
Millî marş, bir milletin kimliğini, tarihî hafızasını ve ortak değerlerini yansıtan en önemli sembollerden biridir. Türk milletinin bağımsızlık iradesini yansıtan İstiklâl Marşı, vatan sevgisini ve özgürlük idealini güçlü bir şekilde ifade eden önemli eserler arasında yer almaktadır. İstiklâl Marşı’nın ortaya çıktığı dönem, Türk milletinin var olma mücadelesi verdiği Kurtuluş Savaşı yıllarına rastlamaktadır.
Birinci Dünya Savaşı’nın ardından Osmanlı Devleti’nin büyük ölçüde işgale uğraması ve Anadolu’nun çeşitli bölgelerinin yabancı güçlerin kontrolüne girmesi, Türk milletini bağımsızlık mücadelesine yöneltmiştir. Bu zorlusüreçte sadece askerî mücadele değil, aynı zamanda toplumun moralini yüksek tutmak ve millî birlik duygusunu güçlendirmek de büyük önem taşımıştır. Bu bağlamda millî mücadele ruhunu yansıtacak bir marş yazılması amacıyla Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından bir yarışma düzenlenmiştir. Düzenlenen yarışmaya ülkenin farklı bölgelerinden 700’den fazla şiir gönderilmiştir.
Dönemin önemli şairlerinden Mehmet Âkif Ersoy, yarışmaya katılmak istememiş ve millî bir marşın maddi bir karşılık düşünülerek yazılmasını doğru bulmamıştır. Bunun üzerine dönemin Milli Eğitim Bakanı olan Hamdullah Suphi Tanrıöver, Mehmet Âkif Ersoy’a bir mektup yazarak onun yarışmaya katılmasını özellikle rica etmiştir. Ayrıca ödül konusunun sorun olmayacağı belirtilmiştir. Bu davetin ardından Mehmet Âkif Ersoy millî duygularını yansıtan şiirini kaleme almaya karar vermiş, Taceddin Dergâhı’nda şiiriniyazarken Türk milletinin bağımsızlık mücadelesi ve halkın yaşadığı zorluklardan ilham almıştır.
“Kahraman Ordumuza” hitaben yazılan İstiklâl Marşı, öncelikle 17 Şubat günü Sırat-ı Müstakim ve Hâkimiyet-i Milliye’de yayımlanmıştır. Ardından 1 Mart 1921 tarihinde Hamdullah Suphi Tanrıöver tarafından Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde milletvekillerine okunmuştur. Mehmet Âkif Ersoy’un kaleme aldığı bu şiir, Mecliste büyük bir heyecan ve takdirle karşılanmış, düzenlenen yarışma sonucunda da millî mücadele ruhunu en etkili şekilde yansıtan eser olarak tarihinde kabul edilmiştir (12 Mart 1921). İstiklâl Marşı’nın kabul edilmesinin ardından Mehmet Âkif Ersoy, yarışma için belirlenen para ödülünü kabul etmeyerek ödülü bir hayır kurumuna bağışlamıştır. Bu davranışı, onun millî değerlere verdiği önemi ve vatan sevgisini bir kez daha göstermiştir.
Mehmet Âkif Ersoy, şiirini kaleme alırken milletin yaşadığı zorlukları, bağımsızlık arzusunu ve vatan sevgisini derin bir duyarlılıkla dile getirmiştir. Onun maddî ödülü kabul etmeyerek eseri milletine armağan etmesi ise yüksek ahlâkî değerlerinin yanı sıra vatan sevgisini de açıkça göstermektedir. Bu yönüyle İstiklâl Marşı sadece edebî değeri yüksek bir şiir olmayıp, aynı zamanda güçlü bir toplumsal ve ahlâkî mesaj taşıyan bir metin niteliğindedir.
İstiklâl Marşı’nın içeriği incelendiğinde bağımsızlık, özgürlük, vatan sevgisi ve inanç gibi kavramların güçlü bir biçimde vurgulandığı görülmektedir. Marşın dizelerinde Türk milletinin hiçbir koşulda bağımsızlığından vazgeçmeyeceği açık bir şekilde ifade edilmiştir. Ayrıca milletin cesareti, fedakârlığı ve kararlılığı da şiirin önemli temaları arasında yer almıştır. Bu nedenle İstiklâl Marşı sadece Kurtuluş Savaşı döneminin ruhunu yansıtmakla kalmamış, aynı zamanda gelecek nesillere aktarılması gereken önemli millî değerleri de içinde barındırmıştır.
İstiklâl Marşı, edebî bir metin olmanın ötesinde, Türk milletinin bağımsızlık iradesini, direniş ruhunu, vatan sevgisini yansıtan güçlü bir sembol niteliğindedir. Bu nedenle 12 Mart, Türk milletinin tarihî hafızasında önemli bir yere sahiptir.

