MEHMED EMİN RESULZÂDE’NİN TÜRKLÜK BİLİNCİ VE FİKRÎ MİRASI

Turk DEGS
Yazan: Turk DEGS
3 Dk. Okuma
3 Dk. Okuma

Mehmed Emin Resulzâde, 31 Ocak 1884’te Bakü yakınlarındaki Novhanı köyünde dünyaya gelmiştir. Din âlimi bir babanın oğlu olarak geleneksel İslâmî eğitimle yetişmiş; Arapça ve Farsça öğrenmiş, ardından Rus-Tatar mektebinde modern eğitim almıştır. Genç yaşta basın hayatına atılarak gazetecilik faaliyetleri yürüterek Çarlık Rusyası’nın baskıcı yönetimine karşı siyasî mücadeleye katılmıştır. 1909–1911 yılları arasında İran Meşrutiyet Hareketi içinde yer almış, daha sonra İstanbul’a gelerek Türk aydın çevreleriyle temas kurmuştur. 1913’te Bakü’ye döndüğünde Müsâvat hareketinin ideolojik liderlerinden biri hâline gelmiştir. 28 Mayıs 1918’de Azerbaycan Demokratik Cumhuriyeti’nin ilânında Azerbaycan Millî Şûrası Başkanı olarak tarih sahnesine çıkmıştır. 1920’de Sovyet işgaliyle Azerbaycan’dan ayrılmak zorunda kalmış ve hayatının geri kalanını muhacerette geçirmiştir. Avrupa’da ve Türkiye’de Azerbaycan davasını savunmayı sürdürmüş, Ankara’da 6 Mart 1955’te vefat etmiştir.

Mehmed Emin Resulzâde, modern Azerbaycan milliyetçiliğinin kurucusu olmasının yanı sıra, Türk dünyasında millî kimlik, hürriyet ve çağdaşlaşma meselelerini bütüncül bir düşünce sistemi hâline getirmiş büyük bir fikir adamıdır. Onun dünya görüşü, “Türklük bilinci, İslâmî ahlâk ve modern siyasî düşünce” arasında kurulan özgün bir senteze dayanmıştır. Resulzâde, milliyeti yalnızca etnik aidiyet olarak değil; tarih, dil, kültür ve kader ortaklığı temelinde şekillenen siyasî ve ahlâkî bir varlık alanı olarak tanımlamıştır.

Mehmed Emin Resulzâde’nin fikir dünyası, özellikle Ziya Gökalp çizgisinde “Türkleşmek, İslâmlaşmak, Muasırlaşmak” ilkesi etrafında şekillenmiştir. Türklük, tarihî ve kültürel kökü; İslâm, ahlâkı ve medenî zemini; muasırlaşma ise çağın gereklerine uygun bir toplum ve devlet inşasını temsil etmiştir. Resulzâde’ye göre millet, yalnızca mazinin mirasçısı olmamış, istikbalin mimarı olarak görülmüştür. Bu nedenle milliyet, geçmişi yüceltmekle sınırlı kalamaz; aksine geleceği kurma sorumluluğunu üstlenmelidir.

Resulzâde’nin Türklük anlayışı, Azerbaycan bağlamında somut bir siyasî programa dönüşmüştür. O, Azerbaycan’ı dili, tarihi ve kültürüyle müstakil bir Türk yurdu olarak kabul etmiştir. 28 Mayıs 1918’de dile getirdiği ve millî hafızaya kazınan “Bir kere yükselen bayrak, bir daha inmez” sözü, milletin varlık bilincinin tabiî sonucu olduğu düşüncesini yansıtmıştır.

Mehmed Emin Resulzâde’ye göre Türk milleti, tarih sahnesinde medeniyet kurucu bir özne olmalıdır. Bu nedenle onun metinlerinde “uyanış”, “diriliş” ve “inşa” kavramları sürekli vurgulanmıştır. Millet, ancak kendi kaderini tayin etme iradesini geliştirdiği ölçüde gerçek anlamda var olabileceğini düşünmüştür. Türk olmak, onun düşüncesinde bir soyluluk iddiasından çok ahlâkî ve siyasî bir sorumluluktur.

Mehmed Emin Resulzâde’ye göre Türklük, geçmişten güç alan fakat yüzünü daima geleceğe çeviren dinamik bir kimlik olmuştur. Bu fikrî mirası, Türk dünyasında milliyetçiliği bir “medeniyet ve istiklâl davası” hâline getirmiş; onu yalnız Azerbaycan’ın değil, bütün Türk dünyasının kurucu zihinlerinden biri konumuna yükseltmiştir.

Bu Yazıyı Paylaş
Yorum yapılmamış

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir