi endişelerini paylaştı. Olay, Sarı Deniz üzerinde uluslararası sularda meydana geldi.

Ne Oldu?

Bir Avustralya helikopteri, Sarı Deniz’de rutin bir devriye sırasında Çin helikopteri tarafından yaklaşıldı.

Çin helikopteri önce aynı irtifayı aldı, ardından hızını artırarak Avustralya uçağına yaklaşınca, Avustralya mürettebatı kaçınma manevrası yapmak zorunda kaldı.

Avustralya Savunma Bakanlığı, manevranın “uçak ve personel için risk oluşturduğunu” açıkladı.

Her iki taraf da olayda yaralanma olmadığını bildirdi.

Olay, Avustralya’nın Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi yaptırımlarını uygulamak amacıyla Kuzey Kore’yi izleyen uluslararası devriye çerçevesinde gerçekleştirdiği operasyon sırasında meydana geldi.

Çin’in Tepkisi

Çin Savunma Bakanlığı sözcüsü, Avustralya’nın açıklamalarını “gerçekleri çarpıtmak” olarak nitelendirdi. Çin, Avustralya helikopterlerinin Sarı ve Doğu Çin Denizi’nde yakın keşif yaptığını ve BM kararlarını uygulama bahanesiyle provokasyon gerçekleştirdiğini iddia etti. Sözcü Jiang Bin, Çin’in yanıtlarını “meşru, makul ve profesyonel” olarak değerlendirdi.

Önemi

Uluslararası Gerilim: Olay, Çin ile Avustralya arasındaki askeri karşılaşmalar zincirine bir yenisini ekledi.

Egemenlik ve Güvenlik: Çin, herhangi bir ülkenin BM kararlarını uygulama gerekçesiyle kendi egemenliğini tehdit etmesine karşı kararlı olduğunu belirtti.

Bölgesel Risk: Sarı Deniz ve Doğu Çin Denizi, ABD ve bölgesel aktörler tarafından izlenen stratejik alanlar arasında bulunuyor.

Geçmişte Ekim 2025’te de Avustralya, Çin savaş uçağının helikopterlerine yakın mesafeden flaş fişekler attığını “güvensiz ve profesyonel olmayan” olarak eleştirmişti.

Kaynak: Reuters

Güney Kore ve ABD Askerleri, Patriot Füzelerinin İran Savaşına Kaydırılmasını Görüştü

Kim / Nerede / Ne Zaman

Güney Kore Dışişleri Bakanı Cho Hyun, 6 Mart 2026’da yaptığı açıklamada, ABD ve Güney Kore askerlerinin, ülkedeki bazı Patriot füze savunma sistemlerinin İran savaşında kullanılmak üzere yeniden konuşlandırılmasıkonusunu görüştüğünü belirtti.

Ne Oldu?

Basında çıkan haberlere göre, ABD’ye ait mobil Patriotfüzeleri, Güney Kore’deki diğer üslerden Osan Hava Üssü’ne taşındı.

Cho, bu füzelerin İran’a yönelik çatışmalarda ne zaman kullanılabileceğine dair bir açıklama yapamayacağını belirtti.

Seul yönetimi, Washington’dan resmi bir askerî yardımtalebi almadıklarını açıkladı.

ABD Başkan Donald Trump, İran konusunda herhangi bir ülkenin yardımını kabul edeceğini söylemişti.

ABD Kore Kuvvetleri (USFK), operasyonel güvenlik gerekçesiyle belirli askerî sistemlerin hareketi veya yeniden konumlandırılması hakkında yorum yapmayacağını belirtti.

Arka Plan ve Önemi

ABD ve İsrail güçleri, Trump’ın İran’ın nükleer ve balistik füze kapasitesini zayıflatmayı amaçladığını açıkladığı operasyon kapsamında İran’daki stratejik hedeflere saldırılarını yedinci gününe taşıdı.

Güney Kore, Kuzey Kore’ye karşı birleşik savunma kapsamında yaklaşık 28.500 ABD askerine ev sahipliği yapıyor ve Patriot füze sistemleri de bu savunma hattının bir parçası.

Füzelerin Orta Doğu’ya taşınması, hem bölgesel güvenliği hem de küresel gerilimi artırabilecek gelişmeler arasında değerlendiriliyor.

Kaynak: Reuters

Çin’den AB’nin Endüstri Hızlandırıcı Yasasına “Ciddi Endişe” Tepkisi

Kim / Nerede / Ne Zaman

Çin Ticaret Bakanlığı, 6 Mart 2026’da yaptığı açıklamada, Avrupa Birliği tarafından önerilen Endüstri Hızlandırıcı Yasası (Industrial Accelerator Act, IAA) konusunda “ciddi endişe” duyduğunu bildirdi.

Ne Oldu?

Yasayla, batarya üretimi, elektrikli araçlar, güneş enerjisi panelleri ve kritik hammaddelere yabancı yatırım sınırlamaları getirilmesi planlanıyor.

Çin Ticaret Bakanlığı sözcüsü, yasanın süreçlerini yakından izleyeceklerini ve Çin firmalarının yasal haklarını kararlılıkla savunacaklarını ifade etti.

Sözcü, AB’nin yeşil dönüşüm ve endüstriyel gelişim hedeflerini yeni engelleri haklı çıkarmak için kullanmasının korumacılık anlamına geldiğini ve bunun küresel ticaret kuralları ile tedarik zinciri istikrarını bozabileceğini vurguladı.

Arka Plan ve Önemi

Endüstri Hızlandırıcı Yasası, Avrupa’daki kamu alımlarında veya üretim teşviklerinde düşük karbon ve “Madein EU” gereklilikleri öngörüyor. Kapsamda alüminyum, çimento, çelik ve rüzgâr türbinleri, elektrolyserler ve elektrikli araç teknolojileri bulunuyor.

Çin’in tepkisi, AB’nin stratejik sektörlerdeki kontrolü artırma girişimlerinin küresel ticaret ve rekabet üzerindeki potansiyel etkilerini gözler önüne seriyor.

Kaynak: Reuters

Avrupa

Rusya’dan Finlandiya’ya Nükleer Silah Uyarısı

Kim / Nerede / Ne Zaman

Rusya, Finlandiya’nın kendi topraklarında nükleer silah bulundurması hâlinde yanıt vereceğini açıkladı. Bu açıklama, Finlandiya hükümetinin uzun süredir uygulanan nükleer silah yasağını kaldırmayı planladığını duyurmasının ardından geldi.

Ne Oldu?

Kremlin sözcüsü Dmitry Peskov, silahların Finlandiya’ya konuşlandırılmasının ülkeyi daha kırılgan hâle getireceğini ve Avrupa’daki gerilimi artıracağını belirtti.

Finlandiya Devlet Başkanı Alexander Stubb, değişikliğin “acil bir güvenlik tehdidi nedeniyle değil, NATO’nun nükleer planlamasına tam katılım için” yapıldığını vurguladı.

Finlandiya, bu adımla İsveç ve diğer Kuzey Avrupa ülkeleriyle uyumlu bir politika izlemeyi amaçlıyor; Stubb, “nükleer silah istemiyoruz ama NATO planlamasına katılım için değişiklik gerekiyor” dedi.

Arka Plan ve Önemi

Finlandiya ve İsveç, Soğuk Savaş boyunca tarafsız kalmış ve sırasıyla 2023 ve 2024’te NATO’ya katılmıştı. Finlandiya, Rusya ile 1.340 km sınır paylaşıyor.

Avrupa genelinde nükleer caydırıcılık tartışmaları genişliyor; Fransa, nükleer kapasitesini artırma ve diğer Avrupa ülkelerini tatbikatlara dahil etme planlarını açıkladı.

Rusya, Ukrayna savaşı boyunca Batı’yı caydırmak için nükleer tehditlerini zaman zaman kullandı.

Kaynak: Reuters

Rusya, Ukrayna’ya Drone ve Füze Saldırısı Düzenledi: En Az 7 Kişi Öldü

Kim / Nerede / Ne Zaman

Rusya, gece boyunca düzenlediği drone ve füze saldırılarıyla Ukrayna’nın kuzeydoğusundaki Harkiv’de en az yedi kişinin ölümüne yol açtı. Ölenler arasında iki çocuk da bulunuyor.

Saldırının Ayrıntıları

Ukrayna Devlet Başkanı Volodymyr Zelenskiy, Rusya’nın ülke genelinde enerji ve demiryolu altyapısını hedef alarak 480 drone ve 29 füze fırlattığını açıkladı.

Harkiv Bölge Valisi Oleh Syniehubov, bir beş katlı konut binasına isabet eden balistik füze nedeniyle ölümler olduğunu ve kurtarma ekiplerinin enkaz kaldırma çalışmalarına devam ettiğini söyledi.

Hasar ve Etki

Saldırılarda Harkiv’de yedi konut binası, ticari ve idari binalar, elektrik dağıtım hatları ve araçlar zarar gördü.

Ukrayna yetkilileri, ülkenin merkezindeki dört tren istasyonunun yanı sıra Odesa limanındaki altyapının da hedef alındığını belirtti; limanda konteyner yangınları ve tahıl deposu hasarı meydana geldi.

Tepkiler

Zelenskiy, saldırılara karşı ortaklardan hava savunma sistemleri ve silah desteğinin devam etmesi çağrısında bulundu.

Ukrayna hükümeti, Rusya’nın sivil ve kritik altyapıyı yok etme çabalarına karşı destek talebini yineledi.

Kaynak: Reuters

İngiltere Başbakanı Starmer, Suudi Veliaht Prens ile Askeri ve İstihbarat Desteğini Görüştü

Kim / Nerede / Ne Zaman

Keir Starmer, Suudi Arabistan Veliaht Prensi Mohammedbin Salman ile, İran’ın Suudi Arabistan’a düzenlediği saldırıların ardından bölgedeki gelişmeleri görüştü.

Görüşmenin İçeriği

Starmer, ilave İngiliz savaş uçakları, helikopterler ve bir destroyer’in bölgeye gönderildiğini ve İngiltere’nin Suudi Arabistan’ın savunmasına gerekirse destek vermeye hazır olduğunu belirtti.

İki lider, savunma operasyonları ve sivillerin korunması kapsamında istihbarat işbirliğinin artırılması konusunu da ele aldı.

Bağlam

Görüşme, İran ile Suudi Arabistan arasında süregelen gerilimin ve Orta Doğu’daki geniş çaplı çatışmaların devam ettiği bir dönemde gerçekleşti.

İngiltere’nin bölgedeki askeri ve istihbarat desteğini güçlendirmesi, Suudi Arabistan’ın güvenliğine doğrudan katkı sağlamayı hedefliyor.

Kaynak: Reuters

Litvanya: Rusya, NATO Sınırlarında Askeri Birimlerini Genişletiyor

Kim / Ne Zaman / Nerede

Litvanya istihbarat raporuna göre, Rusya, NATO sınırına yakın bölgelerde askeri birimlerini genişletiyor ve bunları hem Ukrayna savaşında tecrübe kazandırmak hem de olası bir NATO çatışmasında üs olarak kullanmak üzere hazırlıyor.

Ana Noktalar

Litvanya istihbaratı, yaptırımlar kaldırılırsa Rusya’nın altı yıl içinde NATO ile “geniş çaplı bir askeri çatışmaya” hazır olabileceğini belirtti.

Rusya, savaş sonrası 30–50% daha büyük ve modern bir orduya sahip olacak, stratejik silah ve mühimmat stoklarını tamamen yeniden oluşturacak.

Rapor, Rusya’nın öncelikli hedeflerinin Avrupa’da güç dengelerini kendi lehine çevirmek ve Ukrayna’yı tamamen kontrol altına almak olduğunu vurguluyor.

Rusya’nın askeri sanayi üretimi Çin desteği ile artıyor, Batı teknolojisine bağımlılığı azalıyor ve bu durum küresel güvenlik için sonuçlar doğurabilir.

Bölgesel Güvenlik ve Olaylar

Litvanya, Baltık Denizi’ndeki gaz boru hattı, enerji ve telekom kesintilerini izliyor; 2024’teki paket patlamalarını ise Rus askeri istihbaratına bağlıyor.

Ancak Baltık Denizi’ndeki diğer altyapı arızalarının kasıtlı olmadığı raporda belirtildi.

Finlandiya, 2023’te Estonya-Finlandiya arasındaki boru hattına zarar verdiği iddia edilen bir Çin konteyner gemisi çapasını kurtardı.

Genel Değerlendirme

Litvanya, hem Ukrayna destekçisi hem de NATO üyesi olarak Rusya’nın olası tehditlerine karşı yüksek alarma geçmiş durumda.

Kaynak: Reuters

Orta Doğu

ABD-İsrail Operasyonu: Trump’ın Kararı ve Riskler

Kim / Nerede / Ne Zaman

ABD Başkanı Donald Trump ve İsrail yönetimi, 28 Şubat 2026’da İran’a karşı kapsamlı bir askeri operasyon başlattı. Hedefler, başta Tahran olmak üzere ülkenin çeşitli bölgelerinde yer aldı. Operasyon sırasında İran’ın dini lideri Ayetullah Ali Hamaney öldürüldü.

Ne Oldu?

Operasyon kapsamında ABD ve İsrail, İran’ın kara, deniz ve hava güçlerini hedef alan büyük çaplı saldırılar gerçekleştirdi. Beyaz Saray, operasyonun amacını İran’ın nükleer ve füze kapasitesini sınırlamak ve ABD ile müttefikleri için bölgesel tehditleri azaltmak olarak açıkladı.

Trump, saldırının sadece askeri hedeflerle sınırlı olmadığını vurguladı ve İran halkına yönetimi değiştirme çağrısı yaptı. Operasyon, kısa süreli ve sınırlı müdahalelerden alışık olduğu önceki dönem stratejilerinin aksine, potansiyel olarak uzun süreli ve karmaşık bir savaşı başlatmış oldu.

Riskler ve Zorluklar

Bölgesel Yayılma: İran’ın İsrail ve diğer komşulara karşı misillemeleri, çatışmanın bölgesel bir savaşa dönüşme riskini artırıyor.

ABD Siyasi Etkisi: Operasyon, Trump’ın Cumhuriyetçi Parti üzerindeki etkisini test ediyor; özellikle 2026 ara seçimlerinde halk desteği kritik hale geldi.

Mali ve Enerji Riski: İran’ın Hürmüz Boğazı üzerindeki tehditleri, küresel petrol ticaretini durdurdu ve enerji fiyatlarını artırma riski taşıyor.

Operasyonun Belirsizliği: Trump, operasyonun süresi ve sonrası için net bir plan açıklamadı; bu da hem askeri hem diplomatik belirsizlik yaratıyor.

Arka Plan

ABD ve İsrail, İran’ın nükleer ve uzun menzilli füze programını uzun süredir güvenlik tehdidi olarak görüyor. Washington yönetimi ayrıca İran destekli grupların (Hezbollah, Hamas) bölgedeki faaliyetlerini de tehdit unsuru olarak değerlendiriyor.

Trump, önceki operasyonlarda (Venezuela ve önceki İran hedefleri) kısa, hızlı ve sınırlı müdahaleleri tercih etmişti; ancak İran’ın güçlü ve örgütlü yapısı, operasyonu çok daha karmaşık hâle getirdi. Uzmanlar, ABD’nin hedeflerini açık biçimde belirlemediğini ve İran’daki değişim sonrası potansiyel kaosun bölgeyi istikrarsızlaştırabileceğini vurguluyor.

Önemi

Bölgesel Savaş Riski: Operasyon, Orta Doğu’da yayılma ihtimali yüksek bir çatışmayı tetikleyebilir.

Enerji ve Ekonomi: Hürmüz Boğazı’nın kapanması, küresel petrol fiyatları ve ekonomik istikrar üzerinde ciddi etki yaratabilir.

ABD Siyasi Yansımaları: Cumhuriyetçi Parti’nin ara seçimlerdeki performansı ve MAGA destekçilerinin güveni test altında.

Operasyon, Trump’ın daha önce benimsediği diplomasi öncelikli yaklaşımından önemli ölçüde sapmayı temsil ediyor ve ABD dış politikasında yeni bir dönemin başlangıcı olarak değerlendiriliyor.

Kaynak: Reuters

İran, Saldırılarını Komşularına Karşı Askıya Alacağını Açıkladı

Kim / Nerede / Ne Zaman

İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, 7 Mart 2026 tarihinde Tahran’da yaptığı açıklamada, geçici liderlik konseyinin İran’ın komşu ülkelere yönelik saldırılarını geçici olarak durdurma kararı aldığını duyurdu.

Ne Oldu?

Pezeşkiyan, saldırıların yalnızca İran’a doğrudan bir saldırı gelmesi durumunda devam edeceğini belirtti. Bu karar, ABD ve İsrail’in İran’a yönelik operasyonlarına karşılık olarak bölgedeki saldırıların devam ettiği bir dönemde geldi.

Önemi

Bölgesel Gerilimin Azalması: Karar, komşu ülkelerle doğrudan çatışma riskini geçici olarak azaltıyor.

İran’ın Savunma Mesajı: İran, saldırılara karşı misilleme hakkını saklı tutarak stratejik caydırıcılığını koruyor.

Diplomasiye Alan: Bu adım, bölgedeki ülkeler ve uluslararası aktörler için diplomatik müzakerelere fırsat yaratabilir.

Kaynak: Reuters

Azerbaycan, İran’ın Sabotaj Planlarını Engelledi

Kim / Nerede / Ne Zaman

Azerbaycan Devlet Güvenlik Servisi, 7 Mart 2026 tarihinde yaptığı açıklamada, İran’ın İslami Devrim Muhafızları (IRGC) tarafından planlanan bir dizi terör ve sabotaj girişimini önlediğini duyurdu.

Ne Oldu?

Azerbaycan yetkilileri, engellenen planların arasında Güney Kafkasya’dan Türkiye’ye uzanan Baku-Tiflis-Ceyhan (BTC) petrol boru hattına saldırı, Azerbaycan’daki İsrail büyükelçiliği, bir Aşkenazi sinagogu ve Azerbaycan’daki Dağ Yahudileri topluluğunun liderine yönelik saldırılar bulunduğunu açıkladı.

Olaydan önce, Nakhçivan’a dört İran dronesunun girdiği iddia edilmiş, dört kişi yaralanmış ve havaalanı altyapısında hasar meydana gelmişti. İran bu iddiaları reddetti. Yapılan soruşturmada, iki İran vatandaşı ve bir Azerbaycanlı’nınIRGC talimatıyla yedi kilogram C-4 patlayıcıyı Azerbaycan’a sokmaya çalıştığı belirlendi. Dört kişi için uluslararası tutuklama emirleri çıkarıldı.

Azerbaycan, İran’daki diplomatlarını güvenlik gerekçesiyle tahliye etme kararı aldı. Bu karar, Baku’nunİsrail ve Türkiye ile yakın ilişkileri nedeniyle zaten gergin olan İran-Azerbaycan ilişkilerini daha da zorlaştırdı.

Önemi

Enerji Güvenliği: BTC boru hattı Avrupa’ya petrol taşırken İsrail’in petrol ihtiyacının yaklaşık üçte birini karşılıyor. Bu hat üzerindeki herhangi bir saldırı, küresel enerji fiyatlarını yükseltebilir.

Bölgesel Gerginlik: Olay, İran-Azerbaycan ilişkilerinde yeni bir gerilime işaret ediyor.

Uluslararası Hukuk: IRGC ile bağlantılı kişiler hakkında uluslararası tutuklama emirleri çıkarılması, olaya uluslararası boyut kazandırıyor.

Kaynak: Reuters

Putin, İran Savaşının Derhal Durdurulmasını Talep Etti

Kim / Nerede / Ne Zaman

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, 7 Mart 2026 tarihinde Moskova’dan İran Cumhurbaşkanı MesudPezeşkiyan ile telefon görüşmesi yaptı.

Ne Oldu?

Putin, ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırıları sonucunda meydana gelen sivil kayıplar nedeniyle İran halkına ve liderliğine taziyelerini iletti. Görüşmede, İran’ın Supreme Leader Ayetullah Ali Hamaney, ailesi ile politik ve askeri liderlerin yanı sıra çok sayıda sivilin öldüğü bildirildi.

Kremlin açıklamasına göre Putin:

Çatışmaların derhal durdurulması gerektiğini vurguladı,

Güç kullanımını sorun çözme yöntemi olarak reddetti,

Diplomatik çözüm yollarına hızlı dönüş çağrısı yaptı.

Putin ayrıca, Körfez İşbirliği Konseyi (GCC) üyesi ülkelerin liderleriyle sürekli temas hâlinde olduğunu belirtti. Pezeşkiyan ise Rusya’nın İran halkına verdiği desteğe teşekkür etti ve çatışmanın son aktif evresine ilişkin detaylı bilgi verdi.

Önemi

Diplomatik Girişim: Rusya’nın arabuluculuk çabaları, çatışmanın uluslararası boyutta ele alındığını gösteriyor.

Bölgesel İstikrar: Putin’in çağrısı, Orta Doğu’da daha geniş bir savaş riskinin önüne geçilmesi amacı taşıyor.

Uluslararası İlişkiler: ABD ve İsrail’e yönelik eleştiriler, Moskova’nın İran yanlısı tutumunu ve bölgesel güç dengelerindeki rolünü ortaya koyuyor.

Kaynak: Reuters

Lübnan: İsrail Saldırılarında En Az 16 Ölü

Kim / Nerede / Ne Zaman

Lübnan Sağlık Bakanlığı, 7 Mart 2026 tarihinde ülkenin doğusundaki Nabi Chit kasabasında gerçekleşen İsrail hava saldırılarında en az 16 kişinin öldüğünü açıkladı.

Ne Oldu?

Lübnan sağlık yetkilileri, saldırılarda ayrıca 35 kişinin yaralandığını ve ölü sayısının artabileceğini bildirdi. Bu bombardıman, bu hafta başlayan savaşta İsrail’in gerçekleştirdiği en ölümcül saldırılardan biri olarak kayda geçti.

Yetkililer, Hizbullah’ın İsrail’e roket ve drone saldırıları başlatmasının ardından İsrail’in ağır bombardıman yaptığını belirtti. Saldırılar sonucunda bu hafta itibarıyla Lübnan’da 200’den fazla kişi yaşamını yitirdi.

Önemi

Sivil Kayıplar: Saldırılar, Lübnan’da büyük can kayıplarına ve yaralanmalara yol açtı.

Bölgesel Tırmanma: Olay, Orta Doğu’daki çatışmanın genişlediğine işaret ediyor.

Uluslararası Dikkat: Lübnan ve İsrail arasındaki artan gerilim, dünya kamuoyunun ve diplomatik aktörlerin ilgisini çekiyor.

Kaynak: Reuters

Hizbullah, İsrail ile Yeni Savaşı Kaçınılmaz Görerek Aylarca Hazırlandı

Kim / Nerede / Ne Zaman

Lübnan merkezli silahlı grup Hizbullah, Mart 2026 başında İsrail’e yönelik saldırılarını başlatmadan önce aylarca silah stoklarını yeniledi. Hazırlıklar, İran’dan sağlanan destek ve yerel üretim yoluyla gerçekleştirildi.

Ne Oldu?

Kaynaklara göre Hizbullah, 2024’teki savaştan ağır kayıplar almasına rağmen yeni çatışmanın kaçınılmaz olduğunu öngörerek hazırlık yaptı.

Grup, aylık 50 milyon dolar bütçesinin çoğunu savaşçılara maaş ödemek ve silah stoklarını yenilemek için kullandı. Bu fonun büyük kısmı İran tarafından sağlandı.

Yerel olarak üretim yapılan roket ve dronlar, önceki çatışmalarda kaybedilen kapasitenin telafisi için kullanıldı.

İsrail’in güvenlik yetkilileri, İran kaynaklı finansmanın Hizbullah’ın yeniden silahlanmasını kolaylaştırdığını belirtti.

Saldırılar ve Stoklar

2026’nın ilk günlerinde grup, kısa ve orta menzilli 25.000 roket ve füzeyi kapsayan geniş bir arsenal ile saldırıya başladı.

İlk gün 60 roket ve dron ile başlanan saldırılar, sonraki günlerde daha yüksek sayılara ulaştı ve grubun büyük stoklarını kullanabildiği anlaşıldı.

Özel Radwan güçleri, 2024’teki çatışmadan sonra geri çekildikleri güney Lübnan’a tekrar konuşlandırıldı.

Önemi

Hayatta Kalma Stratejisi: Hizbullah, İsrail’in İran’a odaklanan operasyonlarının bir sonraki hedefi olacağını öngördü ve saldırıyı önleyici bir adım olarak başlattı.

Bölgesel Gerilim: Lübnan, İsrail ve İran arasındaki çatışmalar, Orta Doğu’daki mevcut savaş ortamını daha karmaşık hâle getiriyor.

Silahlanma ve İran Desteği: Grubun İran’dan aldığı mali ve lojistik destek, bölgedeki güç dengesini etkileyen önemli bir unsur olarak öne çıkıyor.

Kaynak: Reuters

ABD, Sri Lanka’ya İranlı Mürettebatın Ülkelerine Geri Gönderilmemesi İçin Baskı Yapıyor

Kim / Nerede / Ne Zaman

ABD, Mart 2026 başında, Hint Okyanusu’nda batırılan İran savaş gemisi IRIS Dena ve Sri Lanka’da gözaltında bulunan yardımcı gemi IRIS Booshehr mürettebatının İran’a geri gönderilmemesi için Sri Lanka hükümetine baskı yaptı.

Ne Oldu?

ABD denizaltısı, IRIS Dena savaş gemisini Sri Lanka açıklarında batırdı; saldırıda onlarca İranlı denizci hayatını kaybetti.

Sri Lanka, Booshehr gemisindeki 208 kişilik mürettebatı karaya çıkararak insanî sorumluluk kapsamında barındırmaya başladı.

ABD’nin iç yazışmalarına göre, Sri Lanka yetkililerine hem Booshehr hem de Dena gemisinden kurtarılan 32 kişi için İran’a geri göndermemeleri tavsiye edildi.

Yazışmalarda, İran’ın mürettebatı propaganda amacıyla kullanma girişimlerinin önlenmesi gerektiği vurgulandı.

ABD ayrıca, İsrail’in Hindistan ve Sri Lanka büyükelçiliğine, mürettebatla “işbirliği veya defeksiyon” yollarının gündemde olup olmadığına dair bilgilendirme yaptı.

Önemi

Bölgesel Gerginlik: ABD’nin doğrudan bir savaş gemisini batırması, İran ile çatışmanın coğrafi kapsamını genişletti.

Diplomatik Gerilim: Sri Lanka, hem insanî yükümlülük hem de ABD baskısı arasında zor bir konumda kaldı.

Stratejik Mesaj: ABD, İranlı denizcilerin geri gönderilmemesiyle hem propaganda kullanımını engellemeyi hem de İran’a karşı baskıyı artırmayı amaçlıyor.

Kaynak: Reuters

ABD Kongre İncelemesini Atlayarak İsrail’e Mühimmat Satışını Onayladı

Kim / Nerede / Ne Zaman

ABD Dışişleri Bakanlığı, 6 Mart 2026’da İsrail’e 151,8 milyon dolarlık mühimmat ve destek malzemesi satışını acil durum yetkisiyle onayladı. Satış, normal kongre incelemesi yapılmadan gerçekleştirildi.

Ne Oldu?

Satış, 12.000 BLU-110A/B 1.000 poundluk genel maksat bombası ve ilgili destek malzemelerini kapsıyor. Ana yüklenici Repkon USA, Texas.

Dışişleri Bakanı Marco Rubio, acil durum olduğuna karar vererek kongre incelemesini atladı ve işlemin ABD’nin ulusal güvenlik çıkarlarına hizmet ettiğini belirtti.

Demokrat Temsilci Gregory Meeks, bu acil durum yetkisinin Trump yönetiminin İran savaşı için hazırlıksız olduğunun göstergesi olduğunu söyledi.

ABD ve İsrail, 28 Şubat 2026’da İran’a hava saldırısı başlatmıştı. İran, İsrail ve ABD üslerine yönelik karşısaldırılar düzenledi.

Saldırılar bir haftada en az 1.332 İranlı sivilin ölümüne ve binlerce yaralanmaya yol açtı; üst düzey İran liderleri, dahilolmak üzere Ayetullah Ali Hamaney, öldürüldü.

ABD ordusu, Kuveyt’teki bir tesiste altı Amerikan askerinin öldüğünü bildirdi; İsrail ise saldırılarda en az 10 sivilin hayatını kaybettiğini açıkladı.

Önemi

Bölgesel Gerginlik: ABD’nin İsrail’e hızlı mühimmat desteği, İran-ABD-İsrail çatışmasının tırmanmasına yol açabilir.

Siyasi Tartışma: Kongre incelemesinin atlanması, yönetimin savaş hazırlığı ve stratejisi konusunda eleştirilere neden oldu.

Uluslararası Tepki: ABD desteği, özellikle İsrail’in Gazze, Lübnan ve İran’daki askeri operasyonları sırasında insan hakları ve uluslararası hukuk açısından tartışmalara yol açıyor.

Kaynak: Reuters

İsrail Hava Kuvvetleri Beyrut’u Vurdu, Lübnan’da Ölü Sayısı 200’ü Aştı

Kim / Nerede / Ne Zaman

İsrail Hava Kuvvetleri, 6 Mart 2026’da Lübnan’ın Beyrut’un güney banliyöleri ve diğer bölgelerine hava saldırıları düzenledi. Saldırılar, Hezbollah’ın (Hizbullah) güçlü olduğu bölgeleri hedef aldı.

Ne Oldu?

Lübnan Sağlık Bakanlığı’na göre, Pazartesi gününden itibaren saldırılarda en az 217 kişi öldü, 798 kişi yaralandı.

Saldırılar öncesinde İsrail, densely-populatedbanliyölerdeki sivillerin tahliye edilmesini emretti; bu, Lübnan’da şimdiye kadarki en geniş kapsamlı tahliyelerden biri oldu.

Norwegian Refugee Council’a göre, 300.000 kişi yerinden edildi, sayı bir milyonu aşabilir.

Güney Lübnan’da İsrail ve Hizbullah arasında ağır çatışmalar yaşandı. İsrail, Khiyam kasabasında tank ve zırhlı araçlarla ilerledi.

İsrail askeri yetkilileri, saldırılarda 115 hedefin vurulduğunu, bunların bir kısmının Hizbullah’ın üs olarak kullandığı yerleşim binaları olduğunu açıkladı.

Kuzey ve güney Lübnan’daki diğer bölgeler, Tripoli, Tyre, Sidon, Nabatieh ve Baalbek de saldırılardan etkilendi.

Önemi

Bölgesel Risk: Lübnan, İran-ABD-İsrail çatışmasına doğrudan dahil oldu; çatışmalar ülkeyi derin insani krize sürüklüyor.

Sivillerin Tahliyesi: Bir milyon kişiyi aşan yerinden edilmeler, büyük bir insani kriz yaratıyor ve uluslararası hukuk açısından tartışmalara yol açıyor.

Hizbullah’ın Tepkisi: Grup, İsraillilere sınır yakınındaki yerleşimlerden çekilmelerini söyledi ve saldırıların misliyle karşılık bulacağını belirtti.

Kaynak: Reuters

İran BM Temsilcisi: 1.332 İranlı Sivil Hayatını Kaybetti

Kim / Nerede / Ne Zaman

İran’ın Birleşmiş Milletler (BM) Daimi Temsilcisi Amir Saeid Iravani, 6 Mart 2026’da New York’ta düzenlenen basın toplantısında, ABD ve İsrail ile devam eden savaşta en az 1.332 İranlı sivilin hayatını kaybettiğini ve binlercesinin yaralandığını açıkladı.

Ne Oldu?

Iravani, İran’ın operasyonlarının askeri hedeflerle sınırlı olduğunu, sivil altyapıyı hedef almadığını belirtti. Öte yandan, ABD ve İsrail’in kasıtlı olarak sivil hedefleri vurduğunu iddia etti.

Iravani ayrıca, İran’ın komşu ülkelerin çıkarlarını hedef almadığını ve bazı saldırılarla ilgili incelemelerin sürdüğünü söyledi. İlk değerlendirmelere göre bazı olayların, ABD savunma sistemlerinin müdahalesi nedeniyle hedeflerden sapma sonucu meydana gelmiş olabileceğini ekledi.

ABD’nin Tepkisi

ABD Başkanı Donald Trump, İran’dan “şartsız teslimiyet” talep ettiğini ve yeni İran liderinin ABD tarafından “kabul edilebilir” olması gerektiğini açıkladı. Iravani, bu açıklamayı BM Şartı’ndaki devletlerin iç işlerine müdahale yasağının açık bir ihlali olarak nitelendirdi ve İran’ın liderinin seçiminin yalnızca anayasal prosedürler ve İran halkının iradesiyle gerçekleşeceğini vurguladı.

Diplomatik Gelişmeler

Trump’ın açıklamalarının ardından İran Cumhurbaşkanı, bazı ülkelerin arabuluculuk girişimlerinde bulunduğunu açıkladı; bu, savaşın sona erdirilmesi yönünde atılan ilk diplomatik adımlardan biri olarak değerlendiriliyor.

ABD tarafına yakın iki yetkili, bir kız okuluna düzenlenen ve çok sayıda çocuğun öldüğü saldırının muhtemelen ABD güçleri tarafından gerçekleştirildiğini düşündüklerini, ancak kesin sonuca henüz ulaşmadıklarını belirtti.

Kaynak: Reuters

İran’ın Irak’taki Vekil Grupları Savaşta Büyük Rol Oynamıyor

Kim / Nerede / Ne Zaman

İran, yıllardır Irak’taki Şii milisleri ve paramiliter grupları kendi amaçları için yetiştirdi. Ancak ABD ve İsrail’in 28 Şubat 2026’da başlattığı saldırılar sonrasında, İran’ın bu vekil güçleri hâlâ sahada sınırlı rol oynuyor. Irak’taki pro-İran milis komutanlarından biri olan A.J., Reuters’a verdiği demeçte, Tahran’dan hâlâ hareket emri almadıklarını açıkladı.

Ne Oldu?

A.J. ve diğer gruplar, yıllarca İran’ın bölgesel nüfuz stratejisinin bir parçası olarak yetiştirildi; İsrail ve ABD’ye karşı savaşmaları için hazırlandılar. Ancak bugün, çoğu milis lideri artık politik ve ekonomik çıkarlarını önceliyor, savaşta aktif rol almak istemiyor.

Irak’taki milislerin çoğu, yıllar süren lider suikastları ve güvenli üs kayıpları nedeniyle askeri kapasitesini yitirmiş durumda.

Popüler Mobilizasyon Güçleri çatısı altında yer alan gruplar, artık devletten sağlanan bütçeler ve iş fırsatları ile meşgul.

Eski komutanlar parlamento ve iş dünyasında güçlü pozisyonlar edinmiş; ABD’ye karşı doğrudan eylemde bulunmak onlar için riskli hale gelmiş.

Bazı gruplar sınırlı saldırılar gerçekleştirse de, çoğu saldırı hâlâ doğrudan İran’dan geliyor. Irak’taki Şii milisler, ABD ve İsrail’in mevcut operasyonlarını İran’a sadakatten ziyade kendi çıkarları doğrultusunda değerlendiriyor.

Tarihsel Arka Plan

2003 sonrası Irak’ta ABD’ye karşı savaşan Şii milisler, zamanla Irak hükümeti ve siyasi sisteme entegre oldu.

2014’te IŞİD’e karşı savaş, İran destekli milislerin askeri gücünü ve siyasi nüfuzunu artırdı.

2020’de Kasım Süleymani suikastı, milisler arasındaki koordinasyonu zayıflattı.

2024’te Hizbullah lideri Hasan Nasrallah’ın öldürülmesi, Iraklı milislerin Lübnan’a erişimini ve bölgesel koordinasyonunu büyük ölçüde sınırladı.

Mevcut Durum ve Potansiyel Riskler

Milisler hâlâ sahada sınırlı bir kapasiteye sahip, ancak Şii kutsal mekanlarına veya topluluklarına yönelik saldırılar söz konusu olursa toplu eylem potansiyeli bulunuyor. Bazı milisler hâlâ ABD destekli politik gelişmelere müdahil olurken, esas motivasyonları dini ve toplumsal tehditler olarak öne çıkıyor.

Önde gelen gruplar: Kataib Hizbullah ve Nujaba, İran’a görece sadık kalıyor.

Irak’taki diğer üst düzey komutanlar ise ekonomik ve siyasi çıkarlar nedeniyle çatışmadan uzak duruyor.

ABD ve İsrail operasyonları, milislerin hareket kabiliyetini sınırlayan bir caydırıcı unsur olarak işliyor.

Önemi

Bu durum, İran’ın bölgesel vekil ağı stratejisinin sınırlarını ve kırılganlığını gözler önüne seriyor. ABD ve İsrail, İran’ın vekil güçlerini doğrudan sahada etkisiz kılarak, Tahran’ı yüzleşmeye zorlamış durumda.

Kaynak: Reuters

İran Devrim Muhafızları’ndan Trump’a Meydan Okuma: “Hürmüz Boğazı’nda Petrol Tankerlerini Koruyun”

Kim / Nerede / Ne Zaman

İran Devrim Muhafızları, 6 Mart 2026 tarihinde, ABD Başkanı Donald Trump’a Hürmüz Boğazı’ndan geçen petrol tankerlerine ABD donanması eşliğinde güvenlik sağlama çağrısı yaptı. Bu açıklama, İran devlet medyası tarafından duyuruldu.

Ne Oldu?

Trump, önceki günlerde ABD donanmasının gerektiğinde Hürmüz Boğazı’ndaki petrol tankerlerini koruyabileceğini söylemişti.

Devrim Muhafızları sözcüsü Alimohammad Naini, ABD’nin böyle bir adım atmasını “Hoş karşılıyoruz” diyerek karşıladı ve “Varışlarını bekliyoruz” dedi.

Naini, ABD’ye yönelik uyarısında 1987’de Amerikan süpertankeri Bridgeton’a yapılan saldırıları ve son dönemde Hürmüz Boğazı’nda hedef alınan diğer gemileri hatırlattı.

İran, savaşın başlamasından bu yana en az dokuz geminin saldırıya uğradığını bildirdi ve kendi talimatıyla bazı gemilerin boğazdan geçmemesi yönünde uyarılar yaptı.

Önemi

Stratejik Su Yolu: Hürmüz Boğazı, dünya petrol ticareti için kritik bir geçit; buradaki herhangi bir gerginlik enerji fiyatlarını ve küresel piyasaları doğrudan etkiliyor.

Askeri ve Diplomatik Mesaj: İran, ABD’nin bölgeye doğrudan müdahalesini beklerken, çatışma riskini ve caydırıcılığı test ediyor.

Savaşın Küresel Etkisi: ABD ve İsrail’in İran’a karşı başlattığı operasyonlar nedeniyle tankerler ve enerji sevkiyatları büyük ölçüde aksadı.

Kaynak: Reuters

İsrail Askeri: Gazze’de BM Yakıt Kamyonunu Kazara Vurdu

Kim / Nerede / Ne Zaman

İsrail Silahlı Kuvvetleri, 5 Mart 2026’da Gazze’de bir Birleşmiş Milletler (BM) yakıt kamyonunu kazara vurduğunu açıkladı. Olay, sabah saat 05:00 civarında meydana geldi.

Ne Oldu?

Kamyon, BM’nin Gazze’deki yakıt dağıtımını yürüten BM Proje Hizmetleri Ofisi (UNOPS)’a aitti ve boş durumdaydı.

İsrail ordusu, gemiden başlatılan bir “ateş bileşeninin” hedefinden saptığını ve kamyonu vurduğunu açıkladı.

Kamyonda hasar meydana geldi, ancak yaralanan olmadı.

Olay, kamyon Kerem Şalom sınır kapısına giderken gerçekleşti ve hareketleri önceden İsrail yetkilileriyle koordineliydi.

UNOPS Genel Direktörü Jorge Moreira da Silva, olayın tam olarak soruşturulması gerektiğini belirterek, insani operasyonların risk altında olmaması gerektiğini vurguladı.

İsrail ordusu, “Olay gözden geçirildi ve dersler çıkarıldı” açıklamasını yaptı, ancak kullanılan mühimmat türü veya hedef hakkında detay vermedi.

Önemi

İnsani Yardım Riski: Gazze’deki insani faaliyetler savaş ortamında ciddi risk altında; BM operasyonları bile yanlışlıkla hedef olabiliyor.

Siyasi ve Hukuki Boyut: BM, olayın soruşturulmasını talep ederek, sivillere veya insani lojistiğe yönelik saldırıların uluslararası hukuk açısından önemini hatırlattı.

Bölgesel Gerilim: Bu tür kazalar, İsrail-Filistin gerilimini daha da artırabilir ve uluslararası tepkilere yol açabilir.

Kaynak: Reuters

Almanya Şansölyesi Merz: Orta Doğu Savaşının Yayılmasına Karşı Uyarı

Kim / Nerede / Ne Zaman

Almanya Şansölyesi Friedrich Merz, 6 Mart 2026’da Münih’te yaptığı açıklamada, Berlin’in İran ile devam eden çatışmayı sona erdirme çabaları üzerinde ortak bir yaklaşım geliştirdiğini duyurdu.

Ne Oldu?

Merz, Almanya’nın ABD ve İsrail’in İran’ın nükleer ve füze programını durdurma hedeflerini paylaştığını belirtti ve İran halkının kendi geleceğini belirleme hakkına sahip olduğunu vurguladı.

Çatışmanın Orta Doğu’da yayılmasının kontrolsüz sonuçlar doğurabileceğini söyledi.

Merz, İran devletinin çökmesine izin verilmemesi gerektiğini ve kamu düzeni ile temel hizmetlerin korunmasının zorunlu olduğunu belirtti.

Almanya, çatışmanın sona ermesi sonrası bölgesel diyalog, güven tesis etme ve denetimli nükleer program gibi konuların ele alınması gerektiğini savunuyor.

Şansölye, İran’ın vekil gruplara desteğini kesmesi, tüm nükleer materyalin güvence altına alınması ve gerekirse yaptırımların kaldırılması ile insani yardımın sağlanabileceğini ifade etti.

Önemi

Avrupa Güvenliği: İran devletinin çökmesi veya proxysavaşlarının kontrolsüz yayılması, Avrupa’da göç ve ekonomik istikrarsızlık riskini artırabilir.

Bölgesel Diplomasi: Merz’in mesajı, ABD-İsrail askeri operasyonlarının ardından Avrupa’nın çatışmanın yayılmasını sınırlamaya çalıştığını gösteriyor.

Ekonomik Etki: Savaşın etkisiyle Küresel hava taşımacılığı aksıyor ve Hürmüz Boğazı gibi kritik enerji hatları kapalı, bu da enerji fiyatları ve ticaret üzerinde doğrudan etki yaratıyor.

Kaynak: Reuters

ABD ve İran Arasındaki Gelişmeler

Kim / Nerede / Ne Zaman

ABD Merkezi Komutanlığı (CENTCOM) Komutanı Admiral Brad Cooper, 6 Mart 2026’da yaptığı açıklamada, İran’ın Orta Doğu’daki sivillere yönelik saldırılarının cevapsız kalmayacağını bildirdi. Açıklama, Arap Denizi üzerinde USS Abraham Lincoln uçak gemisinde yapıldı.

Ne Oldu?

Cooper, İran’ın ABD ve İsrail’in operasyonlarından sonra 12 farklı ülkeye saldırdığını, bunlar arasında Bahreyn’de sivil mahallelere yedi insansız saldırı dronu gönderildiğini söyledi.

CENTCOM lideri, bu tür saldırıların “kabul edilemez” olduğunu ve yanıt verileceğini belirtti.

ABD, İran’ın sivil hedeflere yönelik saldırılarını bölgesel güvenliği tehdit eden ciddi eylemler olarak nitelendiriyor ve yanıtlarının hem caydırıcı hem de koruyucu olacağını vurguluyor.

Arka Plan

ABD ve İsrail’in İran’a yönelik geniş çaplı hava operasyonları, Tahran’daki yönetimi zayıflatmayı ve nükleer ile füze kapasitelerini sınırlamayı hedefliyor.

İran ise hem İsrail’e hem ABD’ye yönelik bölgesel saldırılar gerçekleştirmekte ve zaman zaman sivil bölgeleri hedef alıyor.

CENTCOM’un açıklaması, ABD’nin bu saldırılara anında ve koordineli bir askeri yanıt vereceğine dair net bir uyarı niteliği taşıyor.

Önemi

Bölgesel Gerilim: İran’ın sivillere yönelik saldırıları, Orta Doğu’da gerilimi daha da yükseltiyor.

Caydırıcılık Mesajı: ABD, sivil hedeflere yapılan saldırıların karşılıksız kalmayacağını açıkça belirterek İran’a karşı askeri ve diplomatik baskıyı artırıyor.

Uluslararası Güvenlik: Bu açıklama, müttefik ülkeler ve bölgedeki Amerikan üsleri için güvenlik planlamasında kritik bir uyarı olarak değerlendiriliyor.

Kaynak: Reuters

Güney Kıbrıs’ta İngiliz Askeri Üslerine Yönelik Endişeler

Kim / Nerede / Ne Zaman

Güney Kıbrıs Rum Yönetimi yetkilileri, 5 Mart 2026’da Akrotiri hava üssüne yapılan bir drone saldırısının ardından açıklamalarda bulundu. Saldırının İran destekli olduğu ve üssün civarında yaşayan siviller için tehlike yarattığı bildirildi.

Ne Oldu?

İran’ın müttefiki Hezbollah kaynaklı olduğu düşünülen bir drone, İngiliz Akrotiri üssüne çarptı. Olayda yaralanan olmadı, ancak bölgede tahliyeler yapıldı.

Güney Kıbrıs’ta bazı politikacılar, İngiliz üslerinin kapatılmasını veya statüsünün gözden geçirilmesini talep etmeye başladı. Bu üsler, Kıbrıs’ın 1960’ta bağımsızlığını kazanmasının ardından İngiltere’ye ait egemen toprak olarak kalıyor.

Üslerin yakınında yaklaşık 12.000 Rum yaşıyor, üslerde ise 7.000 İngiliz asker ve bağımlıları bulunuyor.

İngiltere’nin 2025’te Chagos Adaları üzerindeki egemenlik anlaşmasını uluslararası hukuk doğrultusunda değiştirmesi, Kıbrıs’ta da benzer bir adımın gündeme gelebileceğine işaret ediyor.

Arka Plan

Güney Kıbrıs, uzun süredir İngiliz üslerinin adadaki varlığından rahatsızdı. Ancak İran-ABD-İsrail çatışması,konuyu yeniden gündeme taşıdı.

İngiltere Başbakanı Keir Starmer, üslerin ABD ve İsrail operasyonları için kullanılıp kullanılmayacağı konusunda net açıklama yapmamış, bu durum Lefkoşa’da gerilime neden olmuştu.

İngiltere Savunma Bakanlığı, üslerin uluslararası hukuka uygun olduğunu belirtti, ancak Kıbrıs’taki bazı hukuk uzmanları statünün gözden geçirilmesi gerektiğini savunuyor.

Önemi

Güvenlik Riski: Drone saldırısı, üs çevresindeki siviller için doğrudan tehlike oluşturdu.

Uluslararası Hukuk Tartışması: Kıbrıs’ta İngiliz üslerinin statüsü, kolonyal geçmişi nedeniyle yeniden sorgulanıyor.

Bölgesel Etki: Orta Doğu çatışmasının Kıbrıs’a yansıması, adada hem güvenlik hem de diplomatik gerilimi artırıyor.

Kaynak: Reuters

Bu Yazıyı Paylaş
Yorum yapılmamış

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir