TÜRK TARİHİNDE BÜYÜK DEPREMLER

Turk DEGS
Yazan: Turk DEGS
6 Dk. Okuma
6 Dk. Okuma

Türk Tarihinde Büyük Depremler

  En yıkıcı doğal felaketlerinden birisi olan depremler, Türk millî hafızasında derin izler bırakmıştır. Türkiye, Avrasya, Arap ve Anadolu tektonik plakalarının buluştuğu karmaşık bir dizi doğrultu atımlı fayın ortasında yer almaktadır. Arap plakası kuzeye, Avrasya plakasına doğru hareket etmekte olup, Türkiye’nin tamamı ve Anadolu plakası bu iki plaka arasında sıkışmaktadır. Özellikle Kuzey Anadolu Fay Hattı ve Doğu Anadolu Fay Hattı büyük depremler üretmiş, çok sayıda can almıştır. Bu şartlar Türkiye’yi dünyanın en aktif deprem bölgelerinden birisi haline getirmektedir.

   Çok eski devirlerden itibaren Anadolu’da oldukça şiddetli depremler meydana gelmiştir. Örneğin 115 yılında Antakya’da yaşanan büyük depremde 200 binden fazla insan ölmüştür. 526’daki Antakya depremi ise yaklaşık 7.0 büyüklüğünde ve 7-9 şiddetinde olmuş, tahminen 300.000 civarında can kaybına yol açmıştır. Ayrıca 447 ve 557 yıllarında İstanbul’da yaşanan depremler kenti ağır şekilde hasara uğratmıştır. Bu büyük depremler, Doğu Roma Devleti’nin siyasi ve ekonomik yapısını derinden etkilemiş ve kalıcı izler bırakmıştır.

    Türklerin Anadolu ve Balkanlar’da hâkimiyet kurmasından sonra da Kuzey Anadolu Fay Hattı ve Doğu Anadolu Fay Hattı boyunca büyük depremler meydana gelmeye devam etmiştir. Örneğin 1509 yılında İstanbul’da meydana gelen yaklaşık 7.2 büyüklüğündeki deprem (bazı tahminlere göre 7.6-8.0), 40-45 gün süren yoğun artçı sarsıntılar ve tsunami dalgalarıyla birlikte büyük yıkıma yol açmıştır. Bu depremde İstanbul’da 5.000 ila 10.000 civarında insan hayatını kaybetmiş; Beyazıt Camii, Fatih Camii, Kız Kulesi, Bozdoğan Kemeri gibi birçok önemli eser ağır hasar görmüştür. Halk arasında “Küçük Kıyamet” (Kıyamet-i Suğra) olarak anılan bu olay, şehrin surlarını aşan tsunamiyle daha da ağırlaşmıştır. 1598 yılında ise Kuzey Anadolu Fay Hattı üzerinde gerçekleşen deprem, özellikle Amasya ve Çorum arasında büyük yıkıma neden olmuş; tarihi kaynaklara göre binlerce kişi hayatını kaybetmiş ve bölgede salgının yanı sıra kıtlık gibi ikincil felaketler de yaşanmıştır.

    1600’ler ile 1900’ler arasında Anadolu’da binlerce can kaybına yol açan pek çok büyük depremin yaşandığı tarihi kayıtlarda geçmektedir. Nitekim 1668 yılında meydana gelen büyük Kuzey Anadolu depreminde yaklaşık 8.000 kişinin yaşamını yitirdiği; 1688 İzmir depreminde bu sayının 16.000’e ulaştığı belirtilmektedir. 1766’da Marmara ve İstanbul çevresini etkileyen depremin yaklaşık 4.000 can kaybına yol açtığı; 1784 Erzincan depreminde ise ölü sayısının 5.000 ile 10.000’in üzerine çıktığı ifade edilmektedir. 19. yüzyılda da yıkıcı depremlerin sürdüğü, 1840 Ağrı depreminde (heyelanların da etkisiyle) yaklaşık 10.000, 1859 Erzurum depreminde 15.000, 1881 Çeşme–Sakız depreminde ise yaklaşık 8.000 kişinin hayatını kaybettiği kaydedilmektedir.

    1939 Erzincan depreminin, 20. yüzyıl Türkiye’sinde yaşanan depremler içerisinde en büyük ve en ağır sonuçlara yol açan olaylardan biri olduğu ifade edilmiştir. 7.8 büyüklüğündeki bu depremde resmî rakamlara göre yaklaşık 33.000 kişi hayatını kaybetmiş, 100.000’den fazla kişi yaralanmıştır. Çetin kış koşulları (kar, soğuk ve fırtına) nedeniyle kurtarma çalışmaları çok zorlaşmış, enkaz altında kalan binlerce kişi kurtarılamamıştır. Erzincan neredeyse tamamen yıkılmış; şehir daha kuzeyde, yeniden kurulmuştur. Depremin ardından Türkiye’de ilk deprem yönetmeliği 1940’ta yürürlüğe girmiş ve bu felaket, ülkenin deprem güvenliği politikalarını kökten değiştirmiştir.

     1999 yılında meydana gelen Gölcük depremi (17 Ağustos Marmara Depremi), Türkiye’nin yakın tarihinde yaşanan en yıkıcı olaylardan biri olmuştur. Kuzey Anadolu Fay Hattı’nın kırılmasıyla oluşan 7.4-7.6 büyüklüğündeki depremde resmî verilere göre 18.373 can kaybı, 48.901 yaralı ve yaklaşık 5.840 kayıp yaşanmıştır. Çok sayıda bina çökmüş, yüz binlerce kişi evsiz kalmıştır. Ekonomik kayıp ise 1999 GSYİH’sının %8-10’una denk gelen 15-20 milyar dolar civarındadır (farklı kaynaklara göre 12-20 milyar dolar arası). Bu felaket, yapı stokundaki zayıflıkları ve denetimsiz inşaatları gözler önüne sermiş, deprem yönetmeliklerinin sıkılaştırılmasına ve kamuoyunda deprem bilincinin artmasına yol açmıştır.

     21. yüzyılda Türkiye’de yaşanan büyük depremler arasında 2011 Van ve 2020 İzmir depremlerinin öne çıktığı; tarihin en yıkıcı olaylarından birinin ise 6 Şubat 2023 Kahramanmaraş depremleri olduğu ifade edilmiştir. 6 Şubat’ta Doğu Anadolu Fay Hattı boyunca gerçekleşen kırılmalar sonucunda 7,8 ve 7,6 büyüklüğünde iki ana deprem meydana gelmiş ve 11 ili, özellikle Kahramanmaraş ile Hatay’ı ciddi biçimde etkilemiştir. Resmî verilere göre 53.537 can kaybı, 107.204 yaralı ve 297 kayıp yaşanmıştır. Şiddet skalasında XII’ye ulaşan bu felaket, binlerce binanın yıkılmasına yol açmış ve ekonomik kayıp yaklaşık 104 milyar dolar (bazı tahminlerde 100-150 milyar dolar) olarak hesaplanmıştır. Bu deprem, Türkiye’nin deprem gerçeğini bir kez daha acı biçimde hatırlatmış ve yapı stokunun güçlendirilmesi ihtiyacını ön plana çıkarmıştır.

   Depremi engellemek mümkün olmasa da can kaybını en aza indirmek elimizdedir. Güncel deprem yönetmeliklerinin uygulanması, toplanma alanları, halk eğitimi ve erken uyarı sistemleri; sadece afet önlemi değil, Türk milletinin geleceğini korumanın zorunlu şartıdır. Özellikle İstanbul gibi yüksek riskli bir bölgede tedbirsizlik, depremin yıkımını katlayarak ulusal krize dönüştürebilir. Devlet ve millet olarak gerekli adımları geciktirmeden atmak, hayatî bir sorumluluktur.

Bu Yazıyı Paylaş
Yorum yapılmamış

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir