TRABZON HAREKÂTI (24 ŞUBAT 1918)

Turk DEGS
Yazan: Turk DEGS
4 Dk. Okuma
4 Dk. Okuma

Trabzon, Osmanlı Devleti’nin I. Dünya Savaşı boyunca Doğu Karadeniz’de yürüttüğü askerî faaliyetlerde coğrafî ve stratejik konumuyla kritik bir odak noktası hâline gelmiştir. Şehrin 1916’da Rus işgaline uğraması, Osmanlı’nın Karadeniz’deki savunma hattının çökmesine yol açmış; yalnızca askerî alanda değil, bölge halkının güvenliği ve moral bütünlüğü açısından da derin etkiler yaratmıştır. Ancak 1917 yılında Rusya’da patlak veren Bolşevik Devrimi ve Çarlık ordusunun çözülmesi, Osmanlı Devleti açısından yeni bir fırsat penceresi açmıştır. Bu süreçte Kafkas Cephesi’nde inisiyatifi yeniden ele almak amacıyla planlanan askerî hamlelerin en önemlisi, 24 Şubat 1918’de gerçekleştirilen Trabzon Harekâtı’dır. Harekât, yalnızca şehir merkezinin geri alınmasını değil; aynı zamanda Osmanlı’nın Doğu Karadeniz kıyılarında kontrolü yeniden tesis etmesini sağlayan geniş kapsamlı stratejik bir dönüşümün parçasını oluşturmuştur.

1917 yılında Rusya’nın siyasî yapısında yaşanan köklü değişimler, Kafkas Cephesi’ni doğrudan etkilemiş; Bolşevik Devrimi’nin ardından Rus askerî birlikleri disiplin ve komuta yapısını hızla kaybetmeye başlamıştır. Bu çözülme, Osmanlı Devleti’ne cephe hattını yeniden şekillendirme imkânı tanımıştır. Karadeniz kıyılarının kaybedilmesi, savaş boyunca Osmanlı’nın lojistik ağlarını zayıflatmış; özellikle Erzurum, Bayburt ve Gümüşhane hattına uzanan ikmal yolları ciddi tehdit altına girmiştir. Bu nedenle 1918 kışında hazırlanan harekât planı, çökmekte olan Rus varlığından yararlanmayı ve Karadeniz’in Osmanlı açısından hayati ikmal işlevini yeniden canlandırmayı hedeflemiştir.

Karadeniz sahil şeridi, özellikle savaşın son iki yılında, Osmanlı’nın yalnızca askerî değil, siyasî varlığı bakımından da kritik bir sınav alanı hâline gelmiştir. Trabzon’un geri alınması, ordunun moralini yükseltmiş; bölge halkının Osmanlı merkezî otoritesine olan güvenini yeniden tesis etmiş ve devletin çözülme sürecine girdiği iddiaları yumuşatmıştır. Bu çerçevede harekâtın stratejik değeri, askerî lojistik ve devlet-toplum ilişkileri açısından çift yönlü bir nitelik taşımıştır.

Osmanlı birlikleri, Kafkasya’daki genel çözülmeden yararlanarak 1918 yılı Şubat ayı boyunca sahil hattı boyunca ilerlemiş, Rus ve yer yer Ermeni gönüllü unsurlarının kontrolündeki bölgeleri sistemli biçimde geri almaya başlamıştır. Harekâtın en kritik aşamasını, şehrin güneyindeki hâkim tepelerin ele geçirilmesi oluşturmuştur. Bu tepeler, Trabzon’un savunulabilirliğini belirleyen doğal engeller niteliğinde olduğundan, Osmanlı ordusu açısında şehrin kontrolünü mümkün kılacak anahtar görevi görmüştür.

24 Şubat 1918 sabahında başlayan nihai ileri hareket, birkaç koldan eş zamanlı biçimde yürütülmüş; piyade birlikleri sahil hattından ilerlerken diğer birlikler iç kesimlerden şehre yönelmiştir. Rus işgal kuvvetlerinin büyük kısmı geri çekildiğinden açık bir cephe savaşından ziyade şehir içi ve çevresindeki mevzilerin temizlenmesine yönelik mücadeleler yaşanmıştır. Osmanlı Devleti, sivil halka zarar gelmemesi için sıkı talimatlar yayımlamış ve harekâtın mümkün olan en düşük düzeyde yıkımla tamamlanmasına özen göstermiştir. Bu yaklaşım, bölge halkının Osmanlı kuvvetlerini büyük ölçüde olumlu karşılamasıyla sonuçlanmıştır. Şehrin kontrolünün yeniden sağlanmasının ardından Osmanlı idaresi, bölgeye hızla mülkî görevliler atamış; işgal döneminde aksayan güvenlik, adalet ve iaşe mekanizmalarını yeniden işler hâle getirmiştir. Yalnızca askerî bakımdan değil, toplumsal düzenin yeniden tesis edilmesi açısından da bu hızlı idarî yapılanma, harekâtın başarısının önemli göstergelerinden biri sayılmıştır.

24 Şubat 1918 Trabzon Harekâtı, yalnızca bir şehir merkezinin geri alınmasından ibaret değildir. Harekât, Osmanlı Devleti’nin Doğu Cephesi’nde çözülmekte olan uluslararası dengeleri doğru okuyarak stratejik bir hamle yaptığı, askerî kabiliyetini ve operasyonel esnekliğini son kez güçlü biçimde ortaya koyduğu bir müdahale niteliği taşımaktadır. Şehrin yeniden Osmanlı idaresine kavuşması, Doğu Karadeniz hattında devlet otoritesinin simgesel olarak da yeniden tesis edilmesini sağlamış; bölge halkının savaşın en çalkantılı günlerinde ihtiyaç duyduğu güven duygusunu güçlendirmiştir. Böylece Trabzon Harekâtı, Osmanlı’nın I. Dünya Savaşı yıllarında Doğu Cephesi’nde verdiği mücadelenin en anlamlı ve tarihsel yankısı en güçlü halkalarından biri olarak Türk tarih yazımındaki yerini almıştır.

Bu Yazıyı Paylaş
Yorum yapılmamış

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir