TÜRK DİPLOMASİ TARİHİNDE ERKEN BİR KADIN TEMSİLCİ: SARA HATUN

Turk DEGS
Yazan: Turk DEGS
4 Dk. Okuma
4 Dk. Okuma

Sara Hatun, 15. yüzyılın ikinci yarısında Akkoyunlu Devleti’nin siyasî yapısı içerisinde aktif olarak yer almış önemli bir tarihî şahsiyettir. Doğu Anadolu, Azerbaycan ve İran coğrafyasında hâkimiyet kurmuş olan bu devlet içinde yalnızca hükümdar annesi kimliğiyle değil, doğrudan siyasî süreçlere katılmış olmasıyla öne çıkmıştır. Akkoyunlu ve Karakoyunlu siyasî teşekküllerine dair çalışmalar, hanedan kadınlarının aile içi rollerle sınırlı kalmamış olduklarını; iktidar ilişkilerinin şekillenmesinde etkili olduklarını göstermiştir. Bu bağlamda Sara Hatun’un biyografisi, bireysel bir hayat anlatısından ziyade Türkmen siyasî kültüründe kadın-iktidar ilişkisinin somut bir tezahürü olarak değerlendirilmiştir. Akkoyunlu siyasî düzeni, bozkır kökenli aşiret geleneği ile İslâmî hükümdarlık telakkisinin birleştiği bir yapıya dayanmıştır. Bu yapı içerisinde meşruiyet yalnızca askerî başarıya değil, soy sürekliliğine ve hanedan bütünlüğüne dayandırılmıştır. “Hatun” unvanını taşıyan kadınlar, bu meşruiyet zincirinin taşıyıcı unsurlarından biri olarak kabul edilmiştir.

Bayındır boyuna mensup hanedan çevresinde yetişmiş olan Sara Hatun’un siyasî hayatı, mücadele ve rekabet ortamında şekillenmiştir. Akkoyunlu-Karakoyunlu çekişmesi, bölgesel güç mücadeleleri ve hanedan içi iktidar çatışmaları, onun siyasî bilincinin erken dönemde gelişmesine zemin hazırlamıştır. Hanedan kadınlarının evlilik yoluyla kurdukları ittifaklar ve aşiretler arası bağları güçlendiren rolleri, siyasî istikrarın önemli unsurlarından biri olarak kabul edilmiştir. Bu çerçevede Sara Hatun, yalnızca hanedan mensubu bir kadın olarak kalmamış; aşiret aristokrasisiyle kurduğu ilişkileri siyasal dengeye dönüştürebilmiş bir siyasî aktör olarak öne çıkmıştır.

Uzun Hasan’ın annesi olması, onun siyasî görünürlüğünü kurumsal bir mahiyet kazanacak şekilde artırmıştır. Türkmen devlet geleneğinde hanedan annesi figürü, hükümdarın meşruiyetini pekiştiren sembolik bir dayanak olarak kabul edilmiştir. Ancak Sara Hatun örneğinde bu sembolik konum fiilî bir etki alanına dönüşmüştür. Uzun Hasan’ın iktidar mücadelesi sürecinde hanedan içi dayanışmanın sağlanması ve aşiret ileri gelenleriyle ilişkilerin düzenlenmesi hususunda Sara Hatun’un belirleyici bir rol üstlenmiş olduğu anlaşılmıştır. Bu durum, onun salt annelik rolüyle sınırlı kalmadığını; siyasî aklı temsil eden bir danışman ve arabulucu olarak konumlandığını göstermiştir. 

15. yüzyılda Akkoyunlu Devleti’nin genişleme siyaseti ve bölgesel rekabet ortamı, dış politikada çok katmanlı ve temkinli bir strateji izlenmesini zorunlu kılmıştır. Osmanlı Devleti ile ilişkiler, çatışma ve diplomatik temas arasında değişken bir seyir izlemiştir. Bu süreçte Sara Hatun doğrudan diplomatik girişimlerde bulunmuştur. Osmanlı yönetimiyle yürütülen temaslarda müzakereci sıfatıyla yer almış olduğu ve karşı tarafın da kendisini resmî ve ciddî bir muhatap olarak kabul etmiş olduğu kaynaklarda belirtilmiştir. Bu durum, Akkoyunlu devlet geleneğinde kadınların temsil ve müzakere yetkisine sahip olabildiklerini açık biçimde göstermiştir.

Sara Hatun’un diplomatik faaliyetleri sembolik bir elçilik göreviyle sınırlı kalmamış; iki devlet arasındaki gerilimi azaltmaya yönelik stratejik girişimlerin bir parçası hâline gelmiştir. Bu bağlamda Sara Hatun, barış ve istikrarı önceleyen siyasî iradenin taşıyıcısı olarak konumlanmıştır. Osmanlı-Akkoyunlu ilişkilerinin hassas bir dengede yürütülmüş olduğu bir dönemde hanedan mensubu bir kadının aktif rol üstlenmiş olması, dönemin siyasî zihniyeti açısından dikkat çekici bir örnek oluşturmuştur.

Orta Çağ Türk-İslam siyasî anlayışında hükümdarlık, askerî başarı kadar hanedanın devamlılığına ve ilahî takdire dayandırılmıştır. Bu anlayışta hanedan annesi figürü, soyun sürekliliğinin teminatı olarak kabul edilmiştir. Sara Hatun’un Uzun Hasan üzerindeki etkisi ve hanedan içi birlik fikrini güçlendirmiş olması, bu sembolik konumu fiilî otoriteye dönüştürmüştür. Onun varlığı hem iç siyasette istikrar unsuru olarak algılanmış hem de dış ilişkilerde güvenilir bir temsil makamı teşkil etmiştir.

Sonuç olarak Sara Hatun, Akkoyunlu Devleti’nin siyasî tarihinde yalnızca bir hükümdar annesi değil; meşruiyetin güçlendirilmesinde, hanedan birliğinin korunmasında ve diplomatik ilişkilerin yürütülmesinde belirleyici rol üstlenmiş güçlü bir hanedan aktörü olmuştur. Onun faaliyetleri, Orta Çağ Anadolu-İran siyasal dünyasında kadınların pasif figürler olmadığını; uygun şartlar altında siyasî süreçlere yön verebildiklerini göstermiştir. Bu çerçevede Sara Hatun, Türk diplomasi tarihinde kadınların devlet aklı ve siyasî temsil alanındaki varlığını erken bir dönemde somutlaştırmış bir şahsiyet olarak, tarih yazımında dikkatle ele alınması gereken önemli örneklerden biridir.

Bu Yazıyı Paylaş
Yorum yapılmamış

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir